Gerçekten ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık yapan ve (bu hususta gereken ne ise) kendisine her şeyden verilmiş olup (onun ülkesinin büyüklüğünü, hükümranlığını ve pek güçlü bir yönetim şeklini simgeleyen görkemli) bir arşı bulunan bir kadını buldum.*
(*) Bu yönetici kadın, babası bütün Yemen toprağının meliki olan Hüdhad bin Şurahil’in kızı Seba melikesi Belkıs olarak bilinmektedir. Ayetlerde geçen [Sebe’] kelimesi, bir kavmin adıdır ve bunlar Sebe’ b. Yeşcub (Yaşhab) b. Ya‘rub (Yağrub) b. Kahtân adıyla bilinen bir kavimdir. Neml 27: 22-44. ayetlerde kıssası anlatılan bu kavim, önceleri güneşe tapan, başlarında Belkıs diye bilinen bir kadın hükümdar bulunan, sonrasında Hz. Süleyman’ın emrine giren, yaşadıkları yer Güneybatı Arabistan’da Yemen’de Me’rib adındaki şehir olan bir kavim idi. En parlak dönemlerinde (M.Ö. iki bin yıllarında) yalnızca Yemen’i değil, Hadramevt’in geniş bir bölümünü, Mahrah topraklarını ve şimdiki Habeşistan’ın büyük bölümünü de içine alıyordu. Sebe’liler başkent Ma’rib’in çevresinde yüzlerce yıllık bir zaman kesiti içinde günümüze kadar ayakta kalabilmiş muhteşem kalıntılarıyla tarihte büyük bir ün yapmış olan olağanüstü barajlar, bentler ve su yolları şebekeleri inşa etmişlerdi (M. Esed, [Kur’an Mesajı], 875’te 23. not. İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an], s. 819’da 29. not). (M. Okuyan Meali 23. Ayet Açıklaması) Ayrıca kuş bakıcısı ve aynı zamanda istihbarat görevlisi olan Hüdhüd/ İbranice Hüdad/ ve buradaki büyük arş ifadesiyle, melike memleketinin büyüklüğünün, genişliğinin, üzerindeki hükümranlığının, pek güçlü bir yönetiminin simgesi olup aynı zamanda ülkenin yönetim yapısı ve idarecinin üstün seviyeli ve dirayetli birisi olduğu anlatmak istenmiştir. Arş ise, ulvilik, yücelik ve üstünlüğe delâlet eden taht, aynı zamanda yönetim, hâkimiyet ve hükümranlık anlamlarının da temsîl edildiği bir makamdır. O halde arşın, yönetim, hâkimiyet ve hükümranlık olduğunu ifade edebiliriz. Kaynak: (Kur’an’da Arş Kavramı, Bursa, U. Ü. SBE. T. İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Tefsir Bilim Dalı Y. L Tezi) Kur’an’da Allah’ın Arşı ise, “Allah’ın bütün varlık üzerindeki mutlak hüküm ve iktidarını” ifade eder ve genellikle onun âlemleri yaratmasına ilişkin bir açıklamayla bağlantılı olarak geçer. (Bkz Tâhâ 5) Allah’ın arşa istivası, onun mülkünde tek söz hakkına sahip olması demektir. Ayrıca Melike için ‘’Ona her şeyden verilmiş’’ dendikten sonra büyük bir koltuğu, oturağı veya tahtı var demek bağlamla alâkasız ve gereksiz bir bilgi gibi durmaktadır. Ona her şeyden verilmiştir. Neden? Çünkü ‘’Onun güçlü, kararlı ve azametli bir iktidarı, hükümranlık ve yönetimi var.’’şeklinde anlamak bağlama daha uygundur. (الله اعلم) (Kurandan Hayata) Ayrıca aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir.
وعظم العرش تدل على عظمة المملكة وقوة السلطان وكثرة رجال الشورى. وقيل : العرش هنا الملك الشورى (تفسير السعدي) وقيل : المراد بالعرش هنا الملك (تفسير فتح القدير ) {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} فيه أربعة أقاويل الرابع: الملك، قاله ابن بحر- الرابع: الملك، قاله ابن بحر. :( النكت والعيون) وجائز أن يكون العرش كناية عن الملك؛ كأنه قال: {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} أي: ملك عظيم (تأويلات أهل السنة – الامام ماتريدي) وقيل: العرش هنا الملك (الجامع لاحكام القرآن القرطوبي) وقيل: المراد بالعرش هنا: الملك - وكني به عن العز والسلطان والمملكة، (التفسير الاشتقاقي لجذر الكلمة "عرش")