(Kraliçenin elçisi çok değerli hediyelerle) Süleyman’a geldiğinde (Süleyman ona) şöyle dedi; (etkilenmem için) "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana vermiş olduğu nimetler sizin verdiğinizden daha hayırlıdır. Belki hediyenizle siz (övünüp) sevinirsiniz" dedi.*
(*) Metni aşağıya alınan Taberanî tefsirine göre, hediyelerle gönderilen Melike’nin elçisi (veya elçileri) ile hüdhüd hep birlikte Hz. Süleyman’a alelacele geliyor. Ama her ne kadar diğerleri gibi Taberanî de Hüdhüd’ün bir kuş olduğuna inanıyorsa da, onun buradaki sözünden anlaşılıyor ki, Hüdhüd bir insandır, yoksa uçabilen ve insanlardan ürküp kaçan bir kuşun uçmadan Sebe ülkesinden yürüyen elçi heyetiyle birlikte Hz. Süleyman’ın yanına kadar yolculuk yapması düşünülemez. Yani uçarak kolaylıkla kısa bir zamanda Hz. Süleyman’ın yanına varması mümkün iken, neden kraliçenin elçisi (veya elçileri) ile beraber bir insan gibi yerde yürüyerek yola çıkıyor? Demek ki, Hüdhüd bir insan olup uçabilen bir kuş olmadığından dolayı elçi heyetiyle beraber yola çıkıp Hz. Süleyman’ın yanına kadar yürüyerek geliyor. Hâlbuki eğer Hüdhüd bir kuş olsaydı, yol yürüyen elçi ve heyetiyle beraber değil, uçarak Hz. Süleyman’a gelecekti.
وفي الخبر ...وكانت بلقيسُ قد قالت لرسُولِها: إذا دخلْتَ عليهِ، فَإذا نَظَرَ إليكَ نَظَرَ غَضَبٍ، فَاعْلَمْ أنَّهُ مَلِكٌ يَهُولَنَّكَ منظرهُ، فأنا أعَزُّ منه، وإنْ نَظَرَ إليكَ بوجهٍ طَلِقٍ فإنه نَبيٌّ مرسلٌ، فتَفَهَّمْ قولَهُ ورُدَّ الجوابَ. فَانْطَلَقَ الرسولُ بالْهَدايا ومعهُ الْهُدهُدُ مُسْرِعَين إلى سليمان (التفسير الكبير - الطبراني)