close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muzzemmil Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ev zid ‘aleyhi ve rattili-lkur-âne tertîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yahut biraz önce ve oku Kur'an'ı, harfleri sayılırcasına, tanetane ve yavaşyavaş.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yahut (durumuna göre) bunu biraz artır ve Kur’an’ı da tertil üzere (ağır, sakin ve anlayarak) oku(yup içine sindir ve ölçü edin!)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yahut o yarının üzerine ilave edip artır. Gece kulluğunda Kur'ân'ı da açık açık, tane tane oku.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yahut yarıdan biraz çoğalt. Kur'ân'ı yüksek sesle, tane tane, tertil üzere oku.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yahut bunu artır ve Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.
Ali Bulaç
swap_vert close
Veya üzerine ilave et. Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahut o yarının üzerine ilâve et. Kur'an'ı da yavaş ve açık olarak güzelce oku.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Veya daha çoğunda (üçte ikisinde kalk namaz kıl) ve Kur’anı tane tane oku!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
2,3,4,5,6,7,8. Birazı hariç, geceleyin kalk! Tam gece yarısı, biraz erken, biraz geç kalk ve Kur'ân'ı ağır ağır oku! Sana sorumluluğu ağır bir söz vahyedeceğiz. Çünkü gecenin değerlendirilmesi daha oturaklıdır ve söz daha etkilidir. Gündüzleri senin için uzun bir meşguliyet olacaktır. Rabbinin adını an, bütün benliğinle kendini O'na ver![689]
[689] Kur’ân’ın ne zaman ve nasıl okunacağı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 94-99.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ağır ağır Kur'an oku
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ya da buna biraz ekle. Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde düşüne düşüne oku!
Bkz. 25/32  
Cemil Said
swap_vert close
2,3,4. Gice kalk, gicenin yarısını veyâ daha az veyâ daha fazlasını ’ibâdet ile imrâr it, Kur’ân tilâvet iyle,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4. Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
2-4. Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Kur’an’ı tane tane, hakkını vererek oku.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3, 4. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl. (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt, ya da çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yahut yarısından biraz sonra... Kuran'ı da özenle düşüne düşüne oku.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yâhud artır ve Kur'an oku, tertil ile yavaş yavaş güzel güzel
Emrah Demiryent
swap_vert close
2-3-4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince, bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk. Ve Kur’ân’ı (tertîl üzere) ağır ağır, oku.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Veya gecenin yarısından biraz sonra. Ve daveti düzgün bir şekilde¹ duyur.²
1- Anlaşılır, düzenli. 2- Ayetin son bölümü olan “rettili el kur'ane tertilen” cümlesine, “Kur'an'ı ağır ağır oku.” veya “Kur'an'ı düşüne düşüne oku.” şeklinde anlam verilmektedir. Ayette geçen Kur'an sözcüğüne yanlış anlam verildiğinden burada önemli bir yanılgı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde Kur'an sözcüğüne, yaygın olarak Allah'tan gelen vahyin kitaplaşmış hali anlamı verilmektedir. Bu doğru bir anlam olsa da tek anlam bu değil. Zira vahyin kitaplaşmış haline kimi ayetlerde isim olarak Kur'an denmiş olsa da esas isim, “Mushaf”tır, “Kitap”tır. Aslında Kara'e kökünden türeyen Kur'an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, “okumak” “toplamak” “bir araya getirmek”, “nakletmek”, “aktarmak” demektir. Bu ayette, Nebi'ye, “Sana indirdiğimiz vahyi, insanlara anlaşılır ve düzenli bir şekilde ilet.” görevi verilmektedir. Yoksa bu ayetlerin ilk vahyedilen ayetler olduğu da dikkate alınırsa zaten ortada Mushaf veya Kitap anlamında bir Kur'an'dan söz etmek mümkün değildir. Dolayısı ile ortada ağır ağır veya tane tane okunacak bir metin/Kur'an zaten yoktur.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yahud (o yarının) üzerine (ilâve edib) artır. Kur'ânı da açık açık, tane tane oku.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
3,4. (Gecenin) yarısı kadar (namaz kıl) veya bundan (yarısından) biraz eksilt yâhut onu artır (serbestsin), Kur'ân'ı da tâne tâne oku!
İhsan Aktaş
swap_vert close
2,3,4. Geceleyin (ibadet etmek ve Rabbini anmak için göreve) kalk, yalnız gecenin birazından değil. Tam gece yarısı veya (durumuna göre) bu miktarı biraz eksilt (üçte bir yap) veya buna (yarısına) biraz daha ekle (üçte ikiye yakın yap). Kur’an’ı da (sana indirilmekte olan Kur’an ayetlerini de okuyup/tebliğ edip/satır satır bir mushaf içinde) düzgünce bir düzene koy. *
(*) Eğer, Kur’an Hz. peygamberin sözü olsaydı, yani kendiliğinden uydursaydı, geceleyin herkesin tatlı bir uykuya daldığı hâlde kendisi için böyle çok meşakkatli olan gece ibadetini farz yapar mıydı? Neden kendini böyle zor bir durumda bıraksın? Demek ki, Kur’an Allah’ın, bütün insanlığa göndermiş olduğu mesaj ve buyrukları içeren bir kitaptır. Bu ayetlerdeki emir ise sadece tebliğ yapmakla görevlendirilen elçiyedir, inananlara değil. ‘’Ayrıca “tertîl” kelimesi ise, hem “bir şeyin parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya toparlayıp uygun bir düzen vermek” hem de “o bütüne iç tutarlılık sağlamak” anlamına gelmektedir… Yirmi üç yıllık bir zaman sürecine yayılan mesajın her bakımdan tutarlı bir bütün oluşturması, onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunun açık kanıtıdır. Kur’an’ın parça parça gönderilmesi ise ilahî hikmeti yansıtır. Kur’an, pratik hayattan kopuk olarak hızlı ve masa başında değil, aksine doğrudan doğruya yaşanan hayatın içinde ona yön vermesi için tertîl ile yaşanmalıdır… Ayrıca Fuad denen idrak merkezinin veriyi/bilgiyi tertîl ile hayatın içinde, sebep-sonuç ilişkisini kurarak alması aslında insanoğlunun en ideal öğrenme şeklidir. Bu, Kur’an’ın neden parça parça hayatın içine indirildiğini açıklamaktadır… (Kurandan Hayata) ’’Rattelnâhu tertîlen’’ (Furkan-25/32) şeklindeki özlü ifade ise, “[bir şeyin] parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya getirip, onlara uygun bir düzen vermek” ve bir de “bütüne iç tutarlılık sağlamak” gibi paralel anlamlar ihtiva etmektedir. Hz. Peygamber’in yaşadığı, hareket ve olaylarla dolu 23 yıllık bir hayata yayılan mesajın her türlü çelişkiden uzak ve her bakımdan tutarlı oluşu onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunu açıkça ortaya koyduğuna göre, bunu düşünen her müminin imanını güçlendiren bir keyfiyet olması gerekir; Kur’an’ın kendisine göre de, onun zaman içinde tedrîcen vahyedilmesinin sebebi bu keyfiyette aranmalıdır…(M. Esed Meali-32. Ayet Açıklaması) Sosyal alanda“ ترتيل’’tertîl” ise“konuşma esnasında sözün, yazarken ise kelimelerin, paragraf veya pasajların birbiri ardınca, tek tek, yavaş yavaş, ağır ağır, tane tane dizilmesi, birbirine karıştırılmaması” demektir. Buna göre Kur’an’ın tertîli, indiği şekilde tertibinin korunması, bir necmin bir başka necme karıştırılmaması” anlamına gelmektedir. Furkan-32. ayetinde de Rabbimiz Kur’an’ı tertîllediğini, yani her şeyi yerli yerinde, birbirine karıştırmadan, bir düzen içinde indirdiğini beyan etmektedir. İlk gelen vahiylerde de [Müzzemmil/4], Kur’an’ın tertîllenmesi, yani necmlerin gayet düzenli tutulması, birbirine karıştırılmaması emredilmiştir… Peki, Kur’an’da geçen ‘’ترتيل ‘’tertîl” ifadesi, “Kıratte tertîl”e indirgenebilir mi? Bu sorunun cevabı, hem aklen; mantıksal olarak hem de naklen; Kur’an’a göre “Hayır”dır. Yani bu kesinlikle mümkün değildir. Nedenine gelince: Kişi ne okuyorsa ne yazıyorsa ne söylüyorsa zaten harfleri, kelimeleri cümleleri birbirine karıştırmadan okuması, yazması ve söylemesi gerekir. Bu ihtimam kelamın levazımındandır; olmazsa olmazıdır. Bu sıradan bir yazışma ve söyleşide bile gerekli bir kural iken Kur’an’da ihmali, tembihlenmesi düşünülmez bile… Rasülüllah konuştuğunu, anlattığını birbirine karıştıran birisi olsa, toplumun alay ve istihzasına muhatap olacağından zaten vahiy ile muhatap kılınmazdı… (TERTÎL - Hakkı Yılmaz) Yani Rettil: Düzenlemek, ayarlamak, yoluna koymak, hazırlamak, düzeltmek, halletmek; planlamak, kararlaştırmak, sıralamak, sıraya koymak, aranje etmek gibi anlamlara gelir… İşte bu kadar açık bir şekilde Hz. Peygamber hayatta iken ve bizzat onun gözetim ve denetiminde ayet ve sûrelerin düzenlenmesi durumu varken, rivayet kültürünün uydurma ve zayıf kaynaklarına güvenip, Kur’an’ın elçinin vefatından sonra kitap hâline getirildiğini söylemek çok yanlış olacaktır. Allah’ın açık emri varken, Hz. Peygamber’in bu düzenleme emrini haşa yerine getirmeyip başka birilerinin bu işi tamamladığını söylemek açıkça büyük bir yanılgıdır. Kur’an ise tecvîdi değil tertîli emretmiştir. Özetle, her ne kadar müfessirler, 4. ayetteki (ورتل)’’ve rettil’ ifadesine’‘Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.’’şeklinde anlam vermişlerse de, bunun lügat/sözlük anlamı bu şekilde değildir. Zira bunun anlamı: Farklı sebebeplerle, farklı zamanlarda nazil olan âyetlerin bir araya getirilmesi, düzenli ve uyumlu bir şekilde sıralanması ve bir mushafta satır satır yazılıp yerleştirilmesidir. Çünkü Kur’an’da okumak emri hep (اقرأ - أتلو) ‘’ikrâ ve utlü’’ şeklinde gelmektedir. Burda ise (رتل)’’ rettil’’ ifadesi gelmiştir. Bununla Kur’an’dan vahyedilen ayetlerin, Allah’ın vahyine uygun belirli bir düzen ve uyum içinde bir sıraya göre bir mushafta yazılıp yerleştirilmesi emredilmiştir. (الله اعلم) Bkz: ... وفيه أن الله نص علي تنزيله مفرقا لحكمة واضحة , ثم رتله ترتيلا, أي جعله في ايات متناسقة مترابطة, فقد أوحي الي رسوله في أن يؤالف فيما بين الايات التي كانت تتنزل لاسباب مختلفة وفي أوقات متعددة, وأن يرتبها ترتيبا توقيفيا, فأمر في أن توضع هذه الاية في موضع كذا, وهذه الاية في موضع كذا. وقد طالب الله تعالي بقرأة القران علي هذه الحالة (ورتل القران ترتيلا – المزمل -4) وما ذلك الا تطلبا لمراعاة اكتمال الايات في نصوص متكاملة. والرتل في التطبيق اللغوي هو مجموعة الكلم المتناسقة المتكاملة التي تتوحد في موضع معين, وذلك هو النص وهذا خلاف ما وجدناه في معظم كتب التفاسير . وقد كشف هذ البحث عن حقيقة قرانية, وهي أن الارتيب التوقيفي الذي يجمع الايات وان اختلفت اسباب نزولها وتفاوة أزمنتها ووقائعها يفاجئ الملتقي في ظاهرة قرانية مهمة, وهي أن الايات تأتلف في نصوص متكاملة, والنص منها ذو موضوع معين ويأتلف بالطريقة نفسها مع نص اخر في الموضع نفسه, أومما يقع في دائرته ... وهذا التصور لترتيب المكون القراني يستند الي الاعتقاد بترتيب سوره واياته ترتيبا توقيفيا من الله تعالي (تلميذ سيبويه الدكتور محمد كاظم البكاء) والترتيل هنا هو أخذ الآيات المتعلقة بالموضوع الواحد وترتيلها بعضها وراء بعض. والرتل في اللسان العربي هو الصف على نسق معين. ولا يقصد بالترتيل التلاوة ولا التنغيم، كما ذكرواهذا هو الأصل في الوضع اللغوي ، معنى الترتيل هو : الترتيب والتنسيق (الترتيل في القرأن - كشف المستور في الإسلام) إذا كان ذلك كذلك اتضح أن معنى (ورتل القرآن ترتيلا) هو رتب أو نظم الموضوعات الواحدة الواردة في آيات مختلفة من القرآن، في نسق واحد كي يسهل فهمه (ورتل القرآن ترتيلا "ر ت ل" رتل الشيء نسقه ونظمه) أي : رتبناه ترتيبا محكما . دون أن نقصر ذلك على معنى التجويد وتحسين التلاوة - فالحكمة من نزول القرآن مفرقا , ومن ترتيبه على غير ترتيب النزول هي التثبيت ي المرحلة الأولى : ارتبط نزول القرآن حسب الوقائع والأحداث وحاجات الناس , بما يحقق التثبيت الملائم والمناسب لتلك المرحلة .: المصدر (الترتيل : يعني الترتيب وليس تجويد التلاوة حصرا )والترتيل : جعل الشئ مرتلا ، أى : منسقا منظما ، ومنه قولهم : ثغر مرتل ، أى : منظم الأسنان ، لم يشذ بعضها عن بعض (الوسيط لطنطاوي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Veya yarısına biraz daha ekleyip uzatabilirsin ve Kur’an’ı düzgün ve uyumlu bir şekilde oku.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ya da ondan biraz artık. Kur’an’ı tane tane oku.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yahut yarısının üzerine artır [³] ve Kur/an/ı tane tane, dürüst oku.
[3] Ya gece yarısı kadar veya gecenin üçte biri veya üçte ikisi kadar ibadete kalk, bu üç hususta muhayyersin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yahut biraz daha sonra. Kur’an’ın (ayetlerini) uygun bir sıraya göre sırala/tane tane sindirerek oku.²
2 Krş. Furkân, 25/32. Allah vahyin yeni başladığı bu dönemde ayetlerin belli bir şekilde düzene alınması, ayetleri ezberinde tutma konusunda bir nevi öğüt olduğu gibi onları yine ezberinde belli sûreler altında düzenli bir yerleştirme yolunu da gösteriyor. Geniş bilgi için bkz. Hz. Peygamber’i Anlamak isimli kitabımız, s. 103 vd.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Veya (yarının) üzerine ilave et ve Kur'an'ı da tertil üzere (manasını düşünerek ve doğru bir şekilde) oku.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Veya biraz daha uzun bir süre kalk ve Kur’an’ı yüreğinde duyumsayarak, anlamı üzerinde düşünerek, sâkin ve ölçülü bir şekilde ve büyük bir dikkat ve özenle oku!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ya da onun üzerine artır! Kur’ân’ı tertîl üzere (tek tek âyetler halinde) oku!
Mehmet Çakır
swap_vert close
biraz geç. Kuran’ı, içine sindire sindire oku.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gece uyanıkken Rabbinden gelenleri okuyarak tefekkür et! Gücünün orantısında yapabildiğin kadar artır. Rabbinden sana gönderilen ayetleri ağır ağır düzgünce oku! Gecenin sakinliğinde ağır ağır düşünerek okuman sana gönderilenleri daha iyi kavramanı sağlar. Sen, sana gönderilenleri bütün duygularına aklına ve ufkuna sindir. Her bir anlamını güzelce benliğinde özümse!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona ilave ederek (gece yarısından sonra kalk) ve Kur’an’ı ağır ağır oku! [*]
Bu ayetlerde gecenin yarıdan fazlasının ibadetle geçirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Buradaki [ev] edatlarını “yani” anlamında yorumlamaktayız.  
Mehmet Türk
swap_vert close
2,3,4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince; bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk.¹ Ve Kur’an’ı da en güzel bir şekilde oku.²
1 Bu âyet; (نِصْفٌ) kelimesi (لَيْلٌ) kelimesinden bedel, kabul edilerek (Kurtubî) tercüme edilmiştir. Yani burada kastedilen; “gecenin üçte biri, yarısı veya üçte ikisinde namaza kalk!” demektir. Ayrıca buradan Efendimizin rûhi bir eğitime tabi tutulduğu da anlaşılmaktadır.2 Tertîl: Bir şeyi güzelce dizmek, tertiplemek ve sözü kusursuzca açıklamak demektir. Kıraatte tertîl; Kur’an’ı, acele etmeden, harfleri ve harekeleri açık bir şekilde, mana ve hikmetini düşünerek okumaktır. (Kurtubî) Kıraatten maksat ise; Kur’an’ı anlamak, düşünmek, içerisindekileri öğrenmek ve onu yaşamaktır. Tertil; Kur’an’ı tecvid kurallarına göre en güzel şekilde okumak anlamına da gelir. Ancak tecvitle Kur’an okumayı, sadece “ayın çatlatmaktan ve musikiye dönüştürmekten” ibaret hale getirmek ise, Kur’an’ın cahilce okunması demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ya da sonra- (kalk) ve ağır ağır, duyarak Kur’an oku. ³
3 Bu, kanaatimce, rattili’l-kur’âne tertîlen ifadesinin en uygun karşılığıdır. Tertîl terimi, öncelikle, “[bazı şeyleri] görünür şekilde, en uygun bir düzen içinde ve acele etmeden bir araya getirmek” anlamına gelir (Cevherî, Beydâvî ve ayrıca Lisânu’l-‘Arab, Kâmûs). Bir metnin okunuşu ile ilgili olarak kullanıldığında, anlamını düşünce süzgecinden geçirerek sakin ve ölçülü bir okumayı anlatır. Bu ifadenin 25:32’deki değişik bir biçimine ise Kur’an’ın vahyediliş tarzı ile ilgili biraz farklı bir anlam yüklenmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ya da ondan biraz fazla. Kuran’ı ağır ağır, sindire sindire oku! 17/105...110
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
veya biraz ilave et; ve oku Kur’an’ı[⁵³⁷⁶] sindire sindire![⁵³⁷⁷]
[5376] Muhtemelen vahyin iniş sürecinde el-Kur’an kavramının ilk kullanıldığı yer. Genellikle mü’minlere hitaben kullanılır. Kâfirlerin muhatap alındığı yerlerde tezkire, zikr, zikrâ gibi sıfatlarla gelir. Kur’an, belirlilik takısıyla geldiği yerlerde özel isim olarak son vayhe delâlet eder. Belirsiz geldiği yerlerde bazen mastar mânası taşır ve “hitab” mânasına gelir (Bkz: 10:15, not 26). [5377] Tertîl: Kur’an’da sadece iki yerde kullanılır (diğeri 25:32). İkisi de vahyi anlama ve hayata aktarma bağlamında gelir. Tertîl, tebyîn ve tefrik ile açıklanır. Bir şeyin “intizam” ve “istikametine” delâlet eder. Hz. Âişe’nin tarifine göre tertîl, eğer biri harfleri saymak istese, sayabileceği kadar ağır okumaktır. Mufassal sûreleri (Kaf-Nas arası) bir gecede okuduğunu söyleyen birine İbn Mes’ud “Desene şiir döktürür gibi döktürmüşün” diye cevap verir (İbn Âşûr). Kur’an’ın Mushaf’a indirgenmesi gibi, tertil tecvide, tecvid telaffuza, kıraat ses sanatına indirgenmiştir. Tertil emrinin amacı, vahyin mânalarının akleden kalbe iyice hâkkedilmesidir (25:32). İsrâ 106, başkasına aktarırken de ağır ağır okumayı emreder. Bundan 7 yy. önce yaşamış büyük müfessir Kurtubî (ö. 1273) dahi tertilin yerini sadece güzel sesle okumanın almasından şikâyet eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
3,4. Gecenin yarısı miktarınca kalk, yahut yarısından biraz azalt veya bunu artır (ibadet et) ve Kur'an'ı yavaş yavaş oku. (Çünkü bu okuyuş, Kur'an'ı düşünüp anlamana yardımcı olur.)
Osman Fırat
swap_vert close
Veya bu süreyi artır ve ağır ağır Kur’ân oku.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Veya onun üzerine artır ve Kur'an'ı güzelce tertip ile açıkça oku.
Suat Yıldırım
swap_vert close
3, 4. Duruma göre gecenin yarısında, veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibadet etmen de yeterlidir. Kur'ân'ı tertîl ile, düşünerek oku.
Maksat şudur: “Kur’ân okurken hızlı değil, kelimelerin hakkını vererek, tane tane okuyun, ta ki Allah kelamının mânası iyice zihninize yerleşsin ve muhtevası size tesir etsin.” Efendimiz (a.s.m.)’ın bu şekilde okuduğuna dair sünnet-i seniyyede çok örnekler vardır. Üzerinde tefekkür etmeden, kelimelerini telaffuz etmek, matlub olan kıraat değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'an oku.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
3,4. Gicenin nısfı ve ondan az bir noksan veyâhud ona ziyâde eyle (gicenin nısfı ve sülüsi ve sülüsânı 'ibâdetde muhayyersin) ve Kur'ân'ı dâne dâne, açık tilâvet it.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
ya da yarısından fazla bir süre kalk da Kur'ân'ı yavaş yavaş ve düşünerek oku!
Şaban Piriş
swap_vert close
Ya da biraz sonra... ve ağır ağır Kur'an oku!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yahut biraz daha arttır. Ve Kur'ân'ı tane tane oku.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yahut buna biraz ekle! Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yā artur anuñ üzere. daħı açuķ oķı ķur’ān’ı açuķ oķımaķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā artuḳ eyle anuñ üstine. Daḫı Ḳur’ānı ḥarflerin bildürüp oḳı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və ya bir qədər ondan çox! (Sənin gecəni oyaq qalıb namaz qılmağın onun üçdə bir hissəsindən az, üçdə ikisindən çox olmasın!) Həm də (gecə ibadət etdiyin zaman) aramla (ağır-ağır) Qur’an oxu!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Or add (a little) thereto and chant the Qur’an in measure,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Or a little more; and recite the Qur´an(5756) in slow, measured rhythmic tones.
5756 At this time there was only S. 96, S. 68, and possibly S. 74, and the opening Surah (Al Hamd); but the heart of the Messenger had received enlightenment, and that Light was gradually finding expression in the verse of the Qur'an. For us, now, with the whole of the Qur'an before us, the injunction is specially necessary. The words of the Qur'an must not be read hastily, merely to get through so much reading. They must be studied, and their deep meaning pondered over. They are themselves so beautiful that they must be lovingly pronounced in tones of rhythmic music.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوْ
ya da
زِدْ
ço-ğalt
عَلَيْهِ
onu
وَرَتِّلِ
ve oku
الْقُرْاٰنَ
Kur'ân'ı
تَرْت۪يلاًۜ
tertil üzere
(3-4) (Gecenin) Yarısında yahut ondan biraz azalt ya da çoğalt ve Kur'ân'ı tertil üzere (anlayarak tane tane) oku!
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
رَتَّل
Fiil-II
ر ت ل
Okudu
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
تَرْتِيل
Fiilimsi-II
ر ت ل
Tertil üzere (okumak)