Yine, hurma ağaçlarının ve asmaların ürünlerinden, hem sarhoşluk veren (zararlı) şeyler,[²¹⁵¹] hem de yararlı, güzel bir rızık elde ediyorsunuz: elbet bunda aklını kullanan bir topluluk için mutlaka alınacak bir mesaj vardır.[²¹⁵²]
[2151] Parantez içi açıklamamız, “hem şunu, hem de bunu” formundaki cümlenin söz dizimi gereğidir. Ve bağlacından sonra elde edilen rızkın hasenen (iyi, güzel, yararlı) diye nitelendirilmesinden, öncekinin zımnen de olsa bunun tersi olduğunu çıkarmak mümkündür. Said b. Cübeyr de sekeran (sarhoşluk veren) kelimesini, hasenenin zıddı olarak anlamış, İbn Abbas’tan da bu yönde bir görüş aktarılmıştır (Taberî). Esasen içkinin kötülüğü Medine dönemiyle sınırlandırılamayacak bir şeydir. A’raf 33 bunun delilidir. Mekkeliler de hiç kuşkusuz, her insan gibi içkinin kötülüklerini bizzat biliyorlardı. Hz. Ömer cahilî hayatında da içki kullanmamakla övünürdü. Haniflerin içkinin kötülüğü aleyhine sözleri ve yergi şiirleri dilden dile okunuyordu (Umeyye b. Ebi’s-Salt es-Sekafi örneği için bkz: İbn Kuteybe, eş-Şi‘r-Ve’ş-Şu‘arâ, Beyrut, 1405, s. 300-301).
[2152] Kur’an’ın “mesaj vardır” dediği her yerde durmak ve derin derin düşünmek gerekir. “Burada bitki ve hayvanlar üzerinden verilen mesaj nedir?” sorusunun doğru cevabını bulmak için önce pasajın temel konusunu tesbit etmek gerekir. O konu 70. âyetin de gösterdiği gibi insan hayatıdır. Bitki ve hayvan örnekleri sırf insan hayatı açısından taşıdığı değer gözetilerek verilmiştir. Üzüm ve hurma gibi nimetler hem insanın aklî fonksiyonlarını yavaşlatan içki üretiminde kullanılabilir, hem de iyi, temiz ve yararlı gıdalar elde etmede. Kıssadan hisse şudur: İnsan hayatı bir nimettir. O nimeti kötüye veya iyiye kullanmak insanın elindedir.