(Ki) O size yalnızca leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen (hayvanı) haram kılmıştır![²²⁰⁵] Fakat mecbur kalan kişi, haddi aşıp zorunlu miktarı geçmeden (yemişse), bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[2205] Bu dört yasak için bkz: 2:173, ilgili notlar. Bu yasakların Kur’an’da geliş süreci ve kapsamıyla ilgili kısmen ayrıntılı bir açıklama En’âm sûresinin 145. âyetinin ilgili notunda yapılmıştı. Kur’an, tüm iniş sürecine yayılan bu tür âyetlerle, insanlar tarafından, dindarlık gösterisi olarak yasakların genişletilip bunun da Allah’a izafe edilmesine ilkesel olarak karşı çıkar (7:32; 6:151; ayrıca krş: 2:173; 6:145; 7:33). Çünkü, Allah tarafından yasaklanan şeylerin tamamı vahiyle açıklanmıştır (6:119). Bu sûrenin 9. âyetinde açıkça belirtildiği gibi başta insan olmak üzere tüm varlığa değer ve konum biçme, onun amaçlarını tayin etme, iyi ya da kötüyü belirleme yetkisi Allah’a aittir. 114. âyette de ifade edildiği gibi, Allah tarafından çizilmiş haram kapsamını her genişletme girişimi, vahiy tarafından bir yetki gasbı olarak değerlendirilmektedir. Bir dindarlık gösterisi olarak dahi yasakların genişletilmesine izin vermeyen Kur’an, bu âyetin sonunda olduğu gibi zorunlu hâllerde ilâhî yasakların geçici olarak askıya alınmasını, bu konudaki ilkeler zincirine eklemiştir. Bu da muhatabı, “din insan içindir” temel kuralına götüren bir yaklaşımdır.