close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veveriśe suleymânu dâvûd(e)(s) vekâle yâ eyyuhâ-nnâsu ‘ullimnâ mentika-ttayri veûtînâ min kulli şey-/(in)(s) inne hâżâ lehuve-lfadlu-lmubîn(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Süleyman, Davud'un mirasçısı oldu ve ey insanlar dedi, bize kuşdili öğretildi ve her şeye ait bilgi verildi bize; şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir lütuf ve ihsandır.
"Kuş dili öğretildi" sözünde, dil, yalnız insanlarda olur, maksat, kuşların seslerinden, meramlarını anladığını bildirmektir demişlerdir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz.) Süleyman (babası) Davud’a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili (mantıkut-tayr = sinyallerle haberleşme) öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür (ve Allah’ın faziletidir)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bu bakımdan Süleyman, Davud'un gerçek varisi idi. Öyle ki O, şöyle derdi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi, güzel ve iyi şeylerin hepsinden bolca verildi. Bu bize Allah'ın apaçık bir lütfudur.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Süleyman Dâvûd'a varis olup, onun yerine geçti. Süleyman: “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi. Bize her şeyden nasip verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Süleyman Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden (bolca) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."
Ali Bulaç
swap_vert close
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: 'Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, açık bir üstünlüktür.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Süleyman, (babası) Davûd'a vâris oldu (onun nübüvvet ve ilmi kendisine geçti) de dedi ki: “- Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi; hem de bize her şeyden (bütün nimetlerden) verildi. Şüphesiz ki bu, açık bir üstünlüktür.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Süleyman, Davud’a varis oldu. “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi, her şeyden bize bir nasip verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir üstünlüktür” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Süleyman, Dâvûd'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden biraz verildi. Şüphesiz bu apaçık bir lütuftur.”
Besim Atalay
swap_vert close
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu, dedi ki: «Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretilmiştir, bize her şey verildi, işte, açık bir erdem budur»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Süleyman, Davud'un yerine geçince dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuşlarla anlaşma mantığı kavratıldı ve her şey bolca verildi, kuşku yok ki, bu apaçık bir lütuftur.”
Cemil Said
swap_vert close
Süleymân Dâvûd’un vârisi oldı "Ey insânlar bize kuşların lisânlarıdan anlamak hâssası virildi ve daha muhtâc oldığımız her şey bize i’tâ olundı. Bu âşikâr bir lütufdur." didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Süleyman Davud'a varis oldu: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Süleyman Dâvûd’un yerine geçti. Dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden gerektiği kadar verildi. Doğrusu bu apaçık bir lutuftur.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.  
 Allah Teâlâ, peygamberi Süleyman (a.s.)’a büyük nimetler vermiş, bu arada kuşların dilini anlama kabiliyetini de -mucize olarak- lütfetmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Süleyman Davud'a varis oldu. Dedi ki, "Ey halk, bize kuşların dilini anlamak öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık bir lütuftur."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve Süleyman Davûda varis olup ey nâs, didi: bize mantıkuttayr (kuş dili) ta'lim buyuruldu, hem bize her şeyden verildi, şübhesiz ki bu her halde o fazlı mübîn
Emrah Demiryent
swap_vert close
Süleymân (insanlar arasında hak ve adaletle hükmetmek üzere babasının yerine geçti. Böylece o ilim ve hâkimiyet konularında babası) Dâvûd’a vâris oldu ve “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize (ihtiyaç duyduğumuz) her şeyden (bolca) verildi. Şüphesiz bu, (Allah’ın bize) apaçık bir lütfudur” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Süleymân, Dâvûd'a mirasçı oldu¹. Süleymân: “Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi². Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır.” dedi.
1- Dâvud'tan sonra onun yerine geçti. 2- Ses ve hareketlerinden ne demek istedikleri öğretildi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Süleyman Dâvuda mîrascı oldu. Dedi ki: «Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Bize her şeyden (behre) verildi. Şübhesiz ki bu, apaçık bir üstünlüğün ta kendisidir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Süleymân da, Dâvûd'a vâris oldu ve dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden verildi.(1) Doğrusu bu, gerçekten apaçık lütuftur.”
(1)“*وَالطَّيْرمَحْشُورَةً*[Kuşları da toplanmış olarak (ona itâat ettirdik)]*عُلِّمْنَا مَنْطَقِ الطَّيْرِ*[Bize kuşların dili öğretildi] cümleleriyle Hz. Dâvûd ve Süleymân Aleyhimesselâm’a kuşlar envâ‘ının(çeşitlerinin) lisanlarını hem isti‘dâdlarının (kābiliyetlerinin) dillerini yani hangi işe yaradıklarını onlara Cenâb-ı Hakk’ın ihsân ettiğini şu cümleler gösteriyorlar. Evet mâdem hakīkattir, mâdem rûy-ı zemin(yeryüzü) bir sofra-i Rahmândır, insanın şerefine kurulmuştur. Öyle ise, o sofradan istifâde eden sâir hayvanât ve tuyûrun (kuşların) çoğu insana musahhar ve hizmetkâr olabilir. Nasıl ki, en küçüklerinden bal arısı ve ipek böceğini istihdâm edip (hizmet ettirip) ilhâm-ı İlâhî ile azîm bir istifâde yolunu açarak ve güvercinleri bazı işlerde istihdâm ederek ve papağan misillü (gibi) kuşları konuşturarak medeniyet-i beşeriyenin mehâsinine (insan medeniyetinin güzelliklerine) güzel şeyleri ilâve etmiştir.Öyle de başka kuş ve hayvanların isti‘dâd dili bilinirse, çok tâifeleri var ki karındaşları hayvanât-ı ehliye(ehil hayvanlar) gibi birer mühim işte istihdâm edilebilirler. Meselâ çekirge âfetinin istîlâsına karşı çekirgeyi yemeden mahveden sığırcık kuşlarının dili bilinse ve harekâtı tanzîm edilse (hareketleri düzenlense) ne kadar faydalı bir hizmette ücretsiz olarak istihdâm edilebilir. İşte kuşlardan şu nevi‘ istifâde ve teshîri (itâat ettirilmesi) ve telefon ve fonoğraf gibi câmidâtı (ruhsuz şeyleri) konuşturmak ve tuyurdan istifâde etmek, en müntehâ hudûdunu (en son sınırlarını) şu âyet çiziyor. En uzak hedefini ta‘yîn ediyor. En haşmetli sûretine parmağıyla işâret ediyor ve bir nevi‘ teşvîk eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 84)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (bu bakımdan) Süleymân Dâvûd’a vâris oldu. Ve Süleymân: Ey insanlar! Bize kuş mantığı [ses, hareket ve davranışlarından anlam çıkarma ve istifade etme bilgisi] öğretildi ve bize her şeyden verildi” dedi. Doğrusu bu (Rabbim tarafından) açık bir lütuftur.*
(*) Dikkat edilirse Süleyman (a.s), “kuş nutkunun” değil “kuş mantığının” kendilerine öğretildiğini söylemiştir. Çünkü kuşların mantığı aynı, nutukları farklıdır. Her birisi ayrı bir ses çıkarmaktadır. Ayrı bir nağmeye sahiptir. Fakat mantıkları birdir.… İşte KUR’AN: Süleyman’a kuş mantığı öğretildi derken hiçbir zaman kuşların Süleyman’la konuştuğunu söylememiştir. Kuşlar ses çıkararak iletişim kurdukları gibi vücut dillerini de kullanarak gösterdiği davranış ve yeteneklere kuş mantığı denir. Fakat herhangi bir kuşun bir insanla konuşup sohbet etmesi mümkün değildir. Meallerde geleneksel tefsir ve çevirilerden kaynaklanan bir hata olduğu anlaşılmaktadır. Eğer bu ayette kuş dili ifadesi geçseydi ayetin Arapça metni de (- أو نطق الطير علمنا لغة الطير)’’ ûllimna luğata-tayrı, veya ‘’ev nutkat- tayrı‘’ şeklinde olması gerekirdi, oysa bu ayette (علمنا منطق الطير) ‘’ullimna mantıkat tayrı‘’diye geçer. Yani Hz. Süleyman kuşdilini değil, kuşları eğiterek onların mantığını, onlarla iletişim kurma yöntemini ve davranışlarından anlam çıkarmayı ve onların hâl dilini öğrenmişti. Kur’an, kuşların birbirleriyle iletişim kurduklarına, kuşların çıkardıkları seslerin (veya vücut dillerinin) rastgele olmadığına da dikkatlerimizi çekmektedir. يجب ان نعرف ما معنى كلمة منطق التى جائت في سياق الاية ...والجواب بسيط جدا جدا و الامر ليس له علاقة بالنطق او الكلام و الله يقول..وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ ..منطق هنا معنيه علم الطير ..زاذا عرفنا الان ان معنى منطق الطير هو علم الطير و ليس الكلام او النطق إن القرآن استعمل كلمة (مَنطِقَ الطَّيْرِ) ولم يقل "نُطق الطير" ليؤكد أن المنطق له دلالات ومعاني أعمق وأشمل وأوسع من كلمة نُطْق فإذن فإن منطق الطير هو ما ينطق به سلوكه وعاداتها (سليمان و منطق الطير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Süleyman Davud’a mirasçı olmuş ve Süleyman “Ey insanlar! Bize kuşlardan istifade etme bilgisi öğretilmiş ve her şeyden bir parça verilmiştir. Elbetteki bu apaçık Allah’ın bir lütfu dur” demişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Süleyman Davud’un yerine geçti. Dedi: "Ey insanlar! Bna kuşların dili öğretildi. Bana vergilerin her türlüsü de verildi. İşte bu,en büyük bağıştır."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Süleyman Davud/a nübüvvet ve mülkte vâris oldu da dedi ki «— Ey nâs! Bize kuş dili [¹] öğretildi, bize enbiya ve müluke verilen her şey verildi. İşte bu, apaşikâr bir inayettir».
[1] Süleyman aleyhisselâm seslerinin neye delâlet ettiğini anlardı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Süleyman Davud’a vâris oldu ve “Ey insanlar! Bize kuşların mantığı/dili⁶ [mantıka’t-tayr] öğretildi ve bize herşeyden verildi. Muhakkak ki bu apaçık bir lütuftur” dedi.
6 Mantık, doğru düşünmek ve meramı doğru ifade etmek anlamındadır. Nitekim “nutuk” kelimesi de buradan gelir. İnsanlardaki mantık/nutuk cogitatif akılla sağlanır. Cogitatif akıl, düşünce gerektiren akıldır. Hüküm mantığı kullanan akıldır. Hayvanlardaki mantık ise instenktif akılla yani içgüdüsel yolla sağlanır. Paket bilgi gibi her türe ait davranış şekilleri ve yolları içgüdüsel olarak doğuştan getirirler. Hayvanların, çıkardıkları sesler, ses tonları, hâl ve hareketlerinin hepsinin bir anlamı vardır. Özellikle hayvan eğiticileri bunları bilir. Bu işin de bir bilgisi ve ilmi vardır. Ayette ise bu konudaki bilgi Hz. Süleyman’a öğretilmiştir. Bir diğer ifadeyle bu bilgiyi öğrenme imkânı kendisine sağlanmıştır diye düşünüyoruz. “Kuşların dili” tabiri aynı zamanda sembolik bir ifadedir. Hz. Süleyman’ın yönetiminde sadece insan hakları değil, aynı zamanda hayvan hakları hatta kuşların hakkının bile korunduğunu da sembolize etmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Hiç şüphesiz bu, apaçık olan bir üstünlüktür.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Süleyman, babasının ölümünün ardından onun yolunu izleyerek Davud’un mirasçısı oldu. Kendisine öyle muhteşem bir güç verilmişti ki, “Ey insanlar!” diyordu, “Bize kuşların dili ve diğer bütün varlıklarla iletişim kurma tekniği öğretildi ve her konuda bilgi, beceri ve imkânlar verildi bize. Doğrusu bu, bize Allah tarafından bahşedilmişapaçık bir lütuftur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Süleyman, Davud’a mirasçı oldu. Dedi ki: “Ey İnsanlar! Bize Kuşlar’ın dili öğretildi. Bize her şeyden verildi. Şüphesiz bu, elbette Açık Lütuf’tur”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Süleyman ise Davûd'un mülküne konduktan sonra halka şöyle hitap etti: " Ey insanlar bana kuş dili yanı sıra birçok bilgi yüklendi: Bunlar, bize çok büyük bir değer verildiğinin ifadesidir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Süleyman Davud’a mirasçı oldu. Süleyman babasının arkasından toplumunun başına geçerek toplumuna seslendi. "Ey insanlar! Bize gıptayla baktığımız kuş toplumunun dilini öğrenme imkânı verildi. Aramızda gelişen birçok olaydan sonra onlar hizmetimize girdi. Hâlbuki biz onları hayranlıkla izliyorduk. Onların gücü kuvveti karşısında ne yapacağımızı bilmiyorduk. Allah’a şükür Allah onların elinden gücü aldı bize verdi. Üstelik her şeyden bize bolca pay verildi. İşte bu Rabbimizden bize verilen büyük bir lütuftur."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Süleyman, Davud’a mirasçı olmuş ve şöyle demişti: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize (yararlı) her şeyden (pay) verildi.” Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.
Mehmet Türk
swap_vert close
Süleyman, Dâvût’un yerine geçti ve: “Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi ve bize her şeyden¹ (bolca) verildi. Kesinlikle bu, apaçık bir lütuftur.” dedi.
1 “Her şey” yerine, “her şeyden” denilmesi çokluktan kinâyedir. Bu ifâdeyle ayrıca devlette servetin önemine de bir işaret vardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [bu bakımdan] Süleyman Davud’un [gerçek] varisi idi; öyle ki, o şöyle derdi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi; [güzel ve iyi] şeylerin hepsinden [cömertçe] bahşedildi; bu [bize Allah’ın] apaçık bir lütfudur!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Süleyman da Davud’un yerine geçti. Dedi ki; “Ey insanlar! Bize kuşların mantığı öğretildi ve her konuda bilgi verildi. İşte bu, Allah’ın büyük bir lütfudur.” 38/18...39
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Süleyman Dâvud’a vâris oldu; ve “Ey insanlar!” diye seslendi, “Bize kuşların mantığı öğretildi;[³²⁹⁴] ve bize bu alanda (gerekli olan) her şey bahşedildi;[³²⁹⁵] elbet bu, işte budur Allah’ın apaçık lûtfu.”
[3294] Mantıkın türetildiği mastar olan nutk, hem insana konuşma yeteneğini kazandıran düşünme ve akletme kapasitesine, hem de düşündüklerini ifade ettiği seslere denir. Bir anlamı ileten seslerden oluştuğu için her dile nutk adı verilir. Bu bağlamda kuşlara “mantık”ın nisbet edilmesi, Süleyman onların “mantığını bildiği”, bir başka ifadeyle “dilinden anladığı” içindir. Râğıb şöyle der: “Bir şeyden bir anlam çıkaran kimseye nisbetle o şeyin dili vardır, isterse hiç ses çıkarmasın; kişinin dilinden anlamadığı bir varlık ise o kimseye nisbetle dilsizdir, isterse konuşma yeteneğine sahip olsun.” Burada kuşlara Süleyman’ın mantığının/dilinin öğretildiği değil, Süleyman’a kuşların mantığının/dilinin öğretildiği ifade edilmektedir. Elmalılı’nın dediği gibi “ehemmiyet kuşun söylemesinden ziyade Süleyman’ın anlamasında ve anlayışının derinliğindedir. Hem de Kur’an’ın tabirine nazaran yalnız kuşun dilinde, lugatinde değil, mantığındadır.” Çevirimizin gerekçesi budur. [3295] Buradaki kullu şey’in ile genel mânada “her şey” değil bu konuyla sınırlı şeyler kastedildiği açıktır (Bkz: 16:89, not 101).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve Süleyman, (peygamberlikte) Davud'a varis oldu!. O zaman; "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve (hem nübüvvet, hem de hükme ait) her şeyden verildi. Elbette bunlar -Rabbimizden- apaçık bir lütuftur" dedi.
Osman Fırat
swap_vert close
Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir fazlalıktır" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Süleyman Dâvud'a vâris oldu ve dedi ki: «Ey Nâs! Bize her kuşun dili öğretildi ve bize her şeyden verildi. Şüphe yok ki bu, elbette bu, apaçık bir inayettir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Süleyman Davud'a vâris oldu ve “Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve daha her şeyden bolca nasip verildi. Gerçekten bunlar âşikâr lütuflardır. ” dedi.
Bu, veraset, nübüvvet ve hakimiyette yerine geçmektir ki bu Davud (a.s.)’ın on dokuz oğlundan yalnız Süleyman’a (a.s.) nasib oldu. Süleyman (a.s.)’ın M.Ö. 965-926 arasında 40 yıl kadar hükümdarlık yaptığı söylenmektedir. Şimdiki Filistin, Ürdün ve Doğu Suriye’de hüküm sürmüştür. Süleyman (a.s.)’ın kuş dili bildiği Tevrat’ta yer almasa da İsrailoğullarının geleneklerinde yer almıştır (Jewish Encyclopadea XI, 439 ‘dan Tefhimu’l-Kur’ân).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Ve bize her şeyden (bolca) bir pay verildi. İşte bu, açık bir lutuftur."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve Süleymân Dâvûd'a vâris oldı. Ve: "Ey Nâs! Bize kuşların lisânı ta'lîm olundı ve her şeyden virildi bu âşikâr bir fazl ve keremdir" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Süleyman Davud’un yerine geçti. Dedi ki; “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve her şeyden verildi. İşte bu,apaçık üstünlüktür.
Şaban Piriş
swap_vert close
Süleyman, Davud'a mirasçı olmuş ve:-Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi, demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Davud'a vâris olduğunda, Süleyman “Ey insanlar,” dedi. “Bize kuş dili öğretildi ve herşeyden bir nasip verildi. Bu ise apaçık bir lütuftur.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Süleyman, Dâvûd'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı mįrāŝ aldı süleymān dāvud’ı daħı eyitti “iy ādemįler! ögredinildük biz ķuş sözin daħı virildük her neseneden. bayıķ uşbu ol fażılıdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı mīrāẟ itdi Dāvūd[a] Süleymānı ve eyitdi: İy ādem oġlanları, biz ḳuşdilin ögrendük, didi. Daḫı virildi bize her nesnenüñ ḥükmidünyāda. Taḥḳīḳ budur ulu kerāmet, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Süleyman Davuda (peyğəmbərlikdə, elmdə və mülkdə) vərəsə oldu və dedi: “Ey insanlar! Bizə quş dili öyrədildi və (peyğəmbərlərə, padşahlara nəsib olan) hər şeydən verildi. Bu, həqiqətən açıq-aşkar bir lütfdür!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And Solomon was David's heir. And he said: O mankind! Lo! we have been taught the language of birds, and have been given (abundance) of all things. This surely is evident favour.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And Solomon was David´s heir.(3254) He said: "O ye people! We have been taught the speech(3255) of birds, and on us has been bestowed (a little) of all things: this is indeed Grace manifest (from Allah.)"(3256)
3254 The point is that Solomon not only inherited his father's kingdom but his spiritual insight and the prophetic office, which do not necessarily go from father to son. 3255 Speech of Birds. The spoken word in human speech is different from the means of communication which birds and animals have between each other. But no man can doubt that they have means of communication with each other, if he only observes the orderly flight of migratory birds or the regulated behaviour of ants, bees, and other creatures who live in communities. The wisdom of Solomon and others like him (he speaks of "we") consisted in understanding these things-in the animal world and in the lower fringes of human intelligence. 3256 A little of all things: Solomon was a king of power and authority; outside his kingdom he had influence among many neighbouring peoples: he had knowledge of birds, and beasts and plants: he was just and wise, and understood men: and above all, he had spiritual insight, which brought him near to Allah. Thus he had something of all kinds of desirable gifts. And with true gratitude he referred them to Allah, the Giver of all gifts.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَوَرِثَ
ve vâris oldu
سُلَيْمٰنُ
Süleymân
دَاوُ۫دَ
Dâvûd'a
وَقَالَ
ve dedi
يَٓا اَيُّهَا
ey
النَّاسُ
insanlar
عُلِّمْنَا
bize öğretildi
مَنْطِقَ
dili
الطَّيْرِ
kuşların
وَاُو۫ت۪ينَا
ve bize verildi
مِنْ كُلِّ شَيْءٍۜ
her şeyden
اِنَّ
doğru-su
هٰذَا
bu
لَهُوَ
gerçek-ten o
الْفَضْلُ
lütuftur
الْمُب۪ينُ
apaçık
Süleymân, Dâvûd'a vâris oldu ve dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."
وَرِثَ
Fiil-I
و ر ث
Vâris oldu
سُلَيْمٰن
Özel isim
سُلَيْمٰن
Hz. Süleyman (a.s.)
دَاوُد
İsim
دَاوُد
Hz. Dâvut (a.s.)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
عَلَّمَ
Fiil-II
ع ل م
Öğretti, talim etti
مَنْطِقٌ
İsim
ن ط ق
Dil, kelam, söz
طَيْر
İsim
ط ي ر
Kuş
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
لَهُوَ
Zamir
لَهُوَ
Elbette o, andolsun ki o, işte o, muhakkak o
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan