close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İn huve illâ vahyun yûhâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O (Kur’an ve konuştukları) ancak (kendisine) vahy (ve telkin) olunan vahiydir. (İlahi hakikatler ve öğretilerdir ki, tebliğ edip size ulaştırmıştır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O'nun size aktardığı sözler, kendisine indirilen ilâhî haberden başka birşey değildir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onun tebliğleri, Kur'ân ve sünnet, yalnızca Allah tarafından kendisine iletilen vahiylerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
O (konuştuğu, kendine) vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.
Ali Bulaç
swap_vert close
O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kur'an sade bir vahiydir, ancak vahy olunur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O, ancak vahyedilen bir vahiydir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir. [589]
[589] Necm sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 351.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ancak, ona vahyolunan bir vahiydir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O ancak kendisine vahyolunanı söyler (söylediği hüküm içerikli her şey vahye dayanır).
Cemil Said
swap_vert close
Kur’ân kendine vahy olmuşdur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O (size okuduğu), kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
Edip Yüksel
swap_vert close
O (Kuran) ancak ve ancak bildirilen bir vahiydir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O sade bir vahiydir ancak vahyolunur
Emrah Demiryent
swap_vert close
3-4. O, (bizim resûlümüzdür,) hevâsından konuşmaz. O (Kur’ân) kendisine (tarafımızdan) bildirilen, vahiyden başka bir şey değildir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.¹
1- Bu ayetler; müşriklerin, resulün çağrısına “Kendi kişisel sözleridir.” iddialarına yanıt vermektedir. Bu yanıttan dolayısıyla şunu da anlıyoruz; nebinin kişisel görüş ve sözleri “din” değildir; din yalnızca vahiyden ibarettir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, kendisine (Allahdan) ilkaa edilegelen bir vahyden başkası değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O (söyledikleri) bildirilen vahiyden başka bir şey değildir.(1)
(1)“Vahiy iki kısımdır. Biri: ‘Vahy-i sarîhî’dir (açık vahiydir) ki, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onda sırf bir tercümandır, mübelliğdir (teblîğ edicidir), müdâhalesi yoktur. Kur’ân ve bazı ehâdîs-i kudsiye(kudsî hadisler) gibi. İkinci kısım: ‘Vahy-i zımnî’dir (kaynağı yine vahiy olan sünnetidir). Şu kısım, mücmel (özü)ve hulâsası vahye ve ilhâma istinâd eder. Fakat tafsîlâtı ve tasvîrâtı (geniş açıklaması) Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a âiddir. O, vahiyden gelen mücmel hâdiseyi tafsil ve tasvir; Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm bazen yine ilhâma ya vahye istinâd edip beyân eder. Veyâhut kendi ferâsetiyle(doğru anlayışıyla) beyân eder. Ve kendi ictihâdıyla yaptığı tafsîlât ve tasvîrât, ya vazîfe-i risâlet(peygamberlik vazîfesi) noktasında ulvî kuvve-i kudsiye ile beyân eder. Veyâhut örf ve âdât (âdetler) ve efkâr-ı âmme (umûmun fikirlerinin) seviyesine göre beşeriyeti (insan olması) noktasında beyân eder.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 6)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
(*) Birinci ayette geçen (هوي)‘’hevâ’’kelimesi çökmek, düşmek, kaymak, inmek gibi anlamlara gelir. Fakat asil anlamı; Yakıtı bittiğinde yıldızın kendi üzerine çökmesidir, yani süpernova olayının meydana gelmesidir. (الله اعلم) Bunun açıklaması da şöyledir: Enerjisi biten yıldız patlıyor ve bu patlama sonucunda süpernova oluyor, yeni yıldızlar oluşuyor… Süpernovalar iki şekilde oluşur: Birinci tür süpernovalar ikili yıldız sistemlerinde oluşur. Yıldızlardan biri diğerinden madde çeker. Madde çektikçe o kadar ağırlaşır ki sonunda patlar. Bu patlama sonucu süpernovalar oluşur. İkinci tür süpernovalar ise yaşlanan yıldızın ölmesiyle/patlamasıyla/ oluşuyor. Yıldız nükleer enerjisini bitirince git gide kendi kütlesini çekirdeğe akıtmaya başlıyor. Bunun sonucunda çekirdek kendi çekim kuvvetine dayanamaz hâle gelir ve patlar. Yani ölür. Bu ölüm bazen bir karadeliğe bazen bir nötron yıldızına başlangıçtır. (Süpernova Nedir-Müh.Beyinler.) Yani ölüme patlarken gerilerinde Nötron Yıldızı veya Kara delikler bırakarak ölen ve yine ölümüyle doğuma sebebiyet vermek için arkada gaz ve toz bulutu terk ettiği zaman Yıldıza kasem edilmektedir. Kaynak: Necm Suresi (1 ila 39. Ayetler) Orijinal İslam). Süpernova /yıldızların/patlamaları, evrendeki en görkemli yokoluş biçimidir. Aynı zamanda bu yokoluş, yaşam oluşturacak elementlerin uzaya saçılmasını sağladığından, varoluşu da tetikler. Ayrıca aşağıdaki Arapça metninde de hem bir yıldızın kendi üzerine çökmesi hem de süpernova hakkında kısa bir bilgi verilmektedir. Not: 4. ayette ise إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى ﴿٤﴾) icmâ ile buradaki ‘’huve’’zamiri Kur’an’dan mentuk olan vahye gider. Yani onun nutuk edip okuduğu o Kur’an vahiyden başka bir şey değildir. Bunun hadislerle/Hz. peygamberin sözleriyle/asla bir alakası yoktur. Ayrıca 5. ayette de vahiy meleğine işaret edilerek (عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ﴿٥)’’ Ona (o vahyi, Kur’an’ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir’’ deniliyor. Mademki vahiy meleği olan Cebrail ona öğretmiştir, öyleyse bu ayetlerin Hz. Peygamberin hadisleri/ sözleri veya sünnetiyle hiçbir alakası olamaz. Çünkü vahiy meleği Cebrail Hz. Peygambere hadislerini/ sözlerini/ de kendisine öğretecek değildir. Eğer Cebrail’in kendisine öğrettiği şeyler Hz. Peygamberin hadisleri ise, demek ki, haşa Hz. Peygamber bir söz dahi söyleyemiyor, konuşmasını bilmiyor, bütün günlük konuşmasını da Cebrail ona öğretiyor, şeklinde Hz. Peygamber için saçma sapan bir durum söz konusu oluyor? Demek ki 5. ayetle de kesin ve net bir şekilde 3. ayette vurgusu yapılan vahiy kaynağı olan Kur’an’a vurgu yapılıyor. Ayrıca eğer hadisleri/sözleri veya onun içtihatları vahiy olsaydı, yaptığı bazı işlerden dolayı Kur’an onu asla kınamazdı! Örneğin: (يا أيهاالنبي لم تحرم ما احلل الله لك)’’ Ey peygamber? Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niye kendine haram kılıyorsun?’’ (et- Tahrîm, 66/1); (Tevbe, 9/43), (el-Enfâl, 8/67), (Abese, 80/1-10), (el-Ahzâb, 33/37); gibi yerlerde de Hz. Peygambere yaptıklarından dolayı kınama var. Ayrıca bu kınamalar bile, Kur’an, Hz. Peygamberin sözü olmadığını göstermektedir. Eğer haşa Kur’an, onun süzü olsaydı kendini kınayan ayetleri Kur’an’a yerleştirmezdi, bu da ayrı bir hsusus! İşte görüldüğü gibi bu ayetlerde Hz. Peygambere yaptıklarından dolayı yüce Allah’tan kınama vardır! Demek ki, hadisler ve sünnet vahiy değildir. Zaten vahiy olsaydı, Allah resulu kendi Hadislerini de Kur’an’a yerleştirecekti, niye yerleştirmemiştir ve hatta hadisleri korunsun diye niye yazdırıp kayıt altına almamıştır? Bilakis hadislerinin yazılmasına da hiç izin vermemiştir. Eğer hadisler ve sünnet vahiy olsaydı, böyle yapar mıydı? Kesinlikle hayır! Yoksa yüce Allah’ın Nahl- 89 ve benzeri nice ayetlerde ( (وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِّكُلِّ شيئ ‘’Ayrıca bu Kitabı (Kur’an’ı) da sana, (din hususunda muhtaç olduğunuz) her şeyi bildiren, (tüm insanlık için) doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde (kaynağı) olarak peyderpey indirdik.‘’şeklindeki mesajlarına rağmen Kur’an’ı eksik gördükleri için mi Nebimizin hadislerine haşa (وحي غير المتلو) ‘’vahyi gayri metlûv’’yani okunmayan vahiy’’ diyorlar? Haşa okunmayan bir vahiy mi var? İşte Kur’an, bu yanlışı reddediyor: Kur’an: (اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ) ‘’Ey Resulüm! Sana kitaptan ne vahiyedilmişse, onu (hepsini) mutlaka (insanlara) OKU! ’’ (Ankebüt-45), (Kehf- 27), Demek ki, Allah’tan gelen vahyin tümü okunmuş ve tebliğ edilmiştir. Peki, (metlûv olmayan), yani okunmayan vahiy nereden çıkıyor? Yoksa haşa Hz. Peygamber Allah’ın bu emrini ihmal mi etmiştir? Bu nedenle ‘’Vahyi Gayri Metluv’’iddiası kişiyiı küfre götürecek kadar çok tehhlikeli bir durumdur. ‘’Allah muhafaza!’’ Zaten nice ayetlerden anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber kendisine gelen bütün ayetleri/ vahyin tümünü tebliğ edip, okuyor, öğretiyor ve yazdırıyordu. Yani okumadığı ve yazdırmadığı bir vahiy söz konusu değildir. İşte Allah resulü, kendisine gelen bütün vahyi okuduğuna dair onlarca ayetler arasından sadece bir ayeti vermekle yetiniyorum: Bakara-151: ‘’Nitekim size kendi içinizden öyle bir elçi gönderdik ki o, size (bütün) âyetlerimizi (bütün vahyimizi) okur, sizi (her türlü kirli ve yanlış düşüncelerden) arındırır, size kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti (problem çözme bilimi, bilimsel gerçekleri, doğru hüküm vermeyi ve kitapta bulunan hükümleri sebep ve amaçlarıyla birlikte) öğretir, daha başka bilmediğiniz şeyleri de öğretir.’’ İşte resulun tilavet etmediği (Gayri Metlûv) bir vahiy yoktur. Ayrıca hem 1. ayette geçen ‘’en-necm’’ile ilgili bilimsel bir açıklama, hem de 3. ayetteki (وما ينطق) ile neye vurgu yapıldığına dair bazı tefsir metinleri aşağıya alınmıştır. ويقول العلماء إن النجم العملاق الذي تم رصد انفجاره منذ أشهر يبعد عن الأرض 240 مليون سنة ضوئية، ونلاحظ أن مادة النجم لا تذهب بعيداً كما يحدث في الانفجارات العادية بل تتهاوى باتجاه مركز النجم (أي مركز جاذبية النجم) ولذلك فإن كلمة (هوى) تعتبر أدق لغوياً من مصطلح (موت النجوم)، بل إن هذا الانفجار هو من الأمور الكونية العظيمة والتي لا يشك العلماء أبداً في وجودها، أي أنهم متأكدون من حقيقة انفجار النجوم وسقوطها وأن كل نجم في الكون لابد أن يأتي عليه يوم يستهلك فيه وقوده ومن ثم يهوي على نفسه وينفجر – المصدر :(الإعجاز في الكون - والنجم إذا هوى ) قوله: {وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ } التعريف للجنس، والمراد به: جنس النجوم، وبه قال جماعة من المفسرين، وعُنِي بقوله: {إذَا هَوَى}: إذا سقط، (أي اِنْهدَمَ) (جامع البيان في تفسير القرآن وقوله: {إن هو إلا وحي يوحى} يراد به القرآن بإجماع، (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) {وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰ} أي وما يصدرُ نطقُه بالقرآنِ عن هَوَاهُ ورأيهِ أصلاً فإنَّ المرادَ استمرارُ نفي النطقِ عن الهوى لا نَفيُ استمرارِ النطقِ عنْهُ كما مرَّ مِراراً. (رشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم – روح المعا ني- التحرير والتنوير) يقول تعالى ذكره: وما ينطق محمد بهذا القرآن عن هواه يقول تعالى ذكره: وما ينطق محمد بهذا القرآن عن هواه { إنْ هُوَ إلاَّ وَحْيٌ يُوْحَى } يقول: ما هذا القرآن إلا وحي من الله يوحيه إليه. وبنحو الذي قلنا في ذلك قال أهل التأويل ( جامع البيان في تفسير القرآن – الطبري) إِنْ هُوَ إِلاَّ وَحْيٌ يُوحَىٰ} أي: إنما يقول ما أمر به يبلغه إلى الناس كاملاً موفوراً، من غير زيادة ولا نقصان ( تفسير القرآن العظيم - تفسير المراغي) {وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰ } وما يصدر نطقه بالقرآن عن الهوى (انوار التنزيل واسرار التأويل) وما يصدر نطقه - فيما يتكلم به من القرآن - عن هوى نفسه (المنتخب في تفسير القرآن الكريم) {وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰ} قال قتادة: وما ينطق بالقرآن عن هواه {إِنْ هُوَ إِلاَّ وَحْيٌ يُوحَىٰ} إليه (الجامع لاحكام القرآن) وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰ} لم يتكلم بالقرآن بهوى نفسه {إِنْ هُوَ} ما هو يعني القرآن {إِلاَّ وَحْيٌ} من الله {يُوحَىٰ} إليه جبريل (تفسير القرآن - الفيروزابادي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Size bildirdikleri) O’na vahy edilmiş olan vahiydir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onun söyledikleri, ancak, gönlüne bildirilenlerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O/nun sözü kendine vahiy olunan bir vahiyden başka bir şey değildir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O/Kur’an, kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir.
Kadri Çelik
swap_vert close
O (söyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onun dudaklarından dökülen bu muhteşem ifadeler, kendisine Allah tarafından gönderilen vahiyden başka bir şey değildir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O ancak vahyedilen bir vahiydir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
4,5. Söyledikleri kendisine iletilen bir vahiydir. // Onu getiren, çok görkemli bir melektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İyi bilin ki O’nun size okudukları Rabbinizin size tebliğ etmesi için gönderdiği vahiyden başkası değildir. Hiçbir resule gönderdiğimiz ayetlerden başka bir şeyi ayet olarak söylemesi emredilmemiştir. Eğer böyle bir şey yapmış olsaydı suç işlemiş olurdu. Bizde onu cezalandırırdık. Resullere gönderdiğimiz bilgilerden başka şeyler söylemesi yakışmaz. O dikkatlidir. Kendi sözüyle vahyettiğimiz sözleri birbirinden ayırır. İkisini asla karıştırmaz. Siz de karıştırmayın ki doğru yolu bulasınız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (Kur’an) kendisine vahyedilmekte olan vahiyden başka bir şey değildir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onun (söyledikleri) vahiyden başka bir şey değildir¹ (ve ona) vahyolunur.²
1 Bazıları, bu âyete göre Efendimizin ictihad edemeyeceği kanaatine varmışlarsa da (Tevbe: 43.) ayet onun ictihad edebileceğine; ancak isabet edemezse, vahiyle düzeltileceğine işarettir. Buradaki “Onun (söyledikleri)” ifâdesinin “Kur’an” olması daha uygundur. 2 Kur’an veya onun konuştukları ancak bir vahiydir başka türlü söylenemez, sadece Allahu Teâlâ tarafından kendisine vahiy ve tebliğ olunmak suretiyle bilinip söylenebilir. Buradaki, “Onun (söyledikleri)” ifâdesinin esas itibariyle “Kur’an” hakkında olması daha uygun görülmekle birlikte, Peygamber Efendimizin hadislerine de şamil olma ihtimali vardır. Zira (وَحْىٌ يُوحٰى) daki (يُوحٰى) fiilinin şimdiki zaman kipiyle tekit edilmesi buna bir işarettir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
bu [size ilettiği], kendisine indirilen [ilahî] vahiyden başka bir şey değildir;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu Kuran kendisine indirilen vahiyden ibarettir. 2/97, 26/192...197
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Naklettiği) bu (Kur’an), kendisine indirilen bir vahiyden ibârettir.[⁴⁷⁷²]
[4772] Muhtemelen vahy teriminin ilk geçtiği yer. İslâm öncesinde dikili taş anıtlar için kullanılmaktaydı. Kök olarak “açığa çıkarmak, ifşa etmek, imâda bulunmak, kafa sallamak, işaretleşmek, birisinin aklına düşürmek, ilham etmek” anlamlarına gelir. Kelimenin iki temel vasfı “hızlılık” ve “gizlilik”tir. Bir mesajı dil dışı bir yolla muhataba iletmeyi ifade eder. “İlham, işaret, îmâ, ilka, ihsas” vahyin anlam alanına dahildir. Terim olarak “İlâhî mânaların vasıtalı veya vasıtasız Rasûl’ün kalbine ilka edilmesi” olarak tarif edilir. Vahyin inişi, bir ucu Allah’a dayalı gaybî bir süreçtir. Aşkınla içkin arasındaki ilişki ve iletişimin ifadesi olan vahyin inişine dair tüm açıklamalar, son tahlilde, işin mahiyeti gereği gaybın akıl sır ermez duvarına toslamağa mahkûmdur (Vahye dair bkz: 99:5, not 6; 42:51, not 62).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
3,4. O (Kur’an) ancak bir vahiydir. (Onda vahyin dışında asla hiçbir söz yoktur, Allah'tan) vahyolunur. (Sahibiniz Muhammed, biliniz ki) arzusuna uyarak, kendiliğinden hiçbir söz söylemez.
Osman Fırat
swap_vert close
O kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O başka değil, ancak bir vahiydir, vahyolunuverir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.
“O” zamirinden maksat, birçok müfessire göre Kur’ân’dır. Hz. Peygamber (a.s.)’ın İslâm tebliği, Kur’ân’ı açıklama niteliği taşıyan sözlerinin hepsi vahiy kaynaklıdır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O(nun okuduğu Kur'an) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ancak kendine vahy olunan vahyi söyler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, ona gelen vahiyden başkası değildir.
Şaban Piriş
swap_vert close
O ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O ancak kendisine vahyolunanı söyler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
degül ol illā vaḥy vaḥy olınur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bu Ḳur’ān degüldür, illā vaḥy.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bu, ancaq (Allah dərgahından) nazil olan bir vəhydir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is naught save an inspiration that is inspired,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is no less than inspiration sent down to him:
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنْ
değildir
هُوَ
o
اِلَّا
ancak
وَحْيٌ
bir vahiy ki
يُوحٰىۙ
vahye-diliyor
O(nun söyledikleri Allah tarafından ona) vahyedilen bir vahiyden başkası değildir.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
وَحْىٌ
İsim
و ح ي
Vahiy
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti