close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme denâ fetedellâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra yaklaştı, yakınlaştı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra (Resulüllah’a) yaklaştı, "tedelli" edip (yukarıdan aşağıya kayarak, âfaktan enfüse) sarktı, (böylece Cebrail, İlahi tecelli ve temsil suretiyle görünüp ortaya çıktı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ve sonra yaklaşarak geldi,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra yakınına geldi. Nezaketle yaklaşarak peygamberlik görevine başlamasını talep etti.
bk. Hak Dini, Kur’an Dili, 7/293.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra yaklaştı ve sarktı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra (Cebrâil, Hz. Peygambere) yaklaştı da sarktı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra (kulu Muhammed’e) yaklaştı da yaklaştı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]
[590] Vahyi getiren melek Cebrâîl hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ XVIII, 358-360.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra yaklaştı, salındı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra (Cebrail, Hz. Peygambere) yaklaştı ve iyice sokuldu.
Cemil Said
swap_vert close
7,8. O ufk-u a’lâda idi, sonra indi ve hevâda mu’allakda durdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonra yaklaşmış ve inmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra yaklaştıkça yaklaştı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
8, 9. Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra inip yaklaştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra yaklaştı da tedellî etti
Emrah Demiryent
swap_vert close
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra yaklaştı ve sarktı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra (Cebrail, ona) yaklaşdı. Derken sarkdı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
8,9. Sonra (çok perdeler geçerek Rabbine) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, kab-ı kavseyn (iki yay) kadar veya daha da yakın oldu!
İhsan Aktaş
swap_vert close
8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *
(*) Kavs, yay anlamına geldiği gibi, zira’ yani arşın anlamına da gelir. Mesafe ölçü biriminin yay değil de arşın olduğu için tercihimiz de bu yönde olmuştur. Arapça bilenler Aşağıdaki lügat ve tefsir metinlerine bakabilirler: أوحى الله بواسطة جبريل إلى عبده محمد ص ما أوحى أي: الذي أوحاه إليه من الشرع العظيم، والنبأ المستقيم (تفسير السعدي) (فأوحى إلى عبده ما أوحى﴾ أي فأوحى الله على لسان جبرائيل إلى محمد (ص) ما أوحى (المكتبة المقروءة » مجمع البيان في تفسير القرآن) وفي تلك النزلة كان جبريل في الافق الاعلى، ثم دنى وتدلى ، فكان قاب قوسين أو أدنى (حقائق خفية في القرآن والتاريخ) ولعل الأقرب والأوفق، فى هذا المقام، أن يجىء جبريل إلى النبي فى أول لقاء له معه، فى صورة بشرية، أو أقرب إلى البشرية.. فهكذا يقتضى المنهج الحكيم، فى التربية والتعليم، وذلك بالتدرج من السهل إلى الصعب. وهكذا جاءت ملائكة السماء إلى إبراهيم كما يقول سبحانه: «هَلْ أَتاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْراهِيمَ الْمُكْرَمِينَ» فقد جاءوا إليه فى صورة بشرية كاملة.. كما جاءوا إلى لوط فى تلك الصورة البشرية نفسها، (التفسير القرآني للقرآن) الرابع: قدر ذراعين، قاله السدي، فيكون القاب عبارة عن القدر، والقوس عبارة عن الذراع (النكت والعيون - الماوردي) .قاب قوسين فيه اقوال القَوْسُ :الذراع لأنّه يقاس به المذروع (تعريف و معنى قوس في معجم المعاني الجامع - معجم عربي عربي) المعنى: فكان البعد قدر قوسين أو قدر ذراعين أو أقرب من ذلك (الميزان في تفسير القرآن) ويقال: فكان قاب قوسين يعني: قدر ذراعين ( بحر العلوم - السمرقندي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Aşağı sarkmış ve yaklaşmıştı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra ona yaklaştı da aşağıya sarkıverdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra peygambere yaklaşıp aşağı sarktı,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra yaklaştı ve iyice sokuldu.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonra Muhammed’e doğru yaklaşıp yanına inmişti.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra yakınlaştı; alçalarak indi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
8,9. derken yaklaştı ve inişe geçti, // iki ok atımı mesafesinde idi hattâ daha da yakındı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonra ufkun tepelerinden aşağıya doğru tıpkı yıldızın kayması gibi indi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra yaklaşmış, (ona doğru) sarkmıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar ¹hattâ daha da fazla yaklaştı.²
1 Araplar, bir konuda anlaşacakları zaman iki yayı birbirinin üzerine koyarak uçlarını birleştirir, sonra ikisini beraber çekip bir ok atarlardı. Bu onların her konuda ahitleştiklerini ifâde ederdi. Bu manevi bir yakınlığı ifâde ettiğinden, temsili olarak düşünülürse âyet, “…ve (onunla) her konuda mükemmel bir şekilde anlaştı.” şeklinde de anlaşılabilir.2 Delv ismi, “kova” demek olduğu gibi “delv” mastarı da, “kovayı sarkıtmak veya çekmek” manalarına geldiği için “tedellî” de “her hangi bir şeyin yukarıdan aşağı sarkması veya aşağıdan yukarı çekilmesi” manalarına gelir. Onun için birçok müfessir bunu, Cebrail’in fiili olmak üzere “sarkmak” manasıyla tefsir etmişlerdir. Yani “Cebrail ufuk-ı a’lâ’da göründükten sonra yaklaştı, birdenbire Peygambere doğru sarktı” demişlerdir. Bu “tedellî”yi, Peygamberin vasfı olmak üzere anlarsak, yukarıdan aşağıya sarkmak değil, aşağıdan yukarıya çekilip çıkmak manasına gelir ki, bununla da tamamen mi’rac’a işaret buyurulmuş olur. Bu da: “Peygamber, Cebrail’in talimi üzerine ufuk-ı a’lâda istivâ ile de kalmadı, o istivâdan sonra, Allah’a doğru manen yaklaştı” anlamına gelir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve sonra yaklaşarak yanına geldi,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra ona doğru yaklaşıp indi. 97/1...5
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Daha sonra yaklaştı, derken iyice sokuldu.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra (Muhammed s.a.s.’e) yaklaştı, -aşağıya doğru- sarktı.
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra yaklaştı, (ufuktan yere doğru) sarktı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra yaklaştı da aşağıya iniverdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
8, 9. Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra inüb göründi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra (Cebrail) yaklaştı ve aşağıya süzüldü.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra yaklaşıp indi
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra indi, yaklaştı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra iyice yaklaştı ve sarktı,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan yaķın oldı ya'nį cebreyil muḥammed’e pes gey yaķın oldı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan yaḳın oldı Allāh Muḥammede ki yaḳın,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra (Cəbrail Muhəmməd əleyhissəlama) yaxınlaşdı və aşağı endi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then be drew nigh and came down
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then he approached and came closer,
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
son-ra
دَنَا
yak-laştı
فَتَدَلّٰىۙ
ve sarktı (indi)
Sonra yaklaştı ve (onu muhatap alıp onun idrak edebileceği seviyeye) indi.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
دَنَا
Fiil-I
د ن و
Örttü, yaklaştı
دَلَّى
Fiil-I
د ل و
Sarktı, indi