close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ellâ teziru vâziratun vizra uḣrâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenemez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Doğrusu (ahirette) hiçbir günahkâr, bir başkasının günah yükünü ve suçunu yüklenmeyecektir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez, yani hiç kimse başkasının işlediği suçtan dolayı cezalandırılmaz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hiçbir günahkâr, günah yüklü, suçlu bir kişi, başkasının günahının, suçunun cezasını çekmez.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ki hiçbir günâhkâr başkasının günâh yükünü yüklenmez.
Ali Bulaç
swap_vert close
Doğrusu, hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
“Doğrusu hiç bir günahkâr, başkasının günahını çekmez.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kimse kimsenin günahını yüklenmez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Hiç kimse, başkasının günahını çekmiyecek
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Doğrusu hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Bkz. 6/164, 17/15, 35/18 ve dipnotu, 39/17  
Cemil Said
swap_vert close
Kendi günâhını taşıyan âdem başkasının günâhını taşımayacakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki hiçbir kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki doğrusu bir vizir çeken başkasının vizrini çekecek değil
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın yükünü yüklenemez.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykaten hiçbir günahkâr diğerinin günâh yükünü çekmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ki doğrusu bir günahkâr, başkasının yükünü (günâhını) yüklenmez!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ki (ahirette) hiçbir günahkâr (suçlu) başkasının günah yükünü yüklenmez (yani hiç kimse başkasının işlediği suçtan dolayı cezalandırılmaz).*
(*) Bu, Hz. İbrahim’e de inen 4000 yıldan çok daha kadim, insanlıkla yaşıt, bireysel sorumluluk ilkesidir. Hristiyanlıkta Hz. Âdem’in suçu herkese yüklenmiş, Hz. İsa bu günahı ödemiştir. Bu tamamen yanlıştır. Modern hukukta da sadece suçlu cezalandırılmaktadır. Vizr, ağır yük mânasına gelir. Her günahkâr, cezai müeyyide gerektiren ağır bir yük yüklenir. Bu ilke gereğince suçun ne de günahın vebalinin başkasına yüklenmesi söz konusu dahi değildir. “Her koyun kendi bacağından asılır.” tabiri bu ilkeyi ifade etmektedir. (Kurandan Hayata) Not: Müflisle ilgili meşhur rivayet ‘’Haber-i vahid’’olup ravisi de rivayetleri pek muteber olmayan Ebu Hureyre’dir. Ayrıca bu rivayet hem bu vb. ayetlerle tanakuz gösterdiği, hem de vahiy yoluyla (Kur’an’la) belirtilmemiş kıyametteki bazı gaybi olaylarından söz etmesi (Ki, Hz. Peygamber bile vahiy yoluyla kendisine bildirilmeyen gaybı olayları bilemez şeklindeki Kur’an mesajları) nedeniyle sahih ve muteber olması mümkün değildir. Evet, müflisle ilgili rivayet, Haber-i Vahid’dir, Peki Haber-i Vahid ne demek? Cevap: Haber-i vâhid denilince sadece bir kişinin rivayeti şeklindeki sözlük anlamı değil, genellikle bir veya birden fazla kişinin naklettiği mütevâtir seviyesine ulaşmayan haber akla gelmektedir. Hadisçiler, usulcular ve fakihler de yaptıkları değerlendirme ve tartışmalarda genellikle bu mânaya göre hareket etmektedirler. Meselâ Hatîb el-Bağdâdî, "mütevâtir haberin şartlarını taşımayan haber" diye zikrettiği haber-i vâhidin râvileri çok olsa bile kesin ilim ifade etmeyeceğini ileri sürmektedir. (el-Kifâye, s. 32( Zaten Müflis hadisinin ravisi de sadece bir kişi olup o da Ebu Hureyre’dir. (Ayrıca Hz. peygamberin Hadislerini ilk günden beri Müslüman olan ve ondan hiç ayrılmayan her dört halife ve benzerleri değil de hicretin yedinci senesinden sonra daha yeni Müslüman olan ve Hz. Peygamberi sadece 2 ile 3 yıl arasında görmüş olan ve Hz. Peygamberin yanına sırf karnını doyurmak için gittiğini kendi ağzıyla söyleyen Ebu Hureyre nasıl olur da hadislerin kahir ekseriyetini rivayet etmiştir? Mekke döneminin tümünü ve Medine döneminin 7- 8 yılını müşrik olarak geçiren ve Hz. peygamberi de sadece 1-2 yıl görebilen nasıl bu kadar hadis rivayet edebiliyor? Hâlbuki kendisi de diyor ki, hadisleri yazmazdık! Ayrıca bir araştırın, Hz. Ömer ve Hz. Osman neden Ebu Hureyre’yi sürgün etmekle tehdit etmişlerdir? Hz. Aişe neden hep onu tenkit etmiştir? İşte konuyla ilgili isimleri aşağıya alınan 8 adet tarih kitabına bakabilirsiniz. Hepsinde de bu konular yazılıyor.) Yine İmam Mâlik, Medine ehlinin ameline ters düşen haber-i vâhidlerin Hz. Peygamber’e nispet edilemeyeceğini söylemektedir. (Sâlim Ali el-Behnesâvî, s. 152). Ayrıca bazı kaynaklardan nakil yapılan aşağıdaki metinlerde de anlatıldığı gibi Fakih ve muhaddislerin çoğuna göre ‘’Haber-i Vahid’’ kesin bilgiyi ifade etmez, onun verdiği bilgi yakîn değil, zannidir. Hatta aşağıdaki metinlerde de Ebu Zeyd ed- Debusi şöyle diyor: Heva ve bid’at ehlinin çoğu, haber-i Vahid’i, Kur’an ve sabit sünnete arz etmeden hem itikadi hem de ameli yönden kabul ederler. Sonra Kur’an’ı o haber-i vahid’e uyarlamak için tevil cihetine gidiyorlar, yani Kur’an’ı o haber-i vahid’a uyduruyorlar. Böylece uyulacak olan şey haberi vahid olup dini de yakîn ilim üzerine değil, zan üzerine bina ederler. Ayrıca aşağıdaki metinde yine anlatıldığı gibi, kimisine göre mütevatir, yani hadisçilere göre kesin ilim ifade edebilecek olan hadis sayısı ancak 110, İmam Suyuti’ye göre de mütevatir hadis 100 ve bazı âlimlere göre de sadece 30 tanedir, bunların dışında kalan piyasadaki bütün hadisler haber-i vahid’dir, yani kesin ilmi değil, zannı ifade eder. Buna göre, piyasadaki hadislerin %99’u haber-i vahid, %1’i ise haber-i mütavatirdir. Ayrıca hem Müfessir Kurtubi hem de imam Şevkâni şöyle diyorlar: ‘’Şeriat hükmünün çoğu, kıyas ve haber-i vahid gibi galip zan üzerine bina edilmiştir…’’ Yani hem Müfessir Kurtubi, hem de İmam Şevkâni’ye göre mevcut fıkhî mezheplerdeki hükümlerin çoğu kıyas ve zanna dayalıdır. Hâlbuki ((وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا – النجم – 28 ‘’Oysa kuşkusuz zan, gerçeklikten yana hiçbir şey ifade etmez (yani zan gerçeğin yerine geçmez). (Necm- 53/28) ve ’Kesin bilmediğin şeyin ardına düşme (o şeye tâbi’ olma, onunla amel etme ve ondan hükümler çıkarma!). Muhakkak ki işiten kulak, gören göz ve idrak eden fuad (akıl, idrak ve karar merkezi olan beyin) bunların hepsi de o şeyden sorumludur.’’ şeklindeki İsra-17/36. ayetleriyle ilmi ve kesin olmayan her şey reddedildiği hâlde, nasıl olur da şeriat ve fıkhi hükümlerin çoğu ilmi değil, zannı ifade eden haber-i vahid üzerine kurulabilir? Böyle bir şeriat, Kur’an’daki Allah’ın şeriati (İslam şeriati) olamaz, bu ancak beşeri bir şeriat, beşeri bir hukuk ve kanun olabilir. وقال الكمال بن الهمام في التحرير، وصاحب تيسير التحرير: "والأكثر من الفقهاء والمحدثين، خبر الواحد لا يفيد العلم مطلقاً أي سواء أكان بقرائن أم لا. " ( مفاتيح الغيب ) تفسير الرازي: «خبر الواحد لا يفيد إلا الظن». ثم قرر في فتح القدير قائلاً: "أن خبر الواحد لا يوجب اليقين بل الظن" .وقال عبد الحميد الاسمندي: ذهب أكثر الناس إلى أنه لا يوجب العلم أصلاً، - (فتح القدير) قال الشوكاني:، فإن أكثر الأحكام الشرعية مبنية على الظن كالقياس وخبر الواحد. – (الجامع لأحكام القرآن – للقرطبي): «وأكثر أحكام الشريعة مبنية على غلبة الظن كالقياس وخبر الواحد». وقال عبد العزيز البخاري في شرحه لكلام البزدوي: خبر الواحد : لا يوجب علم يقين ولا علم طمأنينة، وهو مذهب أكثر أهل العلم وجملة الفقهاء - وقال أبو بكر الجصاص في كلامه على قوله تعالى {إن جاءكم فاسق بنبأ فتبينوا} قال: وفي هذه الآية دلالة على أن خبر الآحاد لا يوجب العلم إذ لو كان يوجب العلم بحال لما احتيج فيه الى التثبت - . وقال أبو زيد الدبوسي: فأكثر الأهواء والبدع كانت من قبل العمل بخبر الواحد وقبوله اعتقاداً أو عملاً بلا عرض له على الكتاب والسنة الثابتة، ثم تأويل الكتاب لموافقة خبر الواحد وجعل المتبوع تبعاً وبناء الدين على ما لا يوجب العلم يقيناً الخ وقال القاضي ابن الباقلاني ...لا.يفضي الي العلم وقال أيضاً: أعلم وفقك الله أن كل ما يطلب العلم فيه فلا يقبل فيه أخبار الاحا د. وقال شمس الدين الاصفهاني: الأخبار المروية عن الرسول ، وأما خبر الآحاد فبعضها كذب قطعاً. ثم قال: أما الملازمة: فلأن خبر الآحاد لا يفيد إلا الظن.وقال أيضاً: وأما السنة فالآحاد منها لا يفيد إلا الظن .- وقال ابن التلمساني: أعلم أن المراد في أصول الفقه بخبر الواحد: الخبر الذي لا يفيد العلم واليقين . (الموضوع: موقف المذهب الحنفي من خبر الآحاد وإفادته العلم) وقد بلغ عدد الأحاديث المتواترة اللفظ عند بعض العلماء 110 أحاديث، وقد زاد بعض العلماء على هذا العدد - #الأحاديث_المتواترة: - والإمام السيوطي في كتابه (الازهار المتناثرة ) جمع فقط ما يزيد على 100 حديث متواتر،،، وبعض العلماء المدققين قالوا بأن المتواتر لا يزيد على 30 الثلاثين حديثاً لا غير،،،وهذا يعني أن كل ماليس بمتواتر فهو آحاد،،، ومن المعلوم أن ثبوت احاديث الآحاد ظني حتى لو كان متفقا عليه في الصحيحين،،، فيبقى ثبوت مثل هذه الاحاديث غير قطعي ولا جازم،،،#الـنتيجـة أن 99% أحاديث ظنية – فان الامام أبا حنيفة لم يثق الا بستة عشر حديثا : ومن ذلك يتبين لنا ما وصل اليه التحريف في الجديث : المصدر: (تاريخ الاسلام – ج -2 - ص 230 - لدكتور حسن ابراهيم حسن) اسماء المصادر في حق أبي هريرة ( 1 - ابن حجر - الإصابة في تمييز الصحابة (الجزء : ( 1 ) - رقم الصفحة (69) – 2 - البداية والنهاية ابن كثير الجزء – 11 – رقم الصفحة – 370-371 ) - 3 -ابن عساكر تاريخ دمشق – الجزء – 50 – رقم الصفحة (171 - 172) - 4 - ابن شبة النميري – تاريخ المدينة (الدزء – 3 – رقم الصفحة - 800)- 5- المحدث الفاصل بين الراوي الرامهرمزي -والواعي – الجزء – (1 – رقم الصفحة - 554)- 6 – السخسي – أصول السرخسي – الجزء – 1 – رقم الصفحة (341)- 7 - الجصاص –الفصول في الاصول - الجزء – 3 – رقم الصفحة (132)- 8 – المتقي الهندي – كنز العمال في سنن الاقوال والافعال – الجزء – 10 – رقم الصفحة (291)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hiçbir günahkâr, diğer bir günahkârın günahını yüklenmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Hiçbir kimse başka bir kimsenin günahını yüklenemez."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— hiçbir kimse başka kimsenin günahını yüklenmez.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiçbir kimse, bir başkasının (günah) yükünü yüklenmez.¹³
13 Krş. En’âm, 6/164; İsrâ, 17/15; Zumer, 39/7; A’lâ, 87/18-19. Kimse kimsenin yükünü çekmeyeceği kuralı, öncelikle nass mana olarak, Hıristiyanlığı reddeder. Çünkü onlar Hz. İsa’nın herkesin günahına kefil olarak çarmıha gerildiğini söylerler. Bir diğer anlam da kimsenin şefaati kimseye fayda vermez. Zira şefaat eden, şefaat ettiğinin günahına kefil olur ve onu yüklenir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(O sahifelerde,) Hiç bir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez (diye yazılıydı).
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Hiç kimse, bir başkasının günah yükünü taşımayacaktır!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ne var ki yüklü bir kişi bir başkasının yükünü çekmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
kimse kimsenin suçunu üstlenemez,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bilin ki hiçbir suçlu başka suçlunun cezasını çekemez. Onlar nasıl mantık kuruyorlar? Onların aklı hiç çalışmıyor mu? Böyle bir sözü nasıl söyleyebilirler? Bunu Allah yasaklamıştır. Bu haram ben bunu yapmam diyene; “Boş ver yap! Eğer suçsa ve cezası varsa suçu benim üstüme olsun! Günahının cezasını ben çekeyim!” derler. Onlar bu kadar aptal mı? Kimin suçunu nasıl üstleniyorlar? Onlara bu yetkiyi kim verdi? Onlar kimi kandırıyor? Onlara haydi şu adam suç işledi, cezası ölüm, ölüm cezasını kabul et! O’nun yerine sen öl deseler kabul edecekler mi? Onlar demeyecekler mi suçu kim işlediyse O’nu öldürün? Andolsun! Onlar şımarıklıkla densizlikle ne dediklerini bilmiyorlar. Onlar kendilerini bir şey zannedip, Allah’a karşı meydan okuyorlar. Onların bu meydan okuyuşu Allah’ı hiç etkilemez. Rabbin onların cezasını elbette en şiddetli şekilde verecektir. Unutmasınlar ki, onların teşvikiyle aklını kullanmayıp suç işleyenler de cezalandırılacaklardır. Allah’a karşı suç işlemeye teşvik edilenin şöyle söylemesi gerekmez miydi? “Sen hangi hakla, hangi yetkiyle, benim suçumu üstleneceksin? Andolsun ki Allah’tan böyle bir bilgi gelmemiştir.” Rabbin iyi bilmektedir ki suça teşvik edende, teşvik edilende, zaten kendi iç dünyalarında suç işlemeye hazırdır. Onlar sadece suç işlemek için bir bahane, bir payanda arıyorlardır. O nedenle başkalarının teşvikiyle suç işleyenler af edilmezler. Ta ki pişman olup bir daha yapmayacaklarına tövbe ederek söz versinler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. [*]
Bu mesaj Bakara 2:134, 141, 272, 286, En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39, Mümtehine 60:3 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Doğrusu hiçbir günâhkâr, bir başkasının günâhını yüklenemez. ¹
1 Vizr: Ağır yük, günâh ve günâhın cezâsının ağırlığı demektir. Herkes kendi günâhından sorumludur. Günâhı ağır basan birisi bir başkasının günâhını yüklenmesi için çağırsa bu, yakını, hocası, şeyhi bile olsa mümkün değildir. Ancak bir kimse, birisini kötülüğe sevk ederse bu durumda; birisi aldandığının cezasını, diğeri de aldattığının cezâsını çekecektir. Bk. (En’am: 164, İsrâ: 15, Zümer: 7 Fâtır: 18)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve hiç kimse, kimsenin yükünü taşıyacak değildir; ³¹
31 Bu temel ahlakî kural Kur’an’da beş kez geçmektedir -6:164, 17:15, 35:18, 39:7’de ve nüzul sırasına göre ilki olan yukarıdaki ayette. Bu kuralın anlam ve sonucu üç aşamalıdır: ilkin, insanoğlunun doğumundan itibaren yüklendiği “ilk günah” şeklindeki Hristiyan doktrini kesinlikle reddedilmektedir; ikincisi, kişinin günahlarının bir azîzin veya peygamberin kendini feda etmesi sayesinde “bağışlanabileceği” fikri reddedilmektedir (mesela, Hz. İsa’nın insanlığın günahkarlığı için vekaleten kendini feda etmesi şeklindeki Hristiyan doktrininde yahut insanın Mithras tarafından vekaleten kurban edilmesi şeklindeki daha eski Pers doktrininde olduğu gibi); ve üçüncü olarak da, günahkar ile Allah arasındaki herhangi bir “aracılık” ihtimali reddedilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hiç bir günahkârın bir başkasının günahını çekemeyeceği. 31/33, 35/18, 39/7-8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kesinlikle, hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz.[⁴⁷⁹⁶]
[4796] Velid b. Muğire’nin önce âhiretteki azap korkusuyla iman ettiği, arkadaşlarından birinin âhiretteki cezasını üstlenmesi üzerine geri küfre döndüğü nakledilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ki hiçbir günahkâr, başkasının günahını asla yüklenemez!
Osman Fırat
swap_vert close
Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hakikaten hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez.
Suat Yıldırım
swap_vert close
36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44. Yoksa o Mûsâ'nın ve o çok vefalı İbrâhim'in sahifelerinde bulunan şu kesin gerçekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O'dur güldüren ve ağlatan; O'dur öldüren ve yaşatan. [2, 124; 16, 123; 35, 18; 36, 12; 9, 105]
Hz. İbrâhim (a.s.)’ın “sahifelerin”den, Kur’ân dışındaki mevcut kutsal kitaplarda bahis yoktur. 38. âyetten şu kaide çıkar: Herkes kendi yaptıklarından sorumludur. Hiç kimse bir başkasının cezasını çekmeyi kabullenemez. 39. âyetten çıkan bazı kaideler: a-Her kişi, çalışmasının karşılığını görecektir. b-Hiç kimse yapmadığı işin karşılığını alamaz. Bazıları bu âyetleri anlamada aşırılığa saparak hata etmişlerdir. Başkasına bedel hac, sevap bağışlama, başkası için dua etmenin faydasız olduğunu iddia bu kabildendir. Ehl-i sünnet başkası için duanın fayda vereceğinde ittifak etmiş olup, sevap bağışlama, vekâletle yapılan işin sevabı hususunda da prensipte mutabık olup ayrıntılarda farklıdırlar. Mesela: İmam Malik ile Şâfiî’ye göre malî ibadetlerin (sadaka gibi) keza malî-bedenî ibadetlerin sevabı bağışlanabilir, ancak bedenî ibadetlerin (namaz, Kur’ân kıraatı) sevabı başkasına bağışlanamaz. Hanefîlere göre mezkûr her çeşit amelin sevabı başka bir mümine bağışlanabilir. Buna dair birçok hadis vardır. Allah, rûhuna bağışlanan kişiyi bu amellerden faydalandırdığı gibi, bu fazileti gösteren, bağışlayana da mükafat verir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
36,37,38. Ona, Mûsâ'nın ve 'ahdine vefâ iden İbrâhîm'in sahîfelerinde: "Bir kimsenin günâhıyla diğer bir kimse günâhkâr olmaz (bir kimsenin yüküni diğeri yüklenmez)" yazılı oldığı haber virilmedi mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Dememişler mi ki) Kimse kimsenin günahını yüklenmez.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hiç bir günahkâr başkasının günahını çekmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Şöyle ki: Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
kim götürmeye götürici ayruķ yükini ya'nį yazuġını
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ki bir kişi yamanlıġı‐çun bir kişiye ‘aẕāb olmaz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Tövratda və İbrahimin səhifələrində deyilənlər bunlardır: ) “Heç bir günahkar başqasının günahına yüklənməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That no laden one shall bear another's load,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Namely, that no bearer(5113) of burdens can bear the burden of another;
5113 Here follows a series of eleven aphorisms of ancient wisdom apparently incorporated in current Semitic folklore. The first is that a man's spiritual burden—die responsibility for his sin—must be borne by himself and not by another: Cf. 6:164; 17:15 ; 35:18; 39:7. There can be no vicarious atonement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّا تَزِرُ
kesinlikle yüklenmez
وَازِرَةٌ
bir gü-nahkâr
وِزْرَ
yükü-nü
اُخْرٰىۙ
başkasının
Dikkat edin! Hiçbir günahkâr, başkasının (günah) yükünü yüklenmez.
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
وَزَرَ
Fiil-I
و ز ر
Yüklendi
وَازِرَة
Etken fiil
و ز ر
Günahkâr, yüklenici
وِزْر
İsim
و ز ر
Günah, yük, ağırlık
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki