close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 89. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyevme neb’aśu fî kulli ummetin şehîden ‘aleyhim min enfusihim(s) veci/nâ bike şehîden ‘alâ hâulâ-/(i)(c) venezzelnâ ‘aleyke-lkitâbe tibyânen likulli şey-in vehuden verahmeten vebuşrâ lilmuslimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Her ümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanık tutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara hidayet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Her ümmete kendi içlerinden birisini (görevli nebi ve davetçilerini) onların üzerine bir şahit getirdiğimiz diriltme günü, (ey Nebim!) Seni de onlar üzerine bir şahit olarak getireceğiz (Baş müşahit makamına eriştireceğiz). Biz Kitabı (Kur’an’ı) Sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde (kaynağı) olarak indirdik.
[Not: Bu düşünce yapısı ile mü’minler, olayları; cahiliye toplumunun değer ölçülerine göre değil, Kur’an’ın hükmüne göre yorumlamak mecburiyetindedirler.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gün her topluma, kendileri içinden aleyhlerine bir şahit çıkaracağız. Ve seni de ey peygamber! Mesajının ulaşabileceği tüm insanlar üzerinde şahit kılacağız ve biz sana herşeyi açıklayıp anlatan, doğru yolu gösteren ve rahmet olan ve Allah'a yürekten boyun eğenlere müjde olarak bu kitabı indirdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O gün, her millet içinde, kendilerinden, kutsal kitabı bilen ve kendilerine tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitler görevlendireceğiz. Seni de, geçmiş ümmetlere ve bu ümmete, Kur'ân'ı bilen, tebliğ eden önder, doğruları konuşan şâhit olarak getireceğiz. Biz bu kitabı sana, sorumluluklarını tevdi etmek üzere, dînî-şer'i her esası, genel kuralları açıklamak için, İslâm'ı yaşayan müslümanlara bir hidayet kaynağı, hidayet rehberi, bir rahmet ve müjde olsun diye bölüm bölüm indirdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/41; 5/109; 7/6; Tefsîru Ebüssuûd, 5/135-136.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Her ümmetin üzerine kendi içlerinden bir şahit getirdiğimiz gün seni de bunların üzerlerine şahit getiririz. Sana Kitab'ı her şeyi açıklayıcı, bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak gönderdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Her ümmet içinde kendi nefislerinden üzerlerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kıyamet günü, her ümmet içinden kendileri üzerine Peygamberlerini bir şâhid göndereceğiz ve seni de şu ümmetin üzerine şâhid getireceğiz (Ey Rasûlüm). Sana bu kitabı (Kur'an'ı), her şeyi beyan etmek için ve bir hidayet, bir rahmet, müminlere de bir müjde olarak perderpey indirdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O günü düşün ki; her ümmetin içinden kendilerine bir şahit göndeririz. Seni de bunlara şahit olarak getiririz. Müslümanlar için hidayet, rahmet ve müjde ve her şeyin bir açıklaması olarak, sana Kitab’ı indirdiğimizin (doğruluğu, o gün görünecektir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şâhit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şâhit olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Besim Atalay
swap_vert close
O gün her bir ümmete, yine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız, bunlara da seni tanık tutarız; Müslümanlar için her şeyi belirterek, müjdelemek, onlara kılavuzluk eylemek, rahmet olmak üzere biz sana kitap indirdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O gün (kıyamette) her ümmete kendilerinden bir şahit (peygamber) göndeririz ve seni de (Ey Muhammed!) bu (mesajın muhatabı olan) insanlar üzerine şahit olarak getiririz. Sana bu kitabı her şeyi açıklamak için bir doğru yol rehberi, bir rahmet kaynağı ve Allah'a yürekten teslim olanlara bir müjde olarak indirdik.
Bkz. 4/41 ve dipnotu.  
Cemil Said
swap_vert close
O gün şehâdet içün her ümmete peygamberlerini şâhid çıkaracağız. Seni de ümmetinin üzerine şâhid tutacağız. Çünki rahmetimize bir numûne olmak üzere her şeyi îzah iden ve râh-ı hidâyeti irâe iyleyen ve müslümanlara beşârertler getüren Kur’ân’ı sana inzâl iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran'ı indirdik.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine o gün her ümmetin içinden kendileri hakkında birer tanık çıkaracağız; seni de bu kimseler hakkında tanık yapacağız. Bu kitabı sana her konuda açıklama getiren bir rehber, bir hidayet ve rahmet kaynağı, Allah’a gönülden bağlananlar için bir müjde olarak indirdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitab'ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Her topluluk içinden, kendilerine karşı bir tanık gönderdiğimiz, şunlara karşı da seni tanık olarak getirdiğimiz gün... Biz sana bu kitabı, her şeyi açıklayan, bir yol gösterici, bir rahmet ve müslümanlara bir müjde olarak indirdik.
Kurtuluşumuz için gerekli her şeyi açıklayan Kuran'ı yeterli görmeyenler hakkında elçinin tanıklığı için bak 25:30.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hele her ümmet içinde kendilerinden üzerlerine bir şâhid ba's edeceğimiz, seni de onlar üzerine şâhid getirdiğimiz gün!... ve bu kitabı sana ceste ceste indirdik ki her şeyi beliğ bir surette beyan etmek hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslimîne bir müjde olmak için
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (hesap) gün (ünde) her ümmet içinden kendilerine bir (peygamberi) şahit getiririz. (Resûlüm!) Seni de onların (hepsinin) üzerine şâhit getireceğiz. (Biz) sana (bu) Kitâb’ı (Kur’ân’ı), her şeyi açıklayıcı, bir yol gösterici, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak gönderdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, o gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için¹ yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.
1- Allah'a gönülden boyun eğen, bağlılık gösteren.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerine birer şâhid (-i hak) göndereceğimiz gibi seni de (Habîbim) onların üstüne tam bir şâhid olarak getirdik. Sana (bu) kitabı her şey'in apaçık bir beyânı, bir hidâyet, bir rahmet ve (hele) müslümanlar için bir müjde olmak üzere peyderpey indirdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) O gün her ümmet içinde, üzerlerine kendilerinden bir şâhid çıkaracağız, seni de bunların (ümmetinin) üzerine şâhid getireceğiz. Sana bu Kitâb'ı, herşey için bir açıklama(1) ve Müslümanlar için bir hidâyet, bir rahmet ve bir müjde olmak üzere indirdik.
(1)“(Kur’ân) bütün uhrevî (âhirete dâir) ve dünyevî (dünyaya âid), ilmî ve amelî (ilme ve amele âid)erkân-ı sitte-i îmâniyenin (îmânın altı esâsının) her birisini tafsîlen (genişce), erkân-ı hamse-i İslâmiyenin(İslâm’ın beş şartının) her birisini kasden ve cidden ve saâdet-i dâreyni (iki cihan saâdetini) te’mîn eden bütün düsturları görür, gösterir. Müvâzenesini (dengesini) muhâfaza edip, tenâsübünü (birbirine uygunluğunu) idâme edip (devâm ettirip) o hakāikın (hakīkatlerin) hey’et-i mecmûasının (umûmunun)tenâsübünden hâsıl olan hüsün ve cemâlin (güzelliğin) menbaından (kaynağından) Kur’ân’ın bir i‘câz-ı ma‘nevîsi (ma‘nevî bir mu‘cizesi) neş’et eder (çıkar).” (Zülfikār, 25. Söz, 63-64)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve her ümmet üzerine kendi içlerinden (onların mesajlarımız karşısındaki tavırları konusunda) bir şahit göndereceğimiz gün (ey Resulüm,) seni de onların (tebliğinin ulaştığı tüm insanların) üzerine bir şahit olarak getiririz. Ayrıca bu Kitabı (Kur’an’ı) da sana, (din hususunda muhtaç olduğunuz) her şeyi bildiren, (tüm insanlık için) doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde (kaynağı) olarak peyderpey indirdik.*
(*) Not: (تبين)’’tebyin’’açıklamak değildir. Açıklamak kelimesinin karşılığı ayetlerde geçtiği gibi (تفصيل)’’tafsil’’dir. Tebyin ise, ‘’bildirmek, okumak ve duyurmak’’ gibi anlamlara gelir. Yani tebyin; bir duygu, düşünce ve konuyu söz veya yazı ile bildirmektir. Bkz: (قاموس عربي - تركي) Aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir. Örneğin: Kur’an’ın birçok ayetlerinde yüce Allah (وكذلك نفصل الايات) ’’İşte ayetlerimizi böylece açıklıyoruz ’’ diyor. Ayrıca insanlığın kurtuluşu için gerekli her şeyi bildiren Kuran’ı yeterli görmeyenler hakkında elçinin tanıklığı için bak 25:30. Furkan sûresi. Bu ayete göre Kur’an, dini konularda, din ve dünya için muhtaç olduğumuz her şeyi açıklamaktadır. Yani dini kaynak olarak Kur’an yeterlidir. Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi (أصول الدين) ‘’dinin temel bilgilerinin tümü/dini esasların tamamı Kur’an’dadır.’’ İnsan ise sadece Kur’an’dakilerle mükelleftir. (فروع الدين) ‘’Füru-u Din’’ ise, yani kıyasla ortaya çıkan hükümler ise, asıl olan ondan sorumlu olmamaktır. Yani insanlar ancak Kur’an’da varid olan hükümler konusunda sorumludur. Bkz: (لِتُبَيّنَ لِلنَّاسِ} لتقرأ للناس {مَا نُزّلَ إِلَيْهِمْ} أي: ما أمروا به في الكتاب) {لِتُبَـيِّنَ للنَّاسِ} يقول: لتعرفهم ما أنزل إلـيهم من ذلك (بحر العلوم – السمرقندي) وله: {وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ تِبْيَانًا لِّكُلِّ شَىْءٍ} قال ابن مسعود: قد بين لنا في هذا القرآن كل علم وكل شيء. وقال مجاهد: كل حلال وكل حرام، وقول ابن مسعود أعم وأشمل؛ فإن القرآن اشتمل على كل علم نافع؛ من خبر ما سبق، وعلم ما سيأتي، وكل حلال وحرام، وما الناس إليه محتاجون في أمر دنياهم ودينهم ومعاشهم ومعادهم (تفسير القرآن العظيم) المسألة الثانية: من الناس من قال: القرآن تبيان لكل شيء وذلك لأن العلوم إما دينية أو غير دينية، أما العلوم التي ليست دينية فلا تعلق لها بهذه الآية، لأن من المعلوم بالضرورة أن الله تعالى إنما مدح القرآن بكونه مشتملاً على علوم الدين فأما ما لا يكون من علوم الدين فلا التفات إليه، وأما علوم الدين فإما الأصول، وإما الفروع، أما علم الأصول فهو بتمامه موجود في القرآن وأما علم الفروع فالأصل براءة الذمة إلا ما ورد على سبيل التفصيل في هذا الكتاب، وذلك يدل على أنه لا تكليف من الله تعالى إلا ما ورد في هذا القرآن، وإذا كان كذلك كان القول بالقياس باطلاً، وكان القرآن وافياً ببيان كل الأحكام (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) وقال آخرون: إن علم أصول الدين كلها في القرآن. وأما علم الفروع فالأصل براءة الذمة إلا ما ورد به نص القرآن فإذن القرآن وافٍ ببيان جميع الأحكام، (غرائب القرآن و رغائب الفرقان) وقال نفاةُ القياس: دلَّت هذه الآية على أنَّ القرآن تبْيَانٌ لكل شيءٍ، والعلوم إمَّا دينية، أو غير دينية، فالتي ليست دينية، لا تعلُّق لها بهذه الآية؛ وأما علومُ الدِّين: فإمَّا الأصول، وإما الفروع فأما علم الأصول: فهو بتمامه موجودٌ في القرآن.. وأما علم الفروع: فالأصل براءة الذِّمَّة، إلا ما ورد على سبيل التفصيل في هذا الكتاب، وذلك يدلُّ على أنه لا تكليف من الله إلاَّ ما ورد في هذا القرآن، وإذا كان كذلك، كان القول بالقياس باطلاً، وكان القرآن وافياً بتبيان كل الأحكام. (اللباب في علوم الكتاب) وهدى ورحمة للجميع وإنما حرمان المحروم من تفريطه . وبشرى للمسلمين خاصة (تفسير البيضاوي )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hesap günü her toplum içinden, onlara şahitlik yapacak kendi içlerinden bir şahit getireceğiz ve seni de, sana indirdiğimiz kitabın açık anlaşılır ve insanlara doğru yolu gösteren, rahmet ve müjde olduğuna dair, bunlara şahitlik yapman için getireceğiz. Teslim olanları müjdele.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün her topluluğun içinden o topluluğa karşı bir tanık çıkaracağız. Seni de bunlara karşı tanık olarak getireceğiz. Biz sna Kitap’ı da her nesneyi apaçık belirten, doğru yolu gösterici, esirgeyici, bağınanlar için de müjdeleyici olarak bildirdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O gün, her ümmete kendilerinden olan peygamberleri şahit çıkaracağız, seni de bunlara [²] şahit getireceğiz, her şeyi beliğ veçhile beyan etmek, herkese hidayet ve rahmet, bilhassa Müslümanlara müjde-i saadet olmak üzere sana Kitap indirdik.
[2] Bu ümmetlere veya kendi ümmetine.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine şahit göndereceğimiz o gün, seni de onların/tebliğine muhatap olanların üzerine bir şahit olarak getiririz. Sana bu Kitab’ı, her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde olarak indirdik.
Kadri Çelik
swap_vert close
Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahit olarak getireceğiz. Biz kitabı sana her şeyin açıklayıcısı ve Müslümanlara da bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve o gün her ümmetten, kendileri hakkında şâhitlik edecek birer Peygamberi şâhit getireceğiz; seni de ey Muhammed, Kur’an’ı tebliğ ettiğin şu kıyamete kadar yaşayacak insanlara şâhit tutacağız. (6. En’am: 19) İşte bu yüzden Biz sana, insanlığı dünyada ve âhirette kurtuluşa ulaştıracak her şeyi açıklamak ve yalnızca Allah’a boyun eğen Müslümanlara bir hidâyet rehberi, bir rahmet kaynağı ve bir kurtuluş müjdesi olmak üzere buKitabı gönderdik. Ve bakın Allah, sağlıklı ve dengeli bir toplumun temel dayanaklarını nasıl açıklıyor:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Her ümmete kendilerinden şahid seçip göndereceğimiz gün onlara da seni şahid getirdik. Her şey için bir açıklama olmak üzere, Müslümanlar için bir müjde, rahmet ve hidayet olarak, sana da Kitab’ı indirdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O gün, her toplum içinden kendileri aleyhine tanıklık edecek bir şahit getireceğiz. Resulüm seni de şunlar aleyhine tanık göstereceğiz. Çünkü biz, bu Kitabı sana, her şeyi ayan beyan göstersin diye indirmiştik, Müslümanlara kılavuz osun, kalplere sevgi aşılasın huzur versin istemiştik...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hesap günü her topluma gönderdiğimiz elçilerini şahit yapacağız. Sonra seni hepsinin üzerine şahit yapacağız. Çünkü seninle geçmiş toplulukların yanıldıkları saptırdıkları her konuda ayetler gönderdik. Ayrıca bu Kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı olarak gönderdik. Kitapta Allah’ın yasalarına uyan Müslümanlar için müjdeler vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O gün kendilerinden her ümmete bir şahit göndereceğiz (getireceğiz). [*] Seni de bunların üzerine şahit olarak getirmiş olacağız. Bu Kitabı sana, her şey için bir açıklama, [*] müslümanlar için de bir rehber, rahmet ve müjde olarak indirdik. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:144; Nisâ 4:41; Nahl 16:84; Kasas 28:75 Ayetlerin apaçık ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.,Benzer mesaj: A‘râf 7:52.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Kıyamet) günü, her ümmete kendilerinin içerisinden (Peygamberlerini) şâhit getirdiğimizde (Ey Muhammed!) seni de onların tamamına birden¹ şâhit olarak getireceğiz. Biz bu Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı,² doğru yol rehberi, rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde olarak indirdik.
1 Âyetin bu bölümü: “...(Ey Muhammed!) seni de bunların aleyhine şâhit olarak getireceğiz...” şeklinde tercüme edilebilir. Yukarıdaki tercüme; Hz. Muhammed (a.s)’ın son Peygamber olması sebebiyle, tüm ümmetlerin son durumuna vakıf olup tamamına birden şâhit olduğundan dolayı tercih edilmiştir. 2 Bu konu için ayrıca Bk. (En’am: 38)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve gün gelecek her toplum içinden kendi aleyhlerine bir şahit çıkaracağız. ¹⁰⁵ Ve seni de [ey Peygamber, mesajının ulaşabileceği] ¹⁰⁶ kimseler üzerinde şahit kıldık; nitekim sana adım adım her şeyi olduğu gibi açıklayan, ¹⁰⁷ bir doğru yol bilgisi, bir rahmet ve Allah’a yürekten boyun eğenlere müjde olarak bu ilahî kelâmı indirdik.
105 Bkz. yukarıda 100. not.106 Hz. Peygamber’in Arap çağdaşları, doğal olarak, her ne kadar o’nun tebligatını ulaştırdığı ilk insan topluluğu ya da ilk kuşak olsa da -ve bu durum onların bu tebligat karşısındaki tepkilerine özel bir ehemmiyet kazandırıyor olsa da- yine de Kur’ânî mesaj bu haliyle bütün insanlığa hitab etmektedir. (Bu konuyla ilgili olarak bkz. özellikle 7:158; 21:107 ve ilgili notlar.)107 Yani, iyi ile kötünün, hem bireysel anlamda, hem de toplumsal anlamda ne olduğu konusunda usûl ve esasa dair bilinmesi gereken her şeyi. Nezzelnâ ifadesi için tercih ettiğimiz karşılık konusunda, hatırlanmalıdır ki, bu özel gramatik kalıp Kur’an’da sık sık, vahyin bir seferde değil, belli bir zaman aralığı içinde tedrîcen (“adım adım”) indirildiğini îma etmek için kullanılmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Her topluma kendi içlerinden onların aleyhine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de şunların aleyhine şahit olarak getireceğiz!1 Çünkü sana her şeyi açıklayan ve gönülden Müslüman olanlar için bir yol gösterici, bir rahmet ve müjde olan bu kitabı/Kuran’ı indirdik.2, 14/41, 39/69, 210/57, 12/111, 14/1, 16/64, 17/82
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve günü gelince onların aleyhine (de)[²¹⁷⁸] her bir ümmetin kendi içerisinden bir şahit çıkaracağız.[²¹⁷⁹] Seni de (ey Muhammed), işte şu (mesajın muhatabı olan) insanlara bir şahit olarak getirdik; ve sana her şeyi[²¹⁸⁰] ana kaynağından indirerek vurgulu bir biçimde açıklayan[²¹⁸¹] ve bir yol haritası, bir rahmet ve Allah’a teslim olanlar için bir müjde olan bu ilâhî mesajı indirdik.
[2178] Buradaki “de”, benzer bir uyarı taşıyan 84. âyete imaen atıf niteliği taşımaktadır. Orada sapanlar, burada ise saptıranlar muhatap alınmıştır. [2179] Her peygamberin ümmetine şahitliği için bkz: 4:41. [2180] Belki; “din ile ilgili her şeyi...” (Zemahşerî). Kur’an’da kullu şeyin kalıbı, Allah için kullanıldığı bazı yerler dışında, lafzî değil mecazî anlam taşır (Krş: 18:84; 27:16). Dolayısıyla “her şeyi” değil, o bağlamda sözü edilen alanla ilgili şeyleri kapsar. Âyetteki “her şey için” (li-kulli şey’in) ibaresi, lafzi ve hakiki olarak da anlaşılabilir. Şöyle ki: Hiçbir matematik kitabı tüm problemleri çözmez. Fakat eğer o kitap “problemlerin çözümünü” değil de, “çözümlerin formüllerini” gösteren bir kitap ise, iş değişir. Zira bir formül bin problem çözer. Kur’an âlemlerin Rabbinden gönderilme bir kitaptır. O inananların nazarında, kâinatın matematiğinin yazıldığı yerden inmiştir. Nasıl ki sınırlı sayıda harflerden oluşan bir klavye ile, sınırsız metin üretilebiliyorsa, Kur’an’ın mesânî özelliği sayesinde (Bkz: 39:23’ün notu), eril ve dişil anlam çiftlerinin birbirini döllediği akıllar, tıpkı döllenen ağaçların meyveye durması gibi fikir meyvelerine durur. Böylece hacmi, kelime ve âyet sayısı sınırlı olan Kur’an’ın anlam debisinin sınırsız olduğu anlaşılmış olur. Âyetteki “her şey için”in bu lafzi anlamını zaman doğrulamıştır. Kur’an’ın formülleri, hayatın ürettiği sınırsız problemlere çözümler sunmaya devam edecektir. [2181] Tenzilin inzalden farklı olarak vahyin kaynağına nisbetini göstermesiyle ilgili bkz: 12:2, not 3.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) O gün her ümmetten kendilerine birer şahit göndeririz, seni de hepsinin üzerine şahit getiririz. Bu Kur'an'ı da sana herşeyi (geçmişlerin hüküm ve haberlerinin özünü içeren ve) açıklayan bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlara da bir müjde olarak indirdik.
Osman Fırat
swap_vert close
Her ümmet içinden, kendi nefislerinin aleyhlerine bir şâhid getireceğimiz gün, Ve seni de bunların üzerine şahit getrireceğiz. Ve sana da bu kitabı, her şeyi açıklayan, Müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjdeci olarak indirdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o gün her ümmet için de üzerlerine kendilerinden birer şahit göndereceğiz, seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdik ve sana kitabı herşey için apaçık bir beyan ve bir hidâyet ve bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olmak üzere indirdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gün gelir, her ümmetten kendilerine birer şahit getiririz. Seni de ümmetin üzerine bir şahit olarak getirip dinleriz. Ey Resulüm, işte sana bu kutlu kitabı indirdik ki her şeyi açıklasın, doğru yolu göstersin, Allah'a teslimiyetle itaat edecek olanlara, rahmetin ve müjdenin ta kendisi olsun. [7, 6; 5, 109; 4, 41]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Her ümmet içinde, kendi aralarından, aleyhlerine bir şahid getireceğimiz gün, seni de bunların aleyhine şahid getirmiş olacağız. Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve yevm-i kıyâmetde her ümmetde 'aleyhlerine kendilerinden bir şâhid ba's ider ve seni de bunlar üzerine şâhid getiririz. Sana her şeyin beyânı ve müslümânlar içün rehber-i hidâyet ve beşâret olarak kitâb inzâl iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Her toplumun (ümmetin) içinden kendilerine karşı bir şahit çıkardığımız gün, seni de bunlara karşı şahit getiririz. Bu Kitabı, her şeyi açıklasın, doğru yolu göstersin, bir ikram ve İslam’a girenlere müjdeci olsun diye sana parça parça indirdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Her topluma, kendi içlerinden bir şahid getirdiğimiz gün, seni de bunlara şahid olarak getireceğiz. Çünkü, sana her şeyi açıklamak için ve yol gösterici, müslümanlar ve rahmet için müjde olarak kitabı indirdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Her ümmetten kendileri hakkında bir şahit çıkardığımız gün, seni de bu ümmet için şahit tutarız. Çünkü Biz herşeyi açıklamak üzere, hakka teslim olanlar için bir hidayet, rahmet ve müjde olarak kitabı indirmiş bulunuyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap'ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde ol
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol gün kim viribiyevüz her bölüġe ŧanuķ ya'nį peyġamber anlaruñ üzere, gendüzilerinden daħı getürdük seni ŧanuķ şunlaruñ üzere ya'nį ķavmuñ üzere. daħı indürdük üzerüñe kitāb’ı ya'nį ķur’ān’ı bellü eylemek içün her neseneyi daħı ŧoġru yol göstermek içün daħı raħmet içün daħı muştılamaķ içün müsülmānlara ya'nį uçmaķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol günde durġuzur‐biz her ümmetden bir ṭanuḳ, nebīlerden üstlerine özle‐ri cinslerinden ve seni getürürüz biz yā Muḥammed ṭanuḳ, bunlar üstine.Daḫı indürdük senüñ üstüñe Ḳur’ānı bellü eylemeg‐içün her nesneyi. Daḫıhidāyetdür ve raḥmetdür ve beşāretdür Müselmānlara.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Qiyamət günü hər ümmətə özlərindən bir şahid (hər ümmətin öz peyğəmbərini) göndərəcəyik (tutacağıq). (Ya Rəsulum!) Səni də bunlara (öz ümmətinə) şahid gətirəcəyik. Biz Qur’anı sənə hər şeyi (dini hökmləri, halal-haramı, günahı və savabı) izah etmək üçün, müsəlmanlara (və ya Allahın vəhdaniyyətini qəbul edən bütün insanlara) da bir hidayət, mərhəmət və müjdə olaraq nazil etdik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (bethink you of) the day when We raise in every nation a witness against them of their own folk, and We bring thee (Muhammad) as a witness against these. And We reveal the Scripture unto thee as an exposition of all things, and a guidance and a mercy and good tidings for those who have surrendered (to Allah).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
One day We shall raise from all Peoples a witness against them, from amongst themselves:(2126) and We shall bring thee as a witness against these (thy people): and We have sent down to thee the Book explaining all things, a Guide, a Mercy, and Glad Tidings to Muslims.
2126 To the thought expressed in 16:84 above, is added another detail here. Not only will there be witnesses from Peoples, but the witnesses will be men from amongst the Peoples themselves, men of their own kith and kin, who understood them and explained Allah's Message in their own language. The Prophet Muhammad will be witness against all those who rejected the Message he brought. For those who believe in him (of all races and peoples), the Book which he brought will be an explanation, a guide, a mercy and a Gospel. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَوْمَ
ve o gün
نَبْعَثُ
gönde- receğiz
ف۪ي
içinde
كُلِّ
her
اُمَّةٍ
ümmet
شَه۪يداً
bir şahid
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
مِنْ اَنْفُسِهِمْ
kendilerinden
وَجِئْنَا بِكَ
ve seni getirmişizdir
شَه۪يداً
şahid olarak
عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ
onların üzerine
وَنَزَّلْنَا
ve indirdik
عَلَيْكَ
sana
الْكِتَابَ
Kitâb'ı
تِبْيَاناً
bir açık- lama
لِكُلِّ شَيْءٍ
her şey için
وَهُدًى
ve bir hidâyet
وَرَحْمَةً
ve bir rahmet
وَبُشْرٰى
ve bir müjde olarak
لِلْمُسْلِم۪ينَ۟
Müslümanlar için
(Resulüm!) O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahid çıkaracağız ve seni de hepsinin üzerine şahid olarak getireceğiz. Biz bu Kitâb'ı sana, her şey için bir açıklama ve Müslümanlar için bir hidâyet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بِكَ
Zamir
بِكَ
Senin yüzünden, senden dolayı
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
تِبْيَانٌ
İsim
ب ي ن
Açıklama
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
بُشْرَى
İsim
ب ش ر
Müjde
مُسْلِم
Etken fiil-IV
س ل م
Teslim olan, Müslüman, teslimiyet gösteren