close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 113. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad câehum rasûlun minhum fekeżżebûhu feeḣażehumu-l’ażâbu vehum zâlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki onlara, kendi cinslerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar, onları helak ediverdi azap ve onlardır zulmedenler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmiş (ve gerçekleri hatırlatmıştı), fakat yine de onu yalanlamışlardı; böylece onlar zulümlerine devam etmektelerken azap onları yakalamıştı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun, onlara kendi aralarından bir peygamber de geldi ve O'nu yalanladılar, yaratılış gayeleri dışına çıktıkları için, azap onları kıskıvrak yakalayıverdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, onlara kendilerinden bir Rasul geldi. Onu yalanladılar. Onlar baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerlerken, ceza ve felâket başlarına indi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/151; 3/164; 14/28-29; 28/58-59.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun onlara kendi içlerinden bir peygamber geldi ama onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap kendilerini yakaladı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yemin olsun ki, Peygamberi inkâr eden o nankörlere içlerinden bir Rasûl geldi de onu yalanladılar. Zulüm yaparlarken azab da kendilerini yakalayıverdi. (Bu azab, müşriklerin Bedir felâketidir).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Kendi içlerinden onlara bir elçi geldi. Onlar o elçiyi yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulmederlerken, azap onları yakalayıverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de, onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar içlerinden bir peygamber gelince, onu yalanladılar, zulümleri yüzünden azaba uğradılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap (Bedir savaşı ile) onları yakalayıverdi.
Cemil Said
swap_vert close
İçlerinden rasûl zuhûr itdiği vakit âna yalancı didiler, zâlim oldukları içün ’azâba dûçâr oldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oysa onlara kendi içlerinden bir peygamber de gelmişti. Ama onu yalancılıkla suçladılar, bu yüzden de haksızlıklarını sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlara kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Sonunda, zulmederlerken onları azap yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için, onlara içlerinden bir Resul geldi de ona yalan söyleyor dediler, zulmederlerken azâb da kendilerini yakalayıverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece onlar (Allah’a şirk koşmak ve peygamberi yalanlamak sûretiyle nefislerine) zulmederlerken, azap onları yakaladı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir resûl geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki onlara kendilerinden bir peygamber de gelmişdir de onu tekzîb etmişlerdir. Derken onlar zulümlerinde berdevam iken kendilerini azâb yakalayıvermişdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şânım hakkı için, onlara kendilerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulmedici kimseler oldukları bir hâlde iken azab onları yakalayıverdi!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak ki onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti; fakat onlar, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulme (ve azgınlığa) devam ederlerken (hak ettikleri) azap (bir takım maddi ve manevi sıkıntılar) kendilerini yakalayıverdi. *
(*) Bazılar, bu azap müşriklerin Bedir felâketidir, diyorlarsa da, sûrenin hem Mekki olması hem de ayetteki (فَأَخَذَهُمُ)’’ fe ehazehum’’ fiilinin mazi kipinde gelmiş olması sebebiyle bunun böyle olmadığı açıktır. Bu nedenle buradaki azaptan kasıt bir takım maddi ve manevi sıkıntılar olduğunu söylemek daha isabetli olur. Bkz: وقيل: الشدائد والجوع منها (الجامع لاحكام القرآن - القرطبي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hâlbuki onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti de onlar, o elçiyi yalanlamıştı. Zulümlerine devam ettikleri bir zamanda onları azap yakalamıştı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki onlara içlerinden bir elçi geldi. Derken onu yalancı saydılar. Bunun üzerine kıyıcılıklarından dolayı onları azap çarptı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Onlara içlerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar, şirk ile zulüm edip dururken azaba [³] giriftar oldular.
[3] Kıtlık, korku azabına.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun, onlara içlerinden bir elçi geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları kıskıvrak yakalayıverdi.⁴¹
41 Krş. A’râf, 7/94; Kasas, 28/59; Duhân, 44/10-15  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmişti; fakat onu yalanladılar. Böylece onlar, zulümlerine devam ederlerken azap onları yakalayıverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu onlara, kendi içlerinden ve kendi dillerini konuşan bir Elçi veya elçinin misyonunu yüklenen dâvetçiler gelmişve Allah’ın ayetlerini onlara açıkça tebliğ etmişti, fakat onu yalanladılar ve inananlara hayat hakkı tanımadılar;işte onlar, böyle zulmedip dururlarken, o sözü edilen azap onları kıskıvrak yakalayıverdi! İşte bu fecî âkıbete uğramak istemiyorsanız, Allah’ın emirlerine sımsıkı sarılmalı, haram helâl konusunda, yalnızca O’nun verdiği hükümleri ölçü almalısınız:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun ki onlara içlerinden bir rasûl de geldi; onu yalanladılar; onlar Zâlim iken Azap onları yakaladı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Derken kendi aralarından bir Tanrı elçisi geldi, ama onu yalanladılar. Onlar, haksızlıklarına devam ederken gelen bir felaket, hepsini birden alıp götürdü...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara kendilerinden Resul gelince Resulü yalanladılar. Onlar yasalarımıza aykırı yaşamlarını sürdürerek kendi kendilerine zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki kendi içlerinden onlara elçi gelmişti de onu yalanlamışlardı. Onlar haksızlık ederlerken azap onları yakalamıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun, onlara kendi içlerinden bir Peygamber gelmişti de onlar, onu yalanlayarak zulümlerine devam etmektelerken azaba¹ uğramışlardı.
1 Kıtlık ve Peygamberimizin seriyyelerinin verdiği korku dolu yıllar şeklinde.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kaldı ki, onlara aralarından bir elçi de gelmişti; ama onlar o’nu yalanladılar. Ve onlar böylece zulüm ve haksızlıklarına devam edip giderken azap kendilerini kıskıvrak yakaladı.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira onlara içlerinden bir elçi gelmişti de onu yalancılıkla suçlamışlardı. Onlar bu haksızlığı yapar dururken azap onları yakalayıverdi. 22/42...44, 38/12...14, 50/12...14, 54/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve doğrusu onlara kendilerinden bir elçi gelmişti; fakat onu yalanladılar. Ne var ki onlar zulümlerini sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki onlara kendilerinden bir peygamber (Muhammed s.a.s) geldi de onu yalancı saydılar. Onlar zulmederlerken (şirk ve küfürde direnirlerken de) azap onları yakalayıverdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onlara kendilerinden bir Resul geldi de onu yalanladılar. Böylece onları azap yakaldı ve onlar zalimlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve andolsun ki, onlara kendilerinden bir peygamber geldi, onu hemen tekzîp ettiler, artık onlar zalimler oldukları halde kendilerini azap yakaladı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara, içlerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar. Derken onlar zulümlerine devam ederken, çok geçmeden azap kendilerini kıskıvrak yakaladı. [28, 58-59; 14, 28-29; 3, 164; 2, 151]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, onlara, kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulümlerine devam ederken azab onları yakalayıverdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara, (Ehl-i Mekke'ye) kendilerinden bir rasûl geldi, onı tekzîb itdiler. Bunun cezâsı olarak onları 'azâb aldı ve onlar zâlimlerdirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlara içlerinden mutlaka bir elçi gelir ve onu yalancı sayarlar. İşte o azap, yanlışlar içinde iken onları yakalar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara içlerinden bir peygamber gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Halbuki onlara bir peygamber de gelmişti. Fakat onlar peygamberi yalanladılar; azap da onları zulümleri üzerinde yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulümlerine devam edip dururken azap kendilerini yakaladı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ geldi anlara yalavaç, anlardan; pes yalan duttılar anı. pes duttı anları 'aźāb, anlar žālimler iken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ geldi‐y‐idi anlara bir peyġamber özleri cinsinden, yalanladılar anı.Pes helāk itdi anları ‘aẕāb, anlar ẓālimler‐iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara özlərindən bir peyğəmbər gəlmişdi. Onlar onu yalançı saydılar, buna görə də əzab (Bədr müharibəsi) onları zülm edərkən (zülm etdikləri zaman) yaxaladı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily there had come unto them a messenger from among them, but they had denied him, and So the torment seized them while they were wrong-doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And there came to them a Messenger from among themselves, but they falsely rejected him; so the Wrath seized them even in the midst of their iniquities.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
جَٓاءَهُمْ
onlara geldi
رَسُولٌ
bir resul
مِنْهُمْ
kendile- rinden
فَكَذَّبُوهُ
ve onu ya- lanladılar
فَاَخَذَهُمُ
bunun üzerine onları yakaladı
الْعَذَابُ
azap
وَهُمْ
onlar iken
ظَالِمُونَ
zulmedenler
Andolsun ki onlara kendi içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar (kendi nefislerine ve insanlara) zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden