close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ keżebe-lfu-âdu mâ raâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onun (Resulüllah’ın) bu gördüğünü gönlü yalanlamamış (vicdanı da doğrulamıştı. Bütün bu yaşananlar şeytani kuruntular ve hayali kurgular olamazdı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kulunun kalbi, gördüğünü yalanlamadı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Muhammed'in aklı, kalbi, çıplak gözle gördüklerinin aksini düşünmedi, söylemedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Hz. Peygamber, mi'raçta gözü ile) gördüğünü, kalbi tekzib etmedi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kalp (Muhammed’in kalbi,) gördüğünde tanımamazlık etmedi (hemen tanıdı.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Besim Atalay
swap_vert close
Gördüğünü gönlü yalanlamadı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Peygamberin gözlerinin) gördüğünü, kalbi yalanlamadı.
Cemil Said
swap_vert close
Muhammed’in kalbi, gördiği hakkında yalan söylemez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
10, 11. Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Peygamber’in gözlerinin) gördüğünü, kalbi yalanlamadı. (Resûlümüz Muhammed’in, Cebrâîl’i aslî sûretiyle görmesi hakikatti, bir hayalden ibaret değildi.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onun gördüğünü kalb (i) yalana çıkarmadı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Gözleriyle) gördüğünü, kalb(i) yalanlamadı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onun (vahiy alan kulun kendi gözleriyle) gördüğünü (akıl yürütme ve karar alma merkezi olan) fuad (beynin ön lobu) yalanlamadı (yanılmadı, gerçeği gördü). *
(*) Fuad, karar alma ve idrak merkezidir. İnsanın gördüğü veya duyduğu bir bilginin doğru olup olmadığına karar vermek, beynin ön lobunun (frontal) görevidir. Bu karar, sorumluluğu da beraberinde getirir. Kur’an’da bu hakikat şöyle ifade edilir: “Ve ilmin olmayan bir şeyin ardına düşme! Muhakkak ki işitme, görme ve fuad, onların hepsi, ondan mesul oldu.” (İsra:36) Gizli kalması gereken şahsi bilgileri tecessüs ile öğrenme (Bkz. Hucurat:12) fuadın yanlış hükümler verip sorumlu tutulması ile sonuçlanır. Fuad kalp değildir. Zira Kassas sûresi 10’da fuad ve kalp aynı cümlede farklı yönleri ile kullanılmıştır. “Ve Musa’ın annesi, fuad’ı boş olarak sabahladı. Güvenenlerden olması için onun kalbini Biz’e sabitlemeseydik, az daha (durumu) açıklayacaktı.” (Kassas: 10) Dışsal veriler sonucu olayı zahiri okuyan frontal (ön) lob daha temelde var olan merkezler eliyle kararsızlık ve belirsizlikten kurtarılmıştır. Necm suresi 11. âyette fuadın yani ön lobun, görüneni yalanlamadığından bahsedilirken, Alak sûresi 15-16’da görünen hakikati yalanlayanın da insanın önlobu/alın bölgesi olduğu şöyle ifade edilir: “Hayır, eğer vazgeçmezse, onu alnından tutup sürükleyeceğiz! O yalancı, isyankâr alnından. ”(Kurandan Hayata) Ayrıca İsra- 17/ 36. ayette de şöyle deniliyor: (إن السمع والبصر والفؤاد كل أولئك كان عنه مسئولا) ‘’ Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme, şüphesiz işitme, görme duyusu ve fuad (beyin), hepsi ondan sorumludur. İşte burada ‘’sem‘’ ve besâr ile birlikte fuad kelimesinin kullanılması, bu ifadenin bizi daha çok algılama, akletme ve idrak etme gibi anlamlara yönlendirmektedir. Çünkü işitme ve görme, işitilenin ve görülenin beyinde idrak edilip yorumlanmasıyla ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında ayetlerde özelden genele bir sıralama yapılmış olabilir. Yani önce algı ve idrak ile alakalı olan iki duyu (işitme ve görme) verilip daha sonra duyularının tamamıyla ilgili olan idrak etme, algılama ve hissetme diyebileceğimiz genel bir yetiye/beynin ön lobuna vurgu yapılmış olması mümkündür. Ayrıca fuâdın tekzibi varsa tasdiki de söz konusudur. O halde fuâd görülen bir şeyi doğrular veya yalanlar. Belki buna görülenin onayı veya reddi diyebiliriz. Bu açıdan fuâd, algılamak ve idrak etmek ile yakın anlamlı olsa gerektir… Ayrıca burada Resulün gördüğünün vehiy meleği olduğuna dair aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. الفؤاد هو الدماغ وقبل ان تجادل ابحث عن كلمة الفؤاد في القران واستخدامتها ولماذا قرنها الله بالسمع والبصر ؟ (إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا) السمع والبصر هما أعظم الحواس وأقوى آلات الإدراك ولذلك ذكرا قبل الفؤاد، وذكر الفؤاد بعدهما لأنه مقر الإدراك كله، فهو الذي تنقل إليه الحواس مدركاته - (مفهوم الفؤاد في القرآن الكريم | مع الله) و شارت الأبحاث العلمية الحديثة أنّ مناطق الفؤاد تكون في المخّ فهنالك ما يسمّى بحصان البحر (شكله مشابه لشكل حصان البحر) وهنالك الزنار والمهاد واللوزة، وكل منطقة من هذه المناطق تتحكّم في نوع من أنواع الٳحساس فالمهاد للٳحساس بالألم، ولحصان البحر واللوزة علاقة بالذاكرة والذكريات، أمّا الزنار فهو للٳحساس بألم الحريق، وتحتوي اللوزة جزء يخصّ العاطفة ومنطقة تحت المهاد هي للغرائز (الجوع والعطش...) وجميع تلك المناطق السابقة تمثّل الفؤاد، كما أثبتها القرآن الكريم والسنة النبوية وقامت بٳثباتها البحوث العلمية أيضاً،وَجَعَلنا لَهُم سَمعًا وَأَبصٰرًا وَأَفـءِدَةً فَما أَغنىٰ عَنهُم سَمعُهُم وَلا أَبصٰرُهُم وَلا أَفـءِدَتُهُم مِن شَيءٍ إِذ كانوا يَجحَدونَ بِـءايٰتِ… واضح من صياغ الايه ان الامر لا علاقه له بالقلب…. وكما هو معلوم الله لايستخدم كلمات مترادفه في القران كل كلمه مخصصه لامر ما (ما هو الفؤاد؟ وأين يقع في الجسم؟) (إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا) السمع والبصر هما أعظم الحواس وأقوى آلات الإدراك ولذلك ذكرا قبل الفؤاد، وذكر الفؤاد بعدهما لأنه مقر الإدراك كله، فهو الذي تنقل إليه الحواس مدركاته - (مفهوم الفؤاد في القرآن الكريم | مع الله) والفؤاد : العقل (تفسير الوسيط) والفؤاد : العقل في كلام العرب قال تعالى : { وأصبح فؤاد أم موسى فارغاً القصص -10 (التحرير والتنوير) (ما كَذَبَ الْفُؤادُ ما رَأى) أي ما كذب فؤاده ما رآه ببصره من صورة جبريل عليه السّلام: أي إن فؤاده ﷺ ما قال لما رآه ببصره لم أعرفك (تفسير المراغي) وليس في الآية ما يدل على أن متعلق الرؤية هو الله سبحانه وأنه لمرئي له صلى الله عليه وآله وسلم بل المرئي هو الأفق الأعلى والدنو والتدلي وأنه أُوحي إليه فهذه هي المذكورة في الآيات السابقة وهي آيات بسورة التكوير ، ويؤيد ذلك ما ذكره تعالى في النزلة الأخرى من قوله: {ما زاغ البصر وما طغى لقد رأى من آيات ربه الكبرى)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Allah’ın elçisi) Gözüyle gördüğünü kalbi yalanlamadı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gözleriyle gördüklerini gönlü de doğruladı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Peygamberin gördüğünü kalbi yalan çıkarmadı [⁹].
[9] Kalbi ile gördüğü şeyin gerçek, doğru olduğunu yakînen bildi, yahut gözü ile gördüğünü kalbi tasdik etti. Hayâl olmadığını bildi. Veya gördüğüne kalbi şahit oldu. Gördüğü de acayip ve garip âyat-ı İlâhiye'dir. Yahut Cibril Aleyhisselâmın kendisidir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Muhammed’in gözünün gördüğü hiçbir şeyi, kalbi yalanlamadı. Açık ve net olarak gördüğü bu görkemli varlığın, Allah’tan vahiy getiren Cebrail olduğu konusunda en ufak bir şüpheye kapılmadı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gördüğünü Gönül yalanlamadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kalbine yüklenen bilgi, gördüklerini doğruladı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Arkadaşınız olayın gerçeğini olduğu gibi yaşadı. Gördüğünü aklı, mantığı, muhakemesi, kalbi yalanlamadı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Gözünün) gördüğünü kalbi yalanlamamıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Kulunun] kalbi gördüğünü yalanlamadı: ⁷
7 Hz. Peygamber, yaşadığı deneyimin ruhî karakterinin tamamen farkında olduğundan, bilinci ile normal olarak kavrayamayacağı bir şeyi sezgisel olarak kavraması (“kalp gözü”) arasında bir çelişki yoktu.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı. 81/19...28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Gördüğünü gönül yalanlamadı:[⁴⁷⁷⁶]
[4776] “Gördü” (raâ) fiilinin faili tartışmasız “gönül (fuâd)”dır. Kur’an’a göre, Allah Rasûlü melek Cebrail’i “gönül gözüyle” görmüştür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Muhammed'in) Gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Onun için Cebrail’i hangi surette olursa olsun, her geldiğinde tanıdı.)
Osman Fırat
swap_vert close
Gönül ne gördüyse onu yalanlamadı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Gördüğü şeyi kalbi tekzîp etmedi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Muhammed göziyle gördiğini kalbiyle tekzîb itmedi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Muhammed’in) Gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kalp yalanlamadı gördüğünü.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yalan dutmadı göñli ol nesenede gördi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yürek yalanlamadı gözi gördügi nesneyi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Qəlb (Peyğəmbərin qəlbi) gördüyünü yalan saymadı. (Muhəmməd əleyhissəlam gözü ilə gördüyünün Cəbrail olduğuna qəlbdən inandı).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The heart lied not (in seeing) what it saw.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The (Prophet´s) (mind and) heart in no way falsified(5091) that which he saw.
5091 "Heart" in Arabic includes the faculty of intelligence as well as the faculty of feeling. The impression conveyed was pure truth; there was no illusion in it.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا كَذَبَ
yalanlamadı
الْفُؤٰادُ
kalb(i)
مَا رَاٰى
gördüğünü
(Daha önce kalp gözüyle) Gördüğü (Allah'ın tecellisi)ni kalb(i) yalanlamadı.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَذَبَ
Fiil-I
ك ذ ب
Yalan söyledi, yalancı çıktı, yalan uydurdu
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü