close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lekad raâ min âyâti rabbihi-lkubrâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki Rabbinin pek büyük delillerinden bir kısmını gördü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun O, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı (tecelli ve tezahürü) bizzat görmüş (hayret ve haşyete kapılmıştı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve O gerçekten de Rabbinin, en muhteşem apaçık alametlerini gördü.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, o, Rabbinin âyetlerinin, kudretinin delillerinin en büyüklerinden bazılarını gördü.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 20/23.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki o Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
And olsun ki, (Peygamber) Rabbinin en büyük alâmetlerinden bir kısmını gördü.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! O, Rabbinin büyük (acayip) ayet ve belgelerini gördü.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Besim Atalay
swap_vert close
Kendi Tanrısının belgelerinden en büyüklerini görmüştür
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden birini (Cebrail'i) gördü.
Cemil Said
swap_vert close
Rabbinin mu’cizelerinin en mu’azzamını gördi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hiç kuşkusuz o, rabbinin âyetlerinden en büyüğünü görmüştü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.  
 Sûre, yıldıza yeminle başlamıştır. Bu «yıldız» yıldız cinsi, Süreyya yıldızı, Kur’an âyetleri ve Hz. Peygamber şeklinde açıklanmıştır. Yıldızın batması ve doğması kıyamet günüyle tefsir edilmiştir. Kur’an kendisine vahyedilen Hz. Peygamber, doğru yoldan sapmamış ve bâtıla inanmamıştır. Ona inen Kur’an vahye dayanmaktadır. Vahyi getiren, Cebrail (a.s.)’dır. İşte bu melek birkaç defa aslî suretinde Hz. Peygamber’e görünmüştür. Aralarındaki mesafenin âyette de belirtildiği gibi, çok yakın olduğu bir zamanda Cebrail vahyedilenleri Peygamberimize bildirmişti. Hz. Peygamber’in Cebrail ile görüşmesi Sidretü’l-Müntehâ’da olmuştu. Bazıları burada Peygamberimizin gördüğünün Cenab-ı Hak olduğunu da ileri sürmüşlerdir. Sidretü’l-Müntehâ, son ağaç, yani yaratıklar âleminin son noktası demektir. Bundan ötesi Allah’ın gayb âlemidir. Cennetü’l-Me’vâ da, melekler, şehitler ve müttakîlerin ruhlarının barındığı yerdir. Sidre’dekileri tarif ve tavsif mümkün değildir. Sidre’yi kaplayanın, melekler veya Allah’ın nûru olduğu rivayetlerine yer verilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinin büyük ayetlerini gördü.
1-18 Bu ayetlerde anlatılan olağanüstü olayın bu evrenin ötesinde bir başka boyutta gerçekleştiği anlaşılıyor. Yıldızların düşmesi, galaksiler arasında ışık hızından daha büyük bir hızla mesafe almaktan kaynaklanan bir görüntü mü? Muhammed'in bilinç olarak tanık olduğu ayetler nelerdi? Muhammed, Cebrail ile mi yoksa Tanrı ile mi görüştü? 20:114.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Vallahi gördü rabbının âyâtından en büyüğünü gördü
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed, Mi‘râc’da) Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını (Sidretu’l-Muntehâ’yı, Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında aslî sûretiyle ikinci kez Cebrâîl’i, Beyt-i Ma‘mûr’u, cenneti ve cehennemi) gördü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun, Rabb'inin ayetlerinin¹ en büyüğünü gördü.
1- Gösterge. İşaret. * 1. Ayetten 18. Ayete kadar, gaybi âlemde gerçekleşmiş bir olay olan vahyin, nasıl gerçekleştiğinin anlatımı söz konusudur. Gayba ait bir bilginin, bildiğimiz âlemin diliyle anlatılmasını göz ardı ederek, sözcüklerin sözlük anlamına göre anlam verilmesi önemli yanılgılara, anlam kaybına neden olmaktadır. Söz konusu ayetlerde ifade edilen “yüksek ufuk, yaklaşma, sarkma, iki yay, görme, sidre vs. sözcüklerin, literal anlamlarını dikkate alarak ayetleri anlamaya çalışmak, vahyi ve verdiği mesajı yanlış anlamaya neden olmaktadır. O günün insanına, anlamlarını bildikleri sözcüklerle, bilinmeyen âleme ait bir konu olan “vahyin” Nebi Muhammed'e nasıl ulaştığı anlatılmaktadır. Burada “parmağa değil, parmağın işaret ettiği şeye” bakılmalıdır. (Örneğin: 30. Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki bir ağaç tarafından seslenildi: “Ey Mûsâ! Ben, âlemlerin Rabb'i Allah'ım.”)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını görmüşdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, Rabbisinin delillerinden en büyüğünü gördü. (2)
(2)Bakınız; (sahîfe 281, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten (orada) Rabbinin en büyük delillerinden (birini, vahiy meleğini) görmüştü. *
[*] Miraç olayına Kur’an’dan delil aramaya kalkanların, bulduklarının zannettikleri delillerden birisi de Necm sûresi ayetleridir. Ancak bu sûrenin, miraç olayının meydana geldiği iddia edilen zamandan çok önceleri nazil olması itibarı ile miraca delil olması mümkün değil. Âyet ise; alâmet, işaret demektir. Hz. Musa’da bu işaretler kendi ve eski yaşantısı üzerinden gösterilirken Hz. Muhammed’de Rabbinin büyük âyeti, işareti vahiy meleğidir. Âyetten anlaşıldığı gibi, Hz. Peygamber Allah’ı değil, onun büyük âyetlerinden/alâmetlerinden birini görmüştür. مَا زَاغَ الْبَصَرُ] أن يرى جبريل (بصورته الطبيعية)،فأثناء نزلة جبريل الثانية كان محمد يراه وهو في مكانه الطبيعي على الأرض لم يغادرها (لأن القرآن لم ينصّ أو يصرّح على تغير مكان محمد عليه الصلاة والسلام المرجع (نشوء البيان-دراسات قرآنية لغوية تاريخية آثارية). Not: 1. Ayetlerde Miracla ilgili hiçbir işaret yoktur. Yani Kur’an’da miraç olayından hiç söz edilmiyor. 2. Ancak Katade’nin Enes bin Malik’ten, Enes bin Malik’in de meçhul biri olan Malik bin Sa’saa’dan miraçla ilgili bir rivayeti vardır. 3. Muhaddis âlimlerden İbn Hacer el-Eskalani, İmam en-Nesai, Darkutni, Ebu Davud, Ebu Hatem er-Razi, ez-Zehebi, Şu’be, İmam Suyutı, Sabt el- Acemi eş-Şafii gibi âlimler bunu rivayet eden KATADE, hadisleri tedlis etmekle meşhur olduğunu söylüyorlar. Bkz:1 ((طبقات المدلسين - ابن حجر العسقلاني 2- (كتاب أسماء المدلسين للسيوطي)- 3 – (كتاب التبين لاسماء المدلسين – لسبط العجمي الشافعي)- İşte bu eserlerde de Enes bin Malik’ten miraç olayını aktaran KATADE’nin müdellis olup hadisleri tedlis etmekle meşhur olduğu ve ondan rivayet yapan diğer ravilerin de yine zayif olduğu bildirilmektedir. 4- İmam Ebu Hanife’nin Enes bin Malik’in hiçbir hadis rivayetini de kabul etmediği rivayet edilmektedir. Zira son zamanda Enes bin Malik’in hafıza kaybına uğramış olduğu bilinmektedir. Ayrıca bilindiği gibi Ebu Hanife tabiinlerden olup bazı sahabeleri de görmüştür. 5 -İmam Maturidi de Miraçla ilgili Buhari ve Müslimdeki rivayetlerin Haberi Âhad olduğundan dolayı sahih olarak görmemiştir. Bkz: بل إنَّ الماتُريديَّ لا يُصَدِّقُ بأحاديثِ المعراجِ الثَّابتةِ في الصَّحيحينِ؛ لكونِها عنده أخبارَ آحاد: انظر (الدرر السنية) الفصلُ الثَّاني: من أُسُسِ وقواعِدِ تقريرِ العقيدةِ عِندَ الماتُريديَّةِ: تَركُ الاحتجاجِ بأحاديثِ الآحادِ في العقيدةِ) : 6- Bu hadisi bizzat Ahmet İbn Hanbel değil, oğlu, sonra Buhari ve Müslim yazmıştır.7- Bunun ravisi Enes bin Mâlik’tir. Rivayetlere göre Enes bin Malik hicretten on yıl önce doğmuş, 10 yaşından itibaren Hz. Peygamber’e hizmet etmiş ve vefatına kadar onun yanından ayrılmamıştır. Bu birliktelik sayesinde en çok hadis rivayet eden sahabilerden biri olmuştur. Ama Enes bin Malik bu Mirac hadisesini Hz. peygamberden değil de nerede ve ne zaman doğduğu, nerede yaşadığı, kimlerden olduğu, sahabe olup olmadığı ve ne zaman vefat ettiği bilinmeyen/her durumu meçhul olan Malik bin Sa’saa’dan rivayet ediyor. Bu nedenle 10 sene Hz. Peygamberin hizmetinde bulunan Enes bin Malik’in bu Mirac olayını Hz. Peygamberden değil de her yönüyle durumu meçhul olan birinden rivayet etmesi düşündürücüdür! Hz. Peygamber varken ve hep onun yanında iken Enes bin Malik neden bunu bizzat peygamberden rivayet etmiyor? 8- Yapılan araştırmaya göre Mirac olayı ile ilgili rivayetler ancak hicri 220-250 yıllarında ortaya çıkmıştır. Yani Hz. Peygemberin vefatından iki asır sonra miraç olayı yayılmaya başlamıştır. Bu nedenle Hz. Peygamber, sahebeler ve hatta tabiinler döneminde bile böyle bir olaydan söz edilmiyordu. Yine bütün muhaddislere göre bunu Enes bin Malik’ten rivayet eden KATADE hadisleri tedlis eden biriydi. Peki, tedlis ne demektir? Sözlükte “bir şeyin kusurunu gizlemek ve hilekârlık yapmak” anlamındaki tedlîs terim olarak “râvinin, görüşmediği ya da görüştüğü halde kendisinden hadis işitmediği hocasından işittiği zannını uyandıracak biçimde rivayette bulunması” demektir. Oysa hiç görüşmediği veya kendisinden hadis duymadığı hocasından bu lafızlarla nakilde bulunan râvi yalancı konumuna düşer, bu durum onun bütün rivayetlerinin reddine yol açar... İşte bütün bunlar göz önüne alındaığından anlaşılıyor ki Mirac, sonradan Hz. Peygambere uydurulmuş bir olaydır. Yine konuyla ilgili Ebu Zer ve Ubey bin Kâ’b’tan gelen rivayetler de Enes bin Malik’in, Malik bin Sa’saa’dan aldığı senedi zayıf olan aynı rivayettir. Ayrıca hem Rad-7 ve İsra-59. ayetlere göre, hem de Hz. Peygamberin aşağıdaki hadisine göre kendisine Kur’an’dan başka hissi/maddi bir mucize de verilmemiştir. Özetle, Miraç hadisesini aktaran ilk ravisinden başlayarak son ravisine kadar gelen ravilerin sağlam, muteber ve sika olmadıkları, bilakis müdellis ve zayıf oldukları bilinmektedir. (متن الحديث) حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ، نا هُدْبَةُ، نا هَمَّامُ، نا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ صَعْصَعَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَدَّثَهُمْ عَنْ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ قَالَ: «بَيْنَمَا أَنَا فِي الْحَطِيمِ، وَرُبَّمَا، قَالَ الْحَجْرِ الخ» وَذَكَرَ حَدِيثَ الْمِعْرَاجِ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ، نا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، نا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، نا ابْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، وَهِشَامٌ، قَالَا: نا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ صَعْصَعَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بِنَحْوِهِ -- الغريب أن قتادة بن دعامة (راوي هذ الحديث عن أنس بن مالك) معدود ضمن الرواة المدلسين عند فقهاء الرواية، والتدليس قرين الكذب، ...وجرير عن عبد الحميد أن الشعبى رآه حاطب ليل، والمعنى أنه كان يجمع ما يراه ويسمعه دون إبصار،وذكره بن حجر في طبقات المدلسين وقال ان النسائي وصفه بالتدليس، وذكره البغدادي في التبيين لأسماء المدلسين(1/46)، وفي جامع التحصيل للعلائي ذكره ضمن المدلسين(1/108) وأضاف أنه يكثر من الإرسال في موضع اخر(1/254)، وكذلك في الإلزامات والتتبع للدارقطني كان مدلسا (ص370).....وغيرها من المراجع (تنبيه) اعلم أن الشافعي أثبت اصل التدليس بمرة واحدة - ويعني ما سبق أن العلم بما لك بن صعصعة أتى من مدلس مرسل حاطب ليل، فما الذي يمنعه من اختراع شخصية صحابي بهذا الإسم إذا لم يكن مدققاً فيما يسمع وينقل بالهوى، في تقديري أن الرجل حتى وإن كان ثقة ثبتاً -لا خلاف عليه- فلا يجوز أن نقبل منه رواية صحابي مجهول السيرة .للعلم فإن مالك بن صعصعة ليس فقط مجهول السيرة ولكن أيضاً لم يُعرف متى وأين ولد ومتى توفي وكيف، هذه من أبسط المعلومات التي تساعدنا في تعيين الرجل وتتبعه والحكم عليه، فما نُسب إليه في الصحيحين في غاية الأهمية، وقد شكل عقائد موروثة إلى زماننا هذا دون أن يسأل أحد من هذا ومن الذي نقل عنه، وعليه فما قام به علماء الحديث والرواية بالعموم هو خداع لم يخلُ بالنسبة لقصة الإسراء والمعراج من النصب المتعمد أن يأتي قائلاً ينسب لصحابياً خبراًعن النبي ثم يقبلون منه الخبر دون تدقيق أوأن يكلف أحدهم نفسه في البحث عن ذلك الصحابي أولا: مالك وأبو حنيفة والشافعي لم يتكلموا عن هذه الحادثة أبدا،...وان نسبة كتاب (فقه الاكبر - لابي حنيفة غير صحيح)، وهذا دليل أن القصة انتشرت بعد موتهم كلمنا.عنها كثيرا ووصلنا إلى عدة نتائج .ثانيا: أول من تكلم في الإسراء والمعراج هو ابن حنبل في مسنده عن إبنه عبدالله، يعني ابن حنبل نفسه ما كتب شيأ من الحديث، ولكن إبنه، ثم البخاري ومسلم.. وانتشر بعد ذلك في الكتب التسعة..وهذا الزمن تقريبا كان في بدايات القرن الثالث..في حدود ما بين 220 هـ حتى 250ه ثالثا: أي ظلت قصة الإسراء والمعراج مجهولة بعد وفاة الرسول طيلة 210 عام..فكيف ظهرت فجأة ومن الذي عنوان البحث.. نشرها؟ رابعا: في بحث قديم وصلت إلى النتيجة وهي أن القصة بالكامل موقوفة على صحابي مجهول إسمه.."مالك بن صعصعة"..وكل من تكلم عن مالك لا يعرف أين ومتى ولد وتوفى، .. ومتى عاش..موقف واحد له مع الرسول أو الصحابة غير موجود..هذه المفروض معلومات أولية عن أي صحابي..لكنها غير متوفرة عن عن عن مالك خامسا: توجد روايات أخرى للمعراج عن أبي ذر وأبي بن كعب، لكن جميعها من طريق أنس بن مالك ضعيفة السند، ولو فرض انها صحيحة، أنس كان عنده 9 سنين وقت الحادثة، والنبي مات وكان عند أنس 21 سنة، فكيف لم يسأل أنس الرسول طيلة 10 سنوات مكثها في المدينة عن المعراج وريّح دماغه..؟؟ . هل يعقل إن أنس بن مالك لم يسأل الرسول عن المعراج طول فترة خدمته في المدينة 10 سنوات؟واضح جدا إن مؤلف قصة المعراج ونسبها للرسول كان ساذج واختلطت علي " هذه المسألة، كان مهتم جدا يوصل السند فلان عن فلان عن فلان.. الخلاصة : قصة المعراج أكذوبة كبيرة ظهرت في العصر العباسي، ولا يعرف عن الرسول عنها شئ ولا حتى الصحابة..ولا حتى أنس بن مالك..ثم نسبوها لصحابي مجهول ...والقران يرفضها في آيتين صريحتين ويقول الذين كفروا لولا أنزل عليه آية من ربه إنما أنت منذر ولكل قوم هاد".. [الرعد : 7]]وما منعنا أن نرسل بالآيات إلا أن كذب بها الأولون".. [الإسراء 59] يعني واضح جدا إن مفيش معجزات كبيرة بهذا الحجم ما حدثت للنبي وعرفتها قريش، وإلا ذكروها أو احتج بها النبي في القرآن..علما بأن سورة الرعد مدنية..يعني نزلت بعد حادثة المعراج..أي لو كانت قريش كذبت بهذه الحادثة كان الرسول قال في القرآن ( جئت لكم بآية فكذبتموها) ولا يحصر الله مهمة النبي في قوله (إنما أنت منذر) أخيرا: أتحدى الشيوخ وكل من يحتفل بهذه الخرافة أن يقرأ عن (معراج زرادشت) في المجوسية و (معراج أخنوخ) في المسيحية، وكيف تسللت هذه القصة لتراث المسلمين# نقد_الموروث – (سامح عسكر - أكذوبة مالك بن صعصعة ومعراجه) (الحديث) ما من الأنبياء من نبيٍّ ، إلا و قد أُعطَى من الآيات ما مِثلُه آمنَ عليه البشرُ ، و إنما كان الذي أُوتيتُه وحيًا أوحاه اللهُ إليَّ ، فأرجو أن أكون أكثرَهم تابعًا يومَ القيامة (متفق عليه)ِ ويفهم من هذ الحديث انه ما اعطي البي ص معجزة حسية غير القران : ويفهم من هذه الاية أيضا من أن ايات القران كلها تنص على عدم اعطاء النبي اية ومعجزة كونية يراها الناس كي يؤمنوا وانما الاية والمعجزة القران الكريم وحده : اذن ! إن معجزة الإسلام هي القرآن واحده . وهو كتاب يرسم منهجا كاملا للحياة . ويخاطب الفكر والعقل إلى يوم ا لقيامة  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elbette ki o elçi, Rabbinin en büyük ayetlerinden birisini görmüştür.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki o çalabının pek büyük belgelerini görmüştü.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* O, Rabbinin pek büyük nişanlarını görmüştü [¹⁴].
[14] Tevhit ve kudrete ait burhanların en büyüğünü görüp yakînen tevhidi bilmişti.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun o, Rabbinin büyük delillerini [âyât] gördü.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz o, Rabbinin en büyük ayetlerinden bazısını gördü.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte o gün o, gerçekten de Rabb’inin en büyük mûcizelerinden bir kısmını gördü. Peki ya siz ey müşrikler! Allah’ın yanı sıra hükmüne boyun eğip tapındığınız o düzmece ilâhların Hesap Günü size şefaatçi olacaklarını söylerken hangi temele, hangi delile dayanıyorsunuz?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun rabbinin Büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü Tanrının en büyük harikalarından birini görmüştü…[1]
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun ki arkadaşınız o zaman da Rabbinin delillerinden büyüğünü gördü. Onun gördüğünü sizin bilmeniz mümkün değildir. Çünkü orada değildiniz. Şimdi görmediğiniz bilmediğiniz bir şeyi mi inkâr ediyorsunuz?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki (orada) Rabbinin en büyük delillerinden (birini, Cebrail’i) görmüştü.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun o, (o esnada) Rabbinin en büyük âyetlerini gördü. ¹
1 Vallahi o peygamber mirac’ta, Rabbi’nin sözün ifade sınırına sığmayacak ve ancak müşahede ile ulaşılabilecek ayetlerinden en büyüğünü gördü. Öyleyse bu âyetin ne olduğunu izaha kalkışmak hiç kimsenin haddine düşmez. Görülüyor ki ayette Nebî (s.a.v) Rabbini gördü denilmemiş, “Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü” denilmiştir. Bundan Allah’ı gördü anlamı asla çıkarılamaz. Mesruk, Hz. Aişe (r.a)’ya: “Anacığım! Muhammed (s.a.v) rabbini gördü mü?” dedim. O: “Söylediğinden tüylerim diken diken oldu. Şu üç şey vardır ki her kim onları sana söylerse yalan söylemiştir. Her kim Muhammed (s.a.v) rabbini gördü derse yalan söylemiştir” dedi ve: “Gözler, O’nu kavrayamaz. O, ise bütün gözleri kavrar. O, her şeyi inceden inceye bilen, her şeyden haberdar olandır.” (En’am: 103) ayetini okudu. Sonra: “Her kim sana yarın ne olacağını bilirim derse yalan söylemiştir” dedi ve: “Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilemez…” (Lokman: 34) ayetini okudu. Sonra da: “Ve her kim sana o Peygamber Allahtan aldığı emirleri sakladı derse yalan söylemiştir” dedi ve: “Ey Peygamber! Sen (sadece) Rabbinden sana indirileni tebliğ et!” (Maide: 67) ayetini okudu ve: “Peygamber (s.a.v) Cebrail’i iki kere kendi suretinde gördü.” diye ilave etti. (Buharî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve o, gerçekten de Rabbinin en muhteşem sembollerinden bir kısmını ¹² gördü.
12 Lafzen, “Rabbinin sembollerinin (âyât) en büyüklerinden [bir kısmını]”. Âyât teriminin bu kendine özgü çevirisi için bkz. aynı sırlarlarla dolu tecrübeye, yani mi‘râc’a atıfta bulunan 17:1 ile ilgili not 2. Bu her iki Kur’ânî atıfta, Hz. Peygamber’e, nihaî gerçekliğin hepsinin değil, ama bir kısmının “gösterildiği” (yani anlatıldığı) belirtilir (karş. ayrıca 7:187-188); ve bu da yukarıda 10. ayette ifade edilen düşünceyi açıklamaya yardım eder.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böylece Rabbinin en büyük ayetlerinden birini görmüş oldu. 17/85, 42/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
hakikaten de o, Rabbinin en büyük âyetlerinden birini görmüştü.[⁴⁷⁸²]
[4782] Veya: “bazılarını”. Eğer “birini” şeklinde okursak, “o” vahiy meleği Hz. Cebrail olmalıdır. İbare “bazılarını” şeklinde anlamaya da açıktır. Bu sıra dışı müşahedenin bir benzerini (veya aynısını) anlatan İsrâ 1’de de, Rabbinin tüm ayetlerini değil bazılarını gördüğü ifade edilir. Bu âyet, Rasulullah’ın bu özel müşahedede Allah’ı değil “Allah’ın âyetlerini” gördüğüne delâlet eder. Râzî, “Rabbinin âyetleri” ifadesinin “Rabbini gördü” şeklindeki bir anlamaya meydan vermediğini, eğer öyle olsaydı bu mucizevî müşahedenin tek amacının Rabbi görmek olacağını, oysa ki burada raâ rabbehu değil min âyâti rabbihi denildiğini ifade eder. Bu sıradışı görüşmeye dair “Öyle bir makama yükseldim ki, kalemlerin cızırtısı işitiliyordu” gibi rivayetler şaibelidir (Buhari). Bu müşahede sırasında Rasulullah’ın Burak’a binip yükselmesini Şah Veliyyullah “Nefs-i hayvaniyyeye galip gelip nefs-i ruhaniyye ile yücelme” şeklinde anlar (H. Bâliğa). Bu âyetle İsra 1 arasında bağ olduğunu düşünürsek, 12-18. âyetler arasının İsra’yı anlattığı sonucuna varırız. Bu durumda iki sûre arasındaki zaman farkı, şu üç ihtimalden biriyle açıklanır: 1) Bu müşahede birden fazla gerçekleşmiş olabilir. 2) 12-18. âyetler, İsrâ 1’den sonra gelmiş olabilir. 3) İsrâ 1, daha erken bir zamanda inmiş olabilir. Burada 13. âyetin de açıkça ifade ettiği gibi iki görüşme anlatılmaktadır: Biri 6-12 arasında, diğeri 13-18 arasında. İsrâ 1’de nakledilen ve aynı surenin 60. âyetinde “rüya” olduğu teyit edilen özel olay, bu müşahedeler serisinin devamı olmalıdır. Allahu a’lem.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki o Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve rabbinin büyük âyetlerinden bazılarını gördü.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, Rabbinin en büyük âyetlerinden (bir kısmını) gördü.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Vallahi gördü, hem de Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü! [20, 23]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, Rabbinin büyük ayetlerinden bazılarını gördü.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Orada rabbinin âyetlerinden en büyüğini gördi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Miraç yolculuğunda) gerçekten Sahibinin en büyük ayetlerini gördü[*].
[*] Kulunu bir gecede Mescid-i Haram'dan alıp, çevresini bereketli kıldığı en uzak mescide (el-Mescid'ul-aksâ'ya) götüren Allah, eksikliklerden uzaktır. Bu yolculuk, ona bir kısım âyetleri göstermek içindir. O (Allah) işitir ve görür. (İsra 17/1)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.
Ümit Şimşek
swap_vert close
And olsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ gördi [280b] çalabı’sı nişānlarından ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ gördi [...] Tañrısı āyetlerinden. Olur ġanī ‘acāyib mülk ve melekūtda.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun ki, (Peyğəmbər) öz Rəbbininən böyük qüdrət nişanələrindən (mö’cüzələrindən) bir qismini (Beytül-mə’muru, Sidrətül-müntəhanı, Cənnəti, Cəhənnəmi, Rəfrəfi, altı yüz qanadı olan Cəbrailin həqiqi surətini və i. a.) gördü.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Verily he saw one of the greater revelations of his Lord.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
For truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَقَدْ
andol-sun ki
رَاٰى
gördü
مِنْ اٰيَاتِ
âyetlerinden
رَبِّهِ
Rabb-inin
الْـكُبْرٰى
en büyük
Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğü (olan Allah isminin tecellisi)ni gördü.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
كُبْرٰى
İsim
ك ب ر
Büyük, en büyük