close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 90. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnna(A)llâhe ye/muru bil’adli vel-ihsâni ve-îtâ-i żî-lkurbâ veyenhâ ‘ani-lfahşâ-i velmunkeri velbaġy(i)(c) ya’izukum le’allekum teżekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki Allah, adaleti, lütuf ve keremde bulunmayı ve yakınlara ihtiyaçları olan şeyleri vermeyi emreder ve çirkin olan, kötü görünen şeylerle haksızlığı nehyeder; öğüt alasınız diye de size öğüt vermededir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz Allah, adaleti (hâkim kılmayı ve uygulamayı), ihsanı (görevini tastamam yapmayı ve iyilik ehli olmayı), yakınlara (ihtiyaçlarını karşılayacak oranda) bağışta bulunup bakmayı emreder; çirkin hayâsızlıktan (fahşadan), kötülük ve fenalıklardan, azgınlık ve zorbalıklardan (ise yasaklayıp) sakındırır. Umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz diye size öğüt vermektedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphe yok ki, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı emredip, çirkin olan kötü görünen şeylerle, haksızlığı ve taşkınlığı yasaklıyor ve size böylece düşünesiniz diye öğüt veriyor.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah adâletli, mûtedil davranmayı, adâleti gerçekleştiren, hak sahibine hakkını sağlayan, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî bir düzen kurmayı, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderler, idareciler, askerî erkân ve müslümanlar olmayı, yakınınızda olanların, akrabaların ihtiyaçlarını görmeyi emreder. Meşrû olmayan şehevî fiilleri, gayri meşrû ilişkileri, zinayı, haddi aşmayı, cimriliği, ahlâksızlığı, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği şeyleri, haksızlığı, saldırıyı, baskı ve zulmü, bozgunculuğu, şeriata karşı çıkmayı, kural tanımamayı, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmayı ilminin-hikmetinin gereği yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliği sağlar. Size, düşünüp ibret almanıza vesile olur diye öğüt veriyor, sorumluluklarınızı hatırlatıyor, uyarıyor.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/8; 7/33; 16/126; 17/26.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder, hayasızlıktan, kötülükten ve zorbalıktan da nehyeder. Olur ki öğüt alırsınız diye size öğüt veriyor.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan, fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor. Size böyle öğüd veriyor ki, benimseyip tutasınız. (ADÂLET: Her şeyi yerli yerine koymak demektir. Zulmün zıddıdır. Her hakkın başı, Allah hakkı olduğundan ona ortak koşmamak, tevhide iman etmek esastır. Bundan sonra ilâhi ölçülere göre her şeyin hakkını vermek adalettir. İHSAN: Farzları yerine getirmek, Allah'ı görür gibi kendisine ibadet etmek, bir şeyi güzel ve iyi yapmak mânâlarına gelir.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Muhakkak Allah, adaleti, iyiliği ve akrabalara yardım etmeyi emreder; fahiş şeyleri, iğrenç şeyleri ve zulmü yasaklar. Size öğüt veriyor ki hatırlayasınız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Gerçek şu ki, Allah adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.[274]
[274] Emredilen üç temel değer ve yasaklanan üç çirkin davranış hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 65-70.  
Besim Atalay
swap_vert close
Allah adaletle, iyilikle, yakınlara bakmanızla emir buyurur, fuhuşa, kötülüğe, azgınlığa gitmeyi yasak etmekte, size öğüt veriyor; olur ki siz öğütlenirsiniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Muhakkak ki Allah adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya/yakınlara bakmayı emreder; ahlaksızlığı/hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size öğüt verir.
Bu ayet Allah’ın emirlerini ve yasaklarını ana hatlarıyla ortaya koymaktadır. Allah, insanlara karşı adil olmayı, her şeyi doğru ve yerli yerince yapmayı, hukuku gözetmeyi ve hakkı teslim etmeyi emrediyor. “Adil olunuz! (Her bakımdan) kendinizi korumak için en uygun olan budur.” (Maide 5/8) İhsanı; iyilik etmeyi, yapılanı en güzel yapmayı, olabildiğince merhametli, güler yüzlü, hoşgörülü, nazik ve lütufkâr davranmayı, empati kurmayı, kendisi için sevdiğini başkası için de sevmeyi, kendisi için istemediğini başkası için de istememeyi emrediyor.Akrabaya vermeyi; yakında bulunan dost, komşu, arkadaş kim varsa vermeye onlardan başlamayı ve onlara ikramda bulunmayı, infak etmeyi,onların acılarına, mutluluklarına ortak olmayı, onlarla sürekli ve samimi bir dostluk kurmayı emrediyor. “Akraba” terimi, çoğunlukla bireyleri, kan bağları, evlilik ya da evlat edinme yoluyla birbirine bağlayan bir ilişki olarak görülse de ayetin genel anlam örgüsü içinde, kişinin manevi ve ahlaki anlamdaki bütün yakınlarını, ait olduğu cemiyetin bütün bireylerini, yaşadığı mahallenin bütün fertlerini işaret etmektedir.Buna karşılık; zinayı, gayri meşru ilişkileri ve her türlü utanç verici hareketleri, selim akla ve sağduyuya aykırı, Kur’an’ın asla onaylamayacağı edepsizlik, terbiyesizlik türünden çirkinlikleri, ahlaksızlıkları, kamu vicdanının tasvip etmediği davranışları ve zulmü, hak ve hukuka aykırı, onur kırıcı, sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlıkları yasaklıyor!  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh ’adl ve ihsân ile emr ider ve akrabâdan muhtâc olanlara mu’âveneti emr ider. Fuhşı, münkerliği ve haksızlığı men’ ider. belki teemmül idersiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
 Allah Teâlâ bu âyette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor. Emrettiği esaslar: Adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasakladıkları ise: Fuhuş, münker ve zulümdür. Adalet: Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. İhsan: İyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir. İbadette ihsan: Allah’ı görür gibi ibadet etmektir. Akrabaya yardım: Uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara karşı iyi davranmak demektir. Fahşâ: Yalan, iftira ve zina gibi söz veya fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. Münker: Şeriat ve aklıselimin beğenmeyip fena kabul ettiği iş ve davranış demektir. Bağy: İnsanlara karşı üstünlük iddia edip onları, zulüm ve baskı altında yaşatmak demektir. İşte Allah Teâlâ bu üç kötü şeyi de yasaklamıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Haberiniz olsun ki Allah size adli, ihsanı ve yakınlığı olana atâyı emrediyor ve fuhşiyyâttan, münkerden, bagiyden nehyediyor, size va'zediyor ki dinleyip anlayıp tutasınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz Allah; adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder, hayâsızlığı, kötülük ve azgınlığı/zorbalığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız, diye size öğüt veriyor.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah; adaleti, ihsanı¹ ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi, buyurmakta; fahşadan², münkerden³ ve beğyiden⁴ men etmektedir. İyice anlayıp tutmanız için size öğüt veriyor.
1-İyilik yapmayı. 2- Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık, ahlaksızlık, edepsizlik. 3- Fena, kötü, çirkin yanlış ve zararlı kabul edilen; vahye ve toplumsal değer yargılarına uygun olmayan. 4- Azgınlık, zorbalık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki Allah adaleti, iyiliği, (hususiyle) akrabaya (muhtâc oldukları şeyleri) vermeyi emr eder. Taşkın kötülük (ler) den, münkerden, zulm ve tecebbürden nehyeder. Size (bu suretle) öğüd verir ki iyice dinleyib ve anlayıb tutasınız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki Allah, adâleti, iyiliği ve akrabâya (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder; fuhşiyâttan, kötülükten ve azgınlıktan da men' eder. İbret alasınız diye size(Allah, böyle) nasîhat eder.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki Allah, adaleti, (tüm insanlığa) iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; her türlü hayasızlığı (zina, eşcinsellik, tecavüz, taciz, ahlaksızlık, edepsizlik), fenalık ve azgınlığı da şiddetle yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.*
(*) Bu ayet Allah’ın emirlerini ve yasaklarını ana hatlarıyla ortaya koymaktadır. Allah, insanlara karşı adil olmayı, her şeyi doğru ve yerli yerince yapmayı, hukuku gözetmeyi ve hakkı teslim etmeyi emrediyor. “Adil olunuz! (Her bakımdan) kendinizi korumak için en uygun olan budur.” (Maide 5/8) İhsanı; iyilik etmeyi, yapılanı en güzel yapmayı, olabildiğince merhametli, güler yüzlü, hoşgörülü, nazik ve lütufkâr davranmayı, empati kurmayı, kendisi için sevdiğini başkası için de sevmeyi, kendisi için istemediğini başkası için de istememeyi emrediyor. Akrabaya vermeyi; yakında bulunan dost, komşu, arkadaş kim varsa vermeye onlardan başlamayı ve onlara ikramda bulunmayı, infak etmeyi, onların acılarına, mutluluklarına ortak olmayı, onlarla sürekli ve samimi bir dostluk kurmayı emrediyor. “Akraba” terimi, çoğunlukla bireyleri, kan bağları, evlilik ya da evlat edinme yoluyla birbirine bağlayan bir ilişki olarak görülse de ayetin genel anlam örgüsü içinde, kişinin manevi ve ahlaki anlamdaki bütün yakınlarını, ait olduğu cemiyetin bütün bireylerini, yaşadığı mahallenin bütün fertlerini işaret etmektedir. Buna karşılık; zinayı, gayrimeşru ilişkileri ve her türlü utanç verici hareketleri, selim akla ve sağduyuya aykırı, Kur’an’ın asla onaylamayacağı edepsizlik, terbiyesizlik türünden çirkinlikleri, ahlaksızlıkları, kamu vicdanının tasvip etmediği davranışları ve zulmü, hak ve hukuka aykırı, onur kırıcı, sınırları hiçe sayan taşkınlık, tecavüz ve azgınlıkları şiddetle yasaklıyor! (C. Külünkoğlu Meali 90. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, adaletli olmayı, insanlara iyilikler yapılmasını, akrabalara ihtiyaçlarını karşılayacak şeylerin verilmesini emrediyor. Hayâsızlığın, çirkin şeylerin yapılmasını ve (Allah’a) isyan etmeyi yasaklıyor. Düşünesiniz diye Allah size böyle öğütler veriyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Allah tüzlüğü, iyiliği yakınlara karşı elaçıklığı buyurur, çirkinliği, yozluğu, uygunsuzu, zorbalığı yıgayor. Allah sizi öğütlüyor, düşünesiniz diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şüphesiz ki Allah adli, ihsanı, akrabadan muhtaçlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, kötü olan işi, yolsuzluğu nehiy eyler. Size, nasihat kabul edesiniz diye emir ve nehiy ile öğüt verir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı/fuhşu, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.³¹
31 Bu ayette herkes için üç yapılması gerekenle üç de yapılmaması gereken emredilmektedir. Yapılması gerekenler; herkes için adalet, herkes için iyilik ve herkes için de yakınlarına yardımda bulunmaktır. Yasaklananlar ise, hayâsızlık veya iffetsizlikle tercüme edebileceğimiz fuhuş başta olmak üzere her türlü kötülük veya azgınlıkla tercüme ettiğimiz aşırı davranışlardır. Bunlar hiçbir şekilde ihmal ve suistimal edilmemesi gereken hususlardır. Özellikle akrabalara yardım Kur’an’ın emri diyerek ehil olsun olmasın bazı yöneticilerin ve siyasilerin devlet kadrolarını akrabalarıyla doldurması Kur’an’dan hiçbir şekilde onay alamaz. Çünkü kamu kurumları yönetenlere birer emanettir. Kur’an emanetin yani görev ve sorumlulukların ehline verilmesini emretmektedir. Atanan akraba ehil ise o başka… Ama sırf akrabaya yardım ediyorum diye yapılan atamalar Allah indinde mes’uliyet doğurur. Bu ayette bahsedilen yardım; maddi, manevi, sosyal ve ekonomik yardımlardır. Mesela zekât, sadaka gibi yardımları vermeye kişi kendi akrabasından muhtaç olanlardan başlamalıdır. Eğer onları işe sokacaksa kendi holdingine, şirketine vb yerlere eleman olarak alabilir. Ancak devlet kademeleri ehline tevdi edilmelidir. (Bkz. Nisâ, 4/58). Hz. Peygamber bir hadisinde, “Yoksula verilen sadakanın bir, akrabaya verilen sadakanın ise iki sevap yerine geçeceğini” söyler (Tirmizî, Zekât, 26; Nesâ’î, Zekât, 82 vd). Demek ki zekât ve sadakaları vermeye yoksul akrabalardan başlamak gerekiyor. Nitekim Maturidî, Te’vilât”ında; “Akraba’ya yardım etmeyi emreder” ayetinden, akrabaya zekât dışında sadaka vermeyi anlar. O, ayrıca, “Allah adaleti emreder” ayetinin de her şeyi layık olduğu şekilde yapmak, yerine koymak anlamında olduğunu söyler.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphe yok Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder; çirkinliklerden, kötülüklerden ve taşkınlıklardan ise sakındırır. Size öğüt vermektedir; umulur ki kendinize gelirsiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiç kuşkusuz Allah, insanlara karşı âdil davranmayı, olabildiğince merhametli, güler yüzlü, nazik ve lütufkâr davranarak dâimâ iyilik yapmayı ve özellikle yakınakrabaya, komşulara, dost ve arkadaşlaracömertçe ikramda bulunmayı ve acılarını, mutluluklarını paylaşarak onlarla sürekli ve samîmî bir dostluk ortamında olmayı emrediyor. Buna karşılık; zina, fuhuş, cinsel sapıklık, çıplaklık gibi yüz kızartıcı ve utanç verici hareketleri, gerek Kur’an’ın, gerekse sünnetin asla onaylamayacağı görgüsüzlük, edepsizlik, terbiyesizlik türünden çirkinlikleri ve hak ve hukuka aykırı, onur kırıcı, saldırganca tutum ve davranışları yasaklıyor! Bakın, Allah size böyle güzelce öğütler veriyor ki, düşünüp ibret alasınız:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, Yakın (Akraba)lığı olana vermeyi, İhsan’ı ve Adalet’i emrediyor. Fahşâ’yı (Ahlâksızlığı / Çirkin İşler’i), Münker’i (Bilinmedik Olan’ı) ve Taşkınlığı yasaklıyor. Düşünmeniz için size öğüt veriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya yardımı emrediyor. Her türlü kabalığı, çirkinliği ve aşırılığı yasaklıyor. Bu öğütler, kulağınıza küpe olsun istiyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalığı, azgınlığı yasaklar. Belki düşünüp öğüt alırsınız. Denilenleri yaparak kurtulursunuz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkinliği, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. (O, gerçekleri) hatırlayasınız diye size öğüt vermektedir. [*]
Bu ayet Kur’an’ın insana yönelik sosyal hayatı düzenlemede önemli ilkelerinden bir kısmını, gerçekler hatırlansın diye insanlara emirler verildiği mesajını içermektedir. Bu çerçevede ele alınan “adalet” kavramı insanlar arası ilişkilerdeki denge ve hakkaniyet anlamının dışında inanç bağlamında da düşünülmelidir. “Bir şeyi yerli yerince yapmak” anlamına gelen “adalet”, inançta Yüce Allah’ı tek ilah olarak kabul etmek, yani tevhidi benimsemek demektir. Bunun zıddına olarak “bir şeyi yerinden etmek” anlamına gelen “zulüm” ise Lokmân 31:13’e göre inançta “şirk”i karşılamaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz Allah, adaleti,¹ iyilik yapmayı,² akrabaya vermeyi³ emreder; her türlü aşırılığı,⁴ gayr-ı meşru işleri⁵ ve zorbalıkları⁶ yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size (işte böyle) öğüt verir.
1 Adalet: Her şeyi yerli yerince yapmak, hakkı yerine koymaktır ve zulmün zıddıdır. Yani adalet, nizam-ı âlemdir. Şüphesiz esas hak; Allah’ın hakkı olan ilâhlık hakkıdır. Bu da Allah’a asla eş koşmamak, Allah’a istediğimiz gibi değil Allah’ın istediği gibi inanmaktır. 2 İhsan: Bir şeyi güzel yapmak ve birisine iyilik etmek demektir. Bu âyetten, bu iki mana da anlaşılır. Buna göre; a- İhsan: Allah’a sanki Onu görüyor gibi ibâdet etmektir. Her ne kadar biz O’nu göremiyorsak da O bizi görmektedir. Bk. (Yunus: 26, Tecrid-i Sarih) b- İhsan: İnsanlara sınırlarını Allah’ın belirlediği şekilde iyilik yapmak demektir. Yani; “kendisi için sevdiğini, Müslüman kardeşi için de sevmek” hadîsini uygulamaktır.3 Akrabaya muhtaç oldukları hususlarda ihsan ve onları ziyaret şeklinde, ikram demektir. Bk. (İsra: 26)4 Fahşa: Haddini aşmış, pek çirkin, aşırı edepsizlik, arzu ve istek, zina, adam öldürmek, hırsızlık gibi her türlü günâhlar, Allah’ın yasakladığı aşırı çirkinlikler ve arzular demektir. El-fâhişe olarak, zinâ anlamında kullanılır. Buna göre zinaya ve zina edene fâhişe adı verilmektedir. Ayrıca fâhişe kelimesinin namuslarını satan zinakar kadınlar hakkında da kullanıldığı bilinmektedir. Nisâ:19. ayette, fahşâ ve fâhişe kelimesi, zinadan kinaye olarak kullanılmıştır. Hakîkate ve normal ölçülere uymayan her işe de fâhişe denilir. Bu kelime, “şeytanın emrettiği kötü davranış ve hayâsızlık ve insanlar arasında yayılan kötülük ve fuhşiyât” anlamında da kullanılmıştır.5 Münker: İnkâr mastarından ism-i mef’ul olup; “inkâr edilen, karşı çıkılan, reddedilen, dinde de örfte de iyi tanınmayan şey” demektir. Münkerin zıddı olan “ma’ruf” ise; ihsan, iyilik, aklın ve dinin hoş gördüğü şey demektir. Yani; hakkı olmayan şeyi istemek, başkalarının haklarına tecavüz etmektir ki adaletin zıddı, yani zulümdür. İslâm, toplumun sağlıklı bir yapıya kavuşup bu halinin devamını sağlamak için; “iyiliği emir ve kötülükten nehiy” esasını getirmiştir. Bir İslâm toplumunda, 6 Bağy: İstemede ileri gitmek, sınırı aşmak, hakkıyla yetinmeyerek başkasının canına, malına, ırzına kastetmek, saldırmak, tecavüzde bulunmak, kendisine sulhün yolları ve biçimleri gösterildiği halde haksızlıkla üst olma sevdası gütmek yani Allah’ın koyduğu kurallara karşı gelmek demektir. Ayrıca bağy; hak ve adalet ile ülkeyi yöneten İslâm devlet başkanına veya nâibine karşı, kendince doğru görülen bir sebebe dayanarak itaat dairesinden çıkmak anlamına da gelir. Bunlara “bâğî” denilir. Bağîler, arkalarında silahlı bir güç olan asilerdir. (Hâricilerin Hz. Ali’ye karşı takındıkları tavır gibi.) Müslüman, daima iyi, güzel ve hayırlı olan işlerin yanındadır. Kötü, çirkin ve zararlı olan işlerin de karşısında bulunur. Böylece, İslâm toplumunda kendiliğinden iyilikler güç bulur ve yayılır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı ¹⁰⁸ emredip utanç verici ve arsızca olanı, akıl ve sağduyuya aykırı olanı ¹⁰⁹ ve azgınlığı, taşkınlığı yasaklıyor; ve size [böyle tekrar tekrar] öğüt veriyor ki, böylece [bütün bunları] belki aklınızda tutarsınız.
108 Lafzen, “[kişinin kendi] akrabalarına (zu’l-kurbâ) verme[sini]”. Bu ifadedeki son terim çoğunlukla, kişinin kan yahut evlilik bağıyla bağlı bulunduğu yakınları, akrabası anlamına gelir; ne var ki terim, ahlakî yönde kapsamlı bir teşvik ifade eden bu ayetin anlam örgüsü içinde geçtiği için, kişinin bütün “yakınlarını”, ait olduğu “cemaatin bütün bireylerini” işaret etmektedir.109 Başka yerlerde “yanlış ya da kötü olan” ifadesiyle çevirdiğimiz münker terimi burada esas anlamıyla, yani “aklın [ve/veya sağduyunun] reddettiği” ve buna bağlı olarak “ilke olarak, reddedilmesi, kaçınılması gereken şey” anlamında geçmektedir. Zemahşerî, daha kesin bir ifadeyle terimi “insan aklının kabul etmediği” yahut “yanlış/eğri olduğuna hükmettiği şey” (mâ tunkiruhu’l-‘ukûl) olarak; bir başka deyişle akla, mantığa, sağduyuya uymayan, bunlara ters düşen şey olarak açıklamaktadır. (Açıktır ki, bu terimin ifade ettiği şey, insanın algı ve kavrayış gücünü aşan şeylerle karıştırılmamalıdır.) Bütünüyle inandırıcı olan bu açıklama, sadece (terimin soyut anlamıyla) zihnen kabul edilmesi mümkün olmayan önermeleri değil, fakat aynı zamanda fiilen uygunsuz ve muzır olan ve dolayısıyla uzak durulması, kaçınılması gereken tutum ve davranışları da içine almaktadır; böyle olduğu için de bu açıklama, Kur’an’ın hem ahlakî problemlere ilişkin akla uygun yaklaşımıyla, hem de onun insan davranışlarında gözetilmesi gereken sağduyu ve itidal konusundaki ısrarıyla tam bir bağdaşım içindedir. Bizim sözkonusu el-münker terimini burada ve benzer durumlarda “akıl ve sağduyuya aykırı olan” ifadesiyle aktarmamız da yukarıdaki mülahazalara dayanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki Allah, adil olmayı,1 iyilik yapmayı2 ve akrabaya yardım etmeyi emreder.3 Her türlü ahlaksızlığı, çirkin işleri ve haddi aşmayı da yasaklar.4 Düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.5, 14/58-135, 5/8, 6/152, 27/29, 22/177, 9/112, 16/30, 27/89, 32/215, 4/36, 17/26, 24/22, 30/38, 44/15, 7/33, 17/32, 27/54, 33/30, 510/57, 39/27, 54/17, 68/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
HİÇ şüphe yok ki Allah âdil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı[²¹⁸²] emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı hatırlayabilesiniz.[²¹⁸³]
[2182] Yakınların hem niteliği hem de niceliği konusunda hiçbir sınırlandırma yapılmamıştır. İlk müfessirler de âyetteki “akrabaya verme” emrini böyle anlamışlardır (Mukâtil). [2183] Zımnen: İnsanın doğuştan getirdiği şey ilk günah değil, sorumluluktur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler) Kuşkusuz Allah size; adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlarına yardım etmeyi emreder.. hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı (başkasının hakkını çiğnemeyi) ise yasaklar. (Rabbiniz) bunları yerine getirmeniz için size öğüt veriyor.
Osman Fırat
swap_vert close
Kesinlikle Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. O, bunları hatırlayın diye size öğüt veriyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki, Allah Teâlâ adâleti, iyiliği ve karabet sahiplerine (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emrediyor ve fuhşiyattan, münkerden, hukuka tecavüzden de nehyediyor. Düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsanı, en güzel davranışı ve muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir. [16, 126; 5, 8; 17, 26; 7, 33]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşa(edepsizlikten)dan, münker(fenalık)den ve bağy(azgınlık)den meneder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.
Bu âyette, dünyâ ve âhiretin düzenini sağlayan üç güzel şey emredilmekte; dünyâ ve âhiretin düzenini bozan üç kötü şey menedilmektedir: Adâlet: Herşeyi tam yerine koymak, her hususta ölçülü hareket etmek, hakkı yerine getirmek demektir ki, zulmün karşıtıdır. Allah bunu emrediyor. Fahşâ: özellikle aşırı derecede şehvetlere uyarak, zinâ gibi yasaklara saparak ölçü dışına taşmaktır. Bunu da yasaklıyor. İhsân: güzellik, iyilik demektir. Güzel iş yapmak ihsân olduğu gibi, başkasına iyilikte bulunmak da ihsândır. İhsân, ibâdette en yüksek mertebedir. "Allah'ı görüyormuş gibi ibâdet etmek" ibâdette ihsân derecesidir. Bunun karşıtı olan münker kötü görülen şeyler, çirkin işlerdir. Öfkeye kapılarak hareket etmek ihsânın zıddı olan münkerdir. Allah, ihsânı emrederken zıddı olan bağy' (insanlara saldırmak, onların hakkını gasbetmek, zorbalık yapmak)ı yasaklamıştır. Kapsamlı anlamından ötürü Abdullâh ibn Mes'ûd: "Eğer bundan başka âyet olmasaydı dahi bu âyet, Kur'ân'ın, herşeyi açıklayıcı ve âlemlere hidâyet ve rahmet olmasına yeterdi!" demiştir (Envâru'ut-Tenzîl: 1/679).  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ 'adl ve ihsân ile ve akrabâya i'tâ ile emir ve fâhiş günâhlardan, münkerden ve zulümden nehy ider. Ve belki tezekkür idersiniz diye size vaz' iyler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, adaleti, güzel davranışı, yakınlara[*] veren el olmayı emreder. Çirkinliği, kötülüğü ve aşırılıkları yasaklar. Allah size öğüt verir, belki bilginizi kullanırsınız.
[*] Akrabalık, iş, komşuluk, arkadaşlık türünden yakınlıklar manasına gelir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Ahlaksızlığı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah adaleti, iyiliği, akrabaya ikramı emreder; fuhşiyatı,(22) kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye O size böyle öğüt veriyor.
(22) 6:151’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki; Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ Tañrı buyurur 'adl eylemegi tā tevhįdi daħı eylüķ eylemegi yā farįżalar eylemegi daħı virmegi ħıśımlıķ issine ya'nį ħıśımlıķ śaķlamaķ, daħı yıġmaķ zişt işden, daħı şerį'atde bulınmaz işden, daħı sulumdan. ögütler sizi, anuñ-içün kim siz ögütlenesiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā buyurur ‘adl eylemegi ve eylük eylemegi, daḫı ḳarāyi‐be yaḫşı baḳmaġı. Daḫı ḳaytarur sizi yaman işlerden ve ma‘ṣiyetler veẓulmden. Ögüt virür size, ola kim ögüt dutasız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, Allah (Qur’anda insanlara) ədalətli olmağı, yaxşılıq etməyi, qohumlara (haqqını) verməyi (kasıb qohum-əqrabaya şəriətin vacib bildiyi tərzdə əl tutmağı) buyurar, zina etməyi, pis işlər görməyi və zülm etməyi isə qadağan edir. (Allah) sizə düşünüb ibrət alasınız deyə, belə öyüd-nəsihət verir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! Allah enjoineth justice and kindness, and giving to kinsfolk, and forbiddeth lewdness and abomination and wickedness. He exhorteth you in order that ye may take heed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah commands justice, the doing of good, and liberality to kith and kin, and He forbids all shameful deeds, and injustice and rebellion: He instructs you, that ye may receive admonition.(2127)
2127 Justice is a comprehensive term, and may include all the virtues of cold philosophy. But religion asks for something warmer and more human, the doing of good deeds even where perhaps they are not strictly demanded by justice, such as returning good for ill, or obliging those who in worldly language "have no claim" on you; and of course a fortiori the fulfilling of the claims of those whose claims are recognised in social life. Similarly the opposites are to be avoided: everything that is recognised as shameful, and everything that is really unjust, and any inward rebellion against Allah's Law or our own conscience in its most sensitive form.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
يَاْمُرُ
emreder
بِالْعَدْلِ
adaleti
وَالْاِحْسَانِ
ve ihsanı
وَا۪يتَٓا۬ئِ
ve vermeyi
ذِي
sahi- bine
الْقُرْبٰى
akrabalık
وَيَنْهٰى
ve yasaklar
عَنِ الْفَحْشَٓاءِ
aşırılıktan
وَالْمُنْكَرِ
ve çirkin işten
وَالْبَغْيِۚ
ve azgınlıktan
يَعِظُكُمْ
size nasihat ediyor
لَعَلَّكُمْ
ta ki siz
تَذَكَّرُونَ
tezekkür edersiniz
Muhakkak ki Allah; adaleti, ihsan etmeyi ve akrabaya (ikram edip) vermeyi emreder; aşırılığı, çirkin işleri ve azgınlığı da yasaklar. O, tezekkür edesiniz (düşünüp öğüt alasınız) diye size nasihat ediyor.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
عَدْل
İsim
ع د ل
Fidye, adalet
اِحْسَانِ
Fiilimsi-IV
ح س ن
Güzellikle davranmak, iyilik etmek, ihsanda bulunmak
اِيتَاء
Fiilimsi-IV
ا ت ي
Vermek
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
قُرْبٰى
İsim
ق ر ب
Akrabalık, yakınlık, yaklaşma
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
فَحْشَٓاء
İsim
ف ح ش
Fuhşiyat, aşırılık, hayâsızlık
مُنْكَر
Edilgen fiil-IV
ن ك ر
Tanınmayan, çirkin iş, hoşnutsuzluk, çok edepsizce şey
بَغْي
İsim
ب غ ي
Kıskançlık, azgınlık, zulüm
وَعَظَ
Fiil-I
و ع ظ
Nasihat etti, vaaz verdi
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti