close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnî vecedtu-mraeten temlikuhum veûtiyet min kulli şey-in velehâ ‘arşun ‘azîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Orada, onlara bir kadının hükümdar olduğunu gördüm ve kendisine her şey verilmiş ve bir de çok büyük tahtı var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın(ı toplumun başında) buldum ki, ona (dünyalık nimet ve faziletlerden) her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı vardır. (Güç ve saltanat sahibi bir hanımdır.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sebe' halkına bir kadının hükümdar olduğunu gördüm. Öyle bir kadın ki, kendisine herşey verilmiş, güçlü bir yönetimi ve büyük bir tahtı var.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Sebe' halkına kraliçe sıfatıyla hükümdarlık eden liyâkatli, yiğit bir kadınla karşılaştım. Kendisine her şey verilmiş. Muazzam bir tahtı var.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Ben, onlara [1] hükmeden, kendisine her şeyden (bolca) verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın buldum.
1.Yani Sebe halkına.  
Ali Bulaç
swap_vert close
'Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten ben bir kadın buldum, Sebe' halkına padişahlık yapıyor, kendisine (padişahların muhtaç olduğu) her şey verilmiş. Muhteşem bir tahtı da var.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Şüphesiz ben, onlara hükümdarlık eden bir kadın gördüm. Bütün imkânlara sahipti. Büyük bir tahtı vardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Sebe'lilere hükmeden bir kadın buldum. Kendisine her şeyden bir pay verilmiş, kocaman bir tahtı var.”
Besim Atalay
swap_vert close
Gördüm ki bir kadın orda egemen, her şeyi yerindedir, büyük bir tahtı var !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Ben, o yörenin halkını yöneten bir kadınla karşılaştım. Kendisine her şey bolca verilmiş, görkemli bir tahtı var.”
Cemil Said
swap_vert close
22, 23. Fi’l hakîka çok geçmedi, Hüdhüd geldi. Süleymân’a "Ben senin bilmediğini öğrendim. Ben Sebe memleketinden sana haberler getürdim. Orada erkeklere hükümdarlık iden bir kadın gördüm [1] Her şeyi yerinde oldığı gibi büyük bir tahtı da var"
[1] Belkıs  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
22,23,24,25,26. Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Onları bir kadın hükümdarın yönettiğini gördüm; kendisine her imkân verilmiş; bir de muhteşem tahtı var.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gerçekten, onlara (Sebe'lilere) hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadınla karşılaştım.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Onları yöneten bir kadın buldum. Kendisine her şeyden verilmiş ve büyük bir sarayı var."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Gerçekten, onlara (Sebelilere) hükümdarlık eden, kendisine her türlü imkan verilmiş ve büyük bir tahta sahip olan bir kadınla karşılaştım."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Çünkü ben bir kadın buldum, onlara meliklik ediyor, kendisine her şeyden verilmiş, azametli bir tahtı da var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden bir kadın gördüm. Kendisine (ihtiyaç duyduğu dünya nimetlerinden) her türlü imkân verilmiş ve üstelik onun (mücevherlerle süslenmiş) çok değerli (görkemli) bir tahtı var.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Onlara yöneticilik yapan bir kadın buldum. Ona her şeyden verilmiş. Çok görkemli bir tahtı var.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Hakıykat, orada bir kadını onlara hükümdarlık eder buldum. Kendisine her şey verilmişdir. Onun bir de çok büyük bir tahtı var».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Gerçekten ben, onlara (Sebe'lilere) hükümdârlık eden ve kendisine herşeyden(bir nasib) verilmiş ve kendisi için büyük bir taht bulunan (Belkıs adında) bir kadın buldum!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık yapan ve (bu hususta gereken ne ise) kendisine her şeyden verilmiş olup (onun ülkesinin büyüklüğünü, hükümranlığını ve pek güçlü bir yönetim şeklini simgeleyen görkemli) bir arşı bulunan bir kadını buldum.*
(*) Bu yönetici kadın, babası bütün Yemen toprağının meliki olan Hüdhad bin Şurahil’in kızı Seba melikesi Belkıs olarak bilinmektedir. Ayetlerde geçen [Sebe’] kelimesi, bir kavmin adıdır ve bunlar Sebe’ b. Yeşcub (Yaşhab) b. Ya‘rub (Yağrub) b. Kahtân adıyla bilinen bir kavimdir. Neml 27: 22-44. ayetlerde kıssası anlatılan bu kavim, önceleri güneşe tapan, başlarında Belkıs diye bilinen bir kadın hükümdar bulunan, sonrasında Hz. Süleyman’ın emrine giren, yaşadıkları yer Güneybatı Arabistan’da Yemen’de Me’rib adındaki şehir olan bir kavim idi. En parlak dönemlerinde (M.Ö. iki bin yıllarında) yalnızca Yemen’i değil, Hadramevt’in geniş bir bölümünü, Mahrah topraklarını ve şimdiki Habeşistan’ın büyük bölümünü de içine alıyordu. Sebe’liler başkent Ma’rib’in çevresinde yüzlerce yıllık bir zaman kesiti içinde günümüze kadar ayakta kalabilmiş muhteşem kalıntılarıyla tarihte büyük bir ün yapmış olan olağanüstü barajlar, bentler ve su yolları şebekeleri inşa etmişlerdi (M. Esed, [Kur’an Mesajı], 875’te 23. not. İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an], s. 819’da 29. not). (M. Okuyan Meali 23. Ayet Açıklaması) Ayrıca kuş bakıcısı ve aynı zamanda istihbarat görevlisi olan Hüdhüd/ İbranice Hüdad/ ve buradaki büyük arş ifadesiyle, melike memleketinin büyüklüğünün, genişliğinin, üzerindeki hükümranlığının, pek güçlü bir yönetiminin simgesi olup aynı zamanda ülkenin yönetim yapısı ve idarecinin üstün seviyeli ve dirayetli birisi olduğu anlatmak istenmiştir. Arş ise, ulvilik, yücelik ve üstünlüğe delâlet eden taht, aynı zamanda yönetim, hâkimiyet ve hükümranlık anlamlarının da temsîl edildiği bir makamdır. O halde arşın, yönetim, hâkimiyet ve hükümranlık olduğunu ifade edebiliriz. Kaynak: (Kur’an’da Arş Kavramı, Bursa, U. Ü. SBE. T. İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Tefsir Bilim Dalı Y. L Tezi) Kur’an’da Allah’ın Arşı ise, “Allah’ın bütün varlık üzerindeki mutlak hüküm ve iktidarını” ifade eder ve genellikle onun âlemleri yaratmasına ilişkin bir açıklamayla bağlantılı olarak geçer. (Bkz Tâhâ 5) Allah’ın arşa istivası, onun mülkünde tek söz hakkına sahip olması demektir. Ayrıca Melike için ‘’Ona her şeyden verilmiş’’ dendikten sonra büyük bir koltuğu, oturağı veya tahtı var demek bağlamla alâkasız ve gereksiz bir bilgi gibi durmaktadır. Ona her şeyden verilmiştir. Neden? Çünkü ‘’Onun güçlü, kararlı ve azametli bir iktidarı, hükümranlık ve yönetimi var.’’şeklinde anlamak bağlama daha uygundur. (الله اعلم) (Kurandan Hayata) Ayrıca aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir. وعظم العرش تدل على عظمة المملكة وقوة السلطان وكثرة رجال الشورى. وقيل : العرش هنا الملك الشورى (تفسير السعدي) وقيل : المراد بالعرش هنا الملك (تفسير فتح القدير ) {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} فيه أربعة أقاويل الرابع: الملك، قاله ابن بحر- الرابع: الملك، قاله ابن بحر. :( النكت والعيون) وجائز أن يكون العرش كناية عن الملك؛ كأنه قال: {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} أي: ملك عظيم (تأويلات أهل السنة – الامام ماتريدي) وقيل: العرش هنا الملك (الجامع لاحكام القرآن القرطوبي) وقيل: المراد بالعرش هنا: الملك - وكني به عن العز والسلطان والمملكة، (التفسير الاشتقاقي لجذر الكلمة "عرش")  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Ben orada Sebe halkına sahiplik (kraliçe) yapan bir kadın gördüm. Ona her şey verilmiş ve birde büyükçe bir tahtı var.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte ben orada bir kadın gördüm ki onlara hakanlık eder. Ona varlığın her türlüsü verilmiş. Koskoca bir tahtı da var onun.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— Ben orada bir kadının padişahlık ettiğini gördüm. Ona her şey [¹] verilmiştir, onun büyük bir tahtı da vardır».
[1] Padişahlığa ne lâzımsa her şey, mal, cemal, asker vesaire.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Ben onlara hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve muazzam bir tahtın sahibi olan bir kadına rastladım [vecedtu].”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum. Ona her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük de bir tahtı var.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Oranın halkını Belkıs adında bir kadının yönettiğini ve ona, bir kralın sahip olması gereken her türden bilgi, beceri ve imkânın bahşedildiğini gördüm. Ayrıca onun, çok büyük ve görkemli bir de tahtı var.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ben, onlara melikelik (kraliçelik) yapan ve orada kendisine her şeyden verilmiş bir kadın buldum. Onun çok büyük bir arş’ı / taht’ı da var.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Bu ülkeyi bütün imkânlara sahip bir bayanın yönettiğini gördüm. Ayrıca çok muhteşem bir tahtı da var.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Ben onlara hükümdarlık eden bir kadın gördüm. Kendisine Kralların bütün gücü, ihtişamı ve varlığı verilmiş. Büyük bir tahtı da var."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendisine her şeyden (bolca) verilmiş ve büyük de bir tahtı olan bir hanımı [*] (Belkıs’ı) onları yönetir buldum.
Bu yönetici kadın, babası bütün Yemen toprağının meliki olan Şurâhîl’in kızı Seba melikesi Belkıs olarak bilinmektedir. Neml 27:22 ve Sebe’ 34:15’te geçen [sebe’] kelimesi, bir kavmin adıdır ve bunlar Sebe’ b. Yeşcub (Yaşhab) b. Ya‘rub (Yağrub) b. Kahtân adıyla bilinen bir kavimdir. Neml 27:22-44. ayetlerde kıssası anlatılan bu kavim, önceleri güneşe tapan, başlarında Belkıs diye bilinen bir kadın hükümdar bulunan, sonrasında Hz. Süleyman’ın emrine giren, durdukları yer Güneybatı Arabistan’da Yemen’de Me’rib adındaki şehir olan bir kavim idi. En parlak dönemlerinde (M.Ö. iki bin yıllarında) yalnızca Yemen’i değil, Hadramevt’in geniş bir bölümünü, Mahrah topraklarını ve şimdiki Habeşistan’ın büyük bölümünü de içine alıyordu. Sebe’liler başkent Ma’rib’in çevresinde yüzlerce yıllık bir zaman kesiti içinde günümüze kadar ayakta kalabilmiş muhteşem kalıntılarıyla tarihte büyük bir ün yapmış olan olağanüstü barajlar, bentler ve suyolları şebekeleri inşa etmişlerdi (Esed, [Kur’an Mesajı], 875’te 23. not. İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an], s. 819’da 29. not).  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Gerçekten ben o (Sebe’lileri) yöneten, kendisine her türlü imkân verilmiş ve büyük bir de tahtı olan bir kadın buldum.”
Muhammed Esed
swap_vert close
“Oranın halkına bir kadının hükmettiğini gördüm; (öyle bir kadın ki,) kendisine [iyi ve güzel] şeylerin hepsinden [cömertçe] verilmiş; güçlü de bir yönetimi var.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Ben, orada onlara bir kadının hükümdarlık yaptığını gördüm. Ona, bir hükümdar için gerekli olan her şey verilmişti bir de muhteşem bir tahtı vardı.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Evet ben orada bir kadın buldum ki, o ora halkına yöneticilik yapıyor; (bir iktidara gerekli olan) her şeyden ona da verilmiş; üstelik onun pek muhteşem bir tahtı da var.[³³⁰⁵]
[3305] Veya ‘arşın mecazi karşılığı olarak: “pek güçlü bir yönetimi vardı”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"O belde halkına hükmeden ve (ordu, mühimmat gibi) her şeyden kendisine bolca verilmiş olan ve büyük bir taht'a da sahip olan bir kadın buldum."
Osman Fırat
swap_vert close
"Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve muhteşem bir tahtı olan bir kadın gördüm. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Muhakkak ki ben, bir kadın buldum ki onları hükümdarlık ediyor, ve kendisine her şeyden verilmiş ve onun için pek büyük bir taht da var.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sebe halkını bir kadın hükümdarın yönettiğini gördüm. Kendisine her türlü imkân verilmiş. Onun güçlü bir yönetimi olduğu gibi pek büyük bir tahtı da var.
Sebe halkı Güney Arabistan’da ticaretle uğraşan bir millet idi. Başkentleri, Yemen’in San’a şehrinin takriben 100 km. kuzeydoğusundaki Ma’rib idi. Sebeliler, M.Ö. 1100 - 115 arasında bin yıl kadar bütün Arap yarımadasına hâkim olmuşlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ben onlara hükümdarlık eden bir kadın buldum, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı var.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ben, onlara pâdişâhlık iden bir kadın buldum ki ona her şey, mal ve mülk, satvet ve şevket, refâh ve devlet virilmişdi ve onun pek büyük bir tahtı vardır."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Orada bir kadına rastladım; onları egemenliği altına almış ve ona her şeyden verilmiş; büyük bir arşı da var.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ben, orada hükümdarlık eden bir kadın buldum. Bu kadına her şey verilmiş, onun bir de kocaman tahtı var.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Orada, onları yöneten bir kadın hükümdar buldum ki, her türlü imkâna sahip; pek büyük bir de tahtı var.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Sabâlılara hükmeden bir kadın buldum. Kendisine her şeyden bir pay verilmiş, kocaman bir tahtı var."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“bayıķ ben buldum bir 'avrat mālik olur anlara. daħı virildi her neseneden daħı anuñdur 'arş ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ben ṭapdum bir ‘avrat anlara melik olmış. Daḫı virilmiş aña hernesneden. Daḫı anuñ ulu taḥtı vardur muraṣṣa‘, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mən onlara (Səba əhlinə) padşahlıq edən bir qadın gördüm. Ona (dünyada şahlara lazım olan) hər şey verrilmişdir. Onun çox böyük (əzəmətli) bir taxtı vardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! I found a woman ruling over them, and she hath been given (abundance) of all things, and hers is a mighty throne.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"I found (there) a woman(3264) ruling over them and provided(3265) with every requisite; and she has a magnificent throne.
3264 The Queen of Sheba (by name Bilqis in Arabian tradition) came apparently from Yemen , but she had affinities with Abyssinia and possibly ruled over Abyssinia also. The (Habashah) tribe (after whom Abyssinia was named) came from Yemen . Between the southern coast of Yemen and the northeastern coast of Abyssinia there are only the Straits of Bab al Mandab, barely twenty miles across. In the 10th or 11 century B.C. there were frequent invasions of Abyssinia from Arabia , and Solomon's reign of 40 years is usually synchronised with B.C. 992 to 952. The Sabaean and Himyarite alphabets in which we find the south Arabian pre-Islamic inscriptions, passed into Ethiopic, the language of Abyssinia . The Abyssinians possess a traditional history called "The Book of the Glory of Kings" ( Kebra Negast). which has been translated from Ethiopic into English by Sir E.A. Wallis Budge (Oxford. 1932). It gives an account of the Queen of Sheba and her only son Menyelek I, as founders of the Abyssinian dynasty. (R). 3265 Provided with every requisite: I take this to refer not only to the abundance of spices and gems and gold in her country, but to sciences and arts, and perhaps the spiritual possibilities which made her accept the religion of Unity and Truth (27:44).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنّ۪ي
gerçek-ten ben
وَجَدْتُ
buldum
امْرَاَةً
bir kadın
تَمْلِكُهُمْ
onlara hüküm-darlık ediyor
وَاُو۫تِيَتْ
ve kendisi-ne verilmiş
مِنْ كُلِّ شَيْءٍ
her şeyden
وَلَهَا
ve kendisi için vardır
عَرْشٌ
bir taht
عَظ۪يمٌ
büyük
"Gerçekten ben o (Sebeli)lere hükümdarlık eden, kendisine her şeyden (nasip) verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadınla karşılaştım."
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اِمْرَاَت
İsim
م ر ا
Kadın, hanım, eş
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
عَرْش
İsim
ع ر ش
Çatı, Arş, taht, çardak
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam