close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 14. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
‘İnde sidrati-lmuntehâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
En son sidrenin yanında.
Sidre'nin, bir sınır olduğu, meleklerin, oradan ileriye geçemiyecekleri rivâyet edilmiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(O zaman) Sidretü’l-Münteha’nın katında (bütün Meleklerin ve Nebilerin son ulaşım sınırında)ydı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sidre-i Müntehâ'nın, büyüklüğü, güzelliği, kokusu ölçüsüz Sidre ağacının bulunduğu, akıl ölçülerinin, çirkinliğin bittiği, nihaî sınırın yanında görmüştü.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sidretu'l-Munteha'nın yanında.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sidretü'l-Münteha'nın (yedinci göğün) yanında...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sidretül- Münteha yanında.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Besim Atalay
swap_vert close
13,14,15. En son, sedir ağacının yanında, Onu başka bir kez daha görmüştü, barınak cenneti yanında idi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Sidret'ül-Münteha” nın (en uzak noktadaki sidre ağacının) yanında.
“Sidre”, Arabistan kirazı denen meyvenin ağacıdır. Bu ağaç Araplarca arazinin sınırlarını belirlemek için de kullanılırdı.  
Cemil Said
swap_vert close
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
[1] Sidretü’l Müntehâ’nın şecere-i Tûbâ oldığı mervîdir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
13,14. And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
13-14. Andolsun ki onu (meleği) iniş esnasında en sondaki sidretü’l-müntehânın yanında bir daha gördü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
13, 14. Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü.
Edip Yüksel
swap_vert close
En son noktada.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sidrei müntehanın yanında
Emrah Demiryent
swap_vert close
13-14. Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed), başka bir inişinde (Mi‘râc gecesinde), onu (Cebrâîl’i aslî sûretinde) Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında da görmüştü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sidretu'l Münteha'nın¹ yanında.
1- Son/sondaki sedir ağacı. (16)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
13,14. Andolsun ki onu diğer bir defa da Sidre-tül müntehânın yanında gördü o,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
13,14. And olsun ki, onu (Cebrâîl'i aslî sûretinde) diğer bir inişte de (mi'râc gecesi), Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında (iken) gördü.
İhsan Aktaş
swap_vert close
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
(*) İsra sûresi: İniş zamanı olarak, Necm sûresinden sonra inen bir sûre olup nasıl olur da İsra sûresinden önce inen bir sûrede, iddia edilen olayın ayrıntıları anlatılabilir? Bu düşüncemizin sebebi nüzul sırası rivayetlerine dayanarak değil, Necm suresi ayetlerinin daha erken Mekke dönemi ayetlerinin üslup özelliğine sahip olmasına istinadendir. Ayrıca, Necm sûresi 13. ayetindeki “Nezleten” (inişte) kelimesi dikkatlerden kaçırılarak, Muhammed (as) ın gördüğü her ne ise, onu miraca çıktığı zaman değil, görme olayının indiği zaman gerçekleştiğinin bildirilmesi çok önemli bir noktadır. Maalesef ilgili ayetleri miraca delil olarak okumaya ayarlı kafalar, bu kelimeyi de hallederek! “nezleten”kelimesinin inişi değil, zıt anlamı yani çıkışı (عروج) ifade ettiğini savunmuşlardır. Hâl böyle olunca 13. ayetin anlamı “Onu diğer çıkışta görmüştü”şeklinde okunarak mirac’a delil olma yönünde önemli bir engel aşılmış olmaktadır! Necm S. 13. ayetinin beyanı gereğince, Muhammed (as) ın kendisine vahyi getiren melek elçiyi gözü ile o elçinin İNİŞİNDE görmüş olduğunu bahsedilen yerin elçinin indiği yerde, yani Mekke de bir yer olması gerekmektedir. (SİDRETÜ’L MÜNTEHA” NEDİR? “CENNETÜ’L ME’VA” NEREDEDİR? İsmal Hakkı BAŞDAĞ | İKTİBASLAR) Ayette bahsedilen sidre ağacı, Mekke’ye yakın (بيشة) ‘’Bişha’’vadisinde yetişen bir ağaç türü olup “sedr ağacı” veya “Arabistan kirazı” olarak da bilinir. Genellikle sınırları belirlemek için büyütülen bu ağaç o dönemde kırsalda yaşayanlar için taş, kaya, ağaç, pınar gibi bir nirengi /işaret noktası olarak kabul edilirdi… Bu ağacın yaprakları büyük olduğundan gölgesi geniştir. Güneşin yakıcı sıcağından koruyan, barınak olan bir yapıya sahiptir. Bu ağaç Kur’an’da, gölgelikler manasında Vâkı’a 28’de kullanılmıştır… Müntehâ ise, “en uzak nokta, sınır” demektir. Nüzul ortamında bahçe sahipleri kendi alanlarının bittiği yerlere bu ağaçtan dikerdi ki arsanın sınırları belli olsun. Bu nedenle sınır ağacı denmektedir. Ayrıca lügatlara göre de ayette geçen (نزلة)’’nezleten’’ bir iniş demektir. Yani Hz. Peygamber vehiy getiren meleğin sidretü-l münteha ağacının bulunduğu yere /Mekke’ye yakın (وادي بيشة) ‘’ Bisha Wadisine’’/bir inişte daha onu asli suretinde görmüştür. Ki, Cennetü-l Me’va’’ da, yani yolcuların ve yorgun düşenlerin barınıp dinlendikleri bahçe de o sidre ağacının yanında bulunuyordu. (نزلة)’nin anlamı için bkz: (المعجم: اللغة العربية المعاصر) نَزْلَة مصدر نزِلَ. - اسم مرَّة من نزَلَ/ نزَلَ بـ/ نزَلَ على/ نزَلَ في- {وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى)Yine (قاموس عربي تركي) de (نَزْلَةٌ (ج) نَزْلاَتٌ [عامة] ‘’nezleten’’bir kere iniş: Yani bu ayet vahiy getirmek için Cebrail’in yeryüzüne inişinden söz ediyor, Hz. Peygamberin (عروج)’’ urucun’dan’’ yükselişinden asla söz etmiyor. Ama maalesef uydurma hadislerle tefsir yapan gelenekselciler (Cebrail’in) İNİŞİNİ ifade eden (نزلة)’’nezleten’’kelimesini, tam zıddı olan (عروج) ‘’uruc’’, yükseliş anlamına çevirerek adeta ayeti gerçek anlamından saptırmışlardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nihayetteki ağacın yanında olan,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Aşılmaz Sınır’ın yanıbaşında.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sidre-i münteha [¹¹] yanında görmüştü.
[11] Sidye Arabistan kirazı ağacı olup hudut başını temsil ediyor ki, mahlûkun ilmi ancak oraya kadar çıkıyor, demektir veya ukalânın (akıllıların) hayrette kaldıkları zaman gördü.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
En son sınır ağacının yanında [sidretu’l-muntehâ],⁵
5 Sidre, arazilerde sınırları belirlemek için dikilen bir nevi “Arap kirazı” denen bir ağaçtır. Birçok tefsirci bu olayın Miraç’ta vuku bulduğunu zanneder ama bu ayetlerin inişi, miraç olayından çok önce vuku bulmuştur. Burası, 13. ayete göre, Cebrail’in çıktığı değil, indiği ve Hz. Peygamber’in Hira civarında Cebrail’i gördüğü yerdir. Muhtemelen sidre ağacı ve me’va bahçesi, Hira Dağı’nın oralarda bir yerdir. Ayrıca “Me’va cenneti” Kur’an’da 22 yerde geçer, hepsi de ölümden sonraki gidilecek cennetlerden biridir. Ancak buradaki konteksi dikkate alırsak, Hira Dağı eteklerinde “me’va bahçesi” adı verilen bir bahçe olma ihtimali daha makuldür. Çünkü “me’va” kelimesi “sığınak, barınak, son durak” anlamındadır. Bu da yolcuların uğrak yeri olan bahçeyi akla getirir. Sidre, Hira dağı eteklerinde en son sınır olduğuna göre burası da onun yanında bir bahçedir şeklinde yorumlayanlara katılıyoruz. Doğrusunu Allah bilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sidretü'l Münteha'nın yanında.
(Sidret’ül Münteha, amelleri yazan meleklerin yükselebildikleri son noktadır. Hz. Muhammed (s.a.a) dışında hiç bir peygamber ve melek oradan öteye geçememiştir. Maddi dünyanın son sınırı ve tüm ilimlerin son bulduğu nokta olarak ifade etmek de mümkündür.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Maddî varlığın sona erdiği ve bambaşka bir âlemin kapılarının açıldığı sınır noktasında, yani Sidre-i Müntehâ’da.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sidret-ül Müntehâ’nın yanında;
Mehmet Çakır
swap_vert close
14,15. Tam sınırdaki Sedir ağacı yanında // yani tam köşkler cennetinin bulunduğu noktada.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Uzakta ki yüksek bir yerdeki ağacın yanında,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
Mehmet Türk
swap_vert close
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın¹ bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında ²bir defa daha gördü.³
1 Cennet’ül-Me’va; Barınılacak, oturulacak yer, içinde kalınacak cennet demektir. Hasan el-Basri’ye göre bu Cennet, mü’minlerin gireceği cennettir. Bununla ilgili çeşitli rivâyetler varsa da özel isim olabileceği düşüncesiyle tercüme edilmemiştir. Doğrusunu Allah bilir.2 Sidret’ül-Münteha: Varılacak yolun en sonu demektir. Sidre, Arabistan kirazı denilen gölgesi gayet koyu bir ağacın ismidir. Sidret’ül-Münteha; müfessirlerin geneline göre; Allah’tan başkası tarafından bilinmeyen ve ondan ileriye bir kulun geçemeyeceği, melek, nebi ve diğer mahlûkattan her âlimin ilminin nihayeti olan mahiyetini Allah’tan başkasının bilmediği bir makamdır. Tasavvuf erbabının bu konudaki söyledikleri ise; kerametleri kendilerinden menkul zevatın hayalleridir.3 Yani Hz. Muhammed (s.a.v) Cebrâil’i bir de Mi’rac’tan inerken gördü. Burada Cebrâil’in mertebesinin Efendimizin mertebesinden geri kaldığına işaret olunmuştur. Eğer (نَزْلَةً) mutlak mef’ul olarak düşünülürse anlamı: “Diğer bir kerre de bir inişte gördü”, hal olarak düşünülürse: “inerken gördü” demek olur. Bu inişin Mi’rac gecesi olduğunda ittifak vardır. Rasulullah (s.a.v) Cebrâil’i hakiki sureti ile bir kere Mi’rac’tan evvel Hıra’da gördü, o vakit Cebrâil Rasulullah’a inmiş idi, bir kere de Miraç’tan inerken gördü. Bunda da Rasulullah Cebrâil’e doğru iniyordu yani Cebrâil onu istikbal ediyordu. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
en uzak noktadaki sidre ağacının yanında, ¹⁰
10 Yani, sırlarla dolu “mi‘râc” tecrübesi sırasında. Sidratu’l-muntehâ ifadesinde dile getirilen görüntüyü açıklarken Râğıb, yapraklarının gölgesinden dolayı sidr veya sidra’nın (Arabistanın hurma ağacı) Kur’an’da ve mi‘râc ile ilgili Hadislerde cennetin “gölgesi”nin -yani, ruhî sükûnet ve esenliğinin- bir sembolü olarak kullanıldığını söyler. El-muntehâ sıfatı (“en uzak nokta”), Nihâye’de işaret edildiği gibi, Allah’ın, yaratılmış varlıkların ulaşabileceği bilgilere bir sınır koyduğu gerçeğinin bir göstergesi olarak alınabilir: bu da, özellikle, ne kadar kapsayıcı ve nüfûz edici olsa da, insan bilgisinin bile -cennette (bir sonraki ayette zikredilen “vaad edilen bahçe”)- Yaratıcı’nın yalnız kendisine sakladığı nihaî gerçekliğin künhüne asla ulaşamayacağını gösterir (karş. yukarıda not 6).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
En uçtaki sedir ağacının yanında. 17/1, 34/16, 56/28.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
en sonuncu sidre ağacının yanında,[⁴⁷⁷⁸]
[4778] Veya: “hayranlığın sınırında”. Sidrenın “göz kamaşmak, hayran olmak” anlamındaki seder (ç. sederât) kök anlamına dayanarak. Arapça’da Nebk da denilen bu iğneli ağaç türü için üç özellik sayılır: Gölgesi geniş, meyvesi leziz, kokusu hoş (İbn Âşûr). Allah Rasûlü’nün vahiy meleğiyle özel buluşmasını tasvir eden bu pasaj içinde ağacın merkezî bir yer işgal etmesi, Hz. Mûsa’nın Tuvâ vadisinde vahyi ilk alışını hatırlatmaktadır. Ona da ilâhî kelâm bir ağaç üzerinden tecelli etmişti (28:30). Elçi melek ile elçi insanın buluşması yoluyla vahyin alındığı durumlarda (Krş: 42:51), ağaçla vahiy arasında izah edemediğimiz ve sırrını kavrayamadığımız bir ilişki var gibi görünmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
13,14. Andolsun ki. (Muhammed s.a.s.) onu -Miraçtan- inerken (cennetin bitiş noktası olan) Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında bir kez daha gördü.
Osman Fırat
swap_vert close
Sidretü’lMüntehâ’nın yanında.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
Suat Yıldırım
swap_vert close
13, 14. Onun bir başka inişini Sidretu'l-Müntehanın yanında görmüştü.
Hz. Peygamber’in Cibril’i ikinci defa görmesine işaret. Bu seferinde onu aslî sûretindeki azametiyle görmüştü. Sidretu’l-Münteha, Hz. Peygamber’e miraç gecesinde gösterilen, hilkatin aldığı son şekli gösteren, emir âleminin sonundaki “şeceretu’l-kevn” yani yaratılış ağacı, kâinat ağacıdır. Başka izahlar arasında, en kuvvetlisi bu görünüyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sidretü'l-Münteha(uzak ağaç)ın yanında,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
13,14. Muhammed onı (Cibrîl'i) ikinci def'a olarak Sidretü'l Müntehâ'da gördi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Bu defa) Sidret’ül-müntehâ’nın[*] yanındaydı.
[*] Sidret'ul-muntehâ .  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sidre-i Münteha'nın yanında
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sidre-i Müntehâ'nın yanında.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Son sınır ağacı, Sidret-ül Münteha yanında.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
13-14. daħı bayıķ gördi anı ya'nį daħı bir gez gökden inerken cebreyil’i tamām sūret ile gördi? sidreti’l müntehā ķatında.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
sidrü’l‐müntehā ḳatında.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Yeddinci göydəki) Sidrətül-müntəhanın yanında.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
By the lote tree of the utmost boundary,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Near the Lote-tree(5093) beyond which none may pass:
5093 For the Lote-tree in its literal meaning, see n. 3814 to 34:16. The wild Lote is thorny; under cultivation it yields good fruit and shade, and is symbolic of heavenly bliss, as here and in 56:28.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
عِنْدَ
yanında
سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى
Sidretü'l Müntehâ'nın
Sidretü'l-Müntehâ'nın* yanında.
*Sidretü'l-Müntehâ; varlık âleminin bittiği yer.
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
سِدْرَة
İsim
س د ر
Sidre
مُنْتَهٰى
Edilgen fiil-VIII
ن ه ي
Son varış, nihayet