close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nâziât Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-erâhu-l-âyete-lkubrâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken ona en büyük delili göstermişti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Derken (Musa) ona büyük mucizeyi (de) göstermişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken Musa ona en büyük mucizesi olan asanın yılana çevrilmesini gösterdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ hak peygamber olduğu konusunda Firavun'a en büyük mûcizeyi gösterdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Mûsa vardı da) ona, büyük mucizeyi (asânın ejderha oluşunu) gösterdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ona o büyük mucizeyi gösterdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Büyük belgeyi Musa ona gösterdiğinde
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Derken (Musa) ona, en büyük mucizeyi (asanın ejderha oluşunu) gösterdi.
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ Fir’avn’a büyük bir mu’cize gösterdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derken Mûsâ ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve Mûsâ ona en büyük mûcizeyi gösterdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.
Emrah Demiryent
swap_vert close
Derken Mûsâ ona en büyük mu‘cizeyi gösterdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra Mûsâ, Firavun'a büyük ayeti¹ gösterdi.
1- Göstergeyi, mucizeyi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Musa gitdi, teblîğ etdi) Ona o en büyük mu'cizeyi gösterdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine (Mûsâ gitti ve) ona en büyük mu'cizeyi gösterdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa gitti ve) ona büyük ayeti (mucizeyi) gösterdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra Musa o’na büyük ayetler gösterdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa ona en büyük belgeyi de gösterdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa ona pek büyük bir mûcize gösterdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa) büyük delili/mucizeyi [âyet] gösterdi.³
3 Bu büyük mucize, Musa’nın asâsının yılana dönüşmesi olabilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Mûsâ, Firavunu hak dine davet etti ve ona, hakîkati tüm berraklığıyla ortaya koyan en büyük mûcizeyi gösterdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona Büyük Âyet’i gösterdi;
Mehmet Çakır
swap_vert close
20,21. ona büyük mucizesini gösterdi ise de // Firavun kabul etmedi, karşı geldi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Mûsâ O’na en büyük gerçeği anlattı! Bu gerçek her insan gibi Firavunun da yaratılmış olduğu gerçeğiydi. Firavun çıldırmıştı. O kendisini yönettiği insanların yaratıcısı ve Rabbi olarak görüyordu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mûsa) ona en büyük mûcizeyi gösterdi.¹
1 Bu mucize Hz. Musa’nın âsâ ve yed-i beyza mucizeleridir. Konunun teferruatı için. Bk. (Tâ Hâ: 57-77)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine (Musa), [Firavun’a gitti ve] ona [Rabbinin rahmetinin eseri olan] büyük mucizeyi anlattı. ⁹
9 Lafzen, “ona büyük mucizeyi gösterdi”, yani Allah’ın sınırsız rahmetiyle en inatçı günahkara bile gösterdiği hidayeti.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve Musa ona en büyük mucizeyi/ayeti gösterdi. 28/36.38
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet ona o ilâhî kudret delilini gösterdi;[⁵⁵⁵³]
[5553] “İlâhî kudret delili”, yani âyet. Asâ ve beyaz el, Hz. Musa’ya peygamberlik delili olsun diye Allah tarafından verilmiş olan âyet idi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Musa Firavuna gitti) Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Derken Mûsâ ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık O'na pek büyük mûcize gösterdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ona en büyük mûcizeyi gösterdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ona büyük mu'cizeyi gösterdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Bu emir üzerine Mûsâ Fir'avn'a gidüb) Ona en büyük mu'cizeyi gösterdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ardından ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona en büyük mucizeyi/ayeti gösterdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O büyük mucizeyi ona gösterdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes gösterdi aña nişān ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes gösterdi Mūsā aña ulu mu‘cizātı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa gəlib Allahın buyuruğunu Fir’ona ərz elədi) və ona (özünün həqiqi peyğəmbər olmasına dəlalət edən) ən böyük mö’cüzəni (əsanın dönüb əjdaha olmasını) göstərdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he showed him the tremendous token.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then did (Moses) show him the Great Sign.(5931)
5931 What was the Great Sign? Some Commentators understand by it the "White Shining Hand": see n. 2550 to 20:22-23. Others think it was the miracle of the rod that became a "snake active in motion": see 20:20, n. 2549. These were among the Greater Signs: 20:23. In 17:101 there is a reference to nine clear Signs given to Moses, and these are specified in detail in n. 1091 to 7:133. the fact is, there were many Signs given, "openly self-explained," but Pharaoh and his men "were steeped in arrogance-a people given to sin" (7:133). the pre-eminently Great Sign was therefore the fact of Moses being sent to Pharaoh, which subsequently converted the magicians and the more learned Egyptians to the true God (20:70-73), though Pharaoh and his Chiefs resisted and suffered for their sins. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَرٰيهُ
ve ona gösterdi
الْاٰيَةَ
mucizeyi
الْـكُبْرٰىۘ
büyük
Bunun üzerine (Mûsâ, Firavun'a gitti ve) ona (Bizim tarafımızdan verilmiş olan) büyük mucizeyi gösterdi.
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
كُبْرٰى
İsim
ك ب ر
Büyük, en büyük