close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
‘İndehâ cennetu-lme/vâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Mev'a cenneti de yanındaydı.
Me'vâ, cennetlerden birinin adıdır. Oraya ancak peygamberlerle şehitler girer.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ki Cennetü’l-Me’vâ da onun yanındadır. (Cennetü’l-Me’vâ; muttakilerin, mücahitlerin ve şehitlerin son durağıdır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ki, Cennetü'lMe'va O'nun yanındadır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onun yakınındaki Cennet'ül-Me'vâ'nın yanında görmüştü.
Ahmet Varol
swap_vert close
Barınma (Me'va) cenneti onun yanındadır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Takva sahiblerinin barınağı olan) Me'va Cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Orada Cennet-ül Me’va vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Besim Atalay
swap_vert close
13,14,15. En son, sedir ağacının yanında, Onu başka bir kez daha görmüştü, barınak cenneti yanında idi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Me'va Cenneti (Sığınılacak bahçe) onun (Sidre'nin) yanındadır.
“Me’va Cenneti”, Hira Dağı eteklerinde bulunan, Mekkelilerin çok iyi bildiği, gelip geçen yolcuların sığındığı ve dinlendiği bir bahçe olarak bilinir. Bu ayetleri Hz. Peygambere isnat edilen Mirac olayıyla ilişkilendirmek doğru değildir. Çünkü bu ayetler İsra hadisesinden çok önce nazil olmuştur.  
Cemil Said
swap_vert close
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
[1] Sidretü’l Müntehâ’nın şecere-i Tûbâ oldığı mervîdir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Orada Me'va cenneti vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ki onun yanında huzur içinde kalınacak cennet vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ki yanında barınılacak cennet vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki Cennetül'me'vâ onun yanında
Emrah Demiryent
swap_vert close
Cennetu’l-Me’vâ onun (Sidretu’l-Muntehâ’nın) yanındadır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onun yanında me'va cenneti¹ vardır.
1- Oturulacak bahçe. Konaklama bahçesi, dinlenme bahçesi. (Hira dağı eteklerinde bulunan ve yolcuların dinlendikleri bir bahçe olduğu söylenmektedir.)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
ki Cennet-ül me'vâ onun yanındadır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ki Cennetü'l-Me'vâ onun yanındadır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Me’va cenneti (barınma, konaklama ve dinlenme bahçesi) onun (o sidre ağacının) yanındadır. *
(*) “Me’va Cenneti”, Hira Dağı eteklerinde bulunan, Mekkelilerin çok iyi bildiği, gelip geçen yolcuların sığındığı ve dinlendiği bir bahçe olarak bilinir. Bu ayetleri Hz. Peygambere isnat edilen Mirac olayıyla ilişkilendirmek doğru değildir. Çünkü bu ayetler İsra hadisesinden çok önce nazil olmuştur. (C. Külünoğlu Meal Açıklaması) Necm sûresi 12. ve 18. ayetlerini toparlayacak olursak; Muhammed (as) kendisine vahiy getiren elçiyi Mekke de, “Cennetü’l Me’va” olarak bilinen bir yerde, baş gözü ile görmüş ve bu görme hali, “Sidretü’l Münteha” yani, ileri derecede hayrete düşmüş olmasını ifade eden bir deyim ile veya kendisine vahiy getiren elçiyi “Cennetü’l Me’va” olarak bilinen bahçenin içindeki en son ağacın orada görmüş olduğunu söyleyebiliriz. (SİDRETÜ’L MÜNTEHA” NEDİR? “CENNETÜ’L ME’VA” NEREDEDİR? İsmail Hakkı BAŞDAĞ) Cennet kelimesi Kur’ân’da onlarca yerde dünyadaki bahçeler için de kullanılmıştır. Âdem’in dünyada yerleştiği cennet /bahçe gibi! Allah nasıl bir zamanlar Musa peygamber ile bir ağacın arkasından konuştu yani ona vahyi iletti ise, şimdi de Hz. Muhammed’e Sidre ağacının arkasından konuşmakta ve vahyetmektedir. Cennet-ül me’va ise, konaklama bahçesi, dinlenme bahçesi. Mekke’nin Hira dağı eteklerinde bulunan ve yolcuların dinlendikleri bir bahçe olduğu söylenmektedir. (الله اعلم) Ayrıca birer tarihçi, âlim ve araştırmacı olan Suudi Arabistanlı İBNİ KIRNAS ve Prof. Dr. Kemal Süleyman SALİBİ’ye göre ayette geçen (سدرة المنتهي) ‘’ sidretül münteha’’ yani SİDRE AĞACI ve CENNETÜL ME’VA’’ yani barınma bahçesi Mekke’ye yakın bir yerde olup o zaman yolculuk yapanlar buardaki ağaçların gölgesinde dinlenip uyuyorlardı. İşte bir defasında Hz. Peygamber de bu Sidra ağacının yanında vahiy meleği olan Cebrail’in yukarıdan İNİŞİNİ müşahade etmektedir. Buna göre o Sidra ağacı ile Cennetül- me’va/barınma ve dinlenme bahçesi yeryüzünde/ yani Mekke yakınında bulunan (بيشة) ‘’Bisha’’vadisinde idi. (الله اعلم) Bu ayetin nazil olduğu dönemde hem oradaki Sidre ağacı hem de yolcuların dinlenip uyku ile geçirdikleri bu ağaçlık yer herkesçe bilinmekteydi. Bu nedenle, müşrikler bu konuda Hz. Peygamber ile hiç tartışmamışlardır. Eğer müfessirlerin bu konuda söylediği gibi, Sidra ve Cennetül Me’va 7. gökte veya 7. göğün sonunda olsaydı, o zaman müşrikler Hz. Muhammed ile bu konuda (bu ayetlerin anlatıklarında) çok tartışırlar ve Hz. Peygamberi yalanlayacaklardı. Ama ayetlere bakıyoruz ki burada böyle bir durum olmamıştır. Yani bu Sidra ağacı ve Cennetül me’va hakkında hiç tartışmamışlardır. Dr. Kamal al-Salibi de, bu cennetin/bahçenin yerinin Wadi (وادي بيشة) Bisha’da, yani Mekke’ye yakın Bişe vadisinde olduğuna inanıyor ve şöyle diyor: “Wadi (بيشة) Bisha’da - Mekke bölgesine yakın bir vadi olan (قرية الجنينة) - al-Geneina köyü, Vadi Bisha’da bulunuyor. Kentleşmenin ve palmiye ağaçlarının sonu çorak olan ve (بيشة) Bisha köylerinin sonuncusu olduğu için (الجنينة) Al-Geneina - önemsiz olmasına rağmen - Arap Yarımadası’nın çoğu haritasında bulunur. Ayrıca Kadı İyad da ((476 هـ - 544 هـ) bir hadise dayanarak Sidretü-l Müntaha’ın yeryüzünde olduğunu söylüyor. Konuyla ilgili S. Arabistanlı olan Araştırmacı İbni KIRNAS ile Dr. Süleyman es-SALİBİ ve diğer araştırmacıların aşağıdaki açıklamalarına bkz: يقول ابن قرناس:""وكانت السدرة على طرف منطقة شجرية (جنة المأوى) قرب الجبال المطيرة القريبة من مكة . وجنة المأوى تعني جنة المبيت , وبالتالي فهي منطقة شجرية يبيت المسافرون فيها طلبا للظل . ومن المؤكد أنها كانت معروفة في الوقت الذي نزلت فيه الآية , ولذلك لم يناقش الكفار محمدا فيها , ولو كانت كما قال المفسرون عنها بأنها قرب عرش الرحمن, فسيجادل القرشيون محمدا حولها كثيرا"" (المرجع: ابن قرناس - سنة الأولين , تحليل مواقف الناس من الدين وتعليلها – منشورات الجمل - ص 699). ويرى الدكتور كمال الصليبي أن موقع هذه الجنة كان في وادي بيشة , فيقول :""وفي وادي بيشة - وهو واد قريب من منطقة مكة- تقع قرية الجنينة عند منتهى العمران والنخيل , وهي ليست جنة بمقاييس عصرنا الحاضر , ولكنها جنة بالنسبة إلى ما يليها من البراري القاحلة ...ولأنها آخر قرى بيشة , فإن الجنينة - على قلة أهميتها - تظهر في معظم خرائط شبه الجزيرة العربية "" (المرجع : د كمال الصليبي - التوراة جاءت من جزيرة العرب – ص 271) وتأمل معي دقة التعبير القرآني :"" َولَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى, عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى, عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى""النجم13- 15 ,الله يقول إن جنة المأوى مجاورة لسدرة المنتهى ,أي لشجرة النبق المزروعة على حافة العمران ومنتهى المنطقة المأهولة . (انتهى المقال الرابع عشر ويتبعه الخامس عشر إن شاء الله – بتصرف من كتابنا ... بين القرآن والتراث - نبيل هلال هلال) والحقيقة هي أن جنة المأوى كانت بمنطقة قريبة من حدود مكة , وبها بساتين خصبة أو مجموعة حدائق كبيرة تقع على حافة المنطقة المأهولة ويليها مناطق قفراء قاحلة , وعلى حدود ومنتهى تلك المنطقة كانت شجرة نبق (سدرة):سدرة المنتهى. فهي علامات ومناطق كانت معروفة لمن حدثهم القرآن بشأنها أول مرة , والمناطق الخصبة والمناطق المقفرة والأشجار تُعد علامات ومفردات حاضرة في ذاكرة العربي الذي يسافر دائما في قوافل تجارية تمثل النشاط الأساسي له خاصة (نبيل هلال هلال - 14- هذه هي أماكن جنة المأوى وسدرة المنتهى في مكة) والحقيقة هي أن جنة المأوى كانت بمنطقة قريبة من حدود مكة , وبها بساتين خصبة أو مجموعة حدائق كبيرة تقع على حافة المنطقة المأهولة ويليها مناطق قفراء قاحلة , وعلى حدود ومنتهى تلك المنطقة كانت شجرة نبق (سدرة):سدرة المنتهى. فهي علامات ومناطق كانت معروفة لمن حدثهم القرآن بشأنها أول مرة , والمناطق الخصبة والمناطق المقفرة والأشجار تُعد علامات ومفردات حاضرة في ذاكرة العربي الذي يسافر دائما في قوافل تجارية تمثل النشاط الأساسي له خاصة وأن هذه المناطق كانت تقع على الخطوط التجارية الهامة التي تنقل البضائع من الجنوب الهندي واليمن إلى الشمال (جنة المأوى وسدرة المنتهى أماكن في مكة وليست في السماوات – المقال الثالث عشر من سلسلة القرآن في مواجه التراث) يقول قاصي عِيَاض: إِن الحديث يدل على أن أَصل سِدرَة المُنتَهَى في الأرض لكونه قال: إن النيل والفرات يخرجان من أصلها، وهما بالمشاهدة يخرجان من الأرض فيلزم منه أَن كون أصل السدرة في الأرض الخ (فتح الباري ابن حجر - الموسوعة الشاملة... وإن كان المعراج المزعوم مقبول حديثياً فهو غير مقبول شرعياً، إذ بقياس على منطق القرآن يتبين لنا زيف القصة بأكملها، ومعها يظهر لماذا خفيت هذه القصة (أي قصة المعراج)عن المسلمين 200 عام حتى ظهر البخاري وابن حنبل، قال تعالى..."" وقالوا لن نؤمن لك حتى تفجر لنا من الأرض ينبوعا ، أو تكون لك جنة من نخيل وعنب فتفجر الأنهار خلالها تفجيرا ، أو تسقط السماء كما زعمت علينا كسفا أو تأتي بالله والملائكة قبيلا ، أو يكون لك بيت من زخرف أو ترقى في السماء ولن نؤمن لرقيك حتى تنزل علينا كتابا نقرؤه قل سبحان ربي هل كنت إلا بشرا رسولا"".. [الإسراء 90: 93] الآيات تقول أن المشركين طلبوا أشياءً عجز النبي عن تحقيقها لهم من ضمنها..""أو ترقى في السماء""..يعني المعراج ، ليس هكذا فقط بل وصل إعراضهم أنهم هددوا بعدم إيمانهم بمعراج النبي إذا لم يأتِ بشهادة سماوية مكتوبة تشهد للنبي أنه صعد، وهذا هو معنى قوله.."" حتى تنزل علينا كتابا نقرؤه""..فكان رد النبي حاسماً..""هل كنت إلا بشراً رسولا....والمعنى .""أو ترقى في معارج السماء ""..وهذا نفي إلهي لإمكاينة تحقق هذا الفعل لبشر، أما عن الآيات في سورة النجم من 1:18 تتحدث عن لقاء النبي بجبريل...وهي شديدة الوضوح من السياق..""ثم قاب قوسين أو أدنى""..وألفاظ مثل ..""دنا وتدلى ونزلة أخرى""..تعين أن الحال هو حال نزول من أعلى إلى أسفل، وليس حال معراج من أسفل إلى أعلى، ومعها يظهر أن سدرة المنتهى وجنة المأوى المذكورين تلك أماكن أرضية نزل فيها جبريل، والقائل أنها في السماء يعني اتهام لله بالمكان والمحدودية، وهذه آفة تلك القصة بالعموم (أكذوبة مالك بن صعصعة ومعراجه - سامح عسكر) جاء إسم ( جنة المأوى ) فى سورة النجم ويفهم من سياقة أنها عند سدرة المنتهى التى هى ( شجرة نبق) فى نهاية بستان أو وادى الخ. ومن السياق أيضا يفهم أن ذلك على الأرض وليس فى السماء أو أى مكان آحر لقولة سبحانة ( ولقد رآة نزلة أخرى عند سدرة المنتهى عندها جنة المأوى عن رؤية الرسول ( ص ) لجبريل عند نزولة علية بالوحى ( القرآن الكريم) وهذا دليل أن سدرة المنتهى كانت في الأرض وهي شجرة انتهى إليها جبريل عند نزوله بالوحي وهي جنة المأوى. وكانت على الأرض وليس في السماء لأن الاشجارلا تنبت الا على الارض أما السماء فليست أرض وإنما هي دخان كما جاء وصفها وحتى جنة الميعاد سوف تكون على الأرض الجديدة (يوم تبدل الأرض غير الأرض والسماوات) فقد جاء في القرءان:( وسيق الذين اتقوا ربهم إلى الجنة زمرا)وكلمة سيق تفيد المشي باتجاه محدد ولا تفيد أبدا الطيران صعودا إلى السماء..لا أعلم من أين فسر المفسرون أن الجنة سوف تكون في السماء هل السماء أرض تنبت فيها الاشجار؟ والا : فليأتوا بدليل من القرءان. (تعليق بواسطة المهدى زين العابدين ) ولو كان المعراج حصل ليلة الإسراء، وكان جسدانيًا لذكر معه في سورته، فإنه أعجب وأغرب وأدل على القدرة الإلهية من الإسراء. اهـ.)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gölgesine sığınılan (me’va) bahçesinde ki,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnananların barınağı olan Cennet de onun yanıbaşındadır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sakınanların barındıkları uçmak O/nun yanındadır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onun yanında me’vâ bahçesi [cennetu’l-mevâ’] vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ki Cennet'ül Me'va da (müminlerin gireceği cennet) onun yanındadır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şehitlerin, Hesap Gününe kadar kaldığı barınma Cenneti Me’va’nın yakınındaki sınır noktasında.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun yanında da cennet-ül Me’vâ / Barınak cenneti vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
14,15. Tam sınırdaki Sedir ağacı yanında // yani tam köşkler cennetinin bulunduğu noktada.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Orada oturulacak bir bahçe vardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
Mehmet Türk
swap_vert close
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın¹ bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında ²bir defa daha gördü.³
1 Cennet’ül-Me’va; Barınılacak, oturulacak yer, içinde kalınacak cennet demektir. Hasan el-Basri’ye göre bu Cennet, mü’minlerin gireceği cennettir. Bununla ilgili çeşitli rivâyetler varsa da özel isim olabileceği düşüncesiyle tercüme edilmemiştir. Doğrusunu Allah bilir.2 Sidret’ül-Münteha: Varılacak yolun en sonu demektir. Sidre, Arabistan kirazı denilen gölgesi gayet koyu bir ağacın ismidir. Sidret’ül-Münteha; müfessirlerin geneline göre; Allah’tan başkası tarafından bilinmeyen ve ondan ileriye bir kulun geçemeyeceği, melek, nebi ve diğer mahlûkattan her âlimin ilminin nihayeti olan mahiyetini Allah’tan başkasının bilmediği bir makamdır. Tasavvuf erbabının bu konudaki söyledikleri ise; kerametleri kendilerinden menkul zevatın hayalleridir.3 Yani Hz. Muhammed (s.a.v) Cebrâil’i bir de Mi’rac’tan inerken gördü. Burada Cebrâil’in mertebesinin Efendimizin mertebesinden geri kaldığına işaret olunmuştur. Eğer (نَزْلَةً) mutlak mef’ul olarak düşünülürse anlamı: “Diğer bir kerre de bir inişte gördü”, hal olarak düşünülürse: “inerken gördü” demek olur. Bu inişin Mi’rac gecesi olduğunda ittifak vardır. Rasulullah (s.a.v) Cebrâil’i hakiki sureti ile bir kere Mi’rac’tan evvel Hıra’da gördü, o vakit Cebrâil Rasulullah’a inmiş idi, bir kere de Miraç’tan inerken gördü. Bunda da Rasulullah Cebrâil’e doğru iniyordu yani Cebrâil onu istikbal ediyordu. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
vaad edilen bahçenin yakınında,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onun yanındaki dinlenme bahçesinde.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
vaad edilen cennetin (görüntüsü) eşliğinde,[⁴⁷⁷⁹]
[4779] “Kendisine sığındı” mânasındaki evâ’nın mastarı olan me’vâ, “sığınak, barınak, korunak, son durak” mânalarına gelir. Kelimenin yapısı gereği hem sığınma zamanını, hem sığınma mekânını hem de sığınmayı ifade eder. Bu âyette gerçekleşen olağanüstü buluşmanın adresi, Mekke’deki “Me’vâ Bahçesi” adı verilen bir yer olabilir mi? Evet dememiz için me’va’nın Kur’an’da dünyaya ilişkin kullanıldığı bir önek bulmamız gerekir. Oysa ki farklı formlarla 22 yerde gelen kelimenin tamamı da âhirete ilişkindir. Bu sonuç ışığında âyetin açılımı şudur: dünyadaki has bahçelerin değil, arka planda, âhiret cennetinin görüntüsü eşliğinde... Âyet, Allah Rasûlü’nün, vahiy meleğiyle ikinci randevusundaki iç içe geçmiş çok özel müşahedeye atıftır. Zımnen: Beşerî bilginin ve insanın idrak kapasitesinin sınırını ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ki Me'vâ cenneti onun yanındadır.
Osman Fırat
swap_vert close
Ki onu (Cebrail’i gördüğü yerin) yanında meva bahçesi vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onun yanında ise Cennetü'l Me'vâ bulunmaktadır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Me'va cenneti de onun yanındadır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ki onun yanında oturulacak bahçe vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Cennetü'l Me'vâ o Sidretü'l Müntehâ'dadır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ahirette kalınacak Cennet de oranın yanı başındadır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onun yanında da Me'va bahçesi vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onun yanında da Me'vâ Cenneti vardır.(4)
(4) Yer ve Gökler Rabbinin katından gelen Kur’ân, bizim görmediğimiz, bilmediğimiz, büyüklüğünü ve güzelliğini hayal bile edemeyeceğimiz âlemleri, sanki bir mahallenin sokaklarını tarif edercesine anlatıyor, gayb âlemlerinin haritasını çıkarıyor. Bu âyetlerde adları geçen mevki ve varlıkların neler olduğu konusunda birbirinden çok farklı rivayetler gelmiş, farklı yorumlar yapılmıştır. Burada net olarak söylenebilecek birşey varsa, o da şu olmalıdır: Miraç gibi, bizim bir gecelik bir macera gözüyle baktığımız bu esrarengiz yolculuk kimbilir kaç tane kâinat tarihini içinde barındırıyor! Âyetin tasvir ettiği şu muazzam varlık âlemi içinde bizim dünyamız ve çocuksu kavgalarımız ne kadar küçük düşüyor! Ve bu küçük dünya üzerindeki bir anlık ömrümüzden sonra gideceğimiz yerde bizi neler, neler bekliyor!  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anuñ ķatındadur me'vā uçmaġı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ ḳatında var me’vā cenneti.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Mələklər, şəhidlər və müttəqilər məskəni olan) Mə’va cənnəti onun yanındadır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nigh unto which is the Garden of Abode.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Near it is the Garden of Abode.(5094)
5094 The " Garden of Abode " (Jannat al-Ma'wa) lies close to the Lote-tree and, in the opinion of some authorities, is so called because the souls of believers will find their abode therein. [Eds.].  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
عِنْدَهَا
onun yanındadır
جَنَّةُ الْمَاْوٰىۜ
Cennet'ül Me'vâ
Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır.
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
مَاْوٰى
İsim
ا و ي
Varılacak yer, barınak, Me'va