Küçük kusurları¹ dışında, büyük günâhlardan² ve hayâsızlıklardan³ kaçınanlara gelince şunu iyi bil ki Rabbin, affı geniş olandır. O, topraktan yarattığında da annelerinizin karınlarında bulunduğunuzda da sizi, en iyi bilendir. O halde, kendinizi temize çıkarmayın.⁴ Çünkü O, Kendisi’ne karşı hata etmekten sakınanı çok iyi bilir.
1 Lemem: kelimesinin aslı olan (لَمَّ) fiili; toplamak, biriktirmek, bir şeyi ısrarlı ve devamlı olmamak şartıyla yapmak ve düzeltmek manasına gelir. Dağınık olan saçı düzeltme işi de bu fiille ifade edilir. Dolaysıyla bu kelime, bir kişinin bir işi yapmamakla birlikte yapacak noktaya kadar gelmesini ifade eder. “Elemme”, aynı zamanda günaha yaklaşmak, günah işlere yakın olmak demektir. Bu anlamdan hareketle, “kişinin yapıp da hemen pişman olduğu küçük günahlara, ya da kişinin yapmaya niyet ettiği fakat yapmadığı hatalara lemem” adı verilir. Müfessirlerin çoğuna göre “lemem” küçük günahlardır. (Beydavî, İbnu Kesîr, Elmalılı) Bazıları da, bir kişinin büyük günahı işleyecek noktaya gelmesine rağmen bir suç işlememesi, ya da günahta son safhayı gerçekleştirmemesi şeklinde açıklamışlardır. 2 Kebâir (Büyük Günâhlar): Kebîre’nin çoğuludur. (كبيرة) büyük günah anlamına gelir. (كبائر الاثم) “günahın büyük olanları” demektir. Günah olan işler, Allah’a karşı büyük cür‘et olduğundan, (كبيرة) “büyük” sıfatı yalnız başına kullanılınca “büyük günah” anlaşılır. Bunlar, “Kur’an’da ve sünnette hakkında cezâ bulunan veya açıkça yasaklanan” günâhlardır. Âyet ve hadislerde zikredilen büyük günahlar şunlardır: Allah’a şirk koşmak, içki içmek, kumar oynamak, haram aylarda savaşmak, yetimin malını yemek, fakirlik korkusuyla çocuğunu öldürmek, insanlar arasında fitne çıkarmak, faiz yemek, ana-babaya isyan etmek, akrabaya miras hakkını vermemek. Zina yapmak, haksız yere adam öldürmek, ölçü ve tartıyı tam yapmamak, kibirlenmek, iffetli kadına zina isnat etmek, tesettüre riayet etmemek, insanları diliyle ve hareketleriyle çekiştirmek, gıybet etmek, sihir yapmak, düşmana hücum anında harpten kaçmak, hırsızlık yapmak, şarap içmek, kumar oynamak gibi… Büyük günahların, “Şer’i cezayı icap ettirmek; Cehennem azabıyla tehdit olunmak; yapana fasık denilmek ve lanet olunmak.” gibi bazı alâmetleri vardır. Konu ile ilgili geniş açıklama için Bk. (Şûra: 37)3 Fevâhiş: “fâhişe”nin çoğuludur. Fâhişe; çirkinliği gayet açık ve aşırı olan arzular, edepsizlikler ve düşkünlükler şeklinde olan günâhlardır. Âyette kebâir ve fevâhiş’ten kaçanlar övülmektedir. Kebâir, fâili açıkça cehennem ile tehdit edilen, fevâhiş ise dünyada cezası bulunan fiillerdir. Kebâir, helâldir diyenin kâfir olacağını söyleyen âlimler olmuştur. "Kebâir, miktarı çok olan büyük günah, fevâhiş ise çirkinliği açık olan günahtır. Her günah, esasında Allah’a karşı büyük cür’ettir. Ancak Allah, kullarının yanılma, unutma ile yaptıkları hataları bağışlar.” (Râzî) Bk: (Şûra: 37) 4 Tezkiye: Temizlenmek ve temize çıkarmak anlamlarına gelir. Nefsi tezkiye ise: onu kirletecek küfür, cehâlet ve ahlâksızlıktan temizleyerek, îman, irfan ve güzel ahlâkla terbiye edip, çevresine îman ve ameliyle örnek olmak demektir. Yoksa onun, son derece feyizlendiğini sanarak temize çıkarmak ve övmek değildir. Bir kimsenin kendisini kusursuz, hiç günahsız ve tertemiz kabul ederek övünmesi bu ayetle yasaklanmıştır. Zira insanın, farkında olmadığı birçok kusuru bulunabilir. Yusuf (a.s.) bile: “Ben, yine de nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü Rabbimin rahmet etmesi dışında nefis, kesinlikle kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim, gerçekten çok bağışlayıp çok esirgeyendir” demiştir. (Yusuf: 53, Şems: 9)