close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 71. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Va(A)llâhu faddale ba’dakum ‘alâ ba’din fî-rrizk(i)(c) femâ-lleżîne fuddilû birâddî rizkihim ‘alâ mâ meleket eymânuhum fehum fîhi sevâ/(un)(c) efebini’meti(A)llâhi yechadûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah, rızık bakımından bir kısmınızı, bir kısmınızdan üstün etmiştir. Geçimi üstün olanlar, rızıklarını, elleri altında bulunanlara verip onları da geçim bakımından kendilerine eşit etmezler, Allah'ın nimetini bilebile inkar mı ederler?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah rızıkta (zenginlik konusunda) kiminizi kiminize üstün kıldı; ama kendilerine (diğerlerinden) fazla verilenler, (maalesef) rızıklarını (imkânlarını) ellerinin altındakilere (aile bireylerine, hizmetçi ve işçilerine) onda eşit olacak (insanca yaşama şartlarına kavuşacak) şekilde aktarıp vermiyorlar. Yoksa Allah’ın nimetlerine (ve infak emirlerine) karşı itiraz, isyan ve inkâr mı ediyorlar?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Allah, rızık bakımından bir kısmınızı, bir kısmınızdan üstün kılmıştır. Hal böyleyken, rızkı kendilerine fazla verilmiş olanlar, bu rızıklarını elleri altında bulunan işci ve kölelerine verip, onları da geçim bakımından kendilerine eşit etmezler. Peki böyle yapmakla, Allah'ın rızık nimetini bile bile inkâra mı kalkışıyorlar?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah lütufta bulunarak, servette, bir kısmınızı diğerlerine üstün kıldı. Lütfa lâyık görülerek üstün kılınanlar, sahip oldukları rızık ve servetten meşrû şekilde sahip oldukları, üzerlerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan köle, cariye ve hizmetkârlara ve işyerlerinde çalışan sözleşmeli işçilerine kâfi miktarda vermiyorlar. Verseler, o rızkın kullanımında eşit hâle gelecekler. Eşit şekilde kullanmaları söz konusu iken, bile bile Allah'ın ihsan ettiği nimeti inkâr mı ediyorlar? Nankörlük mü ediyorlar?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 30/28.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar ellerinin altındakilere (köle ve cariyelerine) rızıklarını vermezler. Oysa onda (rızıkta) eşittirler. Öyleyken Allah'ın nimetini bile bile inkâr mı ediyorlar?
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip-verici değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah rızık hakkında bir kısmınızı bir kısmınızdan üstün kıldı. Kendilerine fazla rızık verilenler de, rızıklarını elleri altında bulunanlara vermiyorlar ki, onda müsavi olsunlar. (İşte böyle köle ve hizmetçilerini mallarına ortak etmiyenler, Allah'a nasıl, kudreti altındaki şeyleri ortak ediyorlar?) Şimdi Allah'ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah rızık konusunda bazınızı, diğerlerine üstün kılmıştır. Üstün kılınanlar, kazandıkları rızkı elleri altındaki (hizmetçilere ve) kölelere vermezler ki; o rızık konusunda eşit olsunlar. Artık Allah’ın nimetlerini nasıl inkar ediyorlar?.. (Kendileri, kölelerini ortak edinmezken, Allah’ın yarattığı şeyleri, O’na ortak koşuyorlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerine onları eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Besim Atalay
swap_vert close
Allah bir nicenizi, bir niceniz üzere azıkça artıkladı, artıklanmış olanlar kendi kölelerine vermezler azıkların, onlarsa birdir O'nda, Allahın nimetini tanımıyor musunuz?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı (bazılarına fazla vererek farklı kıldı). Rızık bakımından üstün kılınanlar ellerinin altında bulunan (kölelere, hizmetçilere ve çalışanlara)lara kendi rızıklarından (kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede) vermezler. Hâlbuki rızık konusunda bunlarla onlar eşit hakka sahiptir. Durum böyleyken (verdiği nimetlerden paylaşmayı ve infak etmeyi reddederek) Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Allah’ın bazılarına bazılarından fazla vermesi, Allah öyle uygun gördüğü içindir. Yoksa fazla alanlar bunu iyi niyetlerinden dolayı hak etti ya da çok çalıştılar da kazandılar diye değil.“Ellerinin altında bulunanlar” ifadesini sadece hizmetçi ve köle olarak yorumlarsak bu ayet maksadına ulaşmış olamaz. Çünkü bugün artık kölelik devri kapanmış durumdadır. Bu ifadeden “rızıkları sizin aracılığınızla verilen kimseler” kastedilmektedir. Bugün ne acıdır ki; kölelere gösterilmesi gereken hassasiyet maalesef çalışanlara gösterilmiyor. Allah kölelerin haklarını ve hayat standartlarını iyileştirirken; milyonları kazanarak zevk-u safa içinde modern şatolarda, ihtişamlı saraylarda, görkemli yalılarda, muhteşem villalarda yaşayan, lüks ve şatafatlı arabalara binerek caka ve fiyaka satan nice sözüm ona zenginler vardır ki üzerlerinden para kazandığı çalışanları açlık sınırının altında hayatlarını sürdürmektedir. İnfaktan yararlanmak bir yana emeklerinin karşılığını dahi alamamaktadır bu insanlar. İşte ayetin son cümlesinde infaktan ve paylaşmaktan uzak duranların Allah’ın nimetine nankörlük etmiş sayılacağı ifade edilmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh ba’zılarınıza fazla lütuflarda bulundı lâkin lütufdîde olanlar rızıklarına kölelerini müsâvî hisse alacak vecihle iştirâk itdirdiler mi? Allâh’ın ni’metlerini inkâr mı idiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah rızıkda kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah kiminize kiminizden daha fazla rızık verdi. Ama kendilerine fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilerle paylaşıp da onları bu hususta kendileriyle eşit hale getirmeye yanaşmıyorlar. Peki onlar Allah’ın nimetini inkâr etmiş olmuyorlar mı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH rızık (varlık) açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar?
Bu ayet şöylece de çevrilebilir: ". . . Üstün kılınanlar, emirleri altındakilere kendi rızıklarını vermezler. Aslında rızıkta onların hepsi eşittir (hepsi de Tanrı tarafından rızıklandırılırlar). . ."  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah ba'zınızı ba'zınıza rızıkta tafdıl de etti, fazla verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere reddediyorlar da hepsi onda müsavi oluyorlar da değil, şimdi Allahın nı'metini mi inkâr ediyorlar? Allah size kendilerinizden zevceler de verdi ve size zevcelerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nı'metlerden merzuk buyurdu, şimdi bâtıla inanıyorlar da onlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah rızıkta (varlık ve konum hususunda) kiminizi kiminize üstün kıldı. (Zenginlik ve konum olarak) üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere (köle veya hizmetçilerine, fazladan, bol bol) vermezler ki, onlar (konum ve kazanç hususunda) kendileri ile eşit bir duruma gelmesinler. (Durum böyle iken) *Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Âyet-i kerîmedeki soru, esasında müşrikleri kınama ifadesidir. * “Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?”; Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimetleri, ilâh edindikleri putlara nispet etmekle Allah’a karşı nankörlük etmiş oluyorlar, manasındadır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları¹ kimselere aktarıyorlar da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkâr ediyorlar?²
1- Yeminle hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, “güç” demektir; güç yolu ile üzerinde yetkili olma hakkına sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olanlar gibi anlamlara gelmektedir. 2- Benzer bir ayet olan, Rum Suresi, ayet 28'de de Rabb'imiz, “Kendinizden size bir örnek vermektedir: Size, verdiğimiz mallarda, yeminlerinizin mülkü olanlardan ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.” demektedir. Bu ayetlerde, Allah; rızkı yaratan da rızkın gerçek sahibi olan da Ben'im diyor. Ve diyor ki: Siz yeminlerinizin mülkü olan kimseleri malınıza ortak ediyor musunuz ki, Ben, kullarımı rızıklandırırken, bu rızıklandırmamda, ilahlarınızı (Lat, Uzza, Menat) Kendime ortak edeyim. Ve onlar aracılığıyla veya onlarla birlikte size rızık vereyim. Diğer bir anlatımla Allah, rızık verici olan, yalnızca Benim demektedir. Rızk Benim değil mi? Onu dilediğim gibi dağıtırım demektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah rızk hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. O üstün kılınanlar, onda hepsi eşit olmak üzere, rızklarını ellerinin altındakilere verici değildirler. O halde bunlar Allahın ni'metini bilerek inkâr mı ediyorlar?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem Allah, rızık husûsunda bazınızı bazınızdan üstün kıldı. Böylece üstün kılınanlar ise, rızıklarını (kendileriyle eşit dereceye gelecek şekilde) ellerinin altındaki kölelerine verici değiller ki, artık onda (o rızıkta) kendileri müsâvî olsunlar. (Onlar kendi köleleriyle eşitliği kabûl etmezken, nasıl oluyor da Allah'a eş tutup ortak koşuyorlar?)Şimdi Allah'ın ni'metini bilerek inkâr mı ediyorlar?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Allah; rızık konusunda (sizin gayret ve çalışmanıza bağlı) kiminizi kiminize fazlalıklı kılmaktadır. (Ama ne yazık ki) kendilerine fazlalık verilenler sözleşmeler gereği yönetimleri altında bulunanlara (çalışanlara, himaye veya yönetimi altındakilere) kendi rızıklarından (kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede tam ve hakkıyla) vermezler (onları servetlerine ortak yapmazlar). Hâlbuki bunda hepsi eşittir. Yoksa böyle yapmakla Allah’ın nimetini (ve infak emirlerini) bile bile inkâr mı ediyorlar? *
(*) Ayetin verdiği mesajın özeti: Allah’ın, insanların gayret ve çalışmalarına bağlı kendilerine nimet verdiği kimseler bu nimetleri sözleşmeler gereği yönetimleri altında bulunanlar (çalışanlar, himaye veya yönetimi altında vs. olanlar) ile eşit olarak paylaşmalıdırlar, aksi takdirde Allah’ın kendilerine verdiği nimetlere karşılık O’na nankörlük etmiş olurlar. İşte öğretisiyle bu ayet İslâm’ın eşitlik, adalet, dayanışma, paylaşma gibi sosyal değerlere verdiği önemin veciz bir ifadesidir. Aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirttiği gibi Allah insanların gayret ve çalışmalarına bağlı nimet ve rızıkları farklı yapmaktadır. Yani bol rızık, fazla gayret ve çalışmanın sonucudur, sebepsiz değil. Ayrıca burada Muhammed el-Hârizmî ez-Zemahşerî (ö. 538/1144) el-Keşşâf adlı tefsirinde de şöyle diyor: Sizi rızık bakımından farklı farklı kılmıştır. Size, emriniz altında bulunanlara verdiği rızıktan daha fazla vermiştir. Oysa onlar da sizin gibi insandır ve sizin hemcinslerinizdir. Buna göre size verilen rızkın fazla kısmını onlara vermeniz ve böylece giyim kuşam ve yeme içme bakımından eşit hale gelmeniz icap ederdi. Nitekim anlatıldığına göre Ebû Zer el-Gıfârî, [v. 32/653]“Onlar sizin kardeşlerinizdir; onlara kendi giydiğinizden giydirin ve kendi yediğinizden yedirin.” şeklindeki sözü Hazreti Peygamber’den işittikten sonra, üstünde rida ve izar (alt ve üst giysi) olarak ne görüldüyse kölesinin üstünde de aynısı görülmüştür. [ Müslim, “İman”, 38].[1734] “Yoksa Allah’ın nimetini bile bile mi reddediyorlar?!” Allah Teâlâ burada bu eşitsizliği ‘nimeti bile bile inkâr etme’ sebepleri arasında zikretmiştir… Ayrıca müfessir Muhammed Ebu Zehre de Zemahşeri’nin tefsirine vurgu yaptıktan sonra (زهرة التفاسير) adlı kendi tefsirinde de şöyle diyor. İnsanların elde ettikleri rızık, nimet ve servetin semeresi hem kendileri hem de zayıf olup rızık, nimet ve serveti elde edemeyenler (yani fakirler, yoksullar, işsizler, himaye veya yönetimi altındakiler vs.) arasında paylaşılmalıdır. Bu nedenle Varlıklı insanlar bolluk içinde yaşayıp dururken, zayıflar/rızık elde edemeyenler fakirlik, yoksulluk ve maddi sıkıntılar içinde bulunmamalıdır. Yani, herkes rızık, nimet ve servetten payını almalıdır. Öyleyse insanın elde ettiği mal, nimet ve serveti yerinde, yani zayıf, yoksul, fakir, işsiz, himaye ve yönetimi altındakiler vs. ile paylaşmaya yanaşmayanlar, Allah’a şükretmeyip nimetlerini inkâr etmiş olurlar. İşte yine Muhammed Ebu Zehra (زهرة التفاسير) adlı tefsirinde de bu görüşü tercih ederek (هذا هو ظاهر الآية،) ‘’hazâ hüve zahirul ayeti’’ yani ayetin zahir anlamı da budur, diyor. Ayrıca ayete bu şekilde anlam verenler bir sürü tefsirler de vardır. Özetle, bu ayetle ilgili üç görüş vardır, ama ayetlerin zahirine, siyak ve sibakına baktığımızda en isabetli görüş burada açıkladığımız görüştür. (الله اعلم) فقد جعل سبحانه وتعالى الناس متفاضلين في رزقهم بحسب سعيهم واجتهادهم في الحياة وهذا غاية في العدل، قال تعالى: (وَاللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِي الرِّزْقِ ۚ فَمَا الَّذِينَ فُضِّلُوا بِرَادِّي رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَاءٌ ۚ أَفَبِنِعْمَةِ اللَّهِ يَجْحَدُونَ) [النحل: 71) .بيد أن الذي نود التشديد عليه، أن أساس الثروة والغنى في الإسلام هو العمل، فالله سبحانه وتعالى إذ يقول: «وَاللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ على بَعْضٍ فِي الرِّزْقِ...» (النحل: 71) اغتناء الناس، إذًا، وتفاوتهم في أرزاقهم ومعيشتهم، ورفع بعضهم فوق بعض درجات، وتفضيل بعضهم على بعض، ليست اعتباطاً، وإنما هي بقدر ما يبذلونه من جهد وعمل صالح، وصدق الله العظيم، حين قال: «وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى ? وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يرى ? ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَى» (النجم: 39 - 41). .نجد أنَّ الله تعالى يحثّنا من خلال هذه الآية الكريمة أن لا نردّ أو نمنع رزقه الّذي رزقنا إيّاهُ وفضَّلنا بِهِ على ما ملكت أيماننا، بل على العكس، علينا أن نُحسِنَ إليهم وأن نكون في هذا الرزق سوآء، أي علينا أن نتقاسمه بالتساوي بيننا وبينهم ونبتعد عن التكبرّ والأنانيّة والطبقيّة، ومن لم يفعل ذلك يكون قد جحد بنعمة الله، لقوله تعالى: "أَفَبِنِعۡمَةِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ"، هذه الآية تدلّنا بل تؤكدّ لنا أنَّ ملكت أيمانُنا هم اليتامى والمساكين والمحتاجين، لأنَّ اليتيم والمسكين والمحتاج هم الّذين بحاجة إلى رزق الله - إذًا نستطيع أن نقول من خلال هذه الآية البينة أنَّ ما ملكت أيماننا هُم كل إنسان مسكين، أو يتيم، أو ضعيف، أو محتاج، رجُلا كان أم إمرأة بحاجة إلى رزق الله كمساعدة مادّية أو معنوية من الآخرين الّذين فضّلهم الله عزّ وجلّ عليهم بهذا الرزق لكي يرزقونهم إياه بالتساوي بينهم ((مظاهر عدل الله تعالى - موضوع)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, sizin bir kısmınızı, rızık olarak bir kısmınıza üstün tuttu. Kendilerine fazla rızık verilenler, sorumlulukları altındakileri rızıklandırmaktan kaçınıyorlar. Hâlbuki rızıklanma hususunda eşittiler. Yoksa onlar Allah’ın nimetlerini mi yalanlıyorlar?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah azıklanma işinde kimini kiminden üstün kıldı. Oysa ki bu üstün kılınanlar kazandıkları azığı ellerinin altında ki kölelere onları kendileriyle bir tutarak vermezler. Onlar yine de Allah’ın iyiliğini tanımazlık mı ediyorlar?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah rızk hususunda birinizi diğerinize üstün kıldı [⁹], üstün gelen efendileri rızkı memlûklerine kendileriyle müsavi surette vermezler [¹⁰]. Hâlâ Allah/ın nimetini bilerek inkâr mı ediyorlar [¹¹]?
[9] Kimini zengin, kimini fakir kıldı.[10] Veya hepsinin rızkını veren Allah'tır, onlar rızkta beraberdir.[11] Malda kölelerini şerik kılmazlar, nasıl olur da Allah'ın bazı memlûklerini Allah'a şerik kılarlar, köleleri Allah'a şerik kılmakla Allah'ın nimetini inkâr etmiş oluyorlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah rızıkta kiminizi kiminizden üstün kıldı. Rızıkta üstün kılınanlar, akitle sorumluluklarının altında bulunanlara²⁵ vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Böylece onlar Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
25 Ayette geçen “Mâ meleket eymânuhum” (Sağ elinin altında bulunanlara) ifadesi bir efendinin, bir patronun, bir aile reisinin vb. sorumluluğunda olan kişilerin tümünü kapsar. Kur’an’ın ilk nazil olduğu dönemde erkek köle, kadın köle (cariye) veya koruma, hizmetçi vb gibi meşru yoldan akitle sorumluluk altına alınmış kişiler anlaşılırdı. Peki, insanlık kölelik ve cariyelik gibi insanlık ayıbı ve yüz kızartıcı olan bu gibi şeylerden kurtulduğuna göre bu ayet bugün nasıl anlaşılmalıdır? Bugün bir patron iş yerine alacağı çalışanlarla yapacağı işe göre hukuk çerçevesinde bir iş sözleşmesi yapacaktır. Dolayısıyla çalışan kesimi işverenlerin sorumluluğunda çalışanlar şeklinde de anlamamız mümkündür. Kendi yediklerinden yedirmeli, kazandıklarını hak geçirmeden paylaştırmalıdır. Hak ve hukuklarına riayet etmelidir. Unutmamalıdır ki, patron olmak, emrinde çalışanların efendisi, sahibi olmak değil, sadece onların işvereni olmaktır, haklarını gasp etmemelidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır; üstün kılınanlar, (zatî bir üstünlüğe sahip olmadıkları halde kendilerine verilen) rızıklarını ellerinin altında bulunanlara vermezler (ve onları mülkünde ortak kılmazlar) ki böylece onda (mülkte) eşit olsunlar. (Ama nasıl olur da mülkünde zatî bir üstünlüğe sahip olan Allah'ın bir takım ortakları olduğunu iddia ediyorlar!) Yoksa Allah'ın bu nimetini (üstün kıldığını) inkâr mı ediyorlar (ve zatî bir üstünlüğe sahip olduklarına mı inanıyorlar)?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, her birinize farklı güç ve yetenekler bahşederek, gerek sosyal statü, gerekserızık ve kazanç bakımından bir kısmınızı diğerlerinden üstün kılmıştır. Fakat kendilerine zenginlik bahşedilmiş olanlar, köle veya hizmetçileriyle eşit konuma gelecek şekilde rızıklarını onlarla paylaşmak istemezler. Peki, ey müşrikler! Siz servetinizde —onu size Allah verdiği hâlde— kölelerinizi ve hizmetçilerinizi kendinize ortak kabul etmezken, nasıl olur da Allah’a kulluk ve şükür konusunda başka ilâhları O’na ortak koşarsınız? Kendi mülk ve nüfuz alanınızda başka bir ortağa tahammül edemeyen sizler, nasıl olur da Allah’ın birer âciz kulu olan sözde “yüce şahsiyetleri” ya da uydurduğunuz sahte ilâhları Allah’ın mülk ve egemenliğinde O’na ortak kabul eder, kendinize lâyık görmediğiniz bir durumu Allah’a yakıştırmaya cüret edersiniz? Şimdi bu müşrikler, kendilerine bunca lütuflar bahşeden Rablerine ortaklar koşarakgöz göre göreAllah’ın nîmetlerini inkâr mı edecekler?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, Rızık’da bazınızı bazınıza üstün kıldı. Fazlaca verilmiş kimseler kendi rızıklarını, ellerinin mâlik olduklarına bırakacak değildir ki, onlar bunda eşit düzeyde olur. Allah’ın nimetini bile bile inkâr ediyorlar, öyle mi?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, rızk konusunda bazılarınıza ayrıcalık tanımıştır. Ama ayrıcalıklı olanlar, sahip oldukları nimetin fazlasını, hizmetinde bulunanlara vermeyerek eşitlik mi sağlıyorlar! Allah'ın nimetini inkar mı edebilecekler sanki!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kiminize kiminizden daha çok servet verdik. Servet verilenler, çalıştırdıkları insanlara, ailelerine pay ayırsınlar istedik. Onlar bunu yapmazlar, kendilerini insanlarla eşitlemezler. Onlara niye servet verdiğimizi anlamazlar. Emrimizi yerine getirmeyerek verdiklerimizi inkâr ederler. Kazandıklarını bizim verdiğimizi inkâr mı ediyorlar? Yoksa onlara verdiklerimizi kendilerinin kazandıklarını mı sanıyorlar? Görmüyorlar mı? Evlatları, çalışanları onlardan daha çok çalışıyor! Biz ne yapacaklar görelim diye servetlerle onları sınıyoruz. İnsan ise yanlış hükümler vererek imtihanını kaybediyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah rızık bakımından kiminizi kiminize üstün (farklı) kılmıştır. Farklı (bol rızık) verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu konuda kendilerini onlara eşit kılmazlar. [*] Allah’ın nimet(ler)ini inkâr mı ediyorlar!
Bu ayette rızık bakımından geniş imkânlara sahip kılınanların bunlardan yoksun olanları gözetmemesi eleştirilmekte, bu duyarsızlıkları nedeniyle de Yüce Allah’ın nimetlerini inkâr etmiş olacaklarına dikkat çekilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah, rızıkta sizi birbirinize üstün kıldığı halde üstün kılınanlar, bu rızıklarını hiç köleleriyle paylaşıp, onlarla eşit oluyorlar mı (da putlarını, Allah’la eşit görüyorlar?)¹ Şimdi de Allah’ın nîmet(ler)ini, inkâr mı ediyorlar?²
1 (Kurtubî, Celâleyn)2 Bu âyet, her ne kadar, “Allah, rızıkta sizi birbirinize üstün kıldığı halde üstün kılınanlar, bu rızıklarını herkesin eşit geçim düzeyine kavuşması için emirleri altındaki yoksullarla paylaşmıyorlar. (Böyle yaparak) şimdi de Allah’ın nîmetlerini, inkâr mı ediyorlar?” şeklinde tercüme edilebilirse de bu tercümeyle bir kısım sosyalist mantıklı çağdaş yorumcular, garip ekonomik teoriler üretmeye ve sosyalistler de kendi küfür sistemlerine dayanak bulmaya çalışmışlardır. Âyetin bu şekildeki tercümesi kanaatimizce yanlıştır. Meâli, “(Allah) size kendi hayatınızdan bir örnek veriyor. (Mesela); Size verdiğimiz rızıklarda, hiç köleleriniz, eşit şekilde hak sahibi ve birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinmeye râzı olacağınız ortaklarınız gibi olabilir mi? (de putlarınızı, Allah’la denk görüyorsunuz.) İşte Biz, aklını kullanabilen bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.” şeklinde olan (Rum: 28.) âyet bu âyetin açıklaması niteliğinde olduğu için yukarıdaki tercüme daha doğrudur. Yani Allah, bu âyetle bizlere: “Siz, Allah’ın size verdiği kölelerinizi ve hizmetçilerinizi kendinize ortak etmezken, Allah’ın ilâhlık ve hükümranlığı hakkında nasıl olur da başkalarını Ona ortak koşarsınız?” demek istemektedir. Bk. (Tefhim’-ül Kur’an-Mevdûdî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Rızık konusunda, kiminize kiminizden fazla veren Allah’tır: hal böyleyken, kendisine fazla verilmiş olanlar, rızıklarını -bu bakımdan aralarında eşitlik olsun diye- ⁸⁰ sağ ellerinin malik olduğu kimselerle paylaşmakta isteksiz davranıyorlar. Peki, (böyle yapmakla) Allah’ın nimetini (bile bile) inkara mı kalkışıyorlar?
80 “Rızıklarını ... ile paylaşmak” ifadesi, metinde “rızıklarını ...e döndürmek” olarak geçmektedir. “Sağ ellerinin malik olduğu kimseler” (yani, “meşru yollarla sahip oldukları kimseler”) burada, Allah yolunda yapılan savaşta tutsak alınan kimseler de olabilir (bkz. 2. sure 167 ve 168. notlar; 8. sure, 72. not), geçimleri konusunda başkalarına bağımlı olan ve dolayısıyla başkalarının sorumluluğu altında bulunan kimseler de olabilir. Kişinin sorumluluğu altında olan kimseleri kendisiyle eşit standartlarda yedirip içirmesi, zarurî ihtiyaçlarını karşılaması İslam’ın kesin ilkelerinden biridir; bunun içindir ki, Hz. Peygamber: “Allah’ın sizin sorumluluğunuza emanet ettiği (lafzen, “elinizin altında bulunan”), size bağımlı (havelukum) bu kimseler sizin kardeşlerinizdir. O halde, kardeşini kendi sorumluluğu altında tutan kişi, ona kendi yediğinden yedirsin, kendi giydiğinden giydirsin ve onlara taşıyamayacağı yük yüklemesin; onlara bir yük yüklemeniz gerektiğinde, onlara kendiniz de yardım edin” buyurmuştur. (Buhârî’nin muhtelif rivayetleriyle kaydettiği bu Sahîh Hadis, Müslim, Tirmizî ve İbni Hanbel’in derlemelerinde de yer almaktadır.) İnsanlar arasındaki sorumluluk bağının böylece ele alınması gerekirken, yine de insanların çoğu zaman zaman bu ahlakî sorumluluk duygusunu canlı tutmakta zaafa düşerler, ve bu zaaf, ayetin devamında ifade edildiği gibi, giderek Allah’ın nimetini ve O’nun kulları üzerindeki kesintisiz bağış ve esirgemesini inkara kadar varır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden farklı kılmıştır. Oysa kendisine zenginlik verilen kimseler, sahip olduğu malları ellerinin altında bulunanlarla paylaşmaya ve böylece onlarla eşit seviye ye gelmeye yanaşmıyorlar da şimdi onlar bile bile Allah’ın nimetini paylaşmıyorlar? 2/267, 3/92, 6/165, 43/32, 76/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ALLAH rızkı kiminize diğerinden daha fazla vermiştir. Peki, kendisine fazla verilenler emirleri altında çalışan kesimleri[²¹⁵⁷] servetlerine ortak etseler de, onlar da bu konuda (kendileriyle) eşit hâle gelseler ya![²¹⁵⁸] Buna (dahi razı olmayacaklarına) göre, hâlâ (ortak koşmakla), Allah’ın nimetlerini bile bile inkâra[²¹⁵⁹] yeltenmiş olmuyorlar mı?
[2157] Mâ meleket eymânuhum, bir efendi hesabına çalışan herkesi ifade eder. Bu bağlamda patron hesabına çalışan işçiyi de kapsar. Hz. Ömer’in, Allah Rasûlü’nün hanımlarını boşadığı haberi üzerine yaptıklarını anlattığı ünlü hadiste “Rasulullah’ın Bilal isimli kölesine vardım..” dediğine göre (Müslim ve Tirmizî), o dönemde hizmet görenler de “köle” diye anılabiliyordu. [2158] Bu âyet bazı çağdaş müfessirlerimizin anladığı gibi (Bkz: Esed) gelir dağılımıyla ilgili ahlâkî bir bağlama ilişkin değildir. Öncesi ve sonrasındaki âyetlerden de anlaşılacağı gibi tevhit ve şirkle ilgili akidevi bir bağlamda yer almaktadır. Yani bu bağlam insan-insan ilişkilerini değil, insan-Allah ilişkilerini önceleyen bir bağlamdır. Burada, kendi geçici ve sahte statülerini köleleriyle paylaşmaya yanaşmayacak olan müşriklere, Allah’a O’nun eşi ve dengi olmayan birtakım varlıkları ortak koşmalarının altında yatan çelişki ve mantıksızlık hatırlatılmaktadır (Krş: Taberî’nin İbn Abbas ve Katâde’den rivayeti). Aynı bağlamda benzer bir delilin dile getirildiği Rûm 28, bu âyetin maksadını anlamamızı kolaylaştırmaktadır. Bununla birlikte âyette tâli olarak gelir dağılımındaki dengesizliğe bir îmâ ve paylaşmaya dolaylı bir teşvik bulunduğu da söylenebilir. [2159] Cahd, Şu’arâ sûresinin 14. âyetinde açıkça yer aldığı gibi, doğrusunu bildiği hâlde ısrarla diliyle inkâra kalkışmaktır (Krş: Râğıb).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, rızk hususunda da, kiminizi kiminize üstün kıldı. (Kimi zengindir, kimi fakir) Bol rızık verilenler; buyrukları altında olanlara rızıklarını (ekseriya tam olarak) vermezler, (oysa onların servetinde buyrukları altında çalışanların da hakkı vardır) yoksa onlar Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar?
(Ki kendilerine de, buyrukları altında çalışanlara da rızkı veren Allah Teala'dır, ancak buyrukları altında çalışanlara rızkı, onların vasıtasıyle vermektedir ve bu da O'nun hikmeti gereği, onlar için bir imtihandır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Rızık konusunda, kiminize kiminizden fazla veren Allah’tır: hal böyleyken, kendisine fazla verilmiş olanlar, rızıklarını bu bakımdan aralarında eşitlik olsun diyesağ ellerinin malik olduğu kimselerle paylaşmakta isteksiz davranıyorlar. Ve böylece Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah Teâlâ bazınızı bazınız üzerine rızk hususunda üstün kılmıştır. Artık üstün kılınanlar, rızklarını onlar onda müsavî olmak için ellerinin altındakilere verici değillerdir. İmdi Allah'ın nîmetlerini inkâr mı ediyorlar?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah sizi, maişet ve rızık hususunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini, kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede, yanlarında çalıştırdıkları köle ve hizmetçilere vermezler. O halde nasıl olur da Allah'ın nimetini, Allah'ın kendilerinin üzerindeki hakkını bile bile inkâr ederler? [30, 28] {KM, Çıkış 21, 2; I Korintos. 12, 13}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, rızıkta kiminizi kiminizden üstün kıldı. (Rızıkça) üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını verip de hepsi rızıkta eşit olmuyorlar. Allah'ın ni'metini mi inkar ediyorlar?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh, sizden ba'zınızı ba'zınız üzerine rızıkda tafdîl itdi. O tafdîl olunanlar mâlik oldukları köle ve câriyelerinin rızkını virirler. Rızık husûsunda cümlesi müsâvîdirler. (Rızkı Allâh virir ötekiler vâsıtadır) Allâh'ın ni'metlerini inkâr mı iderler?.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah rızık konusunda kiminizi kiminden üstün kılar. Üstün kılınanlar, hakimiyeti altındakilere (esirlere)[1] kendi rızıklarından vermezler. Ama rızıkta bunlar da onlarla eşit hakka sahiptirler[2]. Allah’ın nimeti karşısında bile bile yalana mı sarılıyorlar?
[1] ... [2] Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Ellerinizin altındaki esirler ailenizin fertleri ve kardeşlerinizdir. Onları hâkimiyetinize veren Allah'tır. Allah kimin hâkimiyetine kardeşini vermişse yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin ve ağır işler yüklemesin, yükleyecekse de ona yardım etsin." (Buhârî İman/22 babu'l-meâsı min emr'il-cahiliye)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden üstün kılmıştır. Fakat, üstün kılınanlar, gözetimleri altında bulunanlara, kendileriyle eşit olurlar diye rızıklarını vermezler. Bile bile Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah rızıkta sizi birbirinize üstün kıldı. Kendilerine fazlalık verilenler, bu fazlalığı ellerinin altındakilere verip de onlarla eşit hale gelmek istemezler. Buna rağmen onlar Allah'ın nimetini mi inkâr ediyorlar?(20)
(20) Allah’ın kendilerine verdiği nimeti başkalarıyla paylaşmazken, Allah’ın nimetini Allah’tan başkasına nasıl mal ediyorlar?  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı Tañrı artuķlu eyledi bir niceñüzi bir nice üzere rūzį içinde. pes degül anlar kim artuķlu olındılar döndürici rūzįların anuñ üzere kim mālik oldı śaġ elleri pes anlar anuñ içinde berāberdur. pes Tañrı ni'met ine mi inkār eylerler?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Tañrı Ta‘ālā efḍal ḳıldı niçeñüzi niçeñüz üstine rızḳda. Ol efḍal olanlarḳaytarmazlar rızḳlarını ḳullarından, ḳırnaḳlarından. Anlar anda berāber‐lerdür. Pes Tañrı Ta‘ālā ni‘metlerini inkār iderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah ruzi baxımından birinizi digərinizdən üstün etmişdir. Üstün olanlar (varlılar) tabeçiliyində olanları (qulları, kənizləri) öz ruzilərinə şərik etməzlər ki, bu cəhətdən bərabər olsunlar. (Və ya onlar hamısı ruziyə şərik olduqları halda, varlılar öz ruzilərini tabeçiliyində olanlara verməzlər. Var-dövlət sahibləri öz ruzilərini onlara tabe olanlarla bərabər bölməyi, onları mallarına şərik etməyi özlərinə rəva bilmədikləri halda, hər şeyin xaliqi olan Allaha cansız bütləri və digər tanrıları şərik qoşmağı necə rəva görürlər?) İndi onlar Allahın ne’mətlərini inkarmı edirlər?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And Allah hath favoured some of you above others in provision. Now those who are more favoured will by no means hand over their provision to those (slaves) whom their right hands possess, so that they may be equal with them in respect thereof. Is it then the grace of Allah that they deny?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah has bestowed His gifts of sustenance more freely on some of you than on others: those more favoured are not going to throw back their gifts to those whom their right hands possess, so as to be equal in that respect. Will they then deny the favours of Allah?(2102)
2102 Even in the little differences in gifts, which men enjoy from Allah, men with superior gifts are not going to abandon them so as to be equal with men of inferior gifts, whom, perhaps, they hold in subjection. They will never deny their own superiority. How then (as the argument is pursued in the two following verses), can they ignore the immense difference between the Creator and created things, and make the latter, in their thoughts, partners with Allah?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاللّٰهُ
ve Allah
فَضَّلَ
üstün kıldı
بَعْضَكُمْ
kiminizi
عَلٰى بَعْضٍ
kiminizden
فِي الرِّزْقِۚ
rızık konusunda
فَمَا
değildir ki
الَّذ۪ينَ
o kimseler
فُضِّلُوا
üstün kı- lındılar
بِرَٓادّ۪ي
vericiler
رِزْقِهِمْ
rızıklarını
عَلٰى مَا
o kimselere ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
اَيْمَانُهُمْ
sağ elleri
فَهُمْ
fakat onlar
ف۪يهِ
onda
سَوَٓاءٌۜ
eşittir
اَفَبِنِعْمَةِ
şimdi nime- tini mi
اللّٰهِ
Allah'ın
يَجْحَدُونَ
inkâr ediyorlar
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hepsi eşit olsunlar. Hâl böyle iken onlar Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
فَضَّلَ
Fiil-II
ف ض ل
Üstün kıldı, faziletli kıldı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
رِزْق
İsim
ر ز ق
Rızık, yiyecek
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
فَضَّلَ
Fiil-II
ف ض ل
Üstün kıldı, faziletli kıldı
رَٓادِّى
İsim
ر د د
İade eden, verici
رِزْق
İsim
ر ز ق
Rızık, yiyecek
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَوَٓاء
İsim
س و ي
Eşit, dümdüz, orta yol
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَحَدَ
Fiil-I
ج ح د
İnkâr etti