close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 68. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veevhâ rabbuke ilâ-nnahli eni-tteḣiżî mine-lcibâli buyûten vemine-şşeceri vemimmâ ya’rişûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Rabbin bal arısına (şifalı bir tatlı yapmak üzere): "Dağlardaki (kaya oyuklarından), ağaçlardaki (kovuklardan) ve onların (insanların) kurdukları kovanlardan kendine evler (petekler) edin" diye vahyetti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bir de, Rabbinin arıya: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların hazırladıkları kovanlarda, kendine yuva edin” diye vahyettiğini.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rabbin bal arısına: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların hazırladıkları arılıklardan uygun yerleri kendine yuva haline getir” diye ilham etti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Rabbin arıya şöyle ilham etti: "Kendine dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) kurdukları kovanlardan evler edin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Senin Rabbin, bal arasına da şöyle vahy etti: “- Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve Rabbin, arıya vahyetti ki: “Dağlardan, ağaçlardan, insanların yaptıkları çardaklardan evler edin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
68,69. Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.[273]
[273] Vahy çeşitleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 17-19.  
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrın bal arısına: «Dağlarda ağaçlarda, çardaklarda yuvalar yap!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Senin Rabbin, bal arasına da şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.”
Vahiy, “Allah’ın, irade ettiği bilgileri insanlar arasından seçtiği peygamberlerine kelâm, söz ve mana olarak bildirmesi” dir. Kur’an ayetlerine baktığımızda, “vahiy” terimi peygamberlerin dışında da kullanılmıştır ki biz buna genelde ilham diyoruz. Gökyüzüne (Fussılet, 41/12), yeryüzüne (Zilzal, 99/5), Meleklere (Enfal, 8/12) Burada görüldüğü gibi arıya (Nahl, 16/68), Hz. Musa’nın annesine (Kasas, 28/7) ve Hz. İsa’nın Havarilerine (Maide, 5/111) de vahyedilmiştir. Ayrıca Kur’an’da sözü edilen bir başka vahiy şekli ise, şeytanların insanlara vahyetmesidir (Enam, 6/121).  
Cemil Said
swap_vert close
Senin rabbin arıya "Dağlarda, ağaçlarda insânların meskenlerinde yuva yap" diyu ilhâm iyledi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
68,69. Rabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine yuvalar edin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
68, 69. Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve Rabbin arıya vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve kurdukların (kovanlar) dan evler edin,"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rabbın bal arısına da şöyle vahyetti: dağlardan ve ağaçlardan ve kuracakları köşklerden göz göz evler edin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) kurdukları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabbin, bal arısına; dağlarda, ağaçlarda ve hazırladıkları şeylerde¹ yuva edinmesini vahyetti.²
1- Yuva, kovan. 2- Nasıl yapacağını bildirdi/ilham etti, öğretti.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
68,69. Rabbin bal arısına: «Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların senin için yapacakları) çardaklardan evler (kovanlar) edin, sonra meyve (ve çiçek) lerin her birinden ye de Rabbinin (bal imâlinde öğretdiği ve) kolaylıklar gösterdiği yaylım yollarına git» diye ilham etdi. Onların karınlarından (ağızlarından) renkleri çeşidli şerbet (bal) çıkar ki onda insanlar için şifâ vardır. İşte bunda da tefekkür edecek bir zümre için elbette bir âyet var.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve Rabbin nahl'e (bal arısına) vahyetti (ilhâm etti) ki: “Dağlardan, ağaçlardan ve(insanların) kurmakta oldukları çardaklardan evler edin!”(2)
(2)“Evet, bal arısı fıtratça (yaratılışça) ve vazîfece öyle bir mu‘cize-i kudrettir (Allah’ın kudretinin bir mu‘cizesidir) ki, koca Sûre-i Nahl onun ismiyle tesmiye edilmiş (isimlendirilmiş). Çünki o küçücük bal makinesinin zerrecik başında, onun ehemmiyetli vazîfesinin mükemmel programını yazmak ve küçücük karnında taâmların (yiyeceklerin) en tatlısını koymak ve pişirmek ve süngücüğünde zîhayat a‘zâları (canlı uzuvları) tahrîb etmek ve öldürmek hâsıyetinde bulunan zehiri, o uzuvcuğuna ve cismine zarar vermeden yerleştirmek, nihâyet dikkat ve ilim ile ve gāyet hikmet ve irâde ile ve tam bir intizam ve muvâzene(denge) ile olduğundan, şuûrsuz, intizamsız ve mîzansız (ölçüsüz) olan tabîat ve tesâdüf gibi şeyler elbette müdâhale edemezler ve karışamazlar.” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 142-143)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Rabbin, bal arısına da şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.”*
(*) “İlham etti” şeklinde çevirdiğimiz evhâ fiilinin türetildiği vahiy kavramı [farklı anlamları için bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’an-ı Kerîm A) Tanımı ve özellikleri 2. Vahiy” başlığı] burada “canlının kendisine yararlı olanları alması, zararlılardan sakınması ve kendi geçimini sağlaması hususunda muhtaç olduğu becerileri Allah Teâlâ’nın onda yaratması” anlamındaki ilham karşılığında kullanılmıştır (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1156). Psikolojide buna içgüdü denmektedir. Arıya yapması ilham edilen “yuvalar” dan maksat, arıların ağaç kovukları gibi uygun doğal mekânlarda veya insanların özel olarak hazırladığı kovanlarda kendi ürünleriyle oluşturdukları petekler ve her petekte bulunan altıgen gözcüklerdir. Bal arısı, Allah’ın verdiği ilham veya içgüdü sayesinde, bizzat kendisinin ürettiği bal mumuyla kendi yuvasını yapmakta, dalak içine milimetrik ölçülerle altıgen prizma şeklinde gözcükler yerleştirmektedir. Âyetteki deyimiyle “her türlü besleyici ürünler”den nektar denilen bal ham maddesi ve çiçek tozu toplayarak bunları hem kendi tüketimi için hem de bal ve bal mumu yapmak için değerlendirmektedir. Bu arada meyve, sebze ve ekinlerde tozlaşmayı sağlama konusunda da bütün diğer böceklerin toplamından daha fazla iş görmektedir. (Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 416-418) Ayrıca Allah tarafından yapılan vahyin “ilâhî vahiy” kavramını kendi arasında tekvînî, ilhâmî ve teşriî/hakîkî vahiy şeklinde değişik kısımlara ayırmak mümkündür. 1-Tekvînî vahiy: Cansız varlıkların hususi görevlerini bildiren bir vahiy şeklidir. Hususi vazifelerini kendilerine bildiren Allah, bunu vahiy kelimesiyle ifade etmiştir. Kur’an’da bu vahiy çeşidi, göklere ve yere yapılan vahiy olarak kendini göstermektedir. 2- Canlılardan bal arısına vahyi (Nahl, 16/68-69). Bu vahiy, ilham, içgüdü anlamındadır. Ve yine insanlardan Hz. Musa (a.s)’ın annesine (Kasas, 28/7) ve Hz. İsa (a.s)’ın havarilerine (Mâide, 5/111) vahyi. Bu vahiy, fıtrî ilham, îma, emir anlamındadır 3-Teşriî Vahiy: İnsanlık camiasından seçilip görevlendirilen peygamberler vasıtasıyla, insanların ve de cinlerin dünya ve ahiret hayatlarının mutluluğu için prensipler koyan ilâhî mesajlardan ibarettir. Buna hakikî vahiy de denilir. Hakîki/Teşriî vahiy kavramı; "Allah tarafından peygamberlere vasıtalı veya vasıtasız olarak ulaştırılan vahiy” olarak da tanımlanabilir. Ama bu ayete bal arısına yapılan vahiy ise, ilham ve içgüdü anlamındadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rabbin arıya “Dağlarda veya ağaçlarda veya insanların yükseklere hazırladıkları yerler (kovanlar) da evler edinin” diye vahy etti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Senin tanrın bal arısının gönlüne şunu bildirdi: "Dağlarda, ağaçlarda, kovanlarda barın,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
68, 69. Rabbin bal arısına vahiy [⁴] etti ki dağlarda, ağaçlarda, halkın sizin için çardak yaptıkları yerlerde evler yapın, sonra her bir nevi meyve ve çiçekten ye, Rabbinin sana çok kolay yaptığı [⁵] yollara git [⁶], onların karınlarından muhtelif renkli, nâs/a şifalı içecek çıkar. Bunda tefekkür eden kavim için ibret vardır.
[4] Ona öğretti.[5] Yahut yola münkat olarak git[6] Yani Rabbinin öğrettiği yollarda bal yapmak için git.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti:²⁴ “Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) yaptıkları kovanlardan [ya’rişûn] kendine evler/yuvalar edin!”
24 Rabbin arıya vahyetmesi bize vahyin mahiyetini de verir. Biz, asırlar önce gelip geçen peygamberlerin vahy alışını, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın annelerinin vahye mazhar oluşlarını bizatihi gözlerimizle görmedik. Ancak insanoğlu kıyamete kadar yeryüzünün her noktasında arıyı görebilir ve onun bal yapışındaki odaklanışına somut bir örnek olarak şahit olabilir. Vahyin ne olduğunu arıya bakarak daha iyi anlayabiliriz. Bu ayette kastedilen, bir yandan arıya verilen bir içgüdü olduğu kadar, tabiri caizse, vahyin manyetik yumağı içinde, arı kendisine ne deniyorsa ancak onu yapar anlamındadır. Arıya evini böyle yap, balı böyle yap diye vahyedilmişse, bu arı ev ve bal yapmaktan başka bir şey yapamaz ve başka bir şeye de odaklanamaz yani başka bir şeyle de meşgul olamaz demektir. Arı, ne vahyediliyorsa ancak onu yapar. Yani her an arı balla meşguldür. Ya çiçeklerden öz topluyordur, ya taşıyordur veya kovanda bal imal ediyordur vs. Nitekim bir arı bir gram bal yapabilmek için dört bin çiçeği dolaşıyor. Vahy kelimesinin burada kullanılması boşuna değildir. Peygamberler için de durum aynıdır. Peygamberler de vahiy aldıkları esnada vahyin gereğinden başka bir şey yapamıyor ve vahyedilenin dışında bir şey düşünemiyordu. Ancak vahyde deneni yapıyordu. Yani bütün benliğiyle vahye odaklanıyordu. Keza Hz. Musa’nın ve Hz. İsa’nın anneleri de kendilerine deneni yapıyor başka bir şey düşünemiyorlardı. Bu itibarla arı için de aynı şeyi söyleyeceğiz. Arının; ışıklı masalardan yoksun, T cetveli, iletki ve pergel gibi aletler olmaksızın zifiri karanlık bir ortamda, mükemmel bir geometrik plan içinde yapmış olduğu altıgen gözeneklerden olan balmumu yuvası, bir nevi mimarlık harikasıdır dersek pek yanılmış olmayız. Prizmatik altıgenler hem mekân hem de malzeme olarak ekonomiktir. Yeryüzündeki bütün arıların yaptıkları altıgenlerin büyüklüğü ve bitkilerin özsularından elde ettikleri sıvıların arının bünyesinde bala dönüşmesi sünnetullah dediğimiz değişmez evrensel yasaların birer tezahüründen ibarettir. Böylece Allah, hem varlığın yasalarını koyuyor hem de varlığı emri altında bulunduruyor.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Rabbin bal arısına, “Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin” diye vahyetti.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Rabb’in, bal arısına vahyederek şöyle emretti: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların senin için yapacakları kovanlarda kendine yuva yapacaksın.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rabbin NAHL’e / Bal Arısı’na vahyetti: “Dağlar’dan, Ağaçlar’dan, çardak yaptıkları şeylerden evler (kovanlar) edin!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Rabb'in arıya da vahyetti: " dağlara git, kaya ve ağaç kovuklarında, ya da bağ evlerinde kendine bir yer bul.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbin bal arısına: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler edin.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rabbin bal arısına şöyle vahyetmişti (bildirmişti): “Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların) yaptıkları çardaklardan kendine yuvalar edin!
Mehmet Türk
swap_vert close
Rabbin bal arısına: “Dağlarda, ağaçlarda ve (insanların) yaptıkları kovanlarda kendine evler edin” diye vahyetti. ¹
1 Buradaki arıya vahiy, Allah’ın onu gizli bir şekilde terbiye ederek ona, o his ve sanatı öğretmesi, demektir. Bütün varlıklardaki, bugün “içgüdü” denilen şey aslında, Allah’ın arıya vahyi gibi, o varlıklara da birer vahyidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve bir de, Rabbinin arıya: “Dağlarda, ağaçlarda ve [insanların] hazırladıkları kovanlarda kendine yuva edin” diye vahyetti[ğini] ⁷⁷
77 Burada, “vahyetti” (evhâ) ifadesi, Allah’ın bu küçük kanatlı varlığa verdiği, mükemmel bir geometrik plan içinde şaşmaz oranlara dayalı altıgen, prizmatik balmumu hücrelerinden müteşekkil bal peteğini -o hem mekan, hem de malzeme bakımından son derece ekonomik, dolayısıyla son derece rasyonel mimarlık harikasını- yapma hüner ve insiyakına dikkat çekiyor. Ayetin devamında bahsedilen, bitki özsularının arının gövdesinde bala dönüşmesiyle bütünlenen bu olgu “sünnetullahın” tabiattaki çarpıcı tezahürlerinden birini teşkil etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları çardaklarda kendine yuvalar yap!”
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine Rabbin arıya vahyetti (de, sanki fıtratı arıya şöyle seslendi):[²¹⁵³] “Dağlardan, ağaçlardan ve imal edilmiş kovanlardan kendine yuva edin!
[2153] Rabbin arıya vahyetmesi ile Fussılet 12’de geçen yedi kat göğe emrini vahyetmesi arasında mahiyet ilişkisi vardır. Her ikisi de nedenselliğin ilâhî yasalarına delâlet eder. Cebbâr, Kahhâr ve Maliku’l-Mulk olan Allah’ın hem varlığın yasalarını koymasını hem de varlığı sürekli emri altında bulundurmasını ifade eder (41:12’nin notuna bkz). Arıya vahyedilmesi, ona yaratılış amacının yüklenmesi demektir. Bu onun programına Allah tarafından yazılmıştır. Arının kendisi için yazılan programa göre hareket etmesi, kendisine yapılan vahye kulak vermesi, yani “fıtratının sesini dinlemesi”dir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
68,69. (Ey Muhammed) Rabbin bal arısına: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin; sonra meyvelerin hepsinden yemek üzere Rabbinin sana ihsan kıldığı yollara gir" diye ilham etti, onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda da, düşünen bir topluluk için nice ibret verici ayetler vardır!
(Nitekim düşünülecek olursa birinci örnekte; besin maddelerinden ince barsaklarda ilkin kan ve süt, bekletildiği zaman fışkı olmaktadır.. ikinci örnekte de: meyvelerden ilkin tatlı şurup ve bekletildiği zaman ise içki yapılmaktadır.. üçüncü örnek ise bu iki örnekten farklıdır: çünkü, bal arısının kusup da peteklere doldurduğu besin maddelerinden bal meydana gelmektedir... oysa o besin maddeleri kusulmayıp da barsaklara geçmiş olsaydı ondan da fışkı teşekkül edecekti.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Rabbin, bal arısına vahyetti ki: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Rabbin bal arısına da ilham etmiştir ki, «Dağlardan ve ağaçlardan ve çardaklardan evler ittihaz edin.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
68, 69. Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut. ”Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda alacak ibret vardır. {KM, Yoel 2, 22-24}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbin, bal arısına şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve kurdukları çardaklardan evler edin!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rabbin arıya ilhâm iyledi ki: Dağlardan ve ağaçlardan ve nâsın senin içün yapdığı mekânlardan hâne ittihâz it.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbin bal arısına şöyle bildirdi: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları çardaklarda kendine evler edin.
Şaban Piriş
swap_vert close
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve kovanlardan kendine evler yap.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rabbin balarısına vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan, insanların kurduğu kovanlardan(13) kendine evler edin.(14)
(13) Balarısı bulduğu her yere yuva yapmaz; belirli ölçütlere başvurarak, elverişli yerler arasında en uygununu seçer. Bu ifadelerde de arının bu seçici davranışına bir işaret vardır.(14) Bu ve bir sonraki âyette, balarısıyla ilgili sözcükler, Türkçeye aktaramadığımız bir özellik taşımakta ve dişilik belirtmektedir. Gerçekten de, bir balarısı kovanında cereyan eden bütün işler dişi balarıları tarafından yapılmakta ve bu arada bal da tamamen dişi balarılarının elinden çıkmaktadır. Kovanın başındaki arı da kraliçe arıdır. Ancak bu gerçek yirminci yüzyılda keşfedilmiş; o zamana kadar insanlar “arı beyi” efsaneleriyle oyalanmışlardır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rabbin, balarısına şöyle vahyetti: "Dağlardan evler edin, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan da..."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
68-69. daħı ilhām eyledi çalabuñ aruya kim “dutgıl ŧaġlardan evler daħı aġaçlardan daħı andan kim aġaç ev eylerler andan yigil her yimişlerden pes yürigil çalabuñ yollarında boyun viricilerken” çıķar ķarınlarından içesi nesene dürlü dürlü renkleri anuñ içinde dermāndur ādemįler içün. bayıķ şunuñ içinde nişāndur bir ķavma kim endįşe eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ilhām eyledi Tañrı Ta‘ālā arılara ki: İdin ṭaġlardan evler, aġaçlardandaḫı, anlar düzdügi nesnelerden daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəbbin bal arısına belə vəhy (təlqin) etdi: “Dağlarda, ağaclarda və (insanların) qurduqları çardaqlarda (evlərin damında, üzümlüklərdə) özünə evlər tik (pətəklər sal);
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And thy Lord inspired the bee, saying: Choose thou habitations in the hills and in the trees and in that which they thatch;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And thy Lord taught the Bee(2097) to build its cells in hills, on trees, and in (men´s) habitations;
2097 Awha: wahy ordinarily means inspiration, the Message put into the mind or heart by Allah. Here the Bee's instinct is referred to Allah's teaching, which it undoubtedly is. In 99:5, it is applied to the earth: We shall discuss the precise meaning when we come to that passage. The honeycomb, itself, with its hexagonal cells, geometrically perfect, is a wonderful structure, and is well called buyut, homes. And the way the bee finds out inaccessible places, in the hills, in the trees, and even among the habitations of men, is one of the marvels of nature, i.e., of Allah's working in His Creation.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَوْحٰى
ve vahyetti
رَبُّكَ
Rabbin
اِلَى النَّحْلِ
bal arısına
اَنِ
diye
اتَّخِذ۪ي
edin
مِنَ الْجِبَالِ
dağlardan
بُيُوتاً
evler
وَمِنَ الشَّجَرِ
ve ağaçlardan
وَمِمَّا
ve o şey- den ki
يَعْرِشُونَۙ
çardak ku- ruyorlar
Rabbin bal arısına vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve (insanların yaptıkları) çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin."
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
نَحْل
İsim
ن ح ل
Bal arısı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَبَل
İsim
ج ب ل
Dağ
بَيْت
İsim
ب ي ت
Beyt, ev
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شَجَر
İsim
ش ج ر
Ağaçlar
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَرَشَ
Fiil-I
ع ر ش
Yükseltti, çardak kurdu