2,3,4. Geceleyin (ibadet etmek ve Rabbini anmak için göreve) kalk, yalnız gecenin birazından değil. Tam gece yarısı veya (durumuna göre) bu miktarı biraz eksilt (üçte bir yap) veya buna (yarısına) biraz daha ekle (üçte ikiye yakın yap). Kur’an’ı da (sana indirilmekte olan Kur’an ayetlerini de okuyup/tebliğ edip/satır satır bir mushaf içinde) düzgünce bir düzene koy. *
(*) Eğer, Kur’an Hz. peygamberin sözü olsaydı, yani kendiliğinden uydursaydı, geceleyin herkesin tatlı bir uykuya daldığı hâlde kendisi için böyle çok meşakkatli olan gece ibadetini farz yapar mıydı? Neden kendini böyle zor bir durumda bıraksın? Demek ki, Kur’an Allah’ın, bütün insanlığa göndermiş olduğu mesaj ve buyrukları içeren bir kitaptır. Bu ayetlerdeki emir ise sadece tebliğ yapmakla görevlendirilen elçiyedir, inananlara değil. ‘’Ayrıca “tertîl” kelimesi ise, hem “bir şeyin parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya toparlayıp uygun bir düzen vermek” hem de “o bütüne iç tutarlılık sağlamak” anlamına gelmektedir… Yirmi üç yıllık bir zaman sürecine yayılan mesajın her bakımdan tutarlı bir bütün oluşturması, onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunun açık kanıtıdır. Kur’an’ın parça parça gönderilmesi ise ilahî hikmeti yansıtır. Kur’an, pratik hayattan kopuk olarak hızlı ve masa başında değil, aksine doğrudan doğruya yaşanan hayatın içinde ona yön vermesi için tertîl ile yaşanmalıdır… Ayrıca Fuad denen idrak merkezinin veriyi/bilgiyi tertîl ile hayatın içinde, sebep-sonuç ilişkisini kurarak alması aslında insanoğlunun en ideal öğrenme şeklidir. Bu, Kur’an’ın neden parça parça hayatın içine indirildiğini açıklamaktadır… (Kurandan Hayata) ’’Rattelnâhu tertîlen’’ (Furkan-25/32) şeklindeki özlü ifade ise, “[bir şeyin] parçalarını, bütünü meydana getirecek şekilde bir araya getirip, onlara uygun bir düzen vermek” ve bir de “bütüne iç tutarlılık sağlamak” gibi paralel anlamlar ihtiva etmektedir. Hz. Peygamber’in yaşadığı, hareket ve olaylarla dolu 23 yıllık bir hayata yayılan mesajın her türlü çelişkiden uzak ve her bakımdan tutarlı oluşu onun Allah tarafından vahyedilmiş olduğunu açıkça ortaya koyduğuna göre, bunu düşünen her müminin imanını güçlendiren bir keyfiyet olması gerekir; Kur’an’ın kendisine göre de, onun zaman içinde tedrîcen vahyedilmesinin sebebi bu keyfiyette aranmalıdır…(M. Esed Meali-32. Ayet Açıklaması) Sosyal alanda“ ترتيل’’tertîl” ise“konuşma esnasında sözün, yazarken ise kelimelerin, paragraf veya pasajların birbiri ardınca, tek tek, yavaş yavaş, ağır ağır, tane tane dizilmesi, birbirine karıştırılmaması” demektir. Buna göre Kur’an’ın tertîli, indiği şekilde tertibinin korunması, bir necmin bir başka necme karıştırılmaması” anlamına gelmektedir. Furkan-32. ayetinde de Rabbimiz Kur’an’ı tertîllediğini, yani her şeyi yerli yerinde, birbirine karıştırmadan, bir düzen içinde indirdiğini beyan etmektedir. İlk gelen vahiylerde de [Müzzemmil/4], Kur’an’ın tertîllenmesi, yani necmlerin gayet düzenli tutulması, birbirine karıştırılmaması emredilmiştir… Peki, Kur’an’da geçen ‘’ترتيل ‘’tertîl” ifadesi, “Kıratte tertîl”e indirgenebilir mi? Bu sorunun cevabı, hem aklen; mantıksal olarak hem de naklen; Kur’an’a göre “Hayır”dır. Yani bu kesinlikle mümkün değildir. Nedenine gelince: Kişi ne okuyorsa ne yazıyorsa ne söylüyorsa zaten harfleri, kelimeleri cümleleri birbirine karıştırmadan okuması, yazması ve söylemesi gerekir. Bu ihtimam kelamın levazımındandır; olmazsa olmazıdır. Bu sıradan bir yazışma ve söyleşide bile gerekli bir kural iken Kur’an’da ihmali, tembihlenmesi düşünülmez bile… Rasülüllah konuştuğunu, anlattığını birbirine karıştıran birisi olsa, toplumun alay ve istihzasına muhatap olacağından zaten vahiy ile muhatap kılınmazdı… (TERTÎL - Hakkı Yılmaz) Yani Rettil: Düzenlemek, ayarlamak, yoluna koymak, hazırlamak, düzeltmek, halletmek; planlamak, kararlaştırmak, sıralamak, sıraya koymak, aranje etmek gibi anlamlara gelir… İşte bu kadar açık bir şekilde Hz. Peygamber hayatta iken ve bizzat onun gözetim ve denetiminde ayet ve sûrelerin düzenlenmesi durumu varken, rivayet kültürünün uydurma ve zayıf kaynaklarına güvenip, Kur’an’ın elçinin vefatından sonra kitap hâline getirildiğini söylemek çok yanlış olacaktır. Allah’ın açık emri varken, Hz. Peygamber’in bu düzenleme emrini haşa yerine getirmeyip başka birilerinin bu işi tamamladığını söylemek açıkça büyük bir yanılgıdır. Kur’an ise tecvîdi değil tertîli emretmiştir. Özetle, her ne kadar müfessirler, 4. ayetteki (ورتل)’’ve rettil’ ifadesine’‘Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.’’şeklinde anlam vermişlerse de, bunun lügat/sözlük anlamı bu şekilde değildir. Zira bunun anlamı: Farklı sebebeplerle, farklı zamanlarda nazil olan âyetlerin bir araya getirilmesi, düzenli ve uyumlu bir şekilde sıralanması ve bir mushafta satır satır yazılıp yerleştirilmesidir. Çünkü Kur’an’da okumak emri hep (اقرأ - أتلو) ‘’ikrâ ve utlü’’ şeklinde gelmektedir. Burda ise (رتل)’’ rettil’’ ifadesi gelmiştir. Bununla Kur’an’dan vahyedilen ayetlerin, Allah’ın vahyine uygun belirli bir düzen ve uyum içinde bir sıraya göre bir mushafta yazılıp yerleştirilmesi emredilmiştir. (الله اعلم) Bkz:
... وفيه أن الله نص علي تنزيله مفرقا لحكمة واضحة , ثم رتله ترتيلا, أي جعله في ايات متناسقة مترابطة, فقد أوحي الي رسوله في أن يؤالف فيما بين الايات التي كانت تتنزل لاسباب مختلفة وفي أوقات متعددة, وأن يرتبها ترتيبا توقيفيا, فأمر في أن توضع هذه الاية في موضع كذا, وهذه الاية في موضع كذا. وقد طالب الله تعالي بقرأة القران علي هذه الحالة (ورتل القران ترتيلا – المزمل -4) وما ذلك الا تطلبا لمراعاة اكتمال الايات في نصوص متكاملة. والرتل في التطبيق اللغوي هو مجموعة الكلم المتناسقة المتكاملة التي تتوحد في موضع معين, وذلك هو النص وهذا خلاف ما وجدناه في معظم كتب التفاسير . وقد كشف هذ البحث عن حقيقة قرانية, وهي أن الارتيب التوقيفي الذي يجمع الايات وان اختلفت اسباب نزولها وتفاوة أزمنتها ووقائعها يفاجئ الملتقي في ظاهرة قرانية مهمة, وهي أن الايات تأتلف في نصوص متكاملة, والنص منها ذو موضوع معين ويأتلف بالطريقة نفسها مع نص اخر في الموضع نفسه, أومما يقع في دائرته ... وهذا التصور لترتيب المكون القراني يستند الي الاعتقاد بترتيب سوره واياته ترتيبا توقيفيا من الله تعالي (تلميذ سيبويه الدكتور محمد كاظم البكاء) والترتيل هنا هو أخذ الآيات المتعلقة بالموضوع الواحد وترتيلها بعضها وراء بعض. والرتل في اللسان العربي هو الصف على نسق معين. ولا يقصد بالترتيل التلاوة ولا التنغيم، كما ذكرواهذا هو الأصل في الوضع اللغوي ، معنى الترتيل هو : الترتيب والتنسيق (الترتيل في القرأن - كشف المستور في الإسلام) إذا كان ذلك كذلك اتضح أن معنى (ورتل القرآن ترتيلا) هو رتب أو نظم الموضوعات الواحدة الواردة في آيات مختلفة من القرآن، في نسق واحد كي يسهل فهمه (ورتل القرآن ترتيلا "ر ت ل" رتل الشيء نسقه ونظمه) أي : رتبناه ترتيبا محكما . دون أن نقصر ذلك على معنى التجويد وتحسين التلاوة - فالحكمة من نزول القرآن مفرقا , ومن ترتيبه على غير ترتيب النزول هي التثبيت ي المرحلة الأولى : ارتبط نزول القرآن حسب الوقائع والأحداث وحاجات الناس , بما يحقق التثبيت الملائم والمناسب لتلك المرحلة .: المصدر (الترتيل : يعني الترتيب وليس تجويد التلاوة حصرا )والترتيل : جعل الشئ مرتلا ، أى : منسقا منظما ، ومنه قولهم : ثغر مرتل ، أى : منظم الأسنان ، لم يشذ بعضها عن بعض (الوسيط لطنطاوي)