8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar ¹hattâ daha da fazla yaklaştı.²
1 Araplar, bir konuda anlaşacakları zaman iki yayı birbirinin üzerine koyarak uçlarını birleştirir, sonra ikisini beraber çekip bir ok atarlardı. Bu onların her konuda ahitleştiklerini ifâde ederdi. Bu manevi bir yakınlığı ifâde ettiğinden, temsili olarak düşünülürse âyet, “…ve (onunla) her konuda mükemmel bir şekilde anlaştı.” şeklinde de anlaşılabilir.2 Delv ismi, “kova” demek olduğu gibi “delv” mastarı da, “kovayı sarkıtmak veya çekmek” manalarına geldiği için “tedellî” de “her hangi bir şeyin yukarıdan aşağı sarkması veya aşağıdan yukarı çekilmesi” manalarına gelir. Onun için birçok müfessir bunu, Cebrail’in fiili olmak üzere “sarkmak” manasıyla tefsir etmişlerdir. Yani “Cebrail ufuk-ı a’lâ’da göründükten sonra yaklaştı, birdenbire Peygambere doğru sarktı” demişlerdir. Bu “tedellî”yi, Peygamberin vasfı olmak üzere anlarsak, yukarıdan aşağıya sarkmak değil, aşağıdan yukarıya çekilip çıkmak manasına gelir ki, bununla da tamamen mi’rac’a işaret buyurulmuş olur. Bu da: “Peygamber, Cebrail’in talimi üzerine ufuk-ı a’lâda istivâ ile de kalmadı, o istivâdan sonra, Allah’a doğru manen yaklaştı” anlamına gelir. (Elmalılı)