close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nâziât Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-eḣażehu(A)llâhu nekâle-l-âḣirati vel-ûlâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken Allah onu, dünyada da, ahirette de azaplandırarak helak etmişti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bu yüzden Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakalamış (ve zulüm saltanatını yıkmış)tır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken Allah onu dünyada boğarak ahirette de cehennemle azaplandırarak helak etmişti.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen misin bunu diyen? Allah da onu âhirette Cehennemin en harlı yerinde yakarak, dünyada ordusuyla birlikte denizde boğarak, benzerlerine gözdağı ve ders olacak şekilde cezalandırdı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah da onu dünya ve ahiret azabı ile yakalayıverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah da onu, ahiret ve dünyanın ağır azabıyla yakalayıverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece Allah, onu âhiret ve dünya azabıyla cezalandırdı.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah onu, dünya, ahret azabı ile yakaladı !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah da onu (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Bkz. 2/50, 20/78, 10/90,-92, 40/84-85  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh âna dünyâda da âhiretde de cezâsını virdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah da ona ibretlik dünya ve âhiret cezası verdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonunda, ALLAH onu ahiret ve dünya cezasına çarptı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah da onu tuttu sonuna önüne nekâl olmak üzere tenkîl ediverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah da onu, (yaptıkları yüzünden) dünya ve âhiret azabıyla cezalandırdı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine Allah onu hem âhiret, hem dünyâ azâbiyle yakaladı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah da onu, âhiretin ve dünyanın (ibret verici) azâbıyla yakalayıverdi!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine Allah onu (öğüt ve ibret alınacak şekilde ömrünün) son ve ilk azabıyla yakalayıverdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah da o’nu, hem ahiret, hem de dünya cezasıyla yakaladı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Allah onu hem bu dünyanın, hem de öbür dünyanın azabına çarptı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine Allah onu dünya ve âhirette ibret alınacak azaplara uğrattı [¹].
[1] Suda boğmak, ateşte yakmak gibi veya bu sözle evvelki sözü olan «— Benden başka size bir mâbut bilmiyorum» sözü için ibret alınacak azaplara çarptı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah da onu yakalayıp dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat sonunda, Allah onu dünyada boğulma ve âhirette ebediyen cehennem azâbına mahkûm olma cezasına çarptırdı!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah onu Dünya’nın ve Âhiret’in ibretlik cezasıyla yakaladı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah da ona dünya ahiret ibretlik acıyı tattırdı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah O’nu ibret verici şekilde dünya ve ahiret cezasıyla cezalandırdı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah da onu hem âhiret hem de dünya azabı vermek için derhal helâk etti.¹
1 (نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْأُولَى) cümlesi (أَخَذَ) fiili için mefûl’ün leh olarak tercüme edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine Allah onu yakalayıp hesaba çekti [ve bunu] hem bu dünyada ¹¹ hem de öteki dünyada uyarıcı bir örnek yaptı.
11 Lafzen, “ilk [hayat]ta”. Bkz 7:137’nin son cümlesi -“Firavun’un ve halkının yapıp yükselttiklerini, hepsini yerle bir ettik”- ve ilgili not 100.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda Allah da onu dünya ve ahirette ibret verici cezaya çarptırdı. 43/43...52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah da onu kıskıvrak enseleyip dünya ve âhirette ibretlik bir cezaya çarptırdı.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine Allah onu, dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Osman Fırat
swap_vert close
Hemen Allah da onu, sonun ve öncesinin (âhiretin ve dünyânın) azâbıyle cezâlandırdı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Fakat Allah, onu ahiretin de, dünyanın da ukûbetiyle yakaladı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah da onu dünyada da, âhirette de şiddetle cezalandırdı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah da onu, sonun ve ilkin (ahiretin ve dünyanın) azabıyle cezalandırdı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ onı âhiret ve dünyâ 'azâbıyla ahz idüb helâk itdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah da onu yakaladı, çağdaşlarına ve sonrakilere ibretlik yaptı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah da onu hem dünya, hem âhiret azabıyla yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes duttı anı Tañrı śoñraġı 'aźāb içün daħı ilkiñgi içün.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes muḥkem dutup aldı anı Allāh, dünyā ve āḫiret ‘aẕābına bıraḳup ġarḳ ey‐ledi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah da onu axirət və dünya əzabına giriftar etdi. (Yaxud: Allah ona axırıncı və əvvəlinci sözlərinin cəzasını verdi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So Allah seized him (and made him) an example for the after (life) and for the former.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But Allah did punish him, (and made an) example of him, - in the Hereafter, as in this life.(5932)
5932 See 20:78-79, also 7:135-137.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَخَذَهُ
bunun üzerine onu yakaladı
اللّٰهُ
Allah
نَكَالَ
azabıyla
الْاٰخِرَةِ
sonun
وَالْاُو۫لٰىۜ
ve ilkin
Bunun üzerine Allah da onu, (herkese ibret olması için) sonun ve ilkin (âhiretin ve dünyanın) azabıyla yakalayıverdi.
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَكَال
İsim
ن ك ل
İbret verici ceza, azap
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel