close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 34. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feesâbehum seyyi-âtu mâ ‘amilû vehâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yaptıkları kötülüğe uğradılar ve alay ettiklerinin cezasını çektiler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece işledikleri kötülükleri (musibet olarak) kendilerine isabet etmiş ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp-kuşatıvermişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yaptıkları kötülüklerin cezası başlarına geldi de, alay etmekte oldukları gerçekler onları çepeçevre sarıverdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonunda yaptıkları kötülükler başlarına felâket getirdi. Alay etmekte oldukları şeylerin gücü onları çepeçevre kuşattı, işlerini bitirdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bu yüzden yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alaya aldıkları şey kendilerini kuşattı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp-kuşatıverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun için, yaptıkları fena işlerin cezası, başlarına felâket oldu ve alay edip durdukları o azab, kendilerini kuşatıverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yaptıklarının kötülüğü başlarına geldi. Ve alay ettikleri azap, onları kuşattı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.
Besim Atalay
swap_vert close
Yaptıkları işlerin kötülükleri değdi onlara; alay ettikleri de kapladı kendilerin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.
Cemil Said
swap_vert close
İcra iyledikleri seyyiât kendilerine muzırr oldı ve istihzâ itdikleri şeyler kendilerini ihâta iyledi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu yüzden, işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonunda yaptıklarının kötülüğü yine kendilerine dokundu ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yapmış olduklarının kötü sonuçları onlara dokundu ve alaya almış oldukları şeyler onları kuşattı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun için, sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onun için amellerinin fenalıkları başlarına musîbet oldu ve istihza ettikleri şey kendilerini sarıverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet, yaptıkları kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve o alay edip durdukları (azap), onları çepeçevre kuşattı!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece yaptıklarının kötülükleri onlara isabet etti. Alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onun için yapdıklarının cezası onları çarpmış, istihza edegeldikleri (hakıykat) çepçevre kendilerini kuşatıvermişdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonunda yaptıklarının cezâsı onlara isâbet etti ve kendisiyle alay eder oldukları şey onları kuşatıverdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonunda yaptıkları kötülüklerin cezası başlarına geldi de, alay etmekte oldukları gerçekler onları çepeçevre sarıverdi.*
(*) Benzer cümleler Kur’an’da pek çok yerde, hep ilahî mesaja karşı inanmayanların alaycı tavrına dikkat çeken, onmaz günahkarları bekleyen ilahî azabı haber veren bir mesaj ortaya koymaktadırlar. Çoğu yerde olduğu gibi, burada da Kur’an işaret etmektedir ki,“ceza” ya da “azap’’ bile bile işlenen hata ve günahların doğal ve kaçınılmaz bir sonucundan başka bir şey değildir: bunun içindir ki, günah işleyen, böyle yapmakla kendi ruhanî ya da manevî bütünlüğünü tehlikeye attığına göre, aslında “kendi kendine zulmediyor” yahut “haksızlık yapıyor” demektir ve bunun sonucuna da katlanması, hak ettiği azabı ya da cezayı çekmesi gerekir. (M. Esed Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylece, yaptıklarının karşılığında onlara kötülükler isabet etti ve alay ettikleri şeylerde onları kuşatmış oldu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Derken ettiklerini buldular. Eğlenceye aldıkları azap kendilerini kuşattı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara amellerinin kötülükleri yetişti. Eğlenceye aldıkları azap da onların etrafını sardı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bu sebeple yapmış oldukları kötülükler kendi başlarına ulaştı [esâbehum] ve alay etmekte oldukları şeyler de kendilerini kuşattı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve sonunda, yaptıkları kötülükler dönüp kendilerini buldu ve o alay edip durdukları azap, onları çepeçevre kuşatıverdi! İşledikleri günahların, ezelden belirlenmiş ilâhî bir yazgı olduğunu öne sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalışanlara gelince:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşledikleri şeylerin kötülüğü onlara isabet etti / dokundu. Alay ediyor oldukları şey onları kuşatarak içine aldı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda yaptıkları, başlarına belâ oldu. Alay ettikleri şeylerin hücumuna uğradılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı. Onlar ceza gelmeden sürekli alay ediyorlar. Hani ceza nerede? İşte inkâr ediyoruz. İşte alay ediyoruz. İşte karşı çıkıyoruz. Allah varsa bizi cezalandırsın! Haydi! Cezamızı görelim diyorlardı. Onlar böyle derken cezamız onları kuşatınca ne yapacaklarını bilemezler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda yaptıklarının kötülükleri onlara ulaşmış ve alay etmiş oldukları şey onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır. [*]
Bu ayette insanlara isabet eden kötülükler onların yaptıklarının karşılığı olarak belirtilmekte, aynı şekilde alay ettikleri şeyin kendilerini kuşatmasında da alaycılık “sebep”, kuşatılmak ise “sonuç” olarak verilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece yaptıkları şeylerin kötülükleri kendilerine dokundu ve hafife aldıkları (azap), kendilerini kuşatıverdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı. ³⁰
30 Bkz. 6:10 ve ilgili not. Benzer cümleler Kur’an’da pek çok yerde, hep ilahî mesaja karşı inanmayanların alaycı tavrına dikkat çeken, onmaz günahkarları bekleyen ilahî azabı haber veren bir mesaj ortaya koymaktadırlar. Çoğu yerde olduğu gibi, burada da Kur’an işaret etmektedir ki, “ceza” ya da “azap” (‘azâb), bile bile işlenen hata ve günahların doğal ve kaçınılmaz bir sonucundan başka bir şey değildir: bunun içindir ki, günah işleyen kişi, böyle yapmakla kendi ruhanî ya da manevî bütünlüğünü tehlikeye attığına göre, aslında “kendi kendine zulmediyor” yahut “kendi kendine haksızlık yapıyor” demektir ve bunun sonucuna da katlanması, hak ettiği azabı ya da cezayı çekmesi gerekir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet yaptıkları kötülüklerin, kötü sonucu başlarına geldi ve hafife alıp alay edip durdukları o şey kendilerini çepeçevre kuşatıverdi. 7/70, 10/50-51, 11/32, 21/38, 36/48, 46/22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
En sonunda yaptıkları kötülüklerin hedefi hâline geldiler: alay edip durdukları şey tarafından çepeçevre kuşatıldılar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonunda (ne yaptılarsa onu buldular) kötülük yaptılar kötülüğün cezası başlarına bela oldu.. "O azap ne zaman?" diye alay ettiler.. alay ettikleri azap kendilerini ansızın kuşatıverdi
Osman Fırat
swap_vert close
Ve işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onlara yapar oldukları şeylerin kötülükleri dokundu ve onları kendisiyle istihzâ eder oldukları şey sarıverdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
33, 34. Dini inkâr edenler ille kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin azap emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Allah zulmetmedi onlara, kendi canlarına zulmediyordu onlar! Kendilerini buldu, yaptıkları kötü işler. Sarıp kuşatıverdi onları alay ettikleri şeyler. [52, 14]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey onları kuşattı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara 'amellerinin seyyiâtı isâbet itdi ve istihzâlarının cezâsı onları ihâta iyledi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yaptıkları işlerin kötü tarafları onlara gelip çattı da hafife aldıkları o şey başlarına geldi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara, yaptıklarının kötülüğü dokundu ve onları alay ettikleri şey, çepeçevre kuşattı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yaptıkları şeyin kötülüğü başlarına geldi, alay ettikleri şey de onları kuşatıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonunda, yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet olmuş, alay edip durdukları şey kendilerini sarıvermiştir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes irdi anlara yavuz işleri ya'nį cezāsı anuñ kim işlediler. daħı ķapladı anları ol kim oldılar yañśularlar ya'nį 'aźāb
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes irişdi anlara yaman ‘amelleri cezāsı. Daḫı indi özlerine masḫara‐lıġa alduḳlarınuñ cezāsı daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara öz əməllərinin cəzası (pisliklər) artıq yetişdi. İstehza etdikləri (əzab da) onları yaxaladı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So that the evil of what they did smote them, and that which they used to mock surrounded them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But the evil results of their deeds overtook them, and that very (Wrath) at which they had scoffed hemmed them in.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَصَابَهُمْ
sonunda onlara isabet etti
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
o şey- lerin ki
عَمِلُوا
yaptılar
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِمْ
onları
مَا
o şey ki
كَانُوا
idiler
بِه۪
kendi- siyle
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
alay ediyorlar
Sonunda yaptıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etti ve alay etmekte oldukları (o azap) onları kuşatıverdi.
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
سَيِّـَٔات
İsim
س و ا
Kötülükler, günahlar, kötü işler
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
حَاقَ
Fiil-I
ح ي ق
Kuşattı
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِسْتَهْزَاَ
Fiil-X
ه ز ا
Alay etti