Böylece kıyamet günü hem kendi günahlarını tümü ile hem de bilgisizce sapıklığa sürükledikleri (sapmalarına sebep oldukları) kimselerin günahlarından (veballerinden bir kısmı) da yüklenirler (veballerine ortak olurlar). Bilin ki, yüklendikleri şey ne kötüdür!*
(*) Zemahşerî, “bilgisizlikleri sebebiyle” ifadesinin saptırılanlara gittiğini dile getirir. Bu âyetle, En’âm sûresinin 164. âyeti arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır. Bu âyette saptıranların yüklendikleri kısmî vebal, gerçekte kendi eylemlerinden doğan sonucun vebalidir, “başkasının” günah yükü değil. Buradaki vurgu açıktır: Başkalarını saptıran biri tüm sorumluluğu cahilliklerinden dolayı sapanlara yıkamayacağı gibi, sapan biri de tüm sorumluluğu kendisini saptıranlara yıkamaz. Çünkü onlar körü körüne berikileri takip etmiş, akıllarını kullanmamış, kendilerine söylenenlerin doğruluğunu araştırmamışlardır. Dolayısıyla sapmalarının sorumluluğunun bir kısmı kendilerini saptıranlara aitse, bir kısmı da kendilerine aittir. (M. İslamoğlu Meali 25. Ayet Açıklaması) Yani işlenen günah topluma sirayet edecek, sosyal anlamda cemiyetin ahlakını bozacak, değerlerini yaralayacak ve başkasının aynı günahı işlemesine sebep olacak düzeyde bir virüs özelliğinde ise işte o zaman bilgisizce başkalarını da aynı günahın içine çekmiş olur. Böylece sapıklıklarına ve günah işlemelerine sebep olduğu kimselerin günahlarına da ortak olmuş olur. Bu “başkalarının işlediği günahları kendi üzerine alır ve onları günahlardan temizlemiş olur” anlamına gelmez. “Diğerlerinin irtikâp ettiği günahlara sebep olduğu için daha da günahkâr olmuş olur” anlamına gelir. (C. Külünkoğlu Meali 25. Ayet Açıklaması) Çünkü bir şeye sebep olan ve kötü çığır açan, onu işleyenler gibi vebaldedir
وقيل : لام العاقبة ، كقوله : ليكون لهم عدوا وحزنا . أي قولهم في القرآن والنبي أداهم إلى أن حملوا أوزارهم ; أي ذنوبهم (تفسير القرطبي ) وقيل إن اللام هي لام العاقبة ،
لأنهم لم يصفوا القرآن بكونه أساطير لأجل يحملون الأوزار ، ولكن لما كان عاقبتهم ذلك حسن التعليل به كقوله : ليكون لهم عدوا وحزنا [ القصص : 8 (تفسير فتح القدير)