close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 62. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyec’alûne li(A)llâhi mâ yekrahûne vetasifu elsinetuhumu-lkeżibe enne lehumu-lhusnâ(s) lâ cerame enne lehumu-nnâra veennehum mufratûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'a, kendilerinin bile hoşlanmadıkları şeyleri atfederler ve dilleri de güzel ve hayırlı sonucun kendilerine mukadder olduğunu yalan yere söyler durur. Hiç şüphe yok ki onlarındır ateş ve tezcek, herkesten önce onlar girerler ateşe.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar, kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a (isnat edip) uygun görürler. (Kendi kötülükleri için de "kader kurbanıyız" derler.) Dilleriyle de, yalan (ve riyakârlık)la; en güzel olan (davranış ve başarıların ise) ’kendilerinin (marifet ve meziyeti) olduğunu’ ileri sürmektedirler. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehenneme herkesten) önce sürüleceklerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'a, kendilerinin bile hoşlanmadıkları kızları yakıştırırlar ve dilleri de güzel ve hayırlı sonucun kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Şüphe yok ki, ateş onlarındır ve herkesten önce de onlar girerler ateşe.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırıyorlar. Dilleri, yalan yere en güzel mükâfatın kendilerine ait olduğunu ifade ediyor. Hiç şüphesiz onlar için ateş, cehennem vardır. Onlar, herkesten önce cehenneme atılacaklar ve unutulacaklar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 11/9-10; 18/35-36; 19/77; 41/50.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerinin hoşlanmadıklarını Allah'a isnad ediyorlar; dilleri de en güzelin kendilerinin olacağı konusunda yalan uyduruyor. Şüphesiz onlar için ateş (cehennem) vardır ve onlar (orada) öncüdürler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hem kendilerinin hoşlanmamakta oldukları kızları Allah'a isnad ediyorlar, hem de: “-En güzel akıbet onlarınmış.” diye dilleri kendilerine yalan söylüyor. Çare yok, ateş onların... Oraya en önde gidip kalacaklardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İğrendikleri şeyi Allah’a isnad ediyorlar. En iyi, en güzeli kendilerinin olacak diye dilleri yalan anlatıyor. Gerçekten onlar için ateş vardır. Ve onlar terkedileceklerdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terk olunacaklardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyeni Allaha ayırırlar, «iylik onlarınmış» diye yalan söyler dilleri, şüphe yok ki, onlar için ateş var, ilk önce ateşe atılacaklar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, hoşlanmadıklarını Allah'a mal ederler. Dilleri de güzel şeylerin kendilerinde olduğunu yalan yere söyler durur. Oysa hiç kuşku yok ki onların yeri cehennemdir, oraya en önde gireceklerdir.
Hoşlanmadıkları ya da başaramadıkları şeyleri “ne yapalım kaderimiz böyleydi” diyerek Allah’a isnat ederler. Ama güzel bir iş yaptıklarında bunu kendi başarıları ve marifetleri olarak görerek “dişimizle tırnağımızla çalışıp bugünler geldik” dedikleri anlatılmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Kendi istikrâhlarını mûcib olan şeyi Allâh’a isnâd idiyorlar, kendilerine güzel bir mükâfât mukarrer oldığını söyledikleri vakit yalan söylüyorlar, halbuki ânlar içün mukarrer olan ateşdir en evvel ânlar atılacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Beğenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a nisbet ediyorlar. Öte yandan en güzel sonucun kendileri için olacağı yolunda dillerinden asılsız iddialar dökülüyor. Kaçınılmaz olarak onlara ancak ateş vardır ve onlar oraya sürüleceklerdir!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalanın örneğini veriyor. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar, (ateşe) terkolunacaklar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hoşlanmadıkları şeyleri ALLAH'a malediyorlar ve kendilerinin iyi hakkettikleri yalanını dillerinde geveliyorlar. Elbette, ateşe terkedilecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem Allaha kendilerinin hoşlanmıyacakları şeyler isnad ediyorlar, hem de dilleri kendilerine yalan söylüyor: en güzel akıbet onlarınmış! Doğrusu ateş onların, hem onlar ona en önde gidecekler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hem o kâfirler utanmadan) kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, (kız çocuklarını) Allah’a isnat ediyorlar, (hem de O’nun dinini, peygamberini hafife almalarına rağmen) dilleriyle en güzel akıbetin kendilerinin olduğu yalanını uyduruyorlar. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar (herkesten önce) ona (ateşe) sokulacaklardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta¹ olanlardır.
1- Aşırılık, haddi aşma.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar Allah'a kendilerinin bile hoşlanmamakda oldukları şeyleri isnâd ederler, dilleri de yalan yere en güzel (aakıbet) in muhakkak kendilerine has olduğunu söyler. Hiç şüphe yokdur ki onların hakkı ateşdir ve onlar (cehennemin) öncüler (i) dir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem beğenmeyecekleri şeyleri Allah'a isnâd ediyorlar, hem de en güzel (âkıbet)gerçekten kendilerininmiş diye dilleri yalan söylüyor. Hiç şübhesiz ki, onlar için ateş vardır ve onlar (ona) gerçekten en önde götürülecek kimselerdir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a ait kılarlar. Dilleri de yalan olarak en güzel olanın muhakkak kendilerinin olduğunu düzmektedir. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve şüphesiz ki onlar (ateşe) sürüleceklerdir!*
(*) Lafzen, “en güzelin (el-husnâ) kendilerine ait olduğu hakkında...” -yani, kendi dinsel ya da dindışı görüşlerinin, olanca saçmalıklarına rağmen, Allah katında güzel ve makbul görüleceğini sanıyorlar. Yukarıdaki anlam örgüsü içinde el-husnâ tabiri için benimsenen (öteki müfessirler arasında Zemahşerî ve Râzî tarafından da zikredilen) bu yorum, sonraki ayette geçen “Şeytan onlara yapıp-ettiklerini güzel gösterdi” ifadesiyle mantıkî bir bağlantı içindedir. (M. Esed 62. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyen şeyleri ve ağızlarıyla uydurdukları yalanları Allah’a nispet ediyorlar ve güzel olan şeyleri de kendileri sahipleniyorlar. Şurası muhakkak ki ateş onlarındır ve ateşin içinde onlarla hiç ilgilenilmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İstemedikleri olunca "Allah’tan" derler. Sonlarının iyi olacağını söyliyerek de kendi ağızlarıyla yalan uydurmuş olurlar. Gerçekten bu kimseler için ateş vardır. Ateşe ilk atılacak olanlar da onlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İstemediklerini [⁷] Allah için yaparlar. Dilleri ise yalan söyler durur, gûya: En güzel makam kendilerininmiş. Elhak onlar için ateş vardır. Onlar evvel gidenlerdir [⁸].
[7] Riyasette ortak olmak, kız çocuğu olmak gibi.[8] Lâyık olmayan bir şeyi Allah'a isnat ederek Cennet umanlar günden güne Cehenneme ilerlerler. Yahut onlar ateşte unutulmuşlardır. Ateşten çıkmayıp daima ateşte kalacaklardır veya başkalarından evvel ateşe gireceklerdir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnat ederler. En güzel sonuç kendilerinin olacak diye yalan söylerler. Hiç şüphe yoktur ki ateş onlar içindir ve şüphesiz onlar herkesten önce gireceklerdir [mufratûn].
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın kendilerinin olduğunu düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a yakıştırmaktan çekinmezler. Bir de hiç çekinmeden, kendilerinin en güzel şeylere lâyık olduğunu iddia ederek göz göre göre yalan söylerler. Oysa hiç kuşku yok ki, onların hakkı ateştir; hem de cehennemin öncüleri olarak! İşte, ilâhî prensipleri hayatın dışına iten, fakat haktan ve hukuktan söz eden inkârcıların gerçek yüzü ve âkıbeti budur:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hoşlanmayacakları şeyleri Allah’a ait kılıyorlar. Onlar için İyilikler / Güzellikler vardır” diye onların dilleri Yalan’ı niteliyor. Şüphe yoktur ki, onlar için Ateş vardır; onlar, müfrat / aşırı gitmişlerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanoğlu sevmediği bir şeyi Allah'tan bilir. Sevdiği şeyin ise, kendi eseri olduğunu her fırsatta söyleyerek sadece kendisini kandırır. Halbuki ateşe en önce onlar fırlatılacak.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hoşlarına giden bir şey olursa hemen biz yaptık, bu bizim hakkımızdır, aklımızla, mantığımızla, bileğimizin hakkıyla elde ettik derler. Eğer yaptıklarının sonucu hoşlarına gitmezse; anında çark ederler. Sanki kendileri hiçbir şey yapmamış gibi; Allah’ın takdiri buymuş deyip kabahati Allah’a atarlar. Onlara göre kazançlar kendilerinden, zararlar Allah’tandır. Dilleri bunları söyledikçe büyük bir yalanın içindedirler. Hiç şüphesiz yalancılar için sadece ateş vardır. Ateşten hiç çıkamayacaklar. Dünyada yasalarımızı terk ettikleri gibi, ahirette ateşe terk edilecekler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a yakıştırıyorlar; [*] dilleri de (mahşerde) en güzel (ödülün) kendilerinin olduğu yalanını yakıştırıyor. Şüphesiz ki onlar için sadece ateş vardır ve onlar şüphesiz ki (ateşe) terk edileceklerdir. [*]
Benzer mesajlar: Nahl 16:57; Sâffât 37:151-153; Zuhruf 43:15-16; Tûr 52:39; Necm 53:21.,Ayetin sonundaki [mufratûne] kelimesi eğer [râ] harfinin [fetha]sıyla okunursa “sürüklenmek, terk edilmek, bırakılmak, unutulmak” demektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar beğenmedikleri şeyleri, Allah’a yakıştırıyorlar, dilleri de en güzel şeylerin kendilerinde olduğu yalanını, söyleyip duruyor. Şüphesiz cehennem, onlar içindir ve (cehenneme) ilk önce giren, kesinlikle onlar olacaktır.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve bir de, hoşlanmadıkları şeyi ⁷⁰ (önce) Allah’a yakıştırırlar; sonra da kalkıp bunu dile getirirken, sanki en güzel, en erdemli olan neyse onu hak etmişler gibi, gerçek dışı, yalan açıklamalarda bulunurlar. ⁷¹ Aslında, onlar sadece ateşi hak etmektedirler ve şüphesiz kendileri [Allah’ın rahmetinden] uzak tutulacaklar! ⁷²
70 Yani, “kızları” (bkz. yukarıda 57-59. ayetler): fakat, Zemahşerî’nin de işaret ettiği gibi, bu ifade, Allah’ın kudret ve iktidarında bir pay sahibi olduklarına inanılan varlıkların O’na ortak koşulması ve dolayısıyla O’nun birliğinin, eşsizliğinin inkarı haletini de îma etmektedir; bir başka deyişle, burada sözü edilen kimseler kendi meşruiyet alanlarına el uzatılmasını, nüfuzlarının hasımlarınca daraltılmasını hoşnutsuzlukla karşılarken, aynı hassasiyeti Allah fikri, ilah anlayışları konusunda göstermiyorlar.71 Lafzen, “en güzelin (el-husnâ) kendilerine ait olduğu hakkında...” -yani, kendi dinsel ya da dindışı görüşlerinin, olanca saçmalıklarına rağmen, Allah katında güzel ve makbul görüleceğini sanıyorlar. Yukarıdaki anlam örgüsü içinde el-husnâ tabiri için benimsenen (öteki müfessirler arasında Zemahşerî ve Râzî tarafından da zikredilen) bu yorum, sonraki ayette geçen “Şeytan onlara yapıp-ettiklerini güzel gösterdi” ifadesiyle mantıkî bir bağlantı içindedir.72 Lafzen, “onlarınki [yahut “onların payı”] ateş olacak ve terk edilecekler”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar hem hoşlanmadıklarını Allah’a layık görürler, hem de ahirette en güzel akıbetin kendilerini beklediği yalanını dillerine dolarlar. Hiç kuşku yok ki ateş onlar içindir ve onlar haddi aşanlardır. 18/36, 16/57-58-59, 17/40, 19/88...93, 37/149, 43/15...19, 52/39, 53/21...23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hem kendilerinin hoşlanmadığı şeyi Allah’a lâyık görürler, hem de en güzel akıbete kendileri lâyıkmış gibi yalan beyanda bulunan dilleriyle kendilerini aldatırlar.[²¹⁴¹] Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, ellerine geçen sadece ateş olacaktır; üstelik de onlar önden buyur edilecekler.[²¹⁴²]
[2141] Veya: “Kendi (kalplerinin inanmadığı) yalanı dilleriyle söylerler.” (Krş: Âyet 116). [2142] “Aşırılar, önde gidenler” anlamına mufrıtûn olarak da okunmuştur (Zemahşerî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Müşrikler, beğenmedikleri şeyleri (kız çocuklarını) Allah'a isnâd etmekle kalmazlar da; yalan yere, (ahiret var ise) güzel sonun da elbette kendilerinin olacağını iddia ederler. Oysa kuşkusuz onlar için ancak cehennem ateşi vardır ye onlar cehennemin öncüleridir.
Osman Fırat
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah içidir diyorlar ve güzel olanın kendilerine aitmiş gibi dilleriyle de yalan uyduruyorlar. Hiç şüphe yok ki onlar için ateş(cehennem) vardır ve muhakkak ki onlar aşırı taşkın (ifrat) halindeler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah için kendilerinin hoşlanmadıklarını isnat ederler ve dilleri yalanı söylüyor ki, onlar için elbette en güzel akıbet vardır. Şüphe yok ki onlar için ateş vardır. Ve onlar mutlaka o ateşte terkedilmişlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem utanmadan, kendilerinin beğenmedikleri şeyleri Allah'a yakıştırıyor, O'nun dinini, peygamberini hafife alıyorlar, hem de en güzel âkıbetin kendilerini beklediği yalanını uyduruyorlar. Beklesinler bakalım! Onlara olsa olsa ateş vardır! Hem de oraya gireceklerin başında olacaklardır. [41, 50; 18, 35-36; 11, 9-10; 19-77]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendilerinin hoşlanmadıkları şeyi Allah'a veriyorlar, üstelik de dilleri, "En güzel sonuç, kendilerinin olacak" diye yalan söylüyor. Onlara mutlaka ateş vardır ve onlar ona sürüleceklerdir!
Âyetin sonundaki ÂïáòÑî×èæ(mufratûn) kelimesinde râ (üstün) okunduğu takdirde: "Onlar, ateşe sürüleceklerdir" demek olur. Fakat râ (esire) okunûrsa "Onlar ifrât edenler, yani aşırı gidenlerdir" mânâsı çıkar.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kendileri içün kerîh gördüklerini (kız evlâdı) Allâh Te'âlâ'ya isnâd iderler. Kendilerine iyilik ve sevâb oldığını söyleyerek lisânlarını yalan ile mevsûf iderler. Muhakkak onlara cehennem vardır. Onlar ateşe sevk olunurlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dillerinin süslediği yalanla en güzelin kendi hakları olduğunu söyleyerek beğenmedikleri şeyi Allah’a mal ederler. Zerre kadar şüphe yok ki onların hak ettikleri ateştir ve oraya önce onlar sokulacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ederler ve yalana alışkın dilleri en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu ifade eder. Kuşkusuz onlara ait olan “ateş”tir. Ve onlar “cehennem”e doldurulacaklardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerinin hoşlanmadığı şeyi Allah'a yakıştırıyorlar; bir de kendilerini güzel bir âkıbetin beklediğine dair dilleriyle yalan uyduruyorlar. Hiç kuşkusuz onların hakkı ateştir ve oraya herkesten önce gireceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendilerinin bile çirkin bulacağı şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan düzüp donatıyor: En ileri güzellik onlarınmış! Kuşkusuz olan şu: Onlar için ateş vardır. Ve ona en önden gideceklerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķılurlar Tañrı’nuñ anı kim duşħar görürler daħı śıfat eyler dilleri yalanı kim bayıķ anlaruñdur görklürek ya'nį uçmaķ. lābud yā ḥaķķaa bayıķ anlaruñdur od daħı bayıķ anlar unıdılmışlardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳılurlar Tañrı Ta‘ālāya özleri sevmedügi nesne. Daḫı vaṣf ider dilleriyalanı ki kendülere eylük vardur āḫiretde, ḥaḳdur. Anlara ṭamu odı var‐dur. Daḫı anlar Cehenneme taḳdīm olurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Müşriklər) özlərinin bəyənmədiklərini (qızları) Allaha isnad edərlər. Dilləri də: “Onları ən gözəl aqibət (Cənnət, Allah rizası) gözləyir!” - deyə yalan söylər. Şübhəsiz ki, onları Cəhənnəm gözləyir. Onlar (Cəhənnəm atəşinə daxil olduqdan sonra hamı tərəfindən) tərk olunacaqlar. (Və ya onlar gündən-günə Cəhənnəmə yaxınlaşanlardır. )
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they assign unto Allah that which they (themselves) dislike, and their tongues expound the lie that the better portion will be theirs. Assuredly theirs will be the Fire, and they will be abandoned.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They attribute to Allah what they hate (for themselves),(2088) and their tongues assert the falsehood that all good(2089) things are for themselves: without doubt for them is the Fire, and they will be the first to be hastened on into it!
2088 See above, 16:57-58 and notes. 2089 The philosophy of Pleasure (Hedonism) assumes that worldly enjoyment is good in itself and that there is nothing beyond. But it can be shown, even on its own ground, that every act has its inevitable consequences. No good can spring out of evil. For falsehood and wrong the agony of the Fire is waiting, and the boastful votaries of falsehood will be the first to fall into it (Cf. 37:149 and 52:39).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَجْعَلُونَ
ve isnâd
ederler
لِلّٰهِ
Allah'a
مَا
o şe- yi ki
يَكْرَهُونَ
hoşlanmıyorlar
وَتَصِفُ
ve vasfeder
اَلْسِنَتُهُمُ
dilleri
الْكَذِبَ
yalanı
اَنَّ لَهُمُ
şüphesiz onlar içinmiş
الْحُسْنٰىۜ
en güzel
لَا جَرَمَ
hiç şüphe yok
اَنَّ
doğ- rusu
لَهُمُ
onlar için vardır
النَّارَ
ateş
وَاَنَّهُمْ
ve elbette onlar
مُفْرَطُونَ
öncülerdir
Onlar hem kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnat ederler hem de en güzel (âkıbetin) kendilerinin olduğunu anlatan dilleriyle yalan söylerler. Hiç şüphesiz onlar için (âhirette) sadece ateş vardır ve elbette onlar, (ateşin) öncüler(i)dir.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَرِهَ
Fiil-I
ك ر ه
Hoşlanmadı, kerih gördü, tiksindi
وَصَفَ
Fiil-I
و ص ف
Anlattı, niteledi, vasıflandırdı, yakıştırdı
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
كَذِب
İsim
ك ذ ب
Yalan, yalanlamak, yalan uydurmak
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
حُسْنٰى
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَرَم
İsim
ج ر م
Şüphesiz, hiç şüphe yok, gerçekten
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
نَار
İsim
ن و ر
Ateş
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
مُفْرَطُون
Edilgen fiil-IV
ف ر ط
Öncüler