close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve ennehu huve edhake ve ebkâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kesinlikle, güldüren ve ağlatan O’dur.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphe yok ki, sizi güldüren ve ağlatan yalnız O'dur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Doğrusu güldüren de, ağlatan da sadece O'dur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Doğrusu güldüren de O'dur ağlatan da.
Ali Bulaç
swap_vert close
Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muhakak ki güldüren de O'dur, ağlatan da...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve gerçekten güldüren ve ağlatan O’dur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Güldürecek ve ağlatacak olan da O'dur.
Besim Atalay
swap_vert close
O güldürür, ağlatır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve elbet güldüren de O'dur, ağlatan da. 
Bkz. 9/82  
Cemil Said
swap_vert close
Hem güldirir hen ağlatır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Güldüren de O’dur, ağlatan da.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
Edip Yüksel
swap_vert close
O'dur seni güldüren ve ağlatan.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hakıkat odur güldüren ağlatan
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Cennet ehlini lütfuyla) güldüren de (sevindiren de) O’dur, (cehennem ehlini, müstahak oldukları için) ağlatan da (azaba uğratan da) O’dur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Güldüren de ağlatan da O'dur.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat şu: Güldüren de, ağlatan da Odur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki güldüren ve ağlatan ancak O'dur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kesinlikle, güldüren (gülmenin, sevinmenin yetisini yaratan) ve ağlatan (ağlamanın ve üzülmenin yetisini de yaratan) O’dur.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elbette (vereceği kararla) güldürende O, ağlatan da O dur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte güldüren de Odur, ağlatan da O.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Güldüren O/dur, ağlatan O/dur,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki güldüren de ağlatan da O’dur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu güldüren ve ağlatan O'dur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Güldüren de O’dur, ağlatan da O!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şu bir gerçektir ki; güldüren de O’dur, ağlatan da!
Mehmet Çakır
swap_vert close
42,43. son sefer Rabb’ine olacaktır, // güldüren de odur, ağlatan da odur, // canı alan da odur, veren de odur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey resulüm! Onlara söyle! Hesap günü insanları mükâfatlarıyla güldürecek olan da, şiddetli cezasıyla ağlatacak olan da Rabbindir. Onlar dünyadayken kendilerini haklı çıkaracak hâkimler bulabilirler. Kendileri gibi düşünen şımarık, densiz insanların hükümlerinde adalet arayabilirler. Onların adalet saydıkları zulümden başka bir şey değildir. Andolsun ki Rabbinin hükmü varken, tersine hüküm vermek zulümdür. Onlar bunu her zaman yaparlar. Onlar Rabbinin hükümlerini hiçe sayarlar. Hatta Rabbinin hükümlerini küçük, değersiz, basit görerek alay ederler. Yalanlara dayanan hükümlerini üstün tutarlar. Bilsinler ki onlar; dünyada yalanlarıyla hükmetseler de, kendilerini her türlü cezadan kurtarsalar da, hesap günü asla kurtulamayacaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Güldüren de yalnızca O’dur, ağlatan da.
Mehmet Türk
swap_vert close
Doğrusu, güldüren de ağlatan da Odur,
Muhammed Esed
swap_vert close
[sizi] güldüren ve ağlatan yalnız O’dur;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira güldürecek olan da O’dur, ağlatacak olan da! 26/78...82
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve elbet ağlatan da O’dur, güldüren de O.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Gerçek şu ki, güldüren de, ağlatan da O'dur.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve muhakkak O'dur ki, güldürdü ve ağlattı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44. Yoksa o Mûsâ'nın ve o çok vefalı İbrâhim'in sahifelerinde bulunan şu kesin gerçekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O'dur güldüren ve ağlatan; O'dur öldüren ve yaşatan. [2, 124; 16, 123; 35, 18; 36, 12; 9, 105]
Hz. İbrâhim (a.s.)’ın “sahifelerin”den, Kur’ân dışındaki mevcut kutsal kitaplarda bahis yoktur. 38. âyetten şu kaide çıkar: Herkes kendi yaptıklarından sorumludur. Hiç kimse bir başkasının cezasını çekmeyi kabullenemez. 39. âyetten çıkan bazı kaideler: a-Her kişi, çalışmasının karşılığını görecektir. b-Hiç kimse yapmadığı işin karşılığını alamaz. Bazıları bu âyetleri anlamada aşırılığa saparak hata etmişlerdir. Başkasına bedel hac, sevap bağışlama, başkası için dua etmenin faydasız olduğunu iddia bu kabildendir. Ehl-i sünnet başkası için duanın fayda vereceğinde ittifak etmiş olup, sevap bağışlama, vekâletle yapılan işin sevabı hususunda da prensipte mutabık olup ayrıntılarda farklıdırlar. Mesela: İmam Malik ile Şâfiî’ye göre malî ibadetlerin (sadaka gibi) keza malî-bedenî ibadetlerin sevabı bağışlanabilir, ancak bedenî ibadetlerin (namaz, Kur’ân kıraatı) sevabı başkasına bağışlanamaz. Hanefîlere göre mezkûr her çeşit amelin sevabı başka bir mümine bağışlanabilir. Buna dair birçok hadis vardır. Allah, rûhuna bağışlanan kişiyi bu amellerden faydalandırdığı gibi, bu fazileti gösteren, bağışlayana da mükafat verir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
43,44. Kullarını güldiren ve ağladan, öldiren ve dirilden O'dur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Güldüren O’dur; ağlatan da O.
Şaban Piriş
swap_vert close
Güldüren de O'dur, ağlatan da!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Güldüren de Odur, ağlatan da.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiç kuşkusuz, güldüren de O'dur, ağlatan da...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ ol güldürür daħı aġladur ya'nį ŧamu ehlini yā gögi yaġmur-ile.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı oldur güldüren ve aġladan,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Güldürən də, ağladan da Odur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And that He it is Who maketh laugh, and maketh weep,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That it is He Who granteth Laughter and Tears;
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَنَّهُ
ve şüp-hesiz O
هُوَ
O'dur
اَضْحَكَ
güldüren
وَاَبْكٰىۙ
ve ağlatan
Şüphesiz ki güldüren de ağlatan da O'dur.
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اَضْحَكَ
Fiil-IV
ض ح ك
Güldürdü
اَبْكٰى
Fiil-IV
ب ك ي
Ağlattı