close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 26. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kad mekera-lleżîne min kablihim feeta(A)llâhu bunyânehum mine-lkavâ’idi feḣarra ‘aleyhimu-ssekfu min fevkihim veetâhumu-l’ażâbu min hayśu lâ yeş’urûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçekten, onlardan önce gelip geçenler de düzenler kurdular, Allah, yapılarını temellerinden yıktı da tavan, başlarına yıkılıverdi ve hem de bu azap, anlayamadıkları bir yerden gelip çattı onlara.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (böyle), hileli-düzenler tertiplemişlerdi de, Allah(ın azap emri) gelip onların kurdukları (şeytani) yapıların temellerini (yıkıp geçti), bunun üzerine üstlerindeki tavan tepelerine çöküverdi; böylece azap onlara hiç farkında ve şuurunda olmadıkları yerden gelmişti (ve işleri bitirilmişti).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçekten onlardan önce gelip geçenler de, Allah'a karşı düzenler kurmuşlardı. Allah onların yapılarını temelden yıktı da, tavanları başlarına göçüverdi ve hem de bu azap, anlayamadıkları bir yerden gelip çattı onlara.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlardan öncekiler de peygambere, dine, dindarlara karşı sinsi planlar yapmışlardı. Allah onların binalarını temellerinden söktü. Üstlerindeki tavan da, tepelerine çöktü. Bu azap onlara farkedemedikleri bir yerden gelmişti.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/64; 59/2.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı da Allah'ın emri onların yapılarının temellerine gelmişti ve böylece tavan üstten tepelerine çökmüştü. Azab onlara hiç farketmedikleri bir yönden gelmişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mekke kâfirlerinden önce gelenler de hileler kurmuşlardı. Allah da kurdukları binalara (kudretiyle) temellerinden geldi de, çatı, tepelerinden üzerlerine çöktü. Böylece azap, kendilerine duyamıyacakları yerden geldi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Allah’ın emri, kurdukları binanın temellerine geldi, dam üstten başlarına yıkıldı ve azap, fark edemedikleri bir yerden başlarına geldi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlardan öncekiler de peygamberlere hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü, tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, fark edemedikleri bir yerden gelmişti.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunlardan önce de al eylediler, temelinden sarstı Allah yapılarını, çatısını da üstlerinden başlarına çökertti, bilinmiyen yönden üzerlerine azap gönderdi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) hile ve tuzak kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarını temellerinden yıkmıştı da üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Azap onlara hiç fark edemedikleri yerden gelmişti.
Cemil Said
swap_vert close
Evvel gelen kâfirler hîle itdiler. Allâh ânların binâlarını temelinden yıkdı. Sakf başlarına yıkıldı. Hiç intizâr itmedikleri tarafdan dûçâr-ı ’azâb oldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlardan öncekiler düzen kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarının temelini çökertti de tavanları başlarına yıkıldı. Azap, onlara farketmedikleri yerden geldi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunlardan öncekiler de tuzak kurmuşlar, ama Allah da onların evlerini temellerinden sökmüş, üstlerindeki tavan tepelerine inmiş, böylece hiç farkında olmadıkları bir yerden kendilerine ceza ansızın gelmişti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı; ancak ALLAH, binalarını temelinden yıkmış, üzerlerindeki tavan başlarına çökmüştü; azap onlara ummadıkları yerden gelmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, çatı tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Evet, onlardan evvelkiler hiyleler kurmuşladı, Allah da kurdukları bünyana kaidelerinden geldi de sekıf, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azâb kendilerine duyamıyacakları cihetten geldi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlardan önceki (kâfir) ler de (peygamberlerine) tuzak kurmuşlardı. Allah (kudretiyle) onların binalarını temellerinden sökmüş (ve böylece) üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Bu azap onlara, fark edemedikleri bir yerden (ansızın) gelmişti.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlardan öncekiler de düzen kurmuşlardı. Allah, onların yapılarını temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Onlara, bu azap, hesaba katmadıkları yerden geldi.¹
1- Müşriklerin kurdukları hile ve tuzakların alt üst edilişi bina benzetmesiyle anlatılmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendilerinden öncekiler de (tıbkı müşrikler gibi peygamberleri aleyhine) faasid pilânlar kurmuşlardır. Nihayet Allah, onların binalarını tâ temellerinden (yıkmayı) diledi de üstlerindeki tavan tepelerine göçdü (onları helak etdi). Hem bu azâb onlara şuurlarının eremeyeceği tarafdan gelmişdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz onlardan öncekiler de tuzak kurmuştu; fakat Allah('ın emri) binâlarına temellerinden geldi de tavan, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azab onlara (böylece)ummayacakları bir yerden geldi.(2)
(2)“Ekseriyâ (çoğu kere) zâlim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübrâya (âhiretteki en büyük mahkemeye) bırakılıyor, te’hîr ediliyor (erteleniyor). Yoksa, bakılmıyor değil. Bazen dünyada dahi cezâ verir. Kurûn-ı sâlifede (önceki asırlarda) cereyân eden âsî ve mütemerrid (inadcı) kavimlere gelen azablar gösteriyor ki: İnsan başıboş değil, bir celâl ve gayret sillesine (tokadına) her vakit ma‘ruzdur. Evet, hiç mümkün müdür ki, insan umum mevcûdât (varlıklar) içinde ehemmiyetli bir vazîfesi, ehemmiyetli bir isti‘dâdı (kābiliyeti) olsun da, insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam (intizamlı)masnûâtıyla (san‘atlı eserleriyle) kendini tanıttırsa; mukābilinde (karşılığında) insan îmân ile O’nu tanımazsa, hem bu kadar rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdirse; mukābilinde insan ibâdetle kendini O’na sevdirmese, hem bu kadar bu türlü ni‘metleriyle muhabbet (sevgi) ve rahmetini ona gösterse; mukābilinde insan şükür ve hamdle O’na hürmet etmese, cezâsız kalsın, başıboş bırakılsın!” (Zülfikār, 10. Söz, 18)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlardan önce gelip geçen (ve onlar gibi inkâr, zulüm ve kibirde ısrar eden)ler de, (elçilere ve tebliğ ettiklerine karşı) düzen kurmaya yeltenmişlerdi. Fakat Allah, onların yapılarını (hile, plan ve düzenlerini) temelden yıktı, çatıları da tepelerine çöktü. Öyle ki, nereden geldiğini daha anlamadan azap apansız yakalayıverdi onları.*
(*) Putperestlerin kurdukları hile ve tuzakların alt üst edilişi bina benzetmesiyle anlatılmaktadır. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. والكلام تمثيل يعني أن حالهم في تسويتهم المنصوبات والحيل ليمكروا بها رسل الله تعالى عليهم الصلاة والسلام وإبطال الله تعالى إياها وجعلها سبباً لهلاكهم كحال قوم بنوا بنياناً وعمدوه بالأساطين فأتى ذلك من قبل أساطينه بأن ضعضعت فسقط عليهم السقف وهلكوا تحته، ووجه الشبه أن ما نصبوه وخيلوه سبب التحصن والاستيلاء صار سبب البوار والفناء فالأساطين بمنزلة المنصوبات وانقلابها عليهم مهلكة كانقلاب تلك الحيل على أصحابها والبنيان ما كان زوروه وروجوا فيه تلك المنصوبات وتطواطئوا عليه من الرأي المدعم بالمكائد، ويشبه ذلك قولهم، من حفر لأخيه جباً وقع فيه منكباً.ويقرب من هذا ما قيل إن المراد أحبط الله تعالى أعمالهم، (روح المعاني ) وقوله تعالى: {فأتى الله بنيانهم من القواعد} تمثيل لحالات استئصال الأمم، فالبنيان مصدر بمعنى المفعول. أي المبنى، وهو هنا مستعار للقوّة والعزّة والمنعة وعلوّالقدر ...(لتحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlardan öncekiler de pek çok tuzaklar (hileler) hazırladı. Allah da oturdukları binalarına (azap emrini) vermiş, binalarının tavanları da üzerlerine çöküvermiş ve böylece azap, onlara bilmedikleri bir yerden gelivermiştir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerinden önce gelenler de böyle düzen kurmuşlardı. Derken Allah onların yapılarını ta temellerinden sarsmayı diledi de üstlerindeki çatı başlarına indi. Hem de bu azap onlara hiç beklemedikleri bir yerden geliverdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlardan evvelkiler de mekr-ü hilede bulunmuşlardı. Allah onların binalarını tâ temelinden sarstı, hemen tavan başlarına çöktü, farkında olmadıkları cihetten onlara azap geldi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun, kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah da binalarını temellerinden yıkmış [fe-etâ] ve üstlerindeki tavan da başlarına çökmüştü. Çünkü azap farkına varamadıkları yerden gelmişti.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlardan öncekiler de düzenler kurmuşlardı; sonunda Allah onların binalarını temellerinden sökmüştü de üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Bu azap onlara, farkında olmadıkları bir yerden gelmişti.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendilerinden önceki çağlarda hüküm süren kâfirler deinananlara karşı planlar hazırlamış türlü tuzaklar kurmuş, Allah’ın nurunu söndürmek için nice hileler düzenlemişlerdi fakat Allah, onların binalarını temelinden öyle bir sarstı ki, tavanları başlarına yıkılıverdi ve böylece, hiç beklemedikleri bir anda, nereden geldiğini bile anlamadıkları korkunç bir azapla yüz yüze geldiler! Fakat cezaları, yalnızca bundan ibaret kalmayacak:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan öncekiler tuzak kurdular. Allah onların yapılarına Temeller’den geldi. Üstlerinden Çatı üzerilerine çöktü. Azap onlara fark etmedikleri bir yönden geldi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eski kavimler, ne tuzaklar geliştirdiler, Ama Allah, hepsini temelden bozdu, yukarıdan tavan, üslerine çöktü, Felaket, ummadıkları yerden geldi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlardan öncekiler de Allah’ı kandıracaklarını zannederek hilelere başvurdular. İnsanları aldatmak için bizim dediğimizi yapın, bir günahı varsa bizimdir demişlerdi. Kendi günahlarına saptırdıkları insanların günahlarını da eklemişlerdi. Sonunda onların binalarını temellerinden söktük. Gökyüzü bir felaket olarak üzerlerine çöktü. Şimşekler, yıldırımlar, yağmurlar, tsunamiler, hortumlar onları yerle bir etti. Başlarına böyle bir azabın geleceğini düşünmüyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elbette onlardan öncekiler de (peygamberlere) tuzak kurmuşlardı. Sonunda Allah da onların temellerinden binalarına gelmiş, [*] üstlerinden tavan da tepelerine çökmüştü. Bu azap, onlara fark edemedikleri bir yerden gelmişti.
“Allah’ın onların binalarına temellerinden gelmesi” onların temellerini sarsması, onları yerle bir etmesi, çökertmesi anlamına gelmektedir. Bu cümlede yer alan “Allah’ın gelmesi” mecaz bir ifadedir ve kastedilen Yüce Allah’ın onların sapasağlam ve zarar ziyan görmeyeceğini sandıkları tuzaklarını boşa çıkartacak azap ve helak emrinin gelmesidir.   
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlardan öncekiler¹ de (kendilerine göre) tuzaklar kurmuşlardı. (Sonunda) Allah(ın helâk) emri onların ummadıkları bir yerden, yani binalarının temellerinden gelince, üstlerindeki tavan(ları) tepelerine çöküverdi.²
1 Bunların; Nemrut ve kavmi oldukları hakkında rivâyetler vardır.2 Böylece yok olup gittiler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlardan önce gelip geçenler de birtakım zındıkça düzenler kurmuşlardı; ¹⁹ ama işte, Allah onların kurduğu yapıları ²⁰ temellerinden çökertti; öyle ki, tavanları başlarına yıkıldı ²¹ ve nereden geldiğini daha anlamadan azap apansız yakalayıverdi onları.
19 Lafzen, “düzen kurdular” (mekera): yani, ilahî mesajı “eskilerin masalları” diye tanımlayarak; Allah’ın varlığını, birliğini, eşsiz-ortaksız oluşunu tanımayı reddederek zındıklık yaptılar.20 Lafzen, “onların yapılarını” (bkz. sonraki not).21 Bu, açıktır ki, şirk ve kibir tavrıyla ortaya konulan -hem bireysel, hem de toplumsal- her türlü çaba ve faaliyetin bütünüyle boş ve geçici olduğuna işaret eden mecazî bir ifadedir (Râzî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzaklar kurmuşlardı. Fakat Allah, onların kurdukları o bina gibi sapasağlam tuzakları; ta temelinden çökertmiş ve çatısını da başlarına geçirmişti ve nereden geldiğini anlayamadan azap onları yakalayıvermişti. 10/13, 14/13-14, 22/45, 30/9-42, 41/15-16
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu, onlardan öncekiler de zaafı ustaca gizlenmiş düzenler kurmuşlardı;[²¹¹⁰] fakat Allah onların kurdukları yapıları temellerinden sarstı ve sonunda üstlerindeki tavan başlarına çöktü: zira daha nereden geldiğini anlayamadan azap onlara ulaşıvermişti.
[2110] Güçlü gibi görünseler de gerçek güç sahibi değillerdi; zira gerçek güce sahip olan hileye muhtaç olmaz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuşlardı. (Halkı Allah yolundan alıkoymaya çalışmışlardı) Fakat Allah, binalarını temellerinden söküp, tavanlarını başlarına çökertti ki, bu azap onlara fark edemedikleri bir yönden (ansızın) geldi. (Bu azap onlara dünyadayken verilen cezadır, ahirette ise daha beteri vardır, ki)
Osman Fırat
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı geldi, binalarını, temelinden yıktı, tavanlarını da başlarına çökerti ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki, onlardan evvelkiler de hilede (hud'ada) bulunmuşlardı. Nihâyet Allah Teâlâ'nın emri onların binalarının temellerine geldi de artık tavanları yukarılarından üzerlerine çöküverdi ve onlara azap anlayamadıkları bir cihetten gelivermişti.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerinden önceki kâfirler de peygamberler için hileler, tuzaklar kurmuşlardı. Ama neticede Allah onların binalarını ta temellerinden yıktı da üstlerindeki tavan tepelerine çöktü. Hem de bu azap onlara hiç fark edemedikleri bir yerden geldi. [5, 64; 59, 2]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı da Allah, binalarına temellerinden gelmiş, üstlerindeki tavan, başlarına çökmüştü! Ve azab onlara ummadıkları yerden gelmişti.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan evvelki akvâm da mekr ve hîle itdiler. Allâh Te'âlâ onların temellerini esâsından kazdı ve tavanlarını, üzerlerinden başlarına düşürdi. Ve onlara bilmedikleri yerden 'azâb geldi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendilerinden önce gelenler de oyun kurmuşlardı. Allah yapılarını temellerinden sarsmış ve çatılarını tepelerine yıkmıştı. O azap onlara hiç beklemedikleri yerden gelmişti.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı da Allah, bir anda binalarını temellerinden çökertmiş ve çatıları başlarına devrilmişti. Azap, onlara hissetmedikleri bir yönden gelmişti.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan öncekiler de tuzaklar kurmuşlardı. Derken Allah(5) onların binalarına temellerinden geldi de tavanları başlarına çöktü. Böylece, hiç ummadıkları bir yerden azap onlara erişti.
(5) Allah’ın emri.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlardan öncekiler tuzak kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarına temellerinden çarpmış da üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Azap onlara hiç fark edemedikleri yerden gelmişti.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ yavuz śandı anlar kim anlardan ilerü-di pes geldi Tañrı ya'nį buyruġı dįvarlarına temellerinden pes düşdi anlaruñ üzere ŧām örtüsi üstlerinden. daħı geldi anlara 'aźāb ol yirden kim bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ mekr eyledi özlerinden burun geçen ümmetler. Pes geldi TañrıTa‘ālā buyruġı anlara altlarından. Daḫı düşdi üstlerine damları yuḳarudan. Daḫı geldi özlerine ‘aẕāb sizmedükleri yirden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan əvvəlkilər də hiylə qurmuşdular. Allah onların binalarını təməlindən sarsıtdı, dərhal tavanları başlarına çökdü və heç özləri də (hiss edib) bilmədilər ki, əzab onlara haradan gəldi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those before them plotted, so Allah struck at the foundations of their building, and then the roof fell down upon them from above them, and the doom came on them whence they knew not;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those before them did also plot (against Allah.s Way): but Allah took their structures from their foundations, and the roof fell down on them from above; and the Wrath seized them from directions they did not perceive.(2049)
2049 Evil will always devise plots against the Prophets of Allah. So was it with al Mustafa, and so wait with the Prophets before him. But the imposing structures which the ungodly build up (metaphorically) collapse at the Command of Allah, and they are often punished from quarters from which they least expected punishment, ( Cf. 16:45 and, 59:25). For example, the Quraysh were confident in their number's, their organisation. and their superior equipment. But on the field of Badr they collapsed where they expected victory.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَدْ
ger- çekten
مَكَرَ
tuzak kurmuştu
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
مِنْ قَبْلِهِمْ
onlardan öncedir
فَاَتَى
sonunda geldi
اللّٰهُ
Allah
بُنْيَانَهُمْ
binalarına
مِنَ الْقَوَاعِدِ
temellerinden
فَخَرَّ
ve çöktü
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
السَّقْفُ
tavan
مِنْ فَوْقِهِمْ
üstlerinden
وَاَتٰيهُمُ
ve onlara geldi
الْعَذَابُ
azap
مِنْ حَيْثُ
o yerden
لَا
يَشْعُرُونَ
ummadıkları
(Resulüm!) Onlardan öncekiler de (resullerine) tuzak kurmuşlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü, üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara hiç ummadıkları bir yerden geldi.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
مَكَرَ
Fiil-I
م ك ر
Tuzak kurdu, hile yaptı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
بُنْيَان
İsim
ب ن ي
Yapılmış şey, bina
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَوَاعِد
İsim
ق ع د
Temeller, oturanlar
خَرَّ
Fiil-I
خ ر ر
Düştü, kapandı, çöktü, yerle bir oldu, yıkıldı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سَقْف
İsim
س ق ف
Tavan, çatı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَوْق
İsim
ف و ق
Üstünde, yukarıda
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَعَرَ
Fiil-I
ش ع ر
Farkında oldu, anladı, umdu, düşündü, şuurunda oldu