close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nâziât Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-nnâzi’âti ġarkâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun şiddetle çekip alanlara.
Kâfirlerin ruhlarını şiddetle alan melekler, ölüm, doğdukları yerlerden çıkıp battıkları yerlerde kaybolan yıldızlar, okçular gibi çeşitli anlamlar verilmiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun (kâfirlerin ve zalimlerin canlarını), ta içlerine dalıp çökerek ve acıyla sökerek çıkaran (görevlilere),
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun kâfirlerin ruhlarını şiddetle çekip çıkaran meleklere,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, boğulurcasına can çekişenlere, boğarcasına ruhları alan kuvvetlere, bunalan bedenlerine hasret kalan nefislere, batmak üzere yükselen yıldızlara!
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun (canları) boğarcasına şiddetle çekip alanlara,
Ali Bulaç
swap_vert close
Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kasem olsun, (kâfirlerin ruhlarını tâ) derinliklerden çekip şiddetle çıkaran meleklere;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Dalarak (ruhları) çekip alanlara,(*)
(*) Kâfirlerin ruhlarını.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5. Andolsun doğup batan yıldızlara, yörüngelerinden çıkmadan hareket edenlere, uzayda sakin sakin yüzenlere, hayırda yarışanlara, işini mükemmel yapanlara. [713][714]
[713] Nâzi‘ât sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 307.[714] Yemin edilen beş varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 309-312.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirlerin canlarını alırken
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(İnkârcıların ruhlarını) şiddetle çekip alanlara,
Cemil Said
swap_vert close
1,2. Kâfirlerin canını şiddetle, mü’minlerin canını mülâyemetle kabz iden,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yemin olsun, batmak üzere yükselenlere;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5. Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Edip Yüksel
swap_vert close
Andolsun söküp çıkaranlara,
1-5 Kuran'daki yeminlerin fonksiyonu için bak 89:5.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O daldırıp nez'edenlere
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun şiddetle çekip alanlara.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun (kâfirlerin cesedlerine) boğulmuş olan ruuhlarını tâ derinlikler (in) den söküb koparan,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
1,2,3,4,5. (Kâfirlerin ruhlarını) şiddetle söküp çıkaranlara (nâziât'a), (Mü'minlerin ruhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara,(1) (emrolundukları şeye sür'atle) yüzüp gidenlere, sonra yarışıp geçenlere, sonra işleri düzenleyenlere (bütün bu vazîfeleri yapan meleklere) yemîn olsun (ki, öldükten sonra mutlaka diriltileceksiniz!)
(1)“Her ölünün rûhunu, Hazret-i Azrâîl Aleyhisselâm mı bizzât kabzediyor (alıyor)? Yoksa avaneleri mi(yardımcıları mı) kabzediyorlar? Bu hususta üç meslek (îzah yolu) var: Birinci meslek: Azrâîl Aleyhisselâm, herkesin rûhunu kabzeder. Bir iş bir işe mâni‘ olmaz, çünki nûrânîdir. (...) İkinci meslek odur ki: Hazret-i Cebrâîl, Mikâîl, Azrâîl gibi melâike-i izâm (büyük melekler), birer nâzır-ı umûmî (umûmî vekil) hükmünde, kendi nev‘lerinden ve kendilerine benzer küçük tarzda avaneleri vardır. Ve o muâvinler (yardımcılar), envâ‘-ı mahlûkāta (varlıkların çeşitlerine) göre ayrı ayrıdırlar. Sulehânın ervâhını (sâlihlerin ruhlarını) kabzeden başkadır; ehl-i şekāvetin (Cehennemliklerin) ervâhını kabzeden yine başkadır. Nasıl ki: وَالنِّازِعاَتِ غَرْقاً[(Kâfirlerin ruhlarını) şiddetle söküp çıkaranlara] وَالنِّاشِطاَتِ نَشْطاً [(Mü’minlerin ruhlarını yavaş yavaş)kolaylıkla çekip alanlara] âyeti işâret ediyor ki, kabz-ı ervâh eden, tâife tâifedir. (...) Üçüncü meslek: (...) Bazı melâikeler var ki, kırk bin başı var. Her başında, kırk bin dili var. Demek, seksen bin gözü dahi var. (...) İşte bu mesleğe binâen, Hazret-i Azrâîl Aleyhisselâm’ın her ferde müteveccih (yönelen) bir yüzü ve bakar bir gözü vardır.” (Mektûbât, 28. Mektûb, 200-202)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. (Mükemmel bir sistem içinde) doğup batanlara (uzaydaki gök cisimlerine), sapmadan (yörüngelerinde) hareket edenlere, (uzayda) sakin sakin yüzenlere, hızla hareket edip (uzayda) ilerleyenlere ve derken (yaratılış gereği kendilerine verilmiş bulunan) işleri (en uygun şekilde) yerine getirenlere (yaratılış yasasına boyun eğmek suretiyle uzayda hareket edip kendi fonksiyonlarını icra eden bütün semavi cisimlere kasem ederim ki yeniden diriltilip hesabe çekileceksiniz). Ki o gün (yerkabuğunda meydana gelecek büyük volkanik patlamalar neticesinde) sarsılacak olan (yer gezegeni şiddetle) sarsılacaktır. *
(*) Not: Farklı yorumlar olsa da en doğrusu, ‘’ e-nnâzi’ât, e-nnâşitât, e-ssâbihât, e-ssâbikât ve el- müdebbirat’’ kelimelerinden kasıt mealde de belirtildiği gök cisimleri ve çeşitli hareketleridir. Böyle söyleyenlerin görüşlerine aşağıdaki tefsir metinlerinde de yer verilmiştir. Ayrıca buraya kadar olan beş âyette Allah yemin etmektedir. Yüce Allah’ın bazı şeylere yemin etmesinin sebebi, söyleyeceğini insanlara inandırmak için değil, sadece yaratıcının kudretini gösteren bu semavi cisimlerin önemine vurgu yapmak ve insanların dikkatini bu semavi cisimlere çekip bunlar üzerinde bilimsel gözlem ve araştırma yapmak içindir. ويقال والنازعات غرقاً والناشطات نشطاً والسابحات سبحاً فالسابقات سبقاً كل هؤلاء النجوم (تفسير القرآن - الفيروزابادي (الناشطات) هي النجوم تَنْشِط من أفق إلى أفق. ذكر من قال ذلك: -وقال آخرون: (السابحات) هي النجوم تَسْبح في فلكها. ذكر من قال ذلك: - وقال آخرون (السابقات) بل هي النجوم يَسبق بعضها بعضاً في السير (جامع البيان في تفسير القرآن) : قال الحسن وقتادة : هي النجوم تنزع من أفق إلى أفق (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) وأقول: يرجع حاصل هذا الكلام إلى أن قوله: {وَالنَّازِعاتِ غَرْقاً} إشارة إلى حركتها اليومية، {وَالنَّاشِطاتِ نَشْطاً} إشارة إلى انتقالها من برج إلى برج، وهو حركتها المخصوصة بها في أفلاكها الخاصة، قال قتادة والحسن: هي النجوم تسبح في أفلاكها، وكذا الشمس والقمر؛ قال الله { كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ } }. [الأنبياء: 33] وأما قوله: {فَالسَّابِقاتِ سَبْقاً} فقال الحسن وأبو عبيدة: وقتادة هي النجوم يسبق بعضها بعضا في السير، بسبب كون بعضها أسرع حركة من البعض، أو بسبب رجوعها أو استقامتها.... (موقع الرسمي ليوسف الفرضا وي - الطبري) الثّاني: تعلق القسم بالنجوم التي تغرب من اُفق لتنتقل إلى اُفق آخر وبحركة دائبة لا تعرف السكون. فبعض منها تمشي الهوينا، والبعض الآخر واسعة الخطوات. وتراها سابحة في السماء. وتتسابق فيما بينها وأخيراً، تشترك في تدبير اُمور الكون، بما لها من تأثيرات، (كضياء الشمس ونورالقمر بالنسبة إلى الأرض).( تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) أما قوله تعالى: {فَٱلْمُدَبّرٰتِ أَمْراً } ففيه وجهان أحدهما: أن بسبب سيرها وحركتها يتميز بعض الأوقات عن بعض، فتظهر أوقات العبادات ولأن بسبب حركة الشمس تختلف الفصول الأربعة، ويخلف بسبب اختلافها أحوال الناس في المعاش، فلا جرم أضيفت إليها هذه التدبيرات... لكنا نقول: أن الله سبحانه وتعالى أجرى عادته بأن جعل كل واحد من أحوالها المخصوصة سبباً لحدوث حادث مخصوص في هذا العالم، كما جعل الأكل سبباً للشبع، والشرب سبباً للري، ومماسة النار سبباً للاحتراق، فالقول بهذا المذهب لا يضر الإسلام ألبتة بوجه من الوجوه، والله أعلم بحقيقة الحال.( (مفاتيح الغيب )، وقيل هؤلاء الآيات فى الشمس والنجوم السيارة التى تنزع أى تسير من المشرق إِلى المغرب غرقاً : فتدبر أمراً علق بها كالفصول والأَزمنة ومواقيت العبادة والمعاملة المؤجلة وإِسناد التدبير إِلى هؤلاء النيرات مجاز (تيسير التفسير - اطفيش) ويقول بعض المفسّرين إن النازعات والناشطات والسابحات والسابقات والمدبّرات هي الكواكب. (تيسير التفسير - القطان) (فَالْمُدَبِّراتِ أَمْراً» هى أيضا نفس هذه الكواكب، السابحات سبحا، والسابقات سبقا » فَالْمُدَبِّراتِ أَمْراً» ..إنها فى تعاملنا معها، تضبط الزمن، ساعات، وأياما، وشهورا.. «.وتدبير هذه الكواكب لأمورنا، هو فيما يظهر من آثارها فى حياتنا، من حرّ وبرد، ومن هبوب رياح، ونزول أمطار، وإنضاج ثمار،الخ ( التفسير القرآني للقرآن - [عبد الكريم يونس الخطيب])  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Batıp kaybolan yıldızlara,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Canları sertlikle alanlar hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfirlerin canlarını sertlikle alanlar hakkı için,
[3] Mekke'de nâzil olmuş (46) âyettir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun derinden söküp çıkaranlara,
Kadri Çelik
swap_vert close
Andolsun (kâfirlerin ruhunu) şiddetle söküp çıkaranlara.
(Mekke’de nazil olmuştur ve 46 ayettir. Adını, “söküp çıkaranlar” manasına gelen “nâziât” kelimesinden alır. Ana fikir olarak kıyameti konu edinir. Cenab-ı Allah, surenin başında, kendilerini, ilk beş ayette belirtilen güç ve melekelerle donattığı varlıklara yemin etmektedir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Andolsun, söküp çıkaranlara; zâlimlerin canlarını boğarcasına çekip alan azap meleklerine, muazzam bir sistem çerçevesinde doğup batan yıldızlara, mazlumun hakkını zâlimlerden zorla alan âdil yöneticilere, at binme ve atış talimi yapan mücahitlere andolsun!
Mekke döneminin sonlarına doğru, Nebe’ sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen ve Allah’ın emrindeki güçlere işâret eden “Nâziât: Söküp çıkaranlar” kelimesinden almıştır. 46 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun şiddetle Söküp Alanlar’a / NÂZİÂT’a!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Söke söke alanlara!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Karanlıktan aydınlığı söküp çıkaranlara,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun: Söküp çıkaranlara,
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4,5. (Kâfirlerin rûhlarını) boğarak şiddetle söküp çıkaran, (Müslümanların rûhlarını) kolaylıkla alan,¹ (Allah’ın emirlerini) sür’atle yerine getiren, (bunun) için hemen harekete geçen ve (Allah’ın emriyle) kâinatı idare eden (melek)lere yemin olsun ki! ²
1 Buraya kadar olan iki grup; “ölürken bedenlerinden azap ile çıkan kâfir rûhlar ve bedenlerinden neşeyle çıkan Müslüman rûhlar” şeklinde de anlaşılabilir.2 Yukarıdaki beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam bilmek mümkün değildir. Ancak tercümede; bunların, “melek” olduğu hakkındaki, Hz. Ali, İbnu Mes’ud, Mücahid, Hasan Basrî ve Süddî gibi şahsiyetlerin kanaatleri dikkate alınmıştır. Bazıları da bunların yıldız isimleri olduğunu söylemişlerdir. Kimileri de seleften gelen rivayetlere itiraz etmeyi alışkanlık haline getirdiklerinden, ne olduğunu ifade edemeseler bile kendilerince bir şeyler uydurmaya çalışmışlardır. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
DÜŞÜN bu [yıldız]ları, batmak üzere yükselen; ¹
1 Yemin ifade eden ve edatını “Düşün” diye çevirmem konusunda bkz. 74:32, not 23’ün ilk bölümü -ilk dönem müfessirleri, bu surenin 1-5. ayetleri ile ilgili açıklamalarında geniş ölçüde farklı görüşler serdetmişlerdir. En yaygın olan yorum, en-nâzi‘ât, en-nâşitât, es-sâbihât, es-sâbikât ve el-müdebbirât betimleyici isim-fiillerinin meleklere ve onların ölenlerin ruhlarıyla ilgili tasarruflarına işaret ettiği şeklindedir. Bu yorum, Ebû Müslim el-İsfehânî tarafından şiddetle reddedilmiştir. İsfehânî, -Râzî tarafından aktarıldığına göre- yukarıdaki beş isim-fiilde olduğu gibi, Kur’an’da meleklerin hiçbir zaman dişil halde anılmadıklarını ve bu pasajın da bir istisna teşkil edemeyeceğini söyler. Aynı ölçüde zayıf -çünkü bir hayli abartılı- diğer görüşler de, bu beş isim-fiili ölenlerin ruhlarına, yahut cihada katılmış olan savaşçılara veya savaş bineklerine vb. bağlayan açıklamalardır. En açık ve basit yorum, Katâde (Taberî ve Beğavî’den naklen) ve Hasan Basrî (Beğavî ve Râzî’den naklen) tarafından getirilmiştir. Onlar, bu pasajda kasdedilen şeyin, yıldızlar -güneş ve ay da dahil- ve onların uzaydaki hareketleri olduğunu ileri sürmüşlerdir: bu yorum, sözkonusu semavî varlıkların çok çeşitli yörüngeleri ve farklı hızlarıyla büyük bir uyum içinde bulunmalarını Allah’ın planının ve yaratıcılığının bir kanıtı olarak vurgulayan Kur’an’ın diğer birçok pasajı ile de uyuşmaktadır. Bu yoruma göre, ilk ayette geçen en-nâzi‘ât isim-fiili, yıldızların günlük “yükselişleri”ni veya “doğuşları”nı gösterir. Onların daha sonraki “batışları” ise, ğarkan ifadesi ile gösterilmiştir ki bu ifade, “batma” (yani, gözden kaybolma) ve mecazî olarak, bu günlük olayın bir “bütünlük” teşkil etmesi kavramlarını içerir (Zemahşerî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yüreklerden şirki söküp atan uyarıcı ayetlerine. 6/48, 7/35
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ŞAHİT olsun[⁵⁵⁴²] (muhatabın yüreğine) dalıp (küfrü oradan) şiddetle söküp çıkaran[⁵⁵⁴³] (uyarı âyetleri)!
[5542] Krş: 77:1, not 1. İlk beş âyetteki sıfatların mevsufları zikredilmemiştir. Bunlar melekler, yıldızlar, ok atan mücahitler veya kabzedilen ruhlar olarak yorumlanmıştır. Oysa ki Kur’an melekleri dişi olarak tasavvur edenleri reddeder (43:19). Yıldızlara ve ruhlara öznelik (müdebbir) yakıştırmak da Kur’an’ın genel kabullerine aykırıdır. Bizce bu sıfatların mevsufu benzerleri gibi vahiy veya vahye burada olduğu gibi olumlu veya ‘Âdiyât’ta olduğu gibi olumsuz tepki veren insanlardır. Sıfatlar hem geçişli hem geçişsiz okunabilir. [5543] Veya geçişsiz anlamıyla: “..söküp alan..”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Söküp çıkaranlara, (kâfirlerin canlarını zorla söküp alan azap meleklerine)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve boğarak söküp çıkaranlara,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun (ruhları) şiddetle çekip çıkaranlara.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Var gücüyle koşanlar,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun söküp çıkaranlara,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şiddetle nez'-i rûh iden (küffârdan)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Söke söke alanlara[*],
[*] İlk beş âyetteki kelimeler, orada var sayılan (mahzuf) نفوس = kimseler kelimesinin sıfatı sayılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Andolsun şiddetle söküp alanlara..
Ümit Şimşek
swap_vert close
And olsun çekip çıkaranlara,(1)
(1) Kâfirin ruhunu şiddetle söküp çıkaran melekler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, çekip koparanlara/yay çekenlere/kuyudan su çekenlere/bağsız-bekçisiz koşan atlara/ayrılık yüzünden hasret çekenlere/daldırıp daldırıp çıkaranlara,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ŧartıcılar ḥaķķı-çun ya'nį kāfirler canın, ŧoldur çekmek yayı
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol melā’ikeler ḥaḳḳı‐çun ki kāfirler cānın güc‐ile alurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun (kafirlərin canını) zorla alanlara;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
By those who drag forth to destruction,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
By the (angels)(5916) who tear out (the souls of the wicked) with violence;(5917)
5916 The beginning of this Surah may be compared with the beginning of S. 77. A translator's task in such passages is extremely difficult. He has to contend, again and again, with verities of a realm beyond man's normal range of experience expressed in elliptical language and he has to render them in another language with words of precision intelligible to readers. It is therefore necessary for him to put in part of the Commentary in the Translation in such cases. (R). The evidence of five things is here invoked in verses 1-5, in order to lead to the conclusion in verse 6 and those following. Or, if we treat verses 3-5 as three stages of the same thing, there are three things to be considered in five stages. What are they? And what is the conclusion? See the following notes. 5917 There is much difference of opinion among the Commentators as to the five things or beings mentioned in these verses. I follow the general opinion in my interpretation, which is that angels are referred to as the agency which in their dealings with mankind show clearly Allah's Justice, Power, and Mercy, which again point to the Judgement to come, as a certainty which none can evade. The first point, referred to in this verse, is that the souls of the wicked are loath to part with their material body at death, but their will will not count: their souls will be wrenched out into another world. Who will then deny Resurrection and Judgement?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالنَّازِعَاتِ
andolsun söküp çıkaranlara
غَرْقاًۙ
şiddetle
Andolsun (âyetlerle insanın kalbindeki putları ve küfrü) şiddetle söküp çıkaran (resul)lere,
نَازِعَات
Etken fiil
ن ز ع
Söküp çıkaranlar
غَرْق
İsim
غ ر ق
Boğma; (yayı) fazlaca germe, şiddetle