5,6, 7. Ona (o vahyi, gönderdiğimiz Kur’an’ı arkadaşınız olan Muhammed’e) çok güçlü, muhteşem görünümlü biri (vahiy meleği) öğretti. Ve o (vahiy meleği Mekke’ye göre) en yüksek ufukta iken (Hira dağında bulunan Muhammed’e) doğruldu. *
(*) Not: Bu ayetteki ‘’âllemehu’’ yani ‘’ona öğretti’’ ifadesi de kesin ve net olarak gösteriyor ki, 3. ayette vurgusu yapılan vahidir, Kur’an’dır, Hz. peygamberin sözleri ve hadisleri asla değildir. Yoksa vahiy meleği ona hadisleri de mi öğretecek? Yani onun o nutuk ettiği/okuduğu şey Kur’an’dır. Zaten müşrikler Hz. Peygamberin hadislerini değil, Kur’an’dan nutuk ettiği/okuduğu Kur’an ayetlerini inkâr ediyorlardı. İşte bu ayetler bunun üzerine inmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber yerde /Hira dağında/ iken vahiy meleği Cebrail’in ufuktan kendisine doğrulduğunu görüyor. Bu nedenle 7. ayetteki (هو) ‘’huve’’zamiri Cebrail’e gider ve bunun İsra ve Mi’rac ile hiçbir alakası da yoktur. Ayrıca bu ayet aynı zamanda, “bu Kur’an’ı ona bir beşer öğretti” diyen müşriklere de net bir cevaptır. Çünkü burada ona (Kur’an’ı) çok güçlü olan (vahiy meleği) öğretti deniliyor.
(ذو مرة) ذو منظر حسن (التفسير الميسر) { ذو مرة } أي ذو هيئة حسنة فاستوى أي كمل بهذه الهيئة الحسنة.(تفسير ابن عثيمين): إنما قيل له: «الأعلى» لأنه فوق جانب المَغْرب في صعيد الأرض لا في الهواء.( زاد المسير في علم التفسير) والأفق الجهة من السماء فرآه النبي ص وكان بحراء قد سد الافق (هميان الزاد إلى دار المعاد) الرؤية الأولى : كانت في الأرض في بداية الوحي ، ونزلت عليه بعدها سورة المدثر . وهذه الرؤية هي التي قال الله سبحانه وتعالى فيها : (وَلَقَدْ رَآهُ بِالأفُقِ الْمُبِينِ) التكوير/23 . وهي الرؤية الأولى التي كانت بالبطحاء (موضع بمكة) وهي المذكورة في قوله : (عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى وَهُوَ بِالأفُقِ الأعْلَى الخ) النجم/5 –10 ، كما تقدم تفسيرُ ذلك وتقريره ، والدليلُ أن المرادَ بذلك جبريل : والظاهر- والله أعلم - أن هذه السورة – يعني سورة التكوير - نزلت قبل ليلة الإسراء ؛ لأنه لم يذكر فيها إلا هذه الرؤية ، وهي الأولى . (رؤية النبي لجبريل)