close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muzzemmil Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Nisfehu evi-nkus minhu kalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gece yarısında, yahut ondan biraz da sonra.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Gecenin) Yarısını (ibadetle değerlendir, bir kısmında ise uyu ve dinlen) veya bu vakti biraz eksilt.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gecenin yarısı kadar yahut ondan biraz eksilterek ibadet et.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yarısını uyanık geçir. Yahut yarıdan biraz azalt.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yarısı kadar. Yahut bundan biraz eksilt.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gecenin yarısını kalk, yahut bu yarıdan biraz eksilt;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gecenin yarısı veya daha azında (üçte birinde,)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
2,3,4,5,6,7,8. Birazı hariç, geceleyin kalk! Tam gece yarısı, biraz erken, biraz geç kalk ve Kur'ân'ı ağır ağır oku! Sana sorumluluğu ağır bir söz vahyedeceğiz. Çünkü gecenin değerlendirilmesi daha oturaklıdır ve söz daha etkilidir. Gündüzleri senin için uzun bir meşguliyet olacaktır. Rabbinin adını an, bütün benliğinle kendini O'na ver![689]
[689] Kur’ân’ın ne zaman ve nasıl okunacağı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 94-99.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gece yarısına değin, ister onu artırasın, ister eksiltesin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gecenin yarısında veya ondan biraz eksilt!
Cemil Said
swap_vert close
2,3,4. Gice kalk, gicenin yarısını veyâ daha az veyâ daha fazlasını ’ibâdet ile imrâr it, Kur’ân tilâvet iyle,
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4. Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
2,3. Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
2-4. Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Kur’an’ı tane tane, hakkını vererek oku.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3, 4. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl. (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt, ya da çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yarısında veya yarısından biraz önce.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yarısı, yâhud eksilt ondan biraz
Emrah Demiryent
swap_vert close
2-3-4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince, bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk. Ve Kur’ân’ı (tertîl üzere) ağır ağır, oku.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gecenin yarısında veya ondan biraz önce.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Gecenin) yarısı mıkdârınca. Yahud ondan «birazını eksilt.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
3,4. (Gecenin) yarısı kadar (namaz kıl) veya bundan (yarısından) biraz eksilt yâhut onu artır (serbestsin), Kur'ân'ı da tâne tâne oku!
İhsan Aktaş
swap_vert close
2,3,4. Geceleyin (ibadet etmek ve Rabbini anmak için göreve) kalk, yalnız gecenin birazından değil. Tam gece yarısı veya (durumuna göre) bu miktarı biraz eksilt (üçte bir yap) veya buna (yarısına) biraz daha ekle (üçte ikiye yakın yap). Kur’an’ı da (sana indirilmekte olan Kur’an ayetlerini de okuyup/tebliğ edip/satır satır bir mushaf içinde) düzgünce bir düzene koy. *
(*) Eğer, Kur’an Hz. peygamberin sözü olsaydı, yani kendiliğinden uydursaydı, geceleyin herkesin tatlı bir uykuya daldığı hâlde kendisi için böyle çok meşakkatli olan gece ibadetini farz yapar mıydı? Neden kendini böyle zor bir durumda bıraksın? Demek ki, Kur’an Allah’ın, bütün insanlığa göndermiş olduğu mesaj ve buyrukları içeren bir kitaptır. Bu ayetlerdeki emir ise sadece tebliğ yapmakla görevlendirilen elçiyedir, inananlara değil. ‘’Ayrıca “tertîl” kelimesi ise, hem “bir şeyin parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya toparlayıp uygun bir düzen vermek” hem de “o bütüne iç tutarlılık sağlamak” anlamına gelmektedir… Yirmi üç yıllık bir zaman sürecine yayılan mesajın her bakımdan tutarlı bir bütün oluşturması, onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunun açık kanıtıdır. Kur’an’ın parça parça gönderilmesi ise ilahî hikmeti yansıtır. Kur’an, pratik hayattan kopuk olarak hızlı ve masa başında değil, aksine doğrudan doğruya yaşanan hayatın içinde ona yön vermesi için tertîl ile yaşanmalıdır… Ayrıca Fuad denen idrak merkezinin veriyi/bilgiyi tertîl ile hayatın içinde, sebep-sonuç ilişkisini kurarak alması aslında insanoğlunun en ideal öğrenme şeklidir. Bu, Kur’an’ın neden parça parça hayatın içine indirildiğini açıklamaktadır… (Kurandan Hayata) ’’Rattelnâhu tertîlen’’ (Furkan-25/32) şeklindeki özlü ifade ise, “[bir şeyin] parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya getirip, onlara uygun bir düzen vermek” ve bir de “bütüne iç tutarlılık sağlamak” gibi paralel anlamlar ihtiva etmektedir. Hz. Peygamber’in yaşadığı, hareket ve olaylarla dolu 23 yıllık bir hayata yayılan mesajın her türlü çelişkiden uzak ve her bakımdan tutarlı oluşu onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunu açıkça ortaya koyduğuna göre, bunu düşünen her müminin imanını güçlendiren bir keyfiyet olması gerekir; Kur’an’ın kendisine göre de, onun zaman içinde tedrîcen vahyedilmesinin sebebi bu keyfiyette aranmalıdır…(M. Esed Meali-32. Ayet Açıklaması) Sosyal alanda“ ترتيل’’tertîl” ise“konuşma esnasında sözün, yazarken ise kelimelerin, paragraf veya pasajların birbiri ardınca, tek tek, yavaş yavaş, ağır ağır, tane tane dizilmesi, birbirine karıştırılmaması” demektir. Buna göre Kur’an’ın tertîli, indiği şekilde tertibinin korunması, bir necmin bir başka necme karıştırılmaması” anlamına gelmektedir. Furkan-32. ayetinde de Rabbimiz Kur’an’ı tertîllediğini, yani her şeyi yerli yerinde, birbirine karıştırmadan, bir düzen içinde indirdiğini beyan etmektedir. İlk gelen vahiylerde de [Müzzemmil/4], Kur’an’ın tertîllenmesi, yani necmlerin gayet düzenli tutulması, birbirine karıştırılmaması emredilmiştir… Peki, Kur’an’da geçen ‘’ترتيل ‘’tertîl” ifadesi, “Kıratte tertîl”e indirgenebilir mi? Bu sorunun cevabı, hem aklen; mantıksal olarak hem de naklen; Kur’an’a göre “Hayır”dır. Yani bu kesinlikle mümkün değildir. Nedenine gelince: Kişi ne okuyorsa ne yazıyorsa ne söylüyorsa zaten harfleri, kelimeleri cümleleri birbirine karıştırmadan okuması, yazması ve söylemesi gerekir. Bu ihtimam kelamın levazımındandır; olmazsa olmazıdır. Bu sıradan bir yazışma ve söyleşide bile gerekli bir kural iken Kur’an’da ihmali, tembihlenmesi düşünülmez bile… Rasülüllah konuştuğunu, anlattığını birbirine karıştıran birisi olsa, toplumun alay ve istihzasına muhatap olacağından zaten vahiy ile muhatap kılınmazdı… (TERTÎL - Hakkı Yılmaz) Yani Rettil: Düzenlemek, ayarlamak, yoluna koymak, hazırlamak, düzeltmek, halletmek; planlamak, kararlaştırmak, sıralamak, sıraya koymak, aranje etmek gibi anlamlara gelir… İşte bu kadar açık bir şekilde Hz. Peygamber hayatta iken ve bizzat onun gözetim ve denetiminde ayet ve sûrelerin düzenlenmesi durumu varken, rivayet kültürünün uydurma ve zayıf kaynaklarına güvenip, Kur’an’ın elçinin vefatından sonra kitap hâline getirildiğini söylemek çok yanlış olacaktır. Allah’ın açık emri varken, Hz. Peygamber’in bu düzenleme emrini haşa yerine getirmeyip başka birilerinin bu işi tamamladığını söylemek açıkça büyük bir yanılgıdır. Kur’an ise tecvîdi değil tertîli emretmiştir. Özetle, her ne kadar müfessirler, 4. ayetteki (ورتل)’’ve rettil’ ifadesine’‘Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.’’şeklinde anlam vermişlerse de, bunun lügat/sözlük anlamı bu şekilde değildir. Zira bunun anlamı: Farklı sebebeplerle, farklı zamanlarda nazil olan âyetlerin bir araya getirilmesi, düzenli ve uyumlu bir şekilde sıralanması ve bir mushafta satır satır yazılıp yerleştirilmesidir. Çünkü Kur’an’da okumak emri hep (اقرأ - أتلو) ‘’ikrâ ve utlü’’ şeklinde gelmektedir. Burda ise (رتل)’’ rettil’’ ifadesi gelmiştir. Bununla Kur’an’dan vahyedilen ayetlerin, Allah’ın vahyine uygun belirli bir düzen ve uyum içinde bir sıraya göre bir mushafta yazılıp yerleştirilmesi emredilmiştir. (الله اعلم) Bkz: ... وفيه أن الله نص علي تنزيله مفرقا لحكمة واضحة , ثم رتله ترتيلا, أي جعله في ايات متناسقة مترابطة, فقد أوحي الي رسوله في أن يؤالف فيما بين الايات التي كانت تتنزل لاسباب مختلفة وفي أوقات متعددة, وأن يرتبها ترتيبا توقيفيا, فأمر في أن توضع هذه الاية في موضع كذا, وهذه الاية في موضع كذا. وقد طالب الله تعالي بقرأة القران علي هذه الحالة (ورتل القران ترتيلا – المزمل -4) وما ذلك الا تطلبا لمراعاة اكتمال الايات في نصوص متكاملة. والرتل في التطبيق اللغوي هو مجموعة الكلم المتناسقة المتكاملة التي تتوحد في موضع معين, وذلك هو النص وهذا خلاف ما وجدناه في معظم كتب التفاسير . وقد كشف هذ البحث عن حقيقة قرانية, وهي أن الارتيب التوقيفي الذي يجمع الايات وان اختلفت اسباب نزولها وتفاوة أزمنتها ووقائعها يفاجئ الملتقي في ظاهرة قرانية مهمة, وهي أن الايات تأتلف في نصوص متكاملة, والنص منها ذو موضوع معين ويأتلف بالطريقة نفسها مع نص اخر في الموضع نفسه, أومما يقع في دائرته ... وهذا التصور لترتيب المكون القراني يستند الي الاعتقاد بترتيب سوره واياته ترتيبا توقيفيا من الله تعالي (تلميذ سيبويه الدكتور محمد كاظم البكاء) والترتيل هنا هو أخذ الآيات المتعلقة بالموضوع الواحد وترتيلها بعضها وراء بعض. والرتل في اللسان العربي هو الصف على نسق معين. ولا يقصد بالترتيل التلاوة ولا التنغيم، كما ذكرواهذا هو الأصل في الوضع اللغوي ، معنى الترتيل هو : الترتيب والتنسيق (الترتيل في القرأن - كشف المستور في الإسلام) إذا كان ذلك كذلك اتضح أن معنى (ورتل القرآن ترتيلا) هو رتب أو نظم الموضوعات الواحدة الواردة في آيات مختلفة من القرآن، في نسق واحد كي يسهل فهمه (ورتل القرآن ترتيلا "ر ت ل" رتل الشيء نسقه ونظمه) أي : رتبناه ترتيبا محكما . دون أن نقصر ذلك على معنى التجويد وتحسين التلاوة - فالحكمة من نزول القرآن مفرقا , ومن ترتيبه على غير ترتيب النزول هي التثبيت ي المرحلة الأولى : ارتبط نزول القرآن حسب الوقائع والأحداث وحاجات الناس , بما يحقق التثبيت الملائم والمناسب لتلك المرحلة .: المصدر (الترتيل : يعني الترتيب وليس تجويد التلاوة حصرا )والترتيل : جعل الشئ مرتلا ، أى : منسقا منظما ، ومنه قولهم : ثغر مرتل ، أى : منظم الأسنان ، لم يشذ بعضها عن بعض (الوسيط لطنطاوي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yarısında veya yarısından biraz daha eksiltebilirsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gecenin yarısı kadar. Ya ondan biraz az.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yani gece yarısı kadar kalk, yahut ondan az eksik yap,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Gecenin yarısı veya ondan daha önce
Kadri Çelik
swap_vert close
(Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan (yarısından) da biraz eksilt.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yani, gecenin yarısı kadar bir süre, ya da duruma göre bundan biraz daha kısa,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yarısında veya ondan biraz eksilt!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tam gece yarısı, biraz er
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gecenin yarısını ya da biraz eksiğini uyanık geçir. Gecenin diğer kısmında uyuyup dinlen ki gündüz takatsiz kalmayasın! Kendini zorlama!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Gecenin) yarısında, ondan biraz eksilt(erek daha erken kalk).
Mehmet Türk
swap_vert close
2,3,4. Gece biraz ilerleyip yarıya gelince; bundan biraz önce veya biraz sonra (namaza) kalk.¹ Ve Kur’an’ı da en güzel bir şekilde oku.²
1 Bu âyet; (نِصْفٌ) kelimesi (لَيْلٌ) kelimesinden bedel, kabul edilerek (Kurtubî) tercüme edilmiştir. Yani burada kastedilen; “gecenin üçte biri, yarısı veya üçte ikisinde namaza kalk!” demektir. Ayrıca buradan Efendimizin rûhi bir eğitime tabi tutulduğu da anlaşılmaktadır.2 Tertîl: Bir şeyi güzelce dizmek, tertiplemek ve sözü kusursuzca açıklamak demektir. Kıraatte tertîl; Kur’an’ı, acele etmeden, harfleri ve harekeleri açık bir şekilde, mana ve hikmetini düşünerek okumaktır. (Kurtubî) Kıraatten maksat ise; Kur’an’ı anlamak, düşünmek, içerisindekileri öğrenmek ve onu yaşamaktır. Tertil; Kur’an’ı tecvid kurallarına göre en güzel şekilde okumak anlamına da gelir. Ancak tecvitle Kur’an okumayı, sadece “ayın çatlatmaktan ve musikiye dönüştürmekten” ibaret hale getirmek ise, Kur’an’ın cahilce okunması demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
gece yarısı ² -biraz önce
2 Zemahşerî, burada, illâ kalîlen (“küçük bir bölümü hariç”) ifadesini hemen ondan sonra gelen nısfehû (“yarısından”, yani gecenin) ifadesi ile birleştirir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gecenin yarısı kadar veya ondan daha az. 25/64, 52/49
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Gece yarısı, ondan biraz eksilt
Orhan Kuntman
swap_vert close
3,4. Gecenin yarısı miktarınca kalk, yahut yarısından biraz azalt veya bunu artır (ibadet et) ve Kur'an'ı yavaş yavaş oku. (Çünkü bu okuyuş, Kur'an'ı düşünüp anlamana yardımcı olur.)
Osman Fırat
swap_vert close
Gecenin yarısında (kalk) veya bundan biraz eksilt.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onun yarısı (kalk) veya ondan biraz eksilt (yarısından az kalk),
Suat Yıldırım
swap_vert close
3, 4. Duruma göre gecenin yarısında, veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibadet etmen de yeterlidir. Kur'ân'ı tertîl ile, düşünerek oku.
Maksat şudur: “Kur’ân okurken hızlı değil, kelimelerin hakkını vererek, tane tane okuyun, ta ki Allah kelamının mânası iyice zihninize yerleşsin ve muhtevası size tesir etsin.” Efendimiz (a.s.m.)’ın bu şekilde okuduğuna dair sünnet-i seniyyede çok örnekler vardır. Üzerinde tefekkür etmeden, kelimelerini telaffuz etmek, matlub olan kıraat değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Gecenin yarısında (kalk) yahut bundan biraz eksilt.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
3,4. Gicenin nısfı ve ondan az bir noksan veyâhud ona ziyâde eyle (gicenin nısfı ve sülüsi ve sülüsânı 'ibâdetde muhayyersin) ve Kur'ân'ı dâne dâne, açık tilâvet it.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ya gecenin yarısı kadar ya yarısından biraz az[*],
[*] Gece yarısından biraz önce veya sonra  
Şaban Piriş
swap_vert close
Gece yarısında veya biraz önce
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yarısında uyanık ol; veya ondan biraz eksilt.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yarśın ya'nį gicenün yā eks yarśından az yā eks yarsından yā artur yarsından .
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Buçuġını yā andan az eksilt.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Gecənin) yarısına qədər, yaxud bir qədər ondan az;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
A half thereof, or abate a little thereof
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Half of it,- or a little less,
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
نِصْفَهُٓ
onun yarısı
اَوِ
yahut
انْقُصْ
azalt
مِنْهُ
ondan
قَل۪يلاًۙ
biraz
(3-4) (Gecenin) Yarısında yahut ondan biraz azalt ya da çoğalt ve Kur'ân'ı tertil üzere (anlayarak tane tane) oku!
نِصْف
İsim
ن ص ف
Yarısı
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
نَقَصَ
Fiil-I
ن ق ص
Eksik yaptı, kısalttı, eksiltti, azalttı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az