close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nâziât Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-ssâbihâti sebhâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve yüze yüze gidenlere.
İnananların canlarını kolaylıkla alan melekler, gökten süratle inen melekler, yıldızlar ve gaziler diye anlayanlar vardır  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yüzdükçe yüzerek akıp gidenlere, (tesbih ve tenzih ederek yükselenlere, muhteşem yıldız kümelerine ve galaksilere…)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
gökten inip çıkarken dalgıçlar gibi yüzdükçe yüzen tüm meleklere,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, ilâhî emirlerle süratle uçarak gelenlere, yörüngesinde dönenlere.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yüzüp yüzüp gidenlere,
Ali Bulaç
swap_vert close
Yüzdükçe yüzerek gidenlere,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Dalgıçlar denizden inci çıkarır gibi,) yüzüp (müminlerin ruhlarını rahatça alarak) gidenlere,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yüzerek (hızlıca) iş yapanlara,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5. Andolsun doğup batan yıldızlara, yörüngelerinden çıkmadan hareket edenlere, uzayda sakin sakin yüzenlere, hayırda yarışanlara, işini mükemmel yapanlara. [713][714]
Besim Atalay
swap_vert close
İnanlılar canlarını yavaşçacık alanlara, su gibi yüzenlere
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Yörüngelerinde) yüzüp giden (gezegen)lere,
Cemil Said
swap_vert close
havalarda uçan,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yüzdükçe yüzenlere;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5. Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Edip Yüksel
swap_vert close
Yüzüp akanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yüzüp yüzüp gidenlere,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve yüzüp yüzüp gidenlere
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun yüzdükçe yüzenlere.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
andolsun (dalgıç yüzer gibi) yüzüb (ve gökden inib) de,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
1,2,3,4,5. (Kâfirlerin ruhlarını) şiddetle söküp çıkaranlara (nâziât'a), (Mü'minlerin ruhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara,(1) (emrolundukları şeye sür'atle) yüzüp gidenlere, sonra yarışıp geçenlere, sonra işleri düzenleyenlere (bütün bu vazîfeleri yapan meleklere) yemîn olsun (ki, öldükten sonra mutlaka diriltileceksiniz!)
(1)“Her ölünün rûhunu, Hazret-i Azrâîl Aleyhisselâm mı bizzât kabzediyor (alıyor)? Yoksa avaneleri mi(yardımcıları mı) kabzediyorlar? Bu hususta üç meslek (îzah yolu) var: Birinci meslek: Azrâîl Aleyhisselâm, herkesin rûhunu kabzeder. Bir iş bir işe mâni‘ olmaz, çünki nûrânîdir. (...) İkinci meslek odur ki: Hazret-i Cebrâîl, Mikâîl, Azrâîl gibi melâike-i izâm (büyük melekler), birer nâzır-ı umûmî (umûmî vekil) hükmünde, kendi nev‘lerinden ve kendilerine benzer küçük tarzda avaneleri vardır. Ve o muâvinler (yardımcılar), envâ‘-ı mahlûkāta (varlıkların çeşitlerine) göre ayrı ayrıdırlar. Sulehânın ervâhını (sâlihlerin ruhlarını) kabzeden başkadır; ehl-i şekāvetin (Cehennemliklerin) ervâhını kabzeden yine başkadır. Nasıl ki: وَالنِّازِعاَتِ غَرْقاً[(Kâfirlerin ruhlarını) şiddetle söküp çıkaranlara] وَالنِّاشِطاَتِ نَشْطاً [(Mü’minlerin ruhlarını yavaş yavaş)kolaylıkla çekip alanlara] âyeti işâret ediyor ki, kabz-ı ervâh eden, tâife tâifedir. (...) Üçüncü meslek: (...) Bazı melâikeler var ki, kırk bin başı var. Her başında, kırk bin dili var. Demek, seksen bin gözü dahi var. (...) İşte bu mesleğe binâen, Hazret-i Azrâîl Aleyhisselâm’ın her ferde müteveccih (yönelen) bir yüzü ve bakar bir gözü vardır.” (Mektûbât, 28. Mektûb, 200-202)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. (Mükemmel bir sistem içinde) doğup batanlara (uzaydaki gök cisimlerine), sapmadan (yörüngelerinde) hareket edenlere, (uzayda) sakin sakin yüzenlere, hızla hareket edip (uzayda) ilerleyenlere ve derken (yaratılış gereği kendilerine verilmiş bulunan) işleri (en uygun şekilde) yerine getirenlere (yaratılış yasasına boyun eğmek suretiyle uzayda hareket edip kendi fonksiyonlarını icra eden bütün semavi cisimlere kasem ederim ki yeniden diriltilip hesabe çekileceksiniz). Ki o gün (yerkabuğunda meydana gelecek büyük volkanik patlamalar neticesinde) sarsılacak olan (yer gezegeni şiddetle) sarsılacaktır. *
(*) Not: Farklı yorumlar olsa da en doğrusu, ‘’ e-nnâzi’ât, e-nnâşitât, e-ssâbihât, e-ssâbikât ve el- müdebbirat’’ kelimelerinden kasıt mealde de belirtildiği gök cisimleri ve çeşitli hareketleridir. Böyle söyleyenlerin görüşlerine aşağıdaki tefsir metinlerinde de yer verilmiştir. Ayrıca buraya kadar olan beş âyette Allah yemin etmektedir. Yüce Allah’ın bazı şeylere yemin etmesinin sebebi, söyleyeceğini insanlara inandırmak için değil, sadece yaratıcının kudretini gösteren bu semavi cisimlerin önemine vurgu yapmak ve insanların dikkatini bu semavi cisimlere çekip bunlar üzerinde bilimsel gözlem ve araştırma yapmak içindir. ويقال والنازعات غرقاً والناشطات نشطاً والسابحات سبحاً فالسابقات سبقاً كل هؤلاء النجوم (تفسير القرآن - الفيروزابادي (الناشطات) هي النجوم تَنْشِط من أفق إلى أفق. ذكر من قال ذلك: -وقال آخرون: (السابحات) هي النجوم تَسْبح في فلكها. ذكر من قال ذلك: - وقال آخرون (السابقات) بل هي النجوم يَسبق بعضها بعضاً في السير (جامع البيان في تفسير القرآن) : قال الحسن وقتادة : هي النجوم تنزع من أفق إلى أفق (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) وأقول: يرجع حاصل هذا الكلام إلى أن قوله: {وَالنَّازِعاتِ غَرْقاً} إشارة إلى حركتها اليومية، {وَالنَّاشِطاتِ نَشْطاً} إشارة إلى انتقالها من برج إلى برج، وهو حركتها المخصوصة بها في أفلاكها الخاصة، قال قتادة والحسن: هي النجوم تسبح في أفلاكها، وكذا الشمس والقمر؛ قال الله { كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ } }. [الأنبياء: 33] وأما قوله: {فَالسَّابِقاتِ سَبْقاً} فقال الحسن وأبو عبيدة: وقتادة هي النجوم يسبق بعضها بعضا في السير، بسبب كون بعضها أسرع حركة من البعض، أو بسبب رجوعها أو استقامتها.... (موقع الرسمي ليوسف الفرضا وي - الطبري) الثّاني: تعلق القسم بالنجوم التي تغرب من اُفق لتنتقل إلى اُفق آخر وبحركة دائبة لا تعرف السكون. فبعض منها تمشي الهوينا، والبعض الآخر واسعة الخطوات. وتراها سابحة في السماء. وتتسابق فيما بينها وأخيراً، تشترك في تدبير اُمور الكون، بما لها من تأثيرات، (كضياء الشمس ونورالقمر بالنسبة إلى الأرض).( تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) أما قوله تعالى: {فَٱلْمُدَبّرٰتِ أَمْراً } ففيه وجهان أحدهما: أن بسبب سيرها وحركتها يتميز بعض الأوقات عن بعض، فتظهر أوقات العبادات ولأن بسبب حركة الشمس تختلف الفصول الأربعة، ويخلف بسبب اختلافها أحوال الناس في المعاش، فلا جرم أضيفت إليها هذه التدبيرات... لكنا نقول: أن الله سبحانه وتعالى أجرى عادته بأن جعل كل واحد من أحوالها المخصوصة سبباً لحدوث حادث مخصوص في هذا العالم، كما جعل الأكل سبباً للشبع، والشرب سبباً للري، ومماسة النار سبباً للاحتراق، فالقول بهذا المذهب لا يضر الإسلام ألبتة بوجه من الوجوه، والله أعلم بحقيقة الحال.( (مفاتيح الغيب )، وقيل هؤلاء الآيات فى الشمس والنجوم السيارة التى تنزع أى تسير من المشرق إِلى المغرب غرقاً : فتدبر أمراً علق بها كالفصول والأَزمنة ومواقيت العبادة والمعاملة المؤجلة وإِسناد التدبير إِلى هؤلاء النيرات مجاز (تيسير التفسير - اطفيش) ويقول بعض المفسّرين إن النازعات والناشطات والسابحات والسابقات والمدبّرات هي الكواكب. (تيسير التفسير - القطان) (فَالْمُدَبِّراتِ أَمْراً» هى أيضا نفس هذه الكواكب، السابحات سبحا، والسابقات سبقا » فَالْمُدَبِّراتِ أَمْراً» ..إنها فى تعاملنا معها، تضبط الزمن، ساعات، وأياما، وشهورا.. «.وتدبير هذه الكواكب لأمورنا، هو فيما يظهر من آثارها فى حياتنا، من حرّ وبرد، ومن هبوب رياح، ونزول أمطار، وإنضاج ثمار،الخ ( التفسير القرآني للقرآن - [عبد الكريم يونس الخطيب])  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Gökyüzünde) Kolayca akıp gidenlere,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
yüzdükçe yüzenler hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Havada su gibi yüzenler hakkı için,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yüzdükçe yüzenlere,
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve göklerle yer arasında yüzdükçe yüzenlere.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yüzüp gidenlere; evrenin dört bir yanında müthiş bir hızla seyreden meleklere, uzay boşluğunda sâkin sâkin yüzüp giden yıldızlara; karada, denizde ve havada akın akın hareket eden İslâm ordularına andolsun!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yüzdükçe Yüzenler’e!
Mehmet Çakır
swap_vert close
2,3. Güle oynaya çalışanlara! // yüzer gibi koşanlara!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Denizlerde yüzerek gidenlere,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yüzdükçe yüzenlere,
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4,5. (Kâfirlerin rûhlarını) boğarak şiddetle söküp çıkaran, (Müslümanların rûhlarını) kolaylıkla alan,¹ (Allah’ın emirlerini) sür’atle yerine getiren, (bunun) için hemen harekete geçen ve (Allah’ın emriyle) kâinatı idare eden (melek)lere yemin olsun ki! ²
1 Buraya kadar olan iki grup; “ölürken bedenlerinden azap ile çıkan kâfir rûhlar ve bedenlerinden neşeyle çıkan Müslüman rûhlar” şeklinde de anlaşılabilir.2 Yukarıdaki beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam bilmek mümkün değildir. Ancak tercümede; bunların, “melek” olduğu hakkındaki, Hz. Ali, İbnu Mes’ud, Mücahid, Hasan Basrî ve Süddî gibi şahsiyetlerin kanaatleri dikkate alınmıştır. Bazıları da bunların yıldız isimleri olduğunu söylemişlerdir. Kimileri de seleften gelen rivayetlere itiraz etmeyi alışkanlık haline getirdiklerinden, ne olduğunu ifade edemeseler bile kendilerince bir şeyler uydurmaya çalışmışlardır. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve [uzayda] sakin sakin yüzen,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Umut denizinde yüzdükçe yüzenlere. 100/1...5
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve (o umutla hayat denizine) açılıp yüzdükçe yüzen (mü’min)ler!
Orhan Kuntman
swap_vert close
Süratle yüzenlere, (Rablerinin can alma emrini yerine getirmek için, gereken yere anında ulaşan meleklere)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve yüzüp gidenlere,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sür'atle yüzenlere.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yüzüp yüzüp gidenler,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yüzüp gidenlere,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Tâ'at-ı Mevlâ'da yüzen
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kolayca iş başaranlara[*],
[*] "Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki herkes Allah'a içten boyun eğer. Her şeyi güzel yapmasına karşılık ona içten boyun eğmeyen tek varlık yoktur ama onların bu boyun eğişlerini siz kavrayamazsınız. O yumuşak davranır ve çok bağışlar." (İsra 17/44)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Yüzdükçe yüzenlere..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve yüzdükçe yüzenlere.(3)
(3) Mü’minin ruhunu, suda yüzen kimsenin yüzüşü gibi kolayca ve sezdirmeden alan melekler. Yahut gökten yüzer gibi inen melekler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, boşlukta yahut suda yüzüp gidenlere,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı tįz yüriyiciler ḥaķķı-çun tįz yürimek ya'nį firişteler buyrılduķları işe yā ılduzlar daħı ay gün yā gemiler
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve anlar ḥaḳḳı‐çun ki cānlar çıḳarmaḳda yüzerler deñizde yüzer gibi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun sür’ətlə üzənlərə;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
By the lone stars floating,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And by those who glide along (on errands of mercy),(5919)
5919 At all times are errands of mercy and blessings and errands of justice, which the angels are prompt to execute by order of Allah. There are three features of this, thus giving the third, fourth, and fifth points. (3) Their movement is compared to that of gliding or swimming (sabhan). In 21:33 this verb is applied to the motion of the celestial bodies: they all "swim along, each in its rounded course". Cf. Shakespeare, Merchant of Venice : "There's not an orb which thou behold'st, But in his motion life and angel sings, Still quiring to the young-eyed cherubims". (4) In hurrying on their errands angels press forth as in a race. (5) And thus they promptly execute the orders of their Lord (Cf. 35:1).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالسَّابِحَاتِ
ve tesbih edenlere
سَبْحاًۙ
bir tesbihle
(Allah'ı) Tesbih ettikçe tesbih edenlere (ve tesbih ettirenlere),
سَابِحَات
Etken fiil
س ب ح
Tesbih edenler, yüzüp gidenler
سَبْح
İsim
س ب ح
Meşguliyet, tesbih