close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve lekad raâhu nezleten uḣrâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Oysa) Andolsun (ki Resulüllah), Onu bir diğer inişte (ve manevi tecelli ikliminde yine) görmüş (ve tanımıştı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O'nu bir kere daha görmüştü;
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, onu yüce huzurdan bir diğer inişi sırasında da görmüştü.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki, o onu bir başka kez daha inişte gördü. [2]
2.Yani, Peygamber (a.s.) Cibril (a.s.)`i kendi asıl yaratılış şekli ile bir başka kere daha iniş esnasında gördü.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, onu bir diğer inişte de görmüştü.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yemin olsun ki, o (Cebrâil'i hakîki suretinde) bir daha da (mi'raçtan) inerken gördü:
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! O, başka bir inişte (tecellide) de O’nu gördü.
(*) O, “Ben miraçta Allah’ı gördüm” demişti.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Besim Atalay
swap_vert close
13,14,15. En son, sedir ağacının yanında, Onu başka bir kez daha görmüştü, barınak cenneti yanında idi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, onu (Cebrail'i), bir başka inişte daha görmüştü.
Cemil Said
swap_vert close
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
[1] Sidretü’l Müntehâ’nın şecere-i Tûbâ oldığı mervîdir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
13,14. And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
13-14. Andolsun ki onu (meleği) iniş esnasında en sondaki sidretü’l-müntehânın yanında bir daha gördü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
13, 14. Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu bir kez daha görmüştü.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun onu bir kez daha görmüştü.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kasem olsun ki o onu bir deha da inişinde gördü
Emrah Demiryent
swap_vert close
13-14. Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed), başka bir inişinde (Mi‘râc gecesinde), onu (Cebrâîl’i aslî sûretinde) Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında da görmüştü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, onu başka bir inişinde de gördü.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
13,14. Andolsun ki onu diğer bir defa da Sidre-tül müntehânın yanında gördü o,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
13,14. And olsun ki, onu (Cebrâîl'i aslî sûretinde) diğer bir inişte de (mi'râc gecesi), Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında (iken) gördü.
İhsan Aktaş
swap_vert close
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
(*) İsra sûresi: İniş zamanı olarak, Necm sûresinden sonra inen bir sûre olup nasıl olur da İsra sûresinden önce inen bir sûrede, iddia edilen olayın ayrıntıları anlatılabilir? Bu düşüncemizin sebebi nüzul sırası rivayetlerine dayanarak değil, Necm suresi ayetlerinin daha erken Mekke dönemi ayetlerinin üslup özelliğine sahip olmasına istinadendir. Ayrıca, Necm sûresi 13. ayetindeki “Nezleten” (inişte) kelimesi dikkatlerden kaçırılarak, Muhammed (as) ın gördüğü her ne ise, onu miraca çıktığı zaman değil, görme olayının indiği zaman gerçekleştiğinin bildirilmesi çok önemli bir noktadır. Maalesef ilgili ayetleri miraca delil olarak okumaya ayarlı kafalar, bu kelimeyi de hallederek! “nezleten”kelimesinin inişi değil, zıt anlamı yani çıkışı (عروج) ifade ettiğini savunmuşlardır. Hâl böyle olunca 13. ayetin anlamı “Onu diğer çıkışta görmüştü”şeklinde okunarak mirac’a delil olma yönünde önemli bir engel aşılmış olmaktadır! Necm S. 13. ayetinin beyanı gereğince, Muhammed (as) ın kendisine vahyi getiren melek elçiyi gözü ile o elçinin İNİŞİNDE görmüş olduğunu bahsedilen yerin elçinin indiği yerde, yani Mekke de bir yer olması gerekmektedir. (SİDRETÜ’L MÜNTEHA” NEDİR? “CENNETÜ’L ME’VA” NEREDEDİR? İsmal Hakkı BAŞDAĞ | İKTİBASLAR) Ayette bahsedilen sidre ağacı, Mekke’ye yakın (بيشة) ‘’Bişha’’vadisinde yetişen bir ağaç türü olup “sedr ağacı” veya “Arabistan kirazı” olarak da bilinir. Genellikle sınırları belirlemek için büyütülen bu ağaç o dönemde kırsalda yaşayanlar için taş, kaya, ağaç, pınar gibi bir nirengi /işaret noktası olarak kabul edilirdi… Bu ağacın yaprakları büyük olduğundan gölgesi geniştir. Güneşin yakıcı sıcağından koruyan, barınak olan bir yapıya sahiptir. Bu ağaç Kur’an’da, gölgelikler manasında Vâkı’a 28’de kullanılmıştır… Müntehâ ise, “en uzak nokta, sınır” demektir. Nüzul ortamında bahçe sahipleri kendi alanlarının bittiği yerlere bu ağaçtan dikerdi ki arsanın sınırları belli olsun. Bu nedenle sınır ağacı denmektedir. Ayrıca lügatlara göre de ayette geçen (نزلة)’’nezleten’’ bir iniş demektir. Yani Hz. Peygamber vehiy getiren meleğin sidretü-l münteha ağacının bulunduğu yere /Mekke’ye yakın (وادي بيشة) ‘’ Bisha Wadisine’’/bir inişte daha onu asli suretinde görmüştür. Ki, Cennetü-l Me’va’’ da, yani yolcuların ve yorgun düşenlerin barınıp dinlendikleri bahçe de o sidre ağacının yanında bulunuyordu. (نزلة)’nin anlamı için bkz: (المعجم: اللغة العربية المعاصر) نَزْلَة مصدر نزِلَ. - اسم مرَّة من نزَلَ/ نزَلَ بـ/ نزَلَ على/ نزَلَ في- {وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى)Yine (قاموس عربي تركي) de (نَزْلَةٌ (ج) نَزْلاَتٌ [عامة] ‘’nezleten’’bir kere iniş: Yani bu ayet vahiy getirmek için Cebrail’in yeryüzüne inişinden söz ediyor, Hz. Peygamberin (عروج)’’ urucun’dan’’ yükselişinden asla söz etmiyor. Ama maalesef uydurma hadislerle tefsir yapan gelenekselciler (Cebrail’in) İNİŞİNİ ifade eden (نزلة)’’nezleten’’kelimesini, tam zıddı olan (عروج) ‘’uruc’’, yükseliş anlamına çevirerek adeta ayeti gerçek anlamından saptırmışlardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hâlbuki o (Muhammed), daha önceki bir inişinde de, o vahiy meleğini görmüştü.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Cebrail’i bir kez daha görmüştü.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Peygamber O/nu [¹⁰] bir kere daha
[10] Cibril aleyhisselâmı veya âyât-ı ilâhiye'yi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun o, onu bir kere daha inerken görmüştü.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onu (Cebrail'i) bir de diğer inişte görmüştü.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Andolsun Muhammed onu, bundan önce bir kez daha gökteninerken görmüştü.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun onu diğer bir iniş halinde de gördü;
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resul, bu meleğin inişini bir daha görmüştü:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Arkadaşınız O’nu daha önce başka bir yerde de görmüştü.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
Mehmet Türk
swap_vert close
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın¹ bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında ²bir defa daha gördü.³
1 Cennet’ül-Me’va; Barınılacak, oturulacak yer, içinde kalınacak cennet demektir. Hasan el-Basri’ye göre bu Cennet, mü’minlerin gireceği cennettir. Bununla ilgili çeşitli rivâyetler varsa da özel isim olabileceği düşüncesiyle tercüme edilmemiştir. Doğrusunu Allah bilir.2 Sidret’ül-Münteha: Varılacak yolun en sonu demektir. Sidre, Arabistan kirazı denilen gölgesi gayet koyu bir ağacın ismidir. Sidret’ül-Münteha; müfessirlerin geneline göre; Allah’tan başkası tarafından bilinmeyen ve ondan ileriye bir kulun geçemeyeceği, melek, nebi ve diğer mahlûkattan her âlimin ilminin nihayeti olan mahiyetini Allah’tan başkasının bilmediği bir makamdır. Tasavvuf erbabının bu konudaki söyledikleri ise; kerametleri kendilerinden menkul zevatın hayalleridir.3 Yani Hz. Muhammed (s.a.v) Cebrâil’i bir de Mi’rac’tan inerken gördü. Burada Cebrâil’in mertebesinin Efendimizin mertebesinden geri kaldığına işaret olunmuştur. Eğer (نَزْلَةً) mutlak mef’ul olarak düşünülürse anlamı: “Diğer bir kerre de bir inişte gördü”, hal olarak düşünülürse: “inerken gördü” demek olur. Bu inişin Mi’rac gecesi olduğunda ittifak vardır. Rasulullah (s.a.v) Cebrâil’i hakiki sureti ile bir kere Mi’rac’tan evvel Hıra’da gördü, o vakit Cebrâil Rasulullah’a inmiş idi, bir kere de Miraç’tan inerken gördü. Bunda da Rasulullah Cebrâil’e doğru iniyordu yani Cebrâil onu istikbal ediyordu. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve onu bir kez daha gördü, ⁹
9 Yani, o meleği “gerçek şekli ve hüviyeti içinde” ortaya çıkmış olarak gördü.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki onu başka bir inişinde daha görmüştü. 2/97, 26/192...197
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu onu bir başka iniş sırasında yine görmüştü;[⁴⁷⁷⁷]
[4777] Bu âyet Enbiyâ 28 ve Tekvîr 23’e atıf olarak okunmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
13,14. Andolsun ki. (Muhammed s.a.s.) onu -Miraçtan- inerken (cennetin bitiş noktası olan) Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında bir kez daha gördü.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onu bir başka inişinde de görmüştü;
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, O'nu (Cibril'i) diğer bir inişinde de gördü.
Suat Yıldırım
swap_vert close
13, 14. Onun bir başka inişini Sidretu'l-Müntehanın yanında görmüştü.
Hz. Peygamber’in Cibril’i ikinci defa görmesine işaret. Bu seferinde onu aslî sûretindeki azametiyle görmüştü. Sidretu’l-Münteha, Hz. Peygamber’e miraç gecesinde gösterilen, hilkatin aldığı son şekli gösteren, emir âleminin sonundaki “şeceretu’l-kevn” yani yaratılış ağacı, kâinat ağacıdır. Başka izahlar arasında, en kuvvetlisi bu görünüyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü;
Süleyman Tevfik
swap_vert close
13,14. Muhammed onı (Cibrîl'i) ikinci def'a olarak Sidretü'l Müntehâ'da gördi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Muhammed Cebrail’i bir kez daha böyle gördü.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hakikaten onu diğer bir inişte de gördü.
Ümit Şimşek
swap_vert close
And olsun ki onu başka bir inişinde de gördü:
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
13-14. daħı bayıķ gördi anı ya'nį daħı bir gez gökden inerken cebreyil’i tamām sūret ile gördi? sidreti’l müntehā ķatında.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ gördi anı bir kez daḫı
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun ki, (Muhəmməd əleyhiissəlam Cəbraili öz həqiqi surətində) başqa bir dəfə də (me’rac vaxtı) görmüşdü;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily he saw him, yet another time
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
For indeed he saw him at a second descent,(5092)
5092 The first occasion when Gabriel appeared in a visible form was at the Mountain of Light , when he brought his first revelation beginning with Iqra': see C. 29-35. The second was at the Prophet's Mi'raj or Ascension: see Introduction to S. 17, paras. 2-4. These were the only two occasions when Gabriel appeared in visible form. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
ve and olsun ki
رَاٰهُ
onu gördü
نَزْلَةً
bir inişte
اُخْرٰىۙ
başka
Andolsun ki onu (daha önce) başka bir (tecelliyle) inerken de görmüştü.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
نَزْلَة
İsim
ن ز ل
Bir iniş
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki