Ki (ahirette) hiçbir günahkâr (suçlu) başkasının günah yükünü yüklenmez (yani hiç kimse başkasının işlediği suçtan dolayı cezalandırılmaz).*
(*) Bu, Hz. İbrahim’e de inen 4000 yıldan çok daha kadim, insanlıkla yaşıt, bireysel sorumluluk ilkesidir. Hristiyanlıkta Hz. Âdem’in suçu herkese yüklenmiş, Hz. İsa bu günahı ödemiştir. Bu tamamen yanlıştır. Modern hukukta da sadece suçlu cezalandırılmaktadır. Vizr, ağır yük mânasına gelir. Her günahkâr, cezai müeyyide gerektiren ağır bir yük yüklenir. Bu ilke gereğince suçun ne de günahın vebalinin başkasına yüklenmesi söz konusu dahi değildir. “Her koyun kendi bacağından asılır.” tabiri bu ilkeyi ifade etmektedir. (Kurandan Hayata) Not: Müflisle ilgili meşhur rivayet ‘’Haber-i vahid’’olup ravisi de rivayetleri pek muteber olmayan Ebu Hureyre’dir. Ayrıca bu rivayet hem bu vb. ayetlerle tanakuz gösterdiği, hem de vahiy yoluyla (Kur’an’la) belirtilmemiş kıyametteki bazı gaybi olaylarından söz etmesi (Ki, Hz. Peygamber bile vahiy yoluyla kendisine bildirilmeyen gaybı olayları bilemez şeklindeki Kur’an mesajları) nedeniyle sahih ve muteber olması mümkün değildir. Evet, müflisle ilgili rivayet, Haber-i Vahid’dir, Peki Haber-i Vahid ne demek? Cevap: Haber-i vâhid denilince sadece bir kişinin rivayeti şeklindeki sözlük anlamı değil, genellikle bir veya birden fazla kişinin naklettiği mütevâtir seviyesine ulaşmayan haber akla gelmektedir. Hadisçiler, usulcular ve fakihler de yaptıkları değerlendirme ve tartışmalarda genellikle bu mânaya göre hareket etmektedirler. Meselâ Hatîb el-Bağdâdî, "mütevâtir haberin şartlarını taşımayan haber" diye zikrettiği haber-i vâhidin râvileri çok olsa bile kesin ilim ifade etmeyeceğini ileri sürmektedir. (el-Kifâye, s. 32( Zaten Müflis hadisinin ravisi de sadece bir kişi olup o da Ebu Hureyre’dir. (Ayrıca Hz. peygamberin Hadislerini ilk günden beri Müslüman olan ve ondan hiç ayrılmayan her dört halife ve benzerleri değil de hicretin yedinci senesinden sonra daha yeni Müslüman olan ve Hz. Peygamberi sadece 2 ile 3 yıl arasında görmüş olan ve Hz. Peygamberin yanına sırf karnını doyurmak için gittiğini kendi ağzıyla söyleyen Ebu Hureyre nasıl olur da hadislerin kahir ekseriyetini rivayet etmiştir? Mekke döneminin tümünü ve Medine döneminin 7- 8 yılını müşrik olarak geçiren ve Hz. peygamberi de sadece 1-2 yıl görebilen nasıl bu kadar hadis rivayet edebiliyor? Hâlbuki kendisi de diyor ki, hadisleri yazmazdık! Ayrıca bir araştırın, Hz. Ömer ve Hz. Osman neden Ebu Hureyre’yi sürgün etmekle tehdit etmişlerdir? Hz. Aişe neden hep onu tenkit etmiştir? İşte konuyla ilgili isimleri aşağıya alınan 8 adet tarih kitabına bakabilirsiniz. Hepsinde de bu konular yazılıyor.) Yine İmam Mâlik, Medine ehlinin ameline ters düşen haber-i vâhidlerin Hz. Peygamber’e nispet edilemeyeceğini söylemektedir. (Sâlim Ali el-Behnesâvî, s. 152). Ayrıca bazı kaynaklardan nakil yapılan aşağıdaki metinlerde de anlatıldığı gibi Fakih ve muhaddislerin çoğuna göre ‘’Haber-i Vahid’’ kesin bilgiyi ifade etmez, onun verdiği bilgi yakîn değil, zannidir. Hatta aşağıdaki metinlerde de Ebu Zeyd ed- Debusi şöyle diyor: Heva ve bid’at ehlinin çoğu, haber-i Vahid’i, Kur’an ve sabit sünnete arz etmeden hem itikadi hem de ameli yönden kabul ederler. Sonra Kur’an’ı o haber-i vahid’e uyarlamak için tevil cihetine gidiyorlar, yani Kur’an’ı o haber-i vahid’a uyduruyorlar. Böylece uyulacak olan şey haberi vahid olup dini de yakîn ilim üzerine değil, zan üzerine bina ederler. Ayrıca aşağıdaki metinde yine anlatıldığı gibi, kimisine göre mütevatir, yani hadisçilere göre kesin ilim ifade edebilecek olan hadis sayısı ancak 110, İmam Suyuti’ye göre de mütevatir hadis 100 ve bazı âlimlere göre de sadece 30 tanedir, bunların dışında kalan piyasadaki bütün hadisler haber-i vahid’dir, yani kesin ilmi değil, zannı ifade eder. Buna göre, piyasadaki hadislerin %99’u haber-i vahid, %1’i ise haber-i mütavatirdir. Ayrıca hem Müfessir Kurtubi hem de imam Şevkâni şöyle diyorlar: ‘’Şeriat hükmünün çoğu, kıyas ve haber-i vahid gibi galip zan üzerine bina edilmiştir…’’ Yani hem Müfessir Kurtubi, hem de İmam Şevkâni’ye göre mevcut fıkhî mezheplerdeki hükümlerin çoğu kıyas ve zanna dayalıdır. Hâlbuki ((وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا – النجم – 28 ‘’Oysa kuşkusuz zan, gerçeklikten yana hiçbir şey ifade etmez (yani zan gerçeğin yerine geçmez). (Necm- 53/28) ve ’Kesin bilmediğin şeyin ardına düşme (o şeye tâbi’ olma, onunla amel etme ve ondan hükümler çıkarma!). Muhakkak ki işiten kulak, gören göz ve idrak eden fuad (akıl, idrak ve karar merkezi olan beyin) bunların hepsi de o şeyden sorumludur.’’ şeklindeki İsra-17/36. ayetleriyle ilmi ve kesin olmayan her şey reddedildiği hâlde, nasıl olur da şeriat ve fıkhi hükümlerin çoğu ilmi değil, zannı ifade eden haber-i vahid üzerine kurulabilir? Böyle bir şeriat, Kur’an’daki Allah’ın şeriati (İslam şeriati) olamaz, bu ancak beşeri bir şeriat, beşeri bir hukuk ve kanun olabilir.
وقال الكمال بن الهمام في التحرير، وصاحب تيسير التحرير: "والأكثر من الفقهاء والمحدثين، خبر الواحد لا يفيد العلم مطلقاً أي سواء أكان بقرائن أم لا. " ( مفاتيح الغيب ) تفسير الرازي: «خبر الواحد لا يفيد إلا الظن». ثم قرر في فتح القدير قائلاً: "أن خبر الواحد لا يوجب اليقين بل الظن" .وقال عبد الحميد الاسمندي: ذهب أكثر الناس إلى أنه لا يوجب العلم أصلاً، - (فتح القدير) قال الشوكاني:، فإن أكثر الأحكام الشرعية مبنية على الظن كالقياس وخبر الواحد. – (الجامع لأحكام القرآن – للقرطبي): «وأكثر أحكام الشريعة مبنية على غلبة الظن كالقياس وخبر الواحد». وقال عبد العزيز البخاري في شرحه لكلام البزدوي: خبر الواحد : لا يوجب علم يقين ولا علم طمأنينة، وهو مذهب أكثر أهل العلم وجملة الفقهاء - وقال أبو بكر الجصاص في كلامه على قوله تعالى {إن جاءكم فاسق بنبأ فتبينوا} قال: وفي هذه الآية دلالة على أن خبر الآحاد لا يوجب العلم إذ لو كان يوجب العلم بحال لما احتيج فيه الى التثبت - . وقال أبو زيد الدبوسي: فأكثر الأهواء والبدع كانت من قبل العمل بخبر الواحد وقبوله اعتقاداً أو عملاً بلا عرض له على الكتاب والسنة الثابتة، ثم تأويل الكتاب لموافقة خبر الواحد وجعل المتبوع تبعاً وبناء الدين على ما لا يوجب العلم يقيناً الخ وقال القاضي ابن الباقلاني ...لا.يفضي الي العلم وقال أيضاً: أعلم وفقك الله أن كل ما يطلب العلم فيه فلا يقبل فيه أخبار الاحا د. وقال شمس الدين الاصفهاني: الأخبار المروية عن الرسول ، وأما خبر الآحاد فبعضها كذب قطعاً. ثم قال: أما الملازمة: فلأن خبر الآحاد لا يفيد إلا الظن.وقال أيضاً: وأما السنة فالآحاد منها لا يفيد إلا الظن .- وقال ابن التلمساني: أعلم أن المراد في أصول الفقه بخبر الواحد: الخبر الذي لا يفيد العلم واليقين . (الموضوع: موقف المذهب الحنفي من خبر الآحاد وإفادته العلم) وقد بلغ عدد الأحاديث المتواترة اللفظ عند بعض العلماء 110 أحاديث، وقد زاد بعض العلماء على هذا العدد - #الأحاديث_المتواترة: - والإمام السيوطي في كتابه (الازهار المتناثرة ) جمع فقط ما يزيد على 100 حديث متواتر،،، وبعض العلماء المدققين قالوا بأن المتواتر لا يزيد على 30 الثلاثين حديثاً لا غير،،،وهذا يعني أن كل ماليس بمتواتر فهو آحاد،،، ومن المعلوم أن ثبوت احاديث الآحاد ظني حتى لو كان متفقا عليه في الصحيحين،،، فيبقى ثبوت مثل هذه الاحاديث غير قطعي ولا جازم،،،#الـنتيجـة أن 99% أحاديث ظنية – فان الامام أبا حنيفة لم يثق الا بستة عشر حديثا : ومن ذلك يتبين لنا ما وصل اليه التحريف في الجديث : المصدر: (تاريخ الاسلام – ج -2 - ص 230 - لدكتور حسن ابراهيم حسن) اسماء المصادر في حق أبي هريرة ( 1 - ابن حجر - الإصابة في تمييز الصحابة (الجزء : ( 1 ) - رقم الصفحة (69) – 2 - البداية والنهاية ابن كثير الجزء – 11 – رقم الصفحة – 370-371 ) - 3 -ابن عساكر تاريخ دمشق – الجزء – 50 – رقم الصفحة (171 - 172) - 4 - ابن شبة النميري – تاريخ المدينة (الدزء – 3 – رقم الصفحة - 800)- 5- المحدث الفاصل بين الراوي الرامهرمزي -والواعي – الجزء – (1 – رقم الصفحة - 554)- 6 – السخسي – أصول السرخسي – الجزء – 1 – رقم الصفحة (341)- 7 - الجصاص –الفصول في الاصول - الجزء – 3 – رقم الصفحة (132)- 8 – المتقي الهندي – كنز العمال في سنن الاقوال والافعال – الجزء – 10 – رقم الصفحة (291)