Onun (vahiy alan kulun kendi gözleriyle) gördüğünü (akıl yürütme ve karar alma merkezi olan) fuad (beynin ön lobu) yalanlamadı (yanılmadı, gerçeği gördü). *
(*) Fuad, karar alma ve idrak merkezidir. İnsanın gördüğü veya duyduğu bir bilginin doğru olup olmadığına karar vermek, beynin ön lobunun (frontal) görevidir. Bu karar, sorumluluğu da beraberinde getirir. Kur’an’da bu hakikat şöyle ifade edilir: “Ve ilmin olmayan bir şeyin ardına düşme! Muhakkak ki işitme, görme ve fuad, onların hepsi, ondan mesul oldu.” (İsra:36) Gizli kalması gereken şahsi bilgileri tecessüs ile öğrenme (Bkz. Hucurat:12) fuadın yanlış hükümler verip sorumlu tutulması ile sonuçlanır. Fuad kalp değildir. Zira Kassas sûresi 10’da fuad ve kalp aynı cümlede farklı yönleri ile kullanılmıştır. “Ve Musa’ın annesi, fuad’ı boş olarak sabahladı. Güvenenlerden olması için onun kalbini Biz’e sabitlemeseydik, az daha (durumu) açıklayacaktı.” (Kassas: 10) Dışsal veriler sonucu olayı zahiri okuyan frontal (ön) lob daha temelde var olan merkezler eliyle kararsızlık ve belirsizlikten kurtarılmıştır. Necm suresi 11. âyette fuadın yani ön lobun, görüneni yalanlamadığından bahsedilirken, Alak sûresi 15-16’da görünen hakikati yalanlayanın da insanın önlobu/alın bölgesi olduğu şöyle ifade edilir: “Hayır, eğer vazgeçmezse, onu alnından tutup sürükleyeceğiz! O yalancı, isyankâr alnından. ”(Kurandan Hayata) Ayrıca İsra- 17/ 36. ayette de şöyle deniliyor: (إن السمع والبصر والفؤاد كل أولئك كان عنه مسئولا) ‘’ Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme, şüphesiz işitme, görme duyusu ve fuad (beyin), hepsi ondan sorumludur. İşte burada ‘’sem‘’ ve besâr ile birlikte fuad kelimesinin kullanılması, bu ifadenin bizi daha çok algılama, akletme ve idrak etme gibi anlamlara yönlendirmektedir. Çünkü işitme ve görme, işitilenin ve görülenin beyinde idrak edilip yorumlanmasıyla ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında ayetlerde özelden genele bir sıralama yapılmış olabilir. Yani önce algı ve idrak ile alakalı olan iki duyu (işitme ve görme) verilip daha sonra duyularının tamamıyla ilgili olan idrak etme, algılama ve hissetme diyebileceğimiz genel bir yetiye/beynin ön lobuna vurgu yapılmış olması mümkündür. Ayrıca fuâdın tekzibi varsa tasdiki de söz konusudur. O halde fuâd görülen bir şeyi doğrular veya yalanlar. Belki buna görülenin onayı veya reddi diyebiliriz. Bu açıdan fuâd, algılamak ve idrak etmek ile yakın anlamlı olsa gerektir… Ayrıca burada Resulün gördüğünün vehiy meleği olduğuna dair aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir.
الفؤاد هو الدماغ وقبل ان تجادل ابحث عن كلمة الفؤاد في القران واستخدامتها ولماذا قرنها الله بالسمع والبصر ؟ (إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا) السمع والبصر هما أعظم الحواس وأقوى آلات الإدراك ولذلك ذكرا قبل الفؤاد، وذكر الفؤاد بعدهما لأنه مقر الإدراك كله، فهو الذي تنقل إليه الحواس مدركاته - (مفهوم الفؤاد في القرآن الكريم | مع الله) و شارت الأبحاث العلمية الحديثة أنّ مناطق الفؤاد تكون في المخّ فهنالك ما يسمّى بحصان البحر (شكله مشابه لشكل حصان البحر) وهنالك الزنار والمهاد واللوزة، وكل منطقة من هذه المناطق تتحكّم في نوع من أنواع الٳحساس فالمهاد للٳحساس بالألم، ولحصان البحر واللوزة علاقة بالذاكرة والذكريات، أمّا الزنار فهو للٳحساس بألم الحريق، وتحتوي اللوزة جزء يخصّ العاطفة ومنطقة تحت المهاد هي للغرائز (الجوع والعطش...) وجميع تلك المناطق السابقة تمثّل الفؤاد، كما أثبتها القرآن الكريم والسنة النبوية وقامت بٳثباتها البحوث العلمية أيضاً،وَجَعَلنا لَهُم سَمعًا وَأَبصٰرًا وَأَفـءِدَةً فَما أَغنىٰ عَنهُم سَمعُهُم وَلا أَبصٰرُهُم وَلا أَفـءِدَتُهُم مِن شَيءٍ إِذ كانوا يَجحَدونَ بِـءايٰتِ… واضح من صياغ الايه ان الامر لا علاقه له بالقلب…. وكما هو معلوم الله لايستخدم كلمات مترادفه في القران كل كلمه مخصصه لامر ما (ما هو الفؤاد؟ وأين يقع في الجسم؟) (إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا) السمع والبصر هما أعظم الحواس وأقوى آلات الإدراك ولذلك ذكرا قبل الفؤاد، وذكر الفؤاد بعدهما لأنه مقر الإدراك كله، فهو الذي تنقل إليه الحواس مدركاته - (مفهوم الفؤاد في القرآن الكريم | مع الله) والفؤاد : العقل (تفسير الوسيط) والفؤاد : العقل في كلام العرب قال تعالى : { وأصبح فؤاد أم موسى فارغاً القصص -10 (التحرير والتنوير) (ما كَذَبَ الْفُؤادُ ما رَأى) أي ما كذب فؤاده ما رآه ببصره
من صورة جبريل عليه السّلام: أي إن فؤاده ﷺ ما قال لما رآه ببصره لم أعرفك (تفسير المراغي) وليس في الآية ما يدل على أن متعلق الرؤية هو الله سبحانه وأنه لمرئي له صلى الله عليه وآله وسلم بل المرئي هو الأفق الأعلى والدنو والتدلي وأنه أُوحي إليه فهذه هي المذكورة في الآيات السابقة وهي آيات بسورة التكوير ، ويؤيد ذلك ما ذكره تعالى في النزلة الأخرى من قوله: {ما زاغ البصر وما طغى لقد رأى من آيات ربه الكبرى)