close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Żû mirratin festevâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kuvvetli biri; sonra doğruldu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Çok çarpıcı yetenek ve güzellik sahibi (Cebrail, Onunla Allah arasındaki vahiy taşıyıcıdır. Ve ilk vahiy sırasında Resulüllah’ı) istiva edip (kuşatmış ve İlahi mesajları anlayıp kavrayacak kıvama taşımıştır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O fevkalade bir güçle donatılmış bir melek olup, o an geldiğinde kendini gerçek şekli ve hüviyeti ile gösterdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Üstün yaratılışlı, yüksek akıl ve anlayış gücüne sahip Cebrâil, asli hüviyeti ile doğruldu.
Ahmet Varol
swap_vert close
O çarpıcı bir güzelliğe [1] sahiptir. Hemen doğruldu.
1.Yahut: Üstün akıl ve zekâya.  
Ali Bulaç
swap_vert close
(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ki, görünüşü güzel olub hemen hakiki şekli üzere doğruldu;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Üstün nüfuz sahibi (Allah,) Arş’a hâkim oldu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]
[590] Vahyi getiren melek Cebrâîl hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ XVIII, 358-360.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gücü yeter, yüksektir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi. 
Bkz. 81/19-21“En yüksek ufuk” tan kastedilen Mekke ve bölgesine göre en yüksek ufuk olan ve Hz. Peygamberin ilk vahyi aldığı yer diye bilinen Hira Dağıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
O Cibrîl ’akl-ı tâm sâhibi ve müstakîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
5,6,7. Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
5-7. Onu, çok güçlü, üstün niteliklerle donatılmış biri (Cebrâil) öğretti. O, ufkun en yüce noktasındayken asıl şekliyle göründü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
5, 6, 7. Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.
Edip Yüksel
swap_vert close
Üstün otoritenin sahibi göründü,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir kuvvet sahibi, hemen duruklandı
Emrah Demiryent
swap_vert close
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Üstün Akla¹ Sahip, Egemenlik Kurmuş Olan.
1- Her şeyin hesabını en ayrıntılı ve en iyi şekilde yapan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Ki o) akıl ve re'yinde kâmil (bir melek) dir. Hemen (kendi suretine girib) doğruldu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
5,6. Kendisine (o vahyi), kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sâhib olan (Cebrâîl)öğretti. Bunun üzerine (göğe) doğruldu.
İhsan Aktaş
swap_vert close
5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
(*) Not: Bu ayetteki ‘’âllemehu’’ yani ‘’ona öğretti’’ ifadesi de kesin ve net olarak gösteriyor ki, 3. ayette vurgusu yapılan vahidir, Kur’an’dır, Hz. peygamberin sözleri ve hadisleri asla değildir. Yoksa vahiy meleği ona hadisleri de mi öğretecek? Yani onun o nutuk ettiği/okuduğu şey Kur’an’dır. Zaten müşrikler Hz. Peygamberin hadislerini değil, Kur’an’dan nutuk ettiği/okuduğu Kur’an ayetlerini inkâr ediyorlardı. İşte bu ayetler bunun üzerine inmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber yerde /Hira dağında/ iken vahiy meleği Cebrail’in ufuktan kendisine doğrulduğunu görüyor. Bu nedenle 7. ayetteki (هو) ‘’huve’’zamiri Cebrail’e gider ve bunun İsra ve Mi’rac ile hiçbir alakası da yoktur. Ayrıca bu ayet aynı zamanda, “bu Kur’an’ı ona bir beşer öğretti” diyen müşriklere de net bir cevaptır. Çünkü burada ona (Kur’an’ı) çok güçlü olan (vahiy meleği) öğretti deniliyor. (ذو مرة) ذو منظر حسن (التفسير الميسر) { ذو مرة } أي ذو هيئة حسنة فاستوى أي كمل بهذه الهيئة الحسنة.(تفسير ابن عثيمين): إنما قيل له: «الأعلى» لأنه فوق جانب المَغْرب في صعيد الأرض لا في الهواء.( زاد المسير في علم التفسير) والأفق الجهة من السماء فرآه النبي ص وكان بحراء قد سد الافق (هميان الزاد إلى دار المعاد) الرؤية الأولى : كانت في الأرض في بداية الوحي ، ونزلت عليه بعدها سورة المدثر . وهذه الرؤية هي التي قال الله سبحانه وتعالى فيها : (وَلَقَدْ رَآهُ بِالأفُقِ الْمُبِينِ) التكوير/23 . وهي الرؤية الأولى التي كانت بالبطحاء (موضع بمكة) وهي المذكورة في قوله : (عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى وَهُوَ بِالأفُقِ الأعْلَى الخ) النجم/5 –10 ، كما تقدم تفسيرُ ذلك وتقريره ، والدليلُ أن المرادَ بذلك جبريل : والظاهر- والله أعلم - أن هذه السورة – يعني سورة التكوير - نزلت قبل ليلة الإسراء ؛ لأنه لم يذكر فيها إلا هذه الرؤية ، وهي الأولى . (رؤية النبي لجبريل)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Çok güçlü bir belleğe sahip olan vahiy elçisini, ufuk seviyesine de (görmüş).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gür yapılı Cebrail doğruluverdi,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
5, 7. Ona pek kuvvetli, pek heybetli [⁴] biri [⁵] öğretti de göğün en yüksek bir kenarında olduğu halde doğruldu [⁶].
[4] Veya pek yakışıklı veya ilmi çok veya dirayette ve amelde pek kuvvetli. [5] Allah veya melek. Diğer naziri olan zamirlerde de böyledir.[6] Veya melek işinde müstakimdir veya o, en yüksek bir ufuktadır, peygamberden yüksek bir yerde bulunmuştur  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, üstün akıl ve dirayet sahibi [zu mirretin],³ ona yöneldi [f’estevâ],
3 “Zu mirre” terkibi, akıl, kuvvet, yetenek ve sağlam, donanımlı anlamındadır. Nitekim İslam filozofları, Cebrail’i “Akıl” la tanımlamışlardır. Onların meşhur sudûr teorisinde; Cebrail, kozmik akıllardan “Onuncu akıl” dır. Yani maddeye şekil veren akıldır (Vâhibu’s-suver).  
Kadri Çelik
swap_vert close
(O) Güç sahibi (Cebrail kendi asli suretinde) dosdoğru göründü.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Müthiş yeteneklerle donatılmış bir melek... İşte o melek, tüm ihtişâmıyla Muhammed’e görünmüştü.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Üstün (bağlı) güçlerin sahibi; derken istivâ etti / düzen verdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
6,7. Yetenekli, boy gösterdi // taa uzak ufuklarda,
Mehmet Çoban
swap_vert close
O üstün akıl sahibi güçlü bir varlıktı. Arkadaşınıza doğru yaklaştı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
5,6,7. Çünkü o (Kur’an’ı) müthiş kuvvetleri olan, donanımlı (Cebrail) öğretmiştir. (Cebrail) en yüksek ufuktayken belirmişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. ¹(Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde² göründü.³
1 Mirra, akıl, kuvvet ve sağlamlık demektir. Zû mirra ise, akıllı, kuvvetli ve metanet sahibi anlamlarına gelir.2 Buradaki “istivâ” Cebrail’in düpedüz kendi suretiyle tüm ufku kaplamış bir şekilde görünmesi demektir. Rivayetlere göre Peygamberlerden hiç biri Cebrail’i hakiki suretiyle görmemişti. Ancak Muhammed (s.a.v) biri Arzda, biri de mirac mucizesi esnasında Semada olmak üzere onu iki kere gördü. Bu izaha göre mana: “Cebrail ona, Allah’ın yarattığı gibi hakiki suret ve yaratılışı ile düpedüz, doğrudan doğruya tüm ufku kaplamış bir şekilde durup göründü” şeklinde olur. 3 Bu âyet, “(Ki o,) mükemmel bir güzelliğe sahiptir. (İşte arkadaşınız) Peygamberliğe (böyle) yükseldi.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
(o,) fevkalade bir güçle donatılmış [bir melektir] ki o an geldiğinde kendini gerçek şekli ve hüviyeti ile gösterdi,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Üstün niteliklere sahip. Derken o, olanca haşmetiyle kendini gösterdi. 16/102, 70/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
etkileyici ve tam donanımlı:[⁴⁷⁷³] Derken o (onunla) eşit düzlemde göründü![⁴⁷⁷⁴]
[4773] Zû-mirra, murûrdan mastardır. “Öd, akıl, kuvvet, yetenek, donanım, sağlamlık” demektir. Zımnen: Vahiy meleği, türünün en iyisidir. [4774] Veya: “Tüm varlığıyla doğruldu”. Öznesi Nebi de olabilir. Tercihimizin Cebrail olması Tekvir 23’e dayanmaktadır: “Doğrusu onu ufukta bütün açıklığıyla gördü”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
5,6,7. Çünkü ona Kur'an’ı (Allah katında itibarlı) müthiş kuvvet sahibi (Cebrail, Rabbinin izniyle) öğretti. O (Cebrail a.s.) en yüksek ufukta iken doğruldu. (Gerçek hüviyetiyle beliriverdi)
Osman Fırat
swap_vert close
O muhteşem görünümü ile (Cebrail) doğruldu;
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bir kuvvet sahibi ki, hemen dosdoğru göründü.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6, 7. Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) öğretti. [81, 19-21]Melek kendi aslî sûretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Üstün akıl sahibi (melek). Doğruldu;
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O, 'akl-ı kâmil sâhibi ve müstakîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sağlam yapılı olan (Cebrail) doğruldu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Üstün akıl sahibidir. Hemen doğruluverdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ki o üstün bir akıl ve dirayete maliktir. Ona gerçek haliyle göründü.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
5-6. ögretdi aña ķatı ķuvvetlü ya'nį cebreyil ķuvvet issi pes ŧoġru oldı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Aḳlda kāmil, aṣl, ḥaḳīḳī ṣūretinde gözükdi nebīye,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O qüvvət (ağıl və gözəllik) sahibi (Peyğəmbər əleyhissəlama öz həqiqi şəklində) göründü.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
One vigorous; and he grew clear to view
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Endued with Wisdom: for he appeared (in stately form);
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذُو
sa-hibi
مِرَّةٍۜ
tekrar (tecelli)
فَاسْتَوٰىۙ
ve istiva etti
(6-7) (Resulü için) Tecelli sahibi olan Allah yüce ufuğu istiva ed(ip orada tecelli et)ti.
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
مِرَّة
İsim
م ر ر
Tekrar (tecelli)
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi