close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve huve bil-ufuki-l-a’lâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve o, en yüce tanyerindeydi.
Mirac'a ve Mirac'da, Şidre yanında Cebrail'i gördüğüne işarettir. Mirac hakkında Sa'saa oğlu Mâlik'ten gelen hadisin meali şudur "Hatim'de (Ka'be'ye dahilken tamirde binadan hariç kalan yer) yatmıştım. Cebrail geldi. Göğsümü yardı, kalbimi çıkardı, içi imanla dolu bir altın kapta yıkadı, yerine koydu. Sonra eşekten büyük, katırdan küçük bembeyaz bir binek getirdi (Burak). Üstüne bindim, göz yumup açıncaya dek Mescid-i Aksa'ya vardık. Oradan dünya göğüne çıktık. Cebrail, kapıyı açmalarını söyledi. Kimdir dendi. Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler. Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi diye sordular, evet dedi. Merhaba, kutlu olsun gelişin deyip kapıyı açtılar. Adem ordaydı. Cebrail, bu, baban Adem'dir, selam ver dedi. Selam verdim, selamımı alıp, merhaba ey temiz oğul, temiz Peygamber dedi. Sonra ikinci kat göğe çıktık. Gene kapısının açılmasını istedi. Kimsin diye sordular. Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Gönderildi mi, Peygamber oldu mu diye sordular, oldu dedi. Merhaba, kutlu olsun gelişin deyip kapıyı açtılar. Bir de gördüm ki Yahya ile İsa orda; onlar, teyze oğullarıydı. Cebrail, bu Yahya, bu da İsa, selam ver onlara dedi. Selam verdim, aldılar ve merhaba ey temiz kardeş, ey temiz Peygamber dediler. Sonra üçüncü kat göğe çıktık. Gene Cebrail kapıyı açın dedi. Kimsin dendi. Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi diye sordular. Evet dedi. Kapıyı açtılar, merhaba, kutlu olsun gelişin dediler. Baktım ki Yûsuf orda. Cebrail, bu Yûsuf dedi, selam ver. Selam verdim, aldı ve sonra merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Sonra ağdık, dördüncü kat göğe vardık. Kapıyı açın dedi. Kim o dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler. Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi dediler, evet dedi. Açtılar, merhaba dediler, kutlu olsun gelişin. Gördüm ki İdris orda. Cebrail, bu İdris'tir dedi, selam ver. Selam verdim, aldı ve merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Sonra beşinci kat göğe yükseldik. Kapıyı açın dedi, kimsin dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed, Tanrı rahmeti, esenliği ona dedi. Gönderildi mi dediler, evet dedi. Açtılar, merhaba, kutlu olsun gelişin, dediler. Baktım ki Harûn orda. Cebrail, bu Harûn dedi, selam ver. Selam verdim, aldı, merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Sonra altıncı göğe ağdık. Kapıyı açın dedi. Kimsin dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi dediler, evet dedi. Merhaba, kutlu olsun gelişin deyip kapıyı açtılar. Gördüm ki Mûsa orda. Cebrail, bu Mûsa'dır dedi, selam ver. Selam verdim, aldı, merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Oradan geçerken bir de baktım, ağlamaya başladı. Niye ağlıyorsun diye soruldu. Bir genç, benden sonra peygamber olarak gönderildi de onun ümmetinden, benim ümmetimden daha çok kişi cennete girecek dedi. Sonra yedinci kat göğe ağdık. Kapıyı açın dedi. Kimsin dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi, Peygamberlik verildi mi ona dendi, evet dedi. Açtılar, merhaba, kutlu olsun gelişin dediler. Bir de baktım ki İbrahim orda. Cebrail, bu dedi baban İbrahim, selam ver. Selam verdim, aldı, merhaba temiz oğul, temiz Peygamber dedi. Sonra Sidret-ül-Münteha'ya (Sınır ağacı) vardık. Yemişleri iri iriydi, dağ gibiydi, yaprakları fil kulağına benziyordu. Cebrail, bu ağaç dedi, Sınır ağacı dedi. Derken dört ırmak gördüm, iki tanesi açıktan akmadaydı, iki tanesi yeraltından. Ya Cebrail dedim, Bunlar ne ırmağı? Cebrail, alttan akan ırmaklar cennetteki iki ırmak, açıktan akanlarsa Nil'le Fırat dedi. Sonra beni Beyt-i Ma'mur'a yüceltti. Oraya her gün yetmiş bin melek girip çıkmada, orasını ziyaret etmedeydi. Sonra bana bir tas şarap, bir tas süt, bir tas bal sunuldu. Ben sütü içtim. Cebrail, o içtiğin dedi, yaratılıştır, yaratılıştaki selamettir ve sen de ona tabisin, ümmetin de. Sonra bana her gün elli vakit namaz farzedildi. Döndüm, Mûsa'nın yanından geçerken bana, ne emredildi sana diye sordu. Günde elli vakit namaz dedim. Dayanamaz ümmetin bu elli vakte, andolsun Allah'a, ben insanları senden önce sınadım ve İsrailoğullarıyla şiddetle savaştım, dön Rabbine, ümmetin için bu emri hafifletmesini iste dedi. Döndüm, İstedim, on vaktini bağışladı. Geriye dönüp Mûsa'nın yanından geçerken bunu söyledim Mûsa, gene aynı sözü söyledi. Döndüm, on vaktini daha bağışladı. Gene Mûsa'nın yanından geçerken aynı sözü söyledi. Gide gele beş vakit kaldı. Mûsa, ümmetin dayanamaz dedi, ben insanları sınadım, dön, Rabbinden bunu da hafifletmesini iste. İstedim, artık utanırım, razıyım buna dedim. Oradan dönüp geçerken bir münadinin bana, namazı farzettim ve kullarımın yükünü hafiflettim diye nida etti." (Al-Tecrid, Hadis-ül-İsrai vel Mi'rac, 2, 62-64). Buhari'de, "Kitab-üs-Salat" ın başında da Malik oğlu Enes'ten tahric edilen bir hadis vardır. Meal itibariyle buna çok benzer. Ancak orda, bu hadiste bulunmayan bazı şeyler de vardır ki Levh'a yazı yazıldığı, kalemlerin gıcırtısını duyduğu, Cebrail'le Sidre'ye dönünce, ağacın, mahiyeti bilinmeyen renklerle kaplandığı, sonra cennete girdiği, cennetin toprağının miskten olduğu bunlar arasındadır (al-Tecrid, I, 35-36). Mirac hakkında daha birçok hadisler vardır (Mesela Kevser ıramağını gördüğü gibi. al-Tecrid, 2, Kitabu Tefsir-il-Kur’an, 120). İbn-i Abbas, 17. sûrenin 60. ayetinde bahsedilen rüyayı tefsir ederken Hz. Peygamber'in Kudüs'e, Beyt-i Makbis'e götürüldüğü gece gördüğü rüyadır diyerek Mirac'ın rüya olduğunu kail olmuştur (al-Tecrid, 2, 64). Mirac'ın, cismani, yahut ruhani olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi Mekke'den Kudüs'e cismen gittiğini, göklere de ruhen ağdığını kabul edenler de bulunmuştur. 6-9. ayetlerde yaklaşan, ayetteki açık ifadeye göre Cebrail'dir. Böyle olduğu halde Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Tanrıya yaklaştığını söyleyerek çeşitli tevillerde bulunanlar da çıkmıştır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ki o sırada) En yüksek ufuktaydı. (Maneviyat boyutunun en yüce irtibat makamındaydı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ufkun en uç noktasında görünerek
Ahmet Tekin
swap_vert close
O, en yüksek ufukta idi.
Ahmet Varol
swap_vert close
O, en yüksek ufuktaydı.
Ali Bulaç
swap_vert close
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve o (Cebrâil) yüksek ufukta idi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O, en yüce ufukta idi. (Maddi âlemin, maddiyatın dışında idi.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]
[590] Vahyi getiren melek Cebrâîl hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ XVIII, 358-360.  
Besim Atalay
swap_vert close
En yüce ufuktadır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi. 
Bkz. 81/19-21“En yüksek ufuk” tan kastedilen Mekke ve bölgesine göre en yüksek ufuk olan ve Hz. Peygamberin ilk vahyi aldığı yer diye bilinen Hira Dağıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
7,8. O ufk-u a’lâda idi, sonra indi ve hevâda mu’allakda durdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
5,6,7. Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
5-7. Onu, çok güçlü, üstün niteliklerle donatılmış biri (Cebrâil) öğretti. O, ufkun en yüce noktasındayken asıl şekliyle göründü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
5, 6, 7. Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.
Edip Yüksel
swap_vert close
En yüksek ufukta.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O, en yüksek ufukta idi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o en yüksek ufukta idi
Emrah Demiryent
swap_vert close
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, yüksek bir ufuktaydı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, en yüksek ufukda idi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve o, (bu mi'râcında) en yüksek ufukta idi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
(*) Not: Bu ayetteki ‘’âllemehu’’ yani ‘’ona öğretti’’ ifadesi de kesin ve net olarak gösteriyor ki, 3. ayette vurgusu yapılan vahidir, Kur’an’dır, Hz. peygamberin sözleri ve hadisleri asla değildir. Yoksa vahiy meleği ona hadisleri de mi öğretecek? Yani onun o nutuk ettiği/okuduğu şey Kur’an’dır. Zaten müşrikler Hz. Peygamberin hadislerini değil, Kur’an’dan nutuk ettiği/okuduğu Kur’an ayetlerini inkâr ediyorlardı. İşte bu ayetler bunun üzerine inmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber yerde /Hira dağında/ iken vahiy meleği Cebrail’in ufuktan kendisine doğrulduğunu görüyor. Bu nedenle 7. ayetteki (هو) ‘’huve’’zamiri Cebrail’e gider ve bunun İsra ve Mi’rac ile hiçbir alakası da yoktur. Ayrıca bu ayet aynı zamanda, “bu Kur’an’ı ona bir beşer öğretti” diyen müşriklere de net bir cevaptır. Çünkü burada ona (Kur’an’ı) çok güçlü olan (vahiy meleği) öğretti deniliyor. (ذو مرة) ذو منظر حسن (التفسير الميسر) { ذو مرة } أي ذو هيئة حسنة فاستوى أي كمل بهذه الهيئة الحسنة.(تفسير ابن عثيمين): إنما قيل له: «الأعلى» لأنه فوق جانب المَغْرب في صعيد الأرض لا في الهواء.( زاد المسير في علم التفسير) والأفق الجهة من السماء فرآه النبي ص وكان بحراء قد سد الافق (هميان الزاد إلى دار المعاد) الرؤية الأولى : كانت في الأرض في بداية الوحي ، ونزلت عليه بعدها سورة المدثر . وهذه الرؤية هي التي قال الله سبحانه وتعالى فيها : (وَلَقَدْ رَآهُ بِالأفُقِ الْمُبِينِ) التكوير/23 . وهي الرؤية الأولى التي كانت بالبطحاء (موضع بمكة) وهي المذكورة في قوله : (عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى وَهُوَ بِالأفُقِ الأعْلَى الخ) النجم/5 –10 ، كما تقدم تفسيرُ ذلك وتقريره ، والدليلُ أن المرادَ بذلك جبريل : والظاهر- والله أعلم - أن هذه السورة – يعني سورة التكوير - نزلت قبل ليلة الإسراء ؛ لأنه لم يذكر فيها إلا هذه الرؤية ، وهي الأولى . (رؤية النبي لجبريل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O ufkun en yüksek yerinden,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
gök bitiminin yücereğinde.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
5, 7. Ona pek kuvvetli, pek heybetli [⁴] biri [⁵] öğretti de göğün en yüksek bir kenarında olduğu halde doğruldu [⁶].
[4] Veya pek yakışıklı veya ilmi çok veya dirayette ve amelde pek kuvvetli. [5] Allah veya melek. Diğer naziri olan zamirlerde de böyledir.[6] Veya melek işinde müstakimdir veya o, en yüksek bir ufuktadır, peygamberden yüksek bir yerde bulunmuştur  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, en yüksek ufukta iken
Kadri Çelik
swap_vert close
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gökle yerin birleştiği ufkun en yüce noktasında, 600 kanadıyla kendisini göstermişti.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O, Yüce Ufuklar’dadır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
6,7. Yetenekli, boy gösterdi // taa uzak ufuklarda,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ufkun en yüksek tepesindeydi. Varlığıyla bütün ufku kaplamıştı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
5,6,7. Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. ¹(Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde² göründü.³
1 Mirra, akıl, kuvvet ve sağlamlık demektir. Zû mirra ise, akıllı, kuvvetli ve metanet sahibi anlamlarına gelir.2 Buradaki “istivâ” Cebrail’in düpedüz kendi suretiyle tüm ufku kaplamış bir şekilde görünmesi demektir. Rivayetlere göre Peygamberlerden hiç biri Cebrail’i hakiki suretiyle görmemişti. Ancak Muhammed (s.a.v) biri Arzda, biri de mirac mucizesi esnasında Semada olmak üzere onu iki kere gördü. Bu izaha göre mana: “Cebrail ona, Allah’ın yarattığı gibi hakiki suret ve yaratılışı ile düpedüz, doğrudan doğruya tüm ufku kaplamış bir şekilde durup göründü” şeklinde olur. 3 Bu âyet, “(Ki o,) mükemmel bir güzelliğe sahiptir. (İşte arkadaşınız) Peygamberliğe (böyle) yükseldi.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ufkun en uç noktasında ⁴ görünerek,
4 Karş. 81:23 ve ilgili not 8. Kur’an’a ve sahih Hadislere göre Hz. Peygamber, hayatı boyunca en az iki defa, “gerçek şekli ve hüviyeti içinde ortaya çıkan” (ki, Zemahşerî tarafından işaret edildiği gibi, istevâ ifadesinin bu bağlamdaki karşılığıdır) bu meleğin görüntüsü (vision) ile karşılaşmıştır: ilk defa, fetratu’l-vahy olarak bilinen (bkz. 74. surenin giriş notu) dönemin ardından, ikinci defa da, 13-18. ayetlerde işaret edildiği gibi, “mi‘râc” olarak bilinen (bkz. Ek IV) sırlarla dolu tecrübe sırasında.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu sırada o, ufkun en yüksek noktasında idi. 17/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu sırada o, en yüksek ufku kaplamıştı.
Orhan Kuntman
swap_vert close
5,6,7. Çünkü ona Kur'an’ı (Allah katında itibarlı) müthiş kuvvet sahibi (Cebrail, Rabbinin izniyle) öğretti. O (Cebrail a.s.) en yüksek ufukta iken doğruldu. (Gerçek hüviyetiyle beliriverdi)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve O yüksek ufukta iken,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o, en yüksek bir sema kıyısında idi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6, 7. Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) öğretti. [81, 19-21]Melek kendi aslî sûretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendisi yüksek ufukta iken.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O ufk-u a'lâda idi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(O zaman) Muhammed, (Mekke’ye göre) en yüksek ufukta (Hira Dağında)[*] idi.
[*] Ayetteki الْأُفُقِ الْأَعْلَى = el-ufku'ul-a'lâ, o en yüksek ufuk demektir. Kur'an'ın inmeye başladığı yer Mekke olduğu için Kabe'ye göre en yüksek ufuk Hira dağıdır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
O, en yüksek ufukta idi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O zaman ufkun en yukarısında idi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
En yüksek ufuktadır o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol yir gök ķıranıñda-y-iken yücerek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Muḥammed resūlu’llāh gökde mi‘rācda‐y‐iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O (Cəbrail) ən uca üfüqdə (günəşin çıxdığı yerdə) idi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When he was on the uppermost horizon.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
While he was in the highest part(5088) of the horizon:
5088 Gabriel appeared in stately form, perhaps towering above the Mountain of Light (see C. 31). Istawa in verse 6, translated "appeared", means literally "mounted" or "ascended", or "set himself to execute a design": seen. 1386 to 10:3.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَهُوَ
ve o
بِالْاُفُقِ
ufukta
الْاَعْلٰىۜ
yüce
(6-7) (Resulü için) Tecelli sahibi olan Allah yüce ufuğu istiva ed(ip orada tecelli et)ti.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اُفُق
İsim
ا ف ق
Afak, ufuk, gözün görebileceği en son yer.
اَعْلٰى
İsim
ع ل و
E'Âlâ (Allah'ın ismi, esmasıdır. Yüceliği anlaşılamayacak kadar büyük olan demektir), üstün, yüce, e'âla olan