ve günü gelince onların aleyhine (de)[²¹⁷⁸] her bir ümmetin kendi içerisinden bir şahit çıkaracağız.[²¹⁷⁹] Seni de (ey Muhammed), işte şu (mesajın muhatabı olan) insanlara bir şahit olarak getirdik; ve sana her şeyi[²¹⁸⁰] ana kaynağından indirerek vurgulu bir biçimde açıklayan[²¹⁸¹] ve bir yol haritası, bir rahmet ve Allah’a teslim olanlar için bir müjde olan bu ilâhî mesajı indirdik.
[2178] Buradaki “de”, benzer bir uyarı taşıyan 84. âyete imaen atıf niteliği taşımaktadır. Orada sapanlar, burada ise saptıranlar muhatap alınmıştır.
[2179] Her peygamberin ümmetine şahitliği için bkz: 4:41.
[2180] Belki; “din ile ilgili her şeyi...” (Zemahşerî). Kur’an’da kullu şeyin kalıbı, Allah için kullanıldığı bazı yerler dışında, lafzî değil mecazî anlam taşır (Krş: 18:84; 27:16). Dolayısıyla “her şeyi” değil, o bağlamda sözü edilen alanla ilgili şeyleri kapsar. Âyetteki “her şey için” (li-kulli şey’in) ibaresi, lafzi ve hakiki olarak da anlaşılabilir. Şöyle ki: Hiçbir matematik kitabı tüm problemleri çözmez. Fakat eğer o kitap “problemlerin çözümünü” değil de, “çözümlerin formüllerini” gösteren bir kitap ise, iş değişir. Zira bir formül bin problem çözer. Kur’an âlemlerin Rabbinden gönderilme bir kitaptır. O inananların nazarında, kâinatın matematiğinin yazıldığı yerden inmiştir. Nasıl ki sınırlı sayıda harflerden oluşan bir klavye ile, sınırsız metin üretilebiliyorsa, Kur’an’ın mesânî özelliği sayesinde (Bkz: 39:23’ün notu), eril ve dişil anlam çiftlerinin birbirini döllediği akıllar, tıpkı döllenen ağaçların meyveye durması gibi fikir meyvelerine durur. Böylece hacmi, kelime ve âyet sayısı sınırlı olan Kur’an’ın anlam debisinin sınırsız olduğu anlaşılmış olur. Âyetteki “her şey için”in bu lafzi anlamını zaman doğrulamıştır. Kur’an’ın formülleri, hayatın ürettiği sınırsız problemlere çözümler sunmaya devam edecektir.
[2181] Tenzilin inzalden farklı olarak vahyin kaynağına nisbetini göstermesiyle ilgili bkz: 12:2, not 3.