Ve biz (geçmiş kitaplardaki) bir ayetin (hükmün) yerine (Kur’an’la) başka bir ayeti (hükmü) getirdiğimiz zaman, -ki Allah neyi indireceğini daha iyi bilir, (bunu) sen sadece uyduruyorsun derler. Kesinlikle hayır, onların çoğu (bunun hikmetini) bilemezler.*
(*) İmam Ebü’l-Hasan el-Mâverdî’nin en-Nüket ve’l-uyûn (النكت والعيون) adlı tefsirinde (III, 214) aktardığı görüşe göre konumuz olan âyette Kur’an’ın bir âyetinin başka bir âyetle değiştirilmesi değil, yüce Allah’ın eski bir dinin hükmünü (o hükmü bildiren âyeti) sonradan gelen bir dinin hükmüyle (meselâ Tevrat ve İncil’deki bir hükmü Kur’an’ın bir âyetiyle) değiştirmesi kastedilmiştir (neshin anlamı, kapsamı ve Kur’an’da nesih konusunda bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’ân-ı Kerîm F) Nesih” başlığı; Bakara 2/106)… Yani bu ayete göre, neshin Kur’an da değil, Kur’an’la diğer kitaplardaki bazı hükümlerin neshi söz konusu olmuştur. Buna dair açıklama aşağıdaki tefsir metinlerinde de geçmektedir. Ayrıca kıblenin değiştirilmesine gelince: Kudüs’teki Beytü’l-Makdis’in kıble oluşu; Kur’an ayeti ile sabit değildir, Tevrat’ın hükmü ile sabittir. İşte Kıble ile ilgili Kur’an’la bir ayet/hüküm henüz gelmediği için Hz. peygamber de Medine’ye yaptığı hicretin 16 -17 ayına kadar, yani kıblenin tahviline dair Kur’an ayeti gelinceye dek Tevrat’ta bulunan hüküm gereği namazlarında Beytü’l- Makdis’e yönelirdi. Yani burada Kur’an, başka bir Kur’an ayetini nasih etmemiş, bilakis Kur’an Tevtat’taki kıble ile ilgili hükmü nesih ediyor ve Kudus’taki Beytü’l Makdis kıblesi yerine Mescidi Haram daki Kabeyi kıbleye çeviriyor. Bu nedenle Kur’an da nesih edilmiş hiçbir ayet yoktur, Kur’an’ın bütün ayetleri muhkemdir. Zira (الر كتاب أحكمت آياته ثم فصلت من لدن حكيم خبير Hud-1. ayette de bu durum açıkça teyit edilmektedir. Ayrıca İmam Maturidi (تأويلات أهل السنة) adlı tefsirinde de ayetin anlamı (واذا بدلنا اية مكان اية) ‘’ Biz, bir delilden sonra başka bir delili, bir hüccetten sonra başka bir hücceti veya bir ayetten (alamet ve işaret) sonra başka bir alameti getirdiğimizde sen ancak uyduruyorsun diyorlar’’şeklindedir. Yani bunun anlamı, Kur’an’dan bir ayet kaldırıp, yerine başka bir ayeti getirmek değildir. Yine eğer Kur’an da bir nesih olsaydı, Hz. peygamberin hangi ayet, hangi ayeti nesih ettiğini söylemeyecek miydi? Neden böyle bir açıklamada bulunmamıştır? Böyle bir şey olduğu hâlde Allah resulü (haşa) bunu açıklamamışsa, Kur’an’ın tebliğ ve tebyin görevini ihmal etmiş anlamına gelmez mi? Hz. peygamberden böyle bir şey düşünmek mümkün mü? Demek, Kur’an da nesih edilen bir şey yok ki, Hz. peygamber onu açıklamış olsun!
(وَإِذَا بَدَّلْنَا آيَةً) في القرآن (مَّكَانَ آيَةٍ) في التوراة ، يعني إذا بدّلنا حكماً من أحكام التوراة وفرضناه على المسلمين في القرآن (وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ) من الأحكام التي تليق بكل أمّة (قَالُوا) أي اليهود لرسولنا محمد (إِنَّمَا أَنتَ مُفْتَرٍ) لأنّ أحكامك جاءت بخلاف ما في التوراة . وما ذلك الاعتراض إلّا جهلاً منهم بالتوراة الأصلية وبأوامر الله ونواهيه (بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ) الحقيقة ولذلك يعترضون عليك يا محمد : النصادر :(حقائق التأويل في الوحي والتنزيل - تفسير المتشابه من القران ) .قد ذكرنا أن مذهب أبي مسلم الأصفهاني : أن النسخ غير واقع في هذه الشريعة ، فقال : المراد ههنا إذا بدلنا آية مكان آية في الكتب المتقدمة ؛ مثل أنه حول القبلة من بيت المقدس إلى الكعبة ، قال المشركون : أنت مفتر في هذا التبديل (التفسير الكبير - الرازي) أي: جئنا بآية تدل على حكم يخالف ما جاء في التوراة، فقد كان استقبال الكعبة في القرآن بدل استقبال بيت المقدس في التوراة أي: اتهموا رسول الله صلى الله عليه وسلم بالكذب المتعمد، وأن هذا التحويل من عنده، وليس وحياً من الله تعالى ؛( مَا نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أو نُنسِها).: ما نلغي أو نمحو من آية أو نجعلها تُنسى لأنَّ معناها قد حُرِّف = ما نلغي ونمحو من آية أي من كتاب كالتوراة أو الإنجيل لأنها قد حُرِّفت عبر الزمن، أو نتركها تُنسى بسبب تحريف الشيطان لمعناها.نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا ":نأتِ بآية أخرى بواسطة رسولٌ آخر خير من تلك الآية الباطلة الّتي حُرِّفت، أو نُعيدُ تنزيلها من جديد مع رسول آخر إذا كانت قد انتَسَت لأن معناها قد حُرِّف ولم يُعمل بها : المصدر:(حقائق في القرآن) قوله تعالى : وإذا بدلنا آية مكان آية والله أعلم بما ينزل قيل : المعنى بدلنا شريعة متقدمة بشريعة مستأنفة ; قاله ابن بحر . مجاهد : أي رفعنا آية وجعلنا موضعها غيره: (تفسير القرطبي - تفسير الماوردي ) 101- وإذا جعلنا معجزة لك بدل معجزة مساوية لنبى سابق، فجئناك بالقرآن معجزة، رموك بالافتراء والكذب على اللَّه، واللَّه - وحده - هو العليم (المنتخب في تفسير القرآن الكريم) فتبين أن موضوعها القرآن كله، لَا نسخ آية، واستبدال آية أخرى بها. الوجه الثالث - قوله تعالى بعد ذلك وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُ بَشَرٌ لِسَانُ الَّذِي يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِيٌّ وَهَذَا لِسَانٌ عَرَبِيٌّ مُبِينٌ) لهذا كله سمحنا لأنفسنا بأن نخالف كثرة المفسرين - أي خالفناهم بأن لا نسخ في القران انما القران هو ناسخ لبعض أحكام وشرائع القديمة من التوراة المصدر : (زهرة التفاسير) التفسير الصحيح ؟ اقوله: {وَإِذَا بَدَّلْنَآ آيَةً مَّكَانَ آيَةٍ}، أي: بدّلنا حجّة بعد حجة، وآية بعد آية لرسالتي كلما أتاهم حجة على أثر حجة، وآية بعد آية يقولون: إنما أنت مفتر. ينسبون إليه الافتراء: أنه افترى، وكذلك كان عادتهم المعاندة والمكابرة؛ كقوله: { وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ آيَةٍ مِّنْ آيَٰتِ رَبِّهِمْ الخ} [الأنعام: 4]، وكقوله: { مَا يَأْتِيهِمْ مِّن ذِكْرٍ مِّن رَّبِّهِمْ مُّحْدَثٍ إِلاَّ ٱسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ } [الأنبياء: 2]، ونحوه من الآيات. كلما أتى بهم حجة وآية بعد آية كانوا يستقبلونه بالتكذيب لها، ونسبة رسول الله إلى الافتراء من نفسه؛ ويزداد لهم بذلك كفراً، (تأويلات أهل السنة) يعني اذا قيدت الاية بالقران أوجاءت بصيغة الجمع اذا تكون الاية هي اية القران والا فلا: (واذا بدلنا اية مكان اية) ليس فيها تقييد حتي تكون اية من القران