close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İż yaġşâ-ssidrate mâ yaġşâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(O esnada) Sidre’yi örtüp kaplamakta olanın (orayı) kuşattığı zamandı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gördüğü zaman, Sidre'yi bürüyordu, bürümekte olan.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani Sidre'yi, Allah'ın nuru ve melekler kaplamıştı.
Ahmet Varol
swap_vert close
O zaman (o gördüğünde) Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sidreyi örten örtmekte iken,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O dem ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu, (çepçevre meleklerle kaplanmıştı)...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O Sidre’yi acayip birşeyin örtüverdiği an,(*)
(*) Sidretül- Münteha kâinat ağacı demektir. Allah’ın tecellileri o ağacı örtüvermiş. Hz. Muhammed Allah’ın öz zatının ehadiyet tecellisini görmüştür.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Besim Atalay
swap_vert close
Sedir ağacını neler kaplamış neler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O zaman sedir ağacını bütün heybetiyle öyle bir bürümüştü ki.
Cemil Said
swap_vert close
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
[1] Sidretü’l Müntehâ’nın şecere-i Tûbâ oldığı mervîdir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O an sidreyi bürüyen bürümüştü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Tüm bölge olağanüstü biçimde kuşatılmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah’ın emriyle) Sidre’yi bürüyen bürümüştü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O zaman kaplayan şey, Sidre'yi¹ kaplıyordu.
1- Kiraz ağacını.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O (gördüğü) zaman Sidreyi bürüyordu onu bürümekde olan.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O zaman Sidre'yi bürümekte olan, bürüyordu.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O an ki, Sidre’yi bürüyen şey (karanlık) bürüyordu. *
(*) Yağşâ; örtmek, bürümek, kaplamak manalarına gelmektedir. Leyl sûresinin girişinde de bu kelime yoğun, her yeri kaplayan gece karanlığı anlamında kullanılmıştır. Âyette Cibril’in bulunduğu bölgenin karanlığından bahsedilerek bu özel olayın kimse tarafından görülemediği ifade edilmiştir. Zaten imtihan gereği bunun böyle olması gereklidir. Bundan da anlaşılıyor ki, bu hadise, güneş battıktan sonra, yani gece karanlığı çökmeye başladığı zamanda olmuştur. (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O son ağacı kuşatan kuşatmıştı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Aşılmaz Sınır’ı neler kaplamıştı, neler!
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sidre/yi neler kaplamıştı! - Neler [¹²].
[12] Vasfı kabil olmayan şeyler kaplamıştı, veya nihayet derecede nur sarmıştı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O vakit sidre’yi kaplayan kaplıyordu.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sidre'yi örten örtmekte iken.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O an ki, Sidre’yi bürüyen bürüyor ve ilâhî nurlarla aydınlanan bu yer, kelimelerin ifâde etmekten âciz kaldığı muhteşem güzelliklere sahne oluyordu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, bürüyen şey Sidre’yi bürüyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
&1613;O gün Sedir’e öyle şeyler üşüşüyordu ki,
Mehmet Çoban
swap_vert close
O zaman da yeryüzüne inerken bütün yükseklikleri, bütün ufku kaplamıştı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani o [sidre]’yi (sedir ağacını) neler kaplıyordu neler! [*]
Ayetteki [sidretü’l-müntehâ] “uzaktaki sedir ağacı” demektir. Bu ve [cennetü’l-me’vâ] ifadesi, göklerdeki bazı mekânların adı olarak yorumlansa da konuyu “Mekke’ye yakın bir bölgede yaşananlar” şeklinde yorumlamak kanaatimizce daha doğrudur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(O esnada Allah’ın nuru,) Sidre’yi kuşattı.
Muhammed Esed
swap_vert close
meçhul bir parlaklığın çevresini sarıp kuşattığı sidre ağacının başında. ¹¹
11 Lafzen, “Sidre ağacı [onu] kaplayan herhangi bir şeyle kaplandığı zaman”: “hiçbir tasvirin resmedemeyeceği ve hiçbir ifadenin kapsayamayacağı” anlamındaki bu cennet sembolüne atfedilen tasavvur edilemez üstünlüğün ve ihtişamın işareti olarak özellikle mübhem bırakılmış bir ibare (Zemahşerî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O zaman sedir ağacını bütün heybetiyle öyle bir bürümüştü ki.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
kaplayan o şey[⁴⁷⁸⁰] sidreyi çepeçevre kuşattığında…
[4780] Fevkaladenin akılla kavranamayan yapısını ifade eden bilinçli bir müphemlik.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O zaman Sidre'yi neler kaplıyordu neler?
Osman Fırat
swap_vert close
O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O vakit ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O dem ki Sidre'yi bir feyiz sarıyor, sardıkça sarıyordu. . .
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Sidre Allâh'ın nûrı veyâ bî-had ve hesâb meleklerle kaplanmışdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O gün o Sidre’yi neler kaplamıştı, neler!
Şaban Piriş
swap_vert close
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O vakit Sidre'yi kaplayan kapladı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol vaķt kim örter sidre aġacın ol kim örter.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol sidreyi örter ‘ibādet iden melā’ikelerden örtecek nesne.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O zaman Sidrəni nələr bürümüşdü, nələr!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When that which shroudeth did enshroud the lote tree,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable!)
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذْ
o za-man
يَغْشَى
bürüyordu
السِّدْرَةَ
Sidre'yi
مَا
o şey ki
يَغْشٰىۙ
bürüyor
O zaman Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
غَشِيَ
Fiil-I
غ ش و
Kapladı, kuşattı, örttü, sardı, bürüdü
سِدْرَة
İsim
س د ر
Sidre
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
غَشِيَ
Fiil-I
غ ش و
Kapladı, kuşattı, örttü, sardı, bürüdü