close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muzzemmil Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne rabbeke ya’lemu enneke tekûmu ednâ min śuluśeyi-lleyli ve nisfehu ve śuluśehu ve tâ-ifetun mine-lleżîne me’ak(e)(c) va(A)llâhu yukaddiru-lleyle ve-nnehâr(a)(c) ‘alime en len tuhsûhu fetâbe ‘aleykum(s) fakraû mâ teyessera mine-lkur-ân(i)(c) ‘alime en seyekûnu minkum merdâ(ﻻ) ve âḣarûne yadribûne fî-l-ardi yebteġûne min fadli(A)llâhi(ﻻ) ve âḣarûne yukâtilûne fî sebîli(A)llâh(i)(s) fakraû mâ teyessera minh(u)(c) ve ekîmû-ssalâte ve âtû-zzekâte ve akridû(A)llâhe kardan hasenâ(n)(c) vemâ tukaddimû li-enfusikum min ḣayrin tecidûhu ‘inda(A)llâhi huve ḣayran ve a’zame ecrâ(n)(c) vestaġfirû(A)llâh(e)(s) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki Rabbin daha iyi bilir, gerçekten de senin, gecenin üçte ikisinden ve yarısından daha az ve bazı vakitlerde de üçte biri kadar bir zamanında kalktığını ve seninle beraber bulunanların bir bölüğünün de kalktıklarını ve Allah, gecenin ve gündüzün vakitlerini ölçer; bilmiştir ki siz, onu layıkıyla hesaplayamazsınız, bu yüzden de tövbenizi kabul etmiştir, artık, Kur'an'dan, kolay geleni okuyun; bilmiştir ki sizden hastalar bulunabilir ve bir başka kısmınız da Allah'ın lütfünü, ihsanını elde etmek için yeryüzünde yolculuk eder ve başka bir bölük de Allah yolunda savaşır, artık, ondan, kolay geleni okuyun ve kılın namazı ve verin zekatı ve Allah'a, güzel bir borç verin ve kendiniz için, önceden ne hayır yaparsanız ondan daha hayırlısıyla ve mükafat bakımından daha büyüğüyle bulursunuz onu Allah katında ve yarlıganma dileyin Allah'tan ve şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Gerçekten Rabbin, Senin gecenin üçte ikisinden biraz noksanında, (bazen) yarısında ve üçte biri kadarında (namaz için) kalktığını bilmektedir; Seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacağınızı (vakitleri ayarlamakta zorlanacağınızı) bildiği için, böylece tevbenizi (O’na dönüşünüzü) kabul etmiştir. Şu halde (namazlarınızda) Kur’an’dan (size) kolay geleni (en iyi ezberlenen bölümleri) okuyuverin. Allah sizden hastalar bulunacağını, bazılarının Allah’ın fazlından (rızıklarını) aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah yolunda (cihad için yola çıkıp) çarpışacaklarını bilmektedir de, işte bu yüzden (cemaatle kılınan namazları fazla uzatmayıp Kur’an’dan) kolay geleni okuyun diye izin vermektedir. Artık namazı dosdoğru eda edin, zekâtı ödeyin ve Allah’a güzel bir borç verin, ki hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulacaksınız. Allah’tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir (sonsuz merhametli olandır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Rabbin senin ve beraberindekilerin, gecenin üçte ikisini yahut yarısını, yahut üçte birini namaz için uyanık geçirdiğini bilir. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü koyan Allah, sizin bu vakitlerde kalkmaya güç yetiremiyeceğinizi biliyor ve size rahmetiyle yaklaşıp tevbenizi kabul ediyor. O halde kılacağınız namazda Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun, kendinizi zorlamayın. Allah içinizden zaman zaman hastalar, Allah'ın lütfunu aramak için yola koyulanlar ve Allah yolunda savaşa çıkanlar olacağını bilir. İşte bu sebeblerden dolayı gece namaz kılmanın farz olma hükmü kaldırılmıştır. O halde gece namazından size kolay olacak kadarını kılın ve namazınızda da kolayınıza geleni okuyun. Diğer beş vakit namazlarınızda da devamlı ve dikkatli olun, farz olan zekatı verin ve Allah'a gönül hoşluğu ile farz olandan başka hayırlar ve infaklar da yapın. Çünkü hayır olarak ne hazırlarsanız onu Allah yanında daha kıymetli ve mükafatı daha büyük bulursunuz ve Allah'tan bağışlanmanızı dileyin. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, bazan yarısını, bazan da üçte birini kıyamda, uyanık geçirdiğini ve seninle birlikte hareket edenlerin bir kısmının da böyle yaptığını Rabbin biliyor. Allah gece ve gündüzün sürelerini planlar ve icra eder. Sizin, asla geceleri ihya ile ilgili hesaplarınızın tutmayacağını, gece namazına güç yetiremeyeceğinizi bildi de, size ruhsat verdi, tevbelerinizi, günah işlemekten vazgeçip Allah'a itaate yönelişlerinizi kabul buyurdu. Bundan böyle namazda Kur'ân'dan kolayına geleni oku. Allah içinizden hasta olanları, yeryüzünde ticaret yapmak ve rızıklarını kazanmak için yollarda olan, Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda, İslâm uğrunda savaşan daha başka insanların olacağını biliyor. Onun için, Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, inceleyin. Namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılın. Vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran berekete vesile olan zekâtı verin. Allah'a karz-ı hasen olarak borç verin, mâlî mükellefiyetlerin dışında, Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılayın, Allah'ın kullarına güzel ödünç verin. Kendiniz ve birbiriniz için önceden gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı, mükâfatı daha büyük olarak bulacaksınız. Günahlarınızdan dolayı Allah'tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyin. Allah kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/245.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde (ibadet için) kalktığını seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) biliyor. Geceyi de gündüzü de Allah takdir etmektedir. O sizin bunu sayamayacağını (buna güç yetiremeyeceğinizi) bildi ve tevbelerinizi kabul etti. [3] Artık Kur'an'dan kolay geleni okuyun. (Allah) içinizde hastalar bulunduğunu, başkalarının Allah'ın lütfundan (rızık) arayarak yeryüzünde dolaşacaklarını ve daha başkalarının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. Artık ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a güzel borç verin. Kendiniz için önceden ne gönderirseniz Allah katında onu daha hayırlı ve ecir bakımından daha büyük olarak bulursunuz. Allah'dan bağışlanma dileyin. Allah bağışlayan ve rahmet edendir.
20.Hakim`in Hz. Aişe (r.a.)`den rivayet ettiğine göre: "Ey örtüsüne bürünen! Az bir kısmı dışında geceleyin (ibadete) kalk." (Müzzemmil, 73/1-2) mealindeki ayeti kerimeler indirilince Resulullah (a.s.) ve beraberindeki bazı Müslümanlar bir sene boyunca geceleri uzun süre ibadet ettiler. Hatta ayakları şişinceye kadar ibadet ediyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi. İbnu Cerir, Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan ve daha başkalarından bunun benzeri rivayetler nakletmiştir.3.Yani sizin kendisine dönüşünüzü kabul etti ve sizin için kolay olanı seçti.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muhakkak Rabbin biliyor ki, sen, gece üçte ikisine yakın, yarısı kadar ve üçte biri (olan bir müddet namaz için) kalkıyorsun; ashabından bir topluluk da seninle beraberdir. Gece ve gündüzün miktarlarını ancak Allah takdir eder. O bildi ki, bundan öte, onu başaramazsınız; (bütün geceyi ibadetle geçiremezsiniz). Onun için sizden hafifletti; (gece kaim olmayı size farz kılmadı). Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmiştir ki, aranızda hastalar olacak, bir kısmı Allah'ın fazlından rızk aramak için (ticaret maksadı ile) yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmı da Allah yolunda çarpışacaklar. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın, zekâtı verin, Allah için (diğer hayır yollarına) halisane harcayın. Nefisleriniz için (bu dünyada) peşin olarak ne hayır işlerseniz, onun sevabını Allah katında daha hayırlı ve mükâfat bakımından daha büyük bulacaksınız. Bir de Allah'dan mağfiret dileyin; çünkü O, Gafûr'dur= mağfireti çok boldur, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden az bir zamanda ve gecenin yarısında ve üçte birinde, seninle beraber olan bir grup ile beraber kalkıp namaz kıldığını biliyor. Gece ve gündüzü takdir edip planlayan Allah’tır. Allah, sizin bu vakitlerde kalkmaya güç getiremeyeceğinizi biliyor. O, sizin tevbenizi kabul etti. Artık Kur’andan okuyabildiğiniz kadar okuyun. Allah, sizden hastaların olacağını ve çıkıp yeryüzünde Allah’ın fazlını (rızkını) arayan başkalarının bulunacağını ve diğer başkalarının çıkıp Allah yolunda cihad edeceğini biliyor. Artık size müyesser olduğu kadar Kur’an okuyun. Namaz kılın, zekât verin. Allah için, güzel bir şekilde borç verin. Siz önceden kendi lehinize ne yapmışsanız, onu Allah katında daha yararlı ve mükâfatça daha büyük olarak bulacaksınız. (Son olarak) Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz O, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hiç şüphen olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle yapıyor. Allah, gece ve gündüz olanları ölçüp biçiyor. Sizin onu sayamayacağınızı bildiği için, sizin tövbenizi kabul etti. Artık Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyunuz. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmınızın Allah'ın lütfundan bir şeyler aramak için gurbete çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacaklarını bildi. O halde Kur'ân'dan kolay geleni okuyunuz. Namazı kılınız. Zekâtı veriniz. Güzel bir ödünçle Allah'a ödünç veriniz. Kendiniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin. Şüphesiz Allah çok affedendir; çok merhamet sahibidir.[690]
[690] Müzzemmil sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 115-116.  
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrın biliyor ki, sen —seninle birlikte bulunanlarla— kimi gecenin üçte ikisine yakın, kimi gecenin yarısını da, kimi gecenin üçte birini ayakta geçirirsin; geceyi, gündüzü ölçümleyen Allahtır, başarmaya onu, sizin gücünüzün hiç yetmediğin bildiği için, sizi bağışlamıştır; siz, Kur'anın kolay gelen bir yerinden okuyun, sizden hasta olanı yeryüzünde dolaşarak, Allahın erdeminden azığını toplıyanı, Allahın yolunda savaş yapanı, Allah biliyor; onun kolay bir yerinden okuyun, namaz kılın, zekât verin, Allaha da güzel bir ödünç ödiyesiniz, iyilik olarak kendiniz için neyi hazırlamışsanız, Allahın katında onu bulacaksınız, bu daha hayırlıdır, sevabı da pek büyüktür, Allahtan da yarlıganmak isteyin, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Senin ve bazı arkadaşlarının, gecenin ya üçte ikisine yakın bölümünü ya yarısını ya da üçte birini uyanık/ayakta geçirdiğini Rabbin biliyor. Gecenin ve gündüzün sürelerini yaratan ve belirleyen Allah'tır. O, sizin buna dayanamayacağınızı bildiği için yükünüzü hafifletti (farz kılmayıp onu kolaylaştırdı). Onun için Kur'an'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun (gece ibadetini kolayınıza geldiği gibi yapın). Aranızda hastalar olacağını, bir bölümünüzün Allah'ın lütfettiği geçim payını elde edebilmek için yeryüzünde oradan oraya koşacağını, bir bölümünüzün de O'nun yolunda savaşacağını Allah biliyor. Öyleyse ondan kolayınıza gelecek kadar okuyun. Namazı aksatmadan ikame edin ve zekâtı verin. Allah'a gönül hoşluğu ile farz olandan başka hayırlar ve infaklar da yapın. Çünkü hayır olarak ne yaparsanız onu Allah yanında daha kıymetli ve mükâfatı daha büyük olarak bulacaksınız ve Allah'tan bağışlanmanızı dileyin. Hiç kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 
Bkz. 2/245, 57/11, 18  
Cemil Said
swap_vert close
Senin rabbin biliyor ki sen ve senin ashâbın ba’zan gicenin sülüsânını ba’zan nısfını ve ba’zan de bir sülüsüni ’ibâdet ile emr idiyorsunuz. Sizin içün gice ve gündüzi tamâmen taksîm iden Allâh’dır. Sizin bunı tamam yapacağınızı bilür ve ’afv ider. Kur’ân’ı suhûletle okuyabildiğiniz kadar okuyunuz. Allâh içinizde hastalar ve Allâh’ın ihsân itdiği emvâli tedârik itmek içün seyahate çıkanlar ve Allâh yolunda muhârebe idenler bulundığını bilür. Size en zahmetsiz olacak vecihle Kur’ân okuyunuz, ’ibâdet idiniz, zekât viriniz, Allâh’a güzel bir ikrâzda bulununuz virdiğinizin kâffesini Allâh’ın nezdinde tekrâr bulursunuz bu hakkınızda hayırlı olur. ’Azîm mükâfâta nâil olursunuz. Allâh’dan mağfiret taleb idiniz çünki gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını, üçte birini ibadetle geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir grubun da (böyle yaptığını) rabbin elbette bilir. Gece ve gündüzü belirleyen ancak Allah’tır. O, sizin (istenen) vakti tesbit edemeyeceğinizi bilmektedir. Bu yüzden de sizi bağışlamıştır. Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lutfundan rızık aramak üzere yeryüzünde yol tepecek, diğerleri de Allah yolunda çarpışacaktır. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı ödeyin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; işte bu daha iyidir ve mükâfatı daha büyüktür. Allah’tan bağışlanmayı dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı çok esirgeyicidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
 Sahâbe-i kiramın bir kısmı, Resûl-i Ekrem’e uyarak gecenin önemli bir bölümünü ibadetle geçiriyorlardı. Sabaha ne kadar kaldığını kestiremediği için ihtiyaten bütün gece ibadet eden ve ayakları şişenler vardı. Ümmet-i Muhammed’in buna güç getiremeyeceğini bildiği için Cenab-ı Hak bu tarzda gece ibadetini onlara farz kılmadı. Namazda Kur’an okunduğundan burada gece namazının mecâzen Kur’an okuma ile ifade edildiği ve «kolayınıza geldiği kadar gece namazı kılın» manasının kasdedildiği belirtilmektedir. Âyetin son kısmında, sağlıkta iken yapılan hayırların, ölüm sonrasına bırakılan vasiyete göre daha sevaplı olduğuna işaret bulunduğu, tefsirlerde yer almaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbin, senin ve yoldaşlarıdan bir grubun, gecenin üçte ikisinden az, yarısında ve üçte birinde kalktığını bilir. Gecenin ve gündüzün miktarını ALLAH belirler. O, sizin bunu yapamıyacağınızı bildiği için sizi affetmiştir. Öyleyse Kuran'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Aranızda hastalar, yeryüzünde ALLAH'ın lütfundan rızık arayanlar ve ALLAH yolunda savaşanlar olduğunu bilmektedir. Ondan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı gözetin, zekatı verin ve güzel davranmak yoluyla ALLAH'a bir borçsunun. Kendiniz için yaptığınız her iyiliği, ALLAH katında daha iyi ve daha büyük bir ödül olarak bulacaksınız. ALLAH'tan bağışlanma dileyin; ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Filhakıka rabbın biliyor ki sen muhakkak gece üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsun beraberindekilerden de bir tâife, halbuki geceyi gündüzü Allah takdir eder, bildi ki siz onu bundan öte başaramazsınız, onun için size lutf ile ircaı nazar buyurdu, bundan böyle Kur'andan ne kolay gelirse okuyun, bildi ki içinizden hastalar olacak, diğer bir takımları Allahın fazlından bir kâr aramak üzere Yer yüzünde yol tepecekler, diğer bir takımları da Allah yolunda çarpışacaklar, o halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekâtı verin ve Allaha karzı hasen takdim edin, kendilerinizin hisabına hayr olarak her nede takdim ederseniz onu Allah yanında daha hayırlı ve ecirce daha büyük bulacaksınız, hem de Allaha istiğfar edin, şübhesiz ki Allah gafurdur rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Şüphesiz Rabbin, senin, (bazen) gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (mü’minlerin de böyle yaptığını) biliyor. Gecenin ve gündüzün sürelerini belirleyen Allah’tır. O, sizin her gece bunun üstesinden gelemeyeceğinizi bildiği için (rahmetiyle) yükünüzü hafifletmiştir. (Namaz kılarken) Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, ileride, içinizden bazılarının hasta olacağını, bazılarınız Allah’ın lütfundan nasiplerini aramak/geçimini temin etmek için yeryüzünde yolculuk edeceğini ve bazılarınızın da Allah yolunda cihada çıkacağını bilmektedir. O hâlde (namaz kılarken) Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve *Allah’a güzel bir borç (ödünç) verin. Kendiniz için (dünyada iken) hayır olarak ne yaparsanız, onu, Allah nezdinde daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah’a güzel bir borç vermekten maksat, bir mü’minin, Allah rızasını kazanmak niyetiyle, İslâm dinini yüceltmek uğrunda yapılacak cihat için veya diğer hayır yollarında canı ve malı ile fedakârlıkta bulunmasıdır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'in senin gecenin üçte ikisinden daha azında kalktığını biliyor; yarısında ve üçte birinde. Seninle beraber bulunanlardan bir grubun da. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır.¹ Onu asla hesaplayamayacağınızı² bildi de tevbenizi³ kabul etti. O halde ilahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın.⁴ Ayrıca Allah, içinizden kimin hasta olduğunu bilmektedir. Kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye5 çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu6 nakletmeye, duyurmaya çalışın.7 Salatı ikame edin8, zekâtı verin.9 İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1. Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah'tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız. 2. Geceyi uzatamayacağınızı, ilahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini. 3. Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi. 4. Ayetin sözcük anlamı şu şekildedir: “O halde kurandan kolayınıza geleni okuyun.” Ancak bu surenin 4. Ayetinde de açıkladığımız gibi, “kuran” ve “okuma” sözcükleri bu ayette, yukarıda verdiğimiz anlamları ifade etmektedirler. 5. “Allah yolunda savaşmak” anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan “yukatilune” sözcüğüne, sözcüğün birincil anlamı olan “savaşmak” anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu sözcüğün savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu sözcüğe “savaşmak” anlamı vermek doğru değildir. “Katele” sözcüğünün: kişinin kendisini arındırması anlamında “Nefislerinizi öldürün” ( 2:54); Arapçada; şaraba su katmak anlamında, “Şarabı su ile öldürdüm;” birisini aşağılamak anlamında, “Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında “Falan şeyi ilim açısından öldürdüm” gibi deyimlerde ve yine “Kendinizi öldürmeyin.” (4:29) gibi örneklerde de görüldüğü gibi birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu sözcük; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır. 6- İlahi mesajı. 7- Lafzen, “O halde ondan kolayınıza geleni okuyun.” 8- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelin. 9- Allah'a yönelmeyi arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapın. Surenin İlk nazil olan surelerden olduğu dikkate alındığında, zekât sözcüğüne mali yardım anlamının verilmesinin yanlışlığı da anlaşılmış olacaktır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhe yok ki Rabbin, senin, gecenin üçde ikisinden biraz eksik, yarısı, üçde biri kadar ayakda durmakda olduğunu ve senin maiyyetinde bulunanlardan bir zümrenin de (böyle yapdığını) biliyor. Geceyi, gündüzü Allah saymakdadır. O, bunu sizin sayamayacağınızı bildiği için size karşı (ruhsat canibine) döndü. Artık Kur'andan kolay geleni (ne ise onu) okuyun. Allah muhakkak bilmişdir ki içinizden hasta (lanan) lar olacak, diğer bir kısmı Allahın fazlından (nasıyb) aramak üzere yer (yüzün) de yol tepecekler, başka bir takımı da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde ondan (Kur'andan size) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın. Zekâtı verin. Allaha gönül hoşluğuyle ödünç verin. Önden nefisleriniz için ne hayır gönderirseniz onu Allahın nezdinde bulursunuz, (hem) bu daha hayırlı, sevabca daha büyük olmak üzere. Allahdan mağfiret isteyin. Şübhesiz ki Allah (mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz Rabbin biliyor ki gerçekten sen, gecenin üçte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar kalkıyorsun (namaz kılıyorsun); berâberinde bulunanlardan (ashâbından) bir tâife de (böyle yapıyor).Hem geceyi ve gündüzü Allah takdîr eder. (O,) sizin bunu sayamayacağınızı (sürekli gece ibâdetine dayanamayacağınızı) bildi de sizi affetti (yapabildiğiniz kadarına ruhsat verdi)(1); o hâlde Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun (kolayınıza geldiği kadar gece namazı kılın)!(Hem Allah) bildi ki, içinizden hastalar olacak, bir başkaları yeryüzünde dolaşacaklar, Allah'ın fazlından (rızıklarını) arayacaklar, bir diğerleri de Allah yolunda savaşacaklar(cihâd edecekler)dir. O hâlde ondan kolayınıza geleni okuyun; ve namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin ve Allah'a karzı hasen (güzel bir borç) ile borç verin!Hem kendiniz için hayır (ve hasenât)dan ne takdîm eder (hazırlar)sanız, Allah katında onu bulursunuz da, o (sizin için) daha hayırlı ve mükâfâtça daha büyüktür! Öyle ise Allah'dan mağfiret dileyin! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
(1)Bu âyet-i kerîme, sûrenin başındaki gece namazı emrinin mikdârını hafifletmiştir. Beş vakit namaz farz kılındıktan sonra, akşam ve yatsı namazları gece namazı ma‘nâsında kalmış; teheccüd namazının farz oluşu sünnete çevrilmiştir, fakat kadri yüksek olan bu ibâdet, Hz. Peygamber (asm)’a farz olarak kalmıştır. (Râzî, c. 15/30, 188)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun (bazen) gecenin üçte ikiye yakın, (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Ve Allah (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesini sağlamakla) geceyi de gündüzü de (planlayıp) takdir etmektedir. O, sizin bunu hesaplamakta (ve eksiksiz olarak yerine getirmede) zorlanacağınızı, (dolayısıyla bu kadar uzun süre gece namazı kılmaya ve Kur’an okumaya daha fazla güç yetiremeyeceğinizi zaten) biliyordu. (Ey müminler!) Bundan dolayı bu hususta dönüşünüzü kabul edip sizi bağışlamıştır (bu ibadeti size farz kılmamıştır). Artık (geceleri kalktığınız zaman) Kur’an’dan kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun (gece ibadetini kolayınıza geldiği gibi yapın, kıraat ve ibadetinizi çok fazla uzatarak kendinizi zorlamayın). Allah, (ileriki zamanlarda) sizden hastalanan, Allah’ın lütfunu (Allah’ın yarattığı rızkı) aramak (çalışıp elde etmek ve kazanmak) için yolculuğa çıkan ve (saldırganlara karşı) Allah yolunda savaşan (savunma savaşına çıkan) kimseler olacağını da biliyordu. Bu yüzden de, ondan (Kur’an’dan) kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun (kıraatinizi fazla uzatarak kendinizi zorlamayın). Ve namazı (dosdoğru) kılın, zekâtı verin, Allah’a (onun yoksul, muhtaç ve işsiz kullarına) gönül hoşluğuyla karşılıksız ödünç verin (onlara karşılıksız harcama yapın). Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında (ahirette) mutlaka onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Ve Allah’tan mağfiret dileyin (mağfiret gerektiren işleri yapın), şüphesiz Allah bağışlayan, merhamet edendir. *
(*) Not: Burada iki husus söz konusudur: 1. Zımnen: Sûrenin başında Hz. Peygambere verilen emrin uygulandığı bildirilmektedir. 2. Bu ayette müminlerden bir grup ta, gece ibadeti ve Kur’an okumanın kendilerine de farzmış gibi aynı şekilde gecenin belirlenen dilimlerinde kalkarak ibadet yapmak ve Kur’an okumakla geçirmeye çalışmışlardır. Fakat yüce Allah kendileri için bunun ilerde meşakketli olacağını bildiğinden, müminlere bunun farz veya zorunlu olmadığını, yani bundan muaf olduklarını 20. ayetle bildirmektedir. Yani gecenin bir bölümünde ibadet etmek ve Kur’an okumak, elçiye bir emirdir/farzdır, müminlere ise bir emir/farz değildir, sadece mustahaptır. Bu nedenle bu ayetler arasında bir tutarsızlık olmadığı gibi, bir nesh olayı da söz konusu değildir. Çünkü bu ayet, ikinci ayetle elçiye verilen emri ne iptal etmiş ne de nesh etmiştir. Zaten Kur’an’da nesih edilen hiçbir ayet de yoktur. Kur’an sadece, itikatla ilgili olmayan eski kitaplardan bazı hükümleri (kıble değişimi gibi vs.) nesih etmiştir. Not: Bazı meallerde (علم)’’âlime’’ bildi, ifadesi de doğru değildir, burada (علم)’’âlime’’ yani ‘’zaten veya daha önce biliyordu.’’şeklindedir. Çünkü ayette elçinin ve onunla birlikte geceleyin ibadet eden mü’minlerin yapmakta oldukları gece ibadetlerinden söz ediliyor. Yani bu ayet haber cümlesidir. Zaten Allah olmuş veya olacak her şeyi, yani onların durumunu ve güç yetiremeyeceklerini önceden bildiği için onlara bu ibadeti farz kılmamıştır…// … Ayrıca zekât emrinin bu kadar erken ve doğrudan emir olarak gelmesi, “zekât” uygulamasının önceki toplumlarda da var olduğunu göstermektedir. Kur’an’ı incelediğimiz zaman, görürüz ki, Kur’an’dan önce gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin ümmetlerine namaz, zekât ve oruç farz kılınmıştır. İslâm dini, hiçbir zaman namazsız ve zekâtsız devam etmemiştir. Hiçbir peygamberin dini de bu farzları ihmal etmemiştir. (Bkz. Meryem 31.Meryem 55, Enbiya:73. Hud:87) Yani namaz Kur’an’dan önce de vardı. Hatta Yahudilerde ve tüm Ortodoks Hıristiyanlarda bugünkü gibi günde beş vakit kılınıyordu. İsimleri, Şaharit (sabah namazı), Musaf (öğle namazı), Minhâ (ikindi namazı), Neilat şerarim (akşamüstü) ve Maarib (akşam namazı) olarak halk arasında kullanılıyordu…) Ayrıca günümüzde bütün Süryânî ve Nestûrî manastırlarında yedi vakit namaz kılınmaktadır. Namaz ise insanlıkla yaşıt bir ibadettir. Vakitleri, rekâtları ve tesbihleri farklı olsa da namaz bütün ümmetlerde vardı. Son peygamberle emredilen; müşriklerin içini boşalttıkları, ehlikitabın değiştirip parçaladıkları salât ibadetinin ayağa kaldırılması, aslî konumuna getirilmesidir. Sonuç olarak"namazın ikâmesi" denince namazı kılmakla birlikte namazın fert ve toplum hayatına kattığı tüm değerlerin ayakta tutulmasıdır… (Kurandan Hayata) Ayrıca buradan anlaşıldığına göre zekât iddia edildiği gibi Medine’de değil, Mekke’de farz kılınmıştır… 1.(Kurandan Hayata) 2. Kaynak: Çelik, Mehmet, “Süryaniler”, TDV İslam Ansikl., İst., 2010, XXXVIII, 178.) إن ربك يا محمد يعلمُ انك تقوم أقل من ثلث الليل احيانا، وتقوم نصفه وثلثه في بعض الاحيان، وان طائفة من اصحابك كذلك تقوم من الليل كما تقوم انت، والله يقدّر طول الليل والنهار، وهو يعلم انكم لا تستطيعون احصاء اجزاء الليل والنهار لانه لم يكن عندهم ساعات يضبطون فيها الاوقات (تيسير التفسير).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Muhakkak ki Rabbin senin, gecenin üçte birinden daha az, yarısında ve üçte ikisinde (Rabbin için) kalktığını ve seninle birlikte olan bir gurubun da kalktığını biliyor. Geceyi ve gündüzü planlayıp yaratan Allah’dır. (Her zaman) O gecenin hesabını yapamayacağınızı bilmiş ve sizin gecenin uzunca bir bölümünde kalkmanızdan vaz geçmiştir. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah içinizden hasta olabileceklerin olduğunu, diğerlerinin içinden yeryüzünde Allah’ın lütfundan rızık aramak için çıkacakların olduğunu ve yine diğerlerinden Allah yolunda savaşa çıkacakların olduğunu bilmektedir. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a karşılığını alacağınız güzel borçlar verin. Kendiniz için güzel ve hayırlı şeylerden ne yaparsanız, o sizin için daha hayırlı ve elde edeceğiniz karşılık olarak daha büyüktür. Allah’dan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten senin çalabın biliyor ki işte sen, seninle birlikte olan bir takımları da, gecenin üçte ikisinden biraz eksik, yarısı, üçte biri kadarını yalvarıya durmakla geçiriyorsunuz. Allah geceyi , gündüzü ayırmaktadır. O, sizin geceyi böyle sayamıyacağınızı bildiği için bundan geçti. Onun için, Kur’an’dan size kolay geldiği kadarını okuyun. Allah bilir ki içinizde hasta olanlar var, kimi de Allah’ın bol vergisini dilemek üzere yolculuk etmektedir, kimi de Allah uğrunda vuruşmaktadır. Onun için Kur’an’dan size kolay geldiği kadarını okuyun. Namaz kılın, zekat verin, Allah için gönül dileğiyle iyilik edin. Kendi yararınıza olarak her ne iyilik edecek olursanız Allah katında karşılık olarak ondan daha iyisini, daha büyüğünü bulursunuz. Allah’tan yarlıganma dileyin. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Muhammedi Rabbin, senin ve seninle beraber olan bölüğün, gecenin üçte ikisinden biraz eksik, bazen yarısı ve bazen üçte biri miktarı ayakta durup ibadetle geçirdiğinizi bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer [¹] O, sizlerin O/nu sayamayacağınızı [²] bildi de gece namazınızdan vazgeçti [³]. Artık Kur/an/dan size kolay gelen miktarı okuyun [⁴]. Allah bilir ki sizden bazılarınız hasta bir haldedir, bazılarınız da Allah/ın inayetinden ticaret ve ilim uğrunda yolculuktadır. Öbürünüzse Allah yolunda vuruşmadadır [⁵]. Artık namazda Kur/an/dan size kolay gelen miktarı okuyun; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, sadakayla, ianeyle Allah/a da gönül hoşluğuyle bir borç vermiş olun, nefisleriniz için her ne hayır hazırlarsanız Allah/ın yanında O/nun elinizde kalacak mallardan daha kıymettar, mükâfatını daha büyük bulursunuz. Allah/tan yarlıganmak (bağışlanmak) dileyin, çünkü Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[1] Saatlerinin miktarını olduğu gibi O, bilir, saatlerini O, sayar.[2] Gecenin saat ve dakikalarını hesap ederek yarısını, üçte birini sayamayacağınızı.[3] Bu hususta size ruhsat verdi.[4] Veya namaz kılın.[5] Veya bilir ki her üç kısma da böyle gece namazı zor gelir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Rabbin, senin ve beraberinde bulunan bir grubun [tâ’ife] gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı veya üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilmektedir.⁷ Gece ve gündüzü takdir eden/ ölçen Allah’tır. Sizin bu vakitleri yeterince değerlendiremeyeceğinizi bildiğinden, tevbenizi kabul eder. Öyleyse Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyunuz; O, içinizden hasta olanları, Allah’ın lütfundan (rızık) aramak için yeryüzünü dolaşacak [yadribûne fî] kimseleri, diğer bazılarının da Allah yolunda cihat edeceğini bilir. O hâlde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyunuz. Namazı dosdoğru kılınız, arınmayı [zekât]’ı gerçekleştiriniz,⁸ Allah’a da güzel bir ödünç⁹ takdiminde bulununuz. Kendiniz için önceden yapıp gönderdiğiniz hayrı/iyiliği, Allah’ın katında daha hayırlı ve mükâfat olarak da daha büyük olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyiniz. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
7 Krş. Furkân, 25/64 8 Buradaki zekât, arınmak anlamındadır. Yardımlaşmayı sağlamak ve gönül temizliği için vermektir. Bildiğimiz zekât Medine’de farz olmuştur. 9 “Allah’a ödünç vermek”, O’nun yoluna harcamak anlamındadır. Krş. Bakara, 2/245  
Kadri Çelik
swap_vert close
Senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı (bütün gece ibadet edemeyeceğinizi) bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. O, içinizden hastaların olacağını, diğer bir kısmının Allah'ın lütfünden bir rızık aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bilmektedir. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey şanlı Elçi! Hiç kuşkusuz Rabb’in, senin ve beraberindeki bir grup fedâkâr Müslümanın, gecenin yaklaşık üçte ikisi, bazen yarısı ve kimi zaman da üçte biri kadar bir süre kalkıp namaz kıldığını bilmektedir. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü belirleyen Allah’tır. Dolaylısıyla O, her gece kalkıp saatlerce namaz kılmanın sizin için ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu bilmektedir. Fakat omuzlayacağınız ağır göreve hazırlanmanız için, belli bir süre bu aşamadan geçmeniz gerekiyordu. Bu da gerçekleştiğine göre, şimdi ikinci aşamaya geçmenin zamanı gelmiştir: Allah, sizin bunu hesaplamakta ve eksiksiz olarak yerine getirmede zorlanacağınızı, dolayısıyla bu kadar uzun süre gece namazı kılmaya daha fazla güç yetiremeyeceğinizi zaten biliyordu. Bu yüzden ufak tefek aksaklıklardan dolayı sizi affetmiş ve yükünüzü hafifletmiştir: Öyleyse, bundan böyle gece namazına kalktığınız zaman Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyabilirsiniz. Çünkü Allah, ileriki zamanlarda içinizde hastalanan, Allah’ın lütfunu aramak için yolculuğa çıkan ve Allah yolunda savaşan kimseler olacağını bilmektedir. Bu yüzden, ondan kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun. Bu arada, namazıhayatın merkezine yerleştirerek, onu dikkatle ve özenle kılın, zekâtı verin ve canınızı, malınızı ve tüm yeteneklerinizi Allah’ın istediği doğrultuda kullanarak, mükâfâtını âhirette almak üzere Allah’a güzel bir borç verin. Unutmayın; kendiniz için her ne iyilik yapmışsanız, onu Allah katında daha güzel ve daha büyük bir ödül olarak bulacaksınız. Fakat ne kadar iyilik yaparsanız yapın, yine de kendinizi kusursuz, mükemmel görmeyin; daha iyiye, daha güzele ulaşabilmek için dâimâ Allah’tan bağışlanma dileyin. Bilin ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Senin rabbin biliyor ki; sen ve seninle birlikte olanlardan bir topluluk, gecenin üçte ikisinde, yarısında ve üçte birinde kalkıyorsunuz. Gece’yi ve Gündüz’ü Allah takdir ediyor. Bildi ki; onu asla tek tek sayamayacaksınız. Derken size tevbe kabul etti. Kur’ân’dan kolay olanı okuyun! Bildi ki; sizden hastalar olacaktır; diğerleri Allah’ın lütfundan aramak üzere Yeryüzü’nde yola çıkarlar; bir diğerleri de Allah yolunda savaşırlar. Ondan kolay olanı okuyun, Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin, Allah’a güzel ödünç verin! Kendi nefisleriniz için önceden ne hayır yapıp sunarsanız, onu Allah katında en hayırlı, ecir / ücret / ödül bakımından en “çok büyük” bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin! Allah, rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Senin ve bazı arkadaşlarının gecenin üçte ikisine doğru bazen gece yarısında, bazen üçte birinde kalktığınızı Rabb'in biliyordu. Gece - gündüz ayarlamasını yapan Allah, sizin bunu yapamayacağınızı biliyordu. Bunun için tövbenizi kabul edip sizi rahatlattı. Bundan böyle geceleri biraz Kuran okuyun. Allah, sizin hasta olabileceğinizi de biliyordu. Allah'ın rızkından nasip uğruna tabana kuvvet koşuşturmalarınızı da biliyordu. Allah uğruna mücadele edenleri de biliyordu. Bundan böyle Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekatı verin. Allah için harcanmak üzere yatırım yapın. Bugün kendiniz için yaptığınız her iyiliği, yarın Allah katında aynen, fakat değeri artmış olarak bulacaksınız. Allah'tan özür dileyin. Çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gecenin üçte ikisinde, yarısında veya üçte birinde ayakta durup Rabbini andığını biliyoruz. Seninle beraber olanlardan bir toplulukta senin yaptığın gibi yapıyor. Bilin ki gece ve gündüz yaptıklarınızı sadece Rabbin takdir eder. Rabbiniz sizlerin neyi başaracağınızı neyi başaramayacağınızı daha iyi bilir. Onun için Rabbiniz gece yapacağınız birçok şeyden sizleri affetti. Bu size Rabbinizden bir kolaylıktır. Müminler gece kalkışlarına kendilerini zorlamadan canları nasıl istiyorsa kalkarlar. Ayetlerimizi okuyarak tefekkür ederler. Yaptıklarıyla bize ulaşmayı umarlar. Rabbin insanlara en güzel yolunu öğretir. Rabbinin yoluna girenlere güzel nimetler verilir. Rabbinizin huzuruna durduğunuzda Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun! Unutmayın ki Rabbiniz kendini seven kullarına gücünün üzerinde bir yük yüklemez. Daima Müminler için kolaylık diler. Rabbiniz; içinizden hastalanacakların, Allah’ın lütfunu aramak için yeryüzünde dolaşarak memleketlerinden uzaklaşacakların, mallarından, evlerinden, çocuklarından, eşlerinden, ayrılıp Allah’ın yolunda savacakların olacağını bilmektedir. İşte böyle; hasta, seferde ve savaşta olanlara Rabbin nimet olarak emirlerinde kolaylık gösterir. Böyleleri emirlerimizden kolayına geleni yapabilirler. Ey inananlar! Rabbiniz için emirleri doğrultusunda Salat-ı ikame ederek kendinizi iyice yetiştirin! Kendinizi olgunlaştırın! Zekât-ı ikame ederek her türlü kötülükten, haramdan, dünyevi düşüncelerden kendinizi arındırın. Eğer yaptıklarınızdan başka fazladan Salat-ı ikame ederek ayetlerle kendinizi donatabiliyorsanız yapın! Zekât-ı ikame etmek için varlıklarınızdan harcayarak arınmak istiyorsanız arının! Yaptığınız her şey için Rabbiniz kendini borçlanmış kabul eder. Borcunu sizleri mükâfatlandırarak en güzel şekilde öder. Ey inananlar! Dünyadaki hayatınız bitip Rabbinizin huzuruna varmadan lehinize olacak ne varsa önceden yapıp gönderin! Unutmayın ki Rabbinizin rızası için fazladan ne yaparsanız kendi yararınızadır. Rabbinizin rızasını arayarak size verilen nimetlerden ihtiyaç sahibi olanlara infak etmeniz kendi yararınızadır. Bütün yaptıklarınızı yapacaklarınızı ahirete önceden göndererek hesabınızı kolaylaştırın! Mükâfatlarınızı artırın! İsteklerinizi sadece Rabbinize yöneltin! Bilerek veya bilmeyerek yaptığınız yapacağınız hatalardan dolayı Rabbinizden bağışlanma dileyin! Bu dileklerinizde sebat ederek ısrarlı olun! Elinizden geldiğince hata işlememeye söz verin! Sözünüzü yerine getirin! Şüphesiz Rabbiniz çok bağışlayan çok merhamet edendir. Tövbe ettiğiniz hatalardan dolayı sizi bağışlar. Onun için Rabbinizin bağışlamasına merhametine sığının! Bilin ki Rabbinizden başka sığınacak hiç bir makam yoktur. Bilin ki Allah’tan başka sığındıklarınızın size hiç bir faydası olmayacaktır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki Rabbin, senin ve beraberinde bulunan bir grubun gecenin üçte ikisinden daha az bir kısmında, yarısında ve üçte birinde kalkmakta olduğunu biliyor. [*] Allah gecenin ve gündüzün ölçüsünü belirler. O, sizin bunu (tamamen) sayamayacağınızı bilmiş ve (bunun için) tevbenizi kabul etmiştir. Kolay olan zamanda Kur’an’dan okuyun! [*]İçinizde hastalar olacağını, (içinizden) bir kısmının Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde sefere çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacağını (Allah) bilmektedir. Kolay olan zamanda ondan (Kur’an’dan) okuyun! Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç [*] verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu hem daha hayırlı hem de ödül bakımından daha büyük olarak bulacaksınız. [*] Allah’tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu ayet surenin ilk ayetlerindeki ev edatının “veya” değil, “ve, yani” anlamında olduğunun delilidir.,Bu ifade “Kur’an’dan kolay olanı, kolayınıza geleni, kolayınıza geldiği zaman, kolay ulaşılanı okuyun” şeklinde de anlaşılabilir. Kur’an’ın kolaylaştırıldığıyla ilgili benzer mesajlar: Meryem 19:97; Duhân 44:58; Kamer 54:17, 22, 32, 40.,[Kard-ı hasen] kavramı “güzel borç” anlamında Allah’a verilen yani karşılığı sadece O’ndan beklenen yardım demektir. Benzer mesajlar: Bakara 2:245; Mâide 5:12; Hadîd 57:11, 18; Teğâbun 64:17.,Benzer mesaj: Bakara 2:110.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Gerçekten Rabbin, senin ve senin beraberinde bulunanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisine yakınında, yarısında ve üçte birinde (namaza) kalktığını kesinlikle bilmektedir. Geceyi de gündüzü de yaratan Allah sizin (bu ibâdet sürecine) daha fazla dayanamayacağınızı bildiği için, bunu size hafifletti. Öyleyse Kur’an’dan (bundan sonra) kolayınıza geleni¹ okuyun.² O, içinizden hastaların olacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan bir kâr aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmınızın da Allah yolunda savaşacaklarını bilmektedir. O halde, o (Kur’an)’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç takdim edin. Kendiniz için (dünyada iken) iyilik olarak ne yaparsanız, Allah katında onun daha hayırlısını ve mükâfatça daha büyük olanını bulursunuz. Öyleyse, Allah’tan af dileyin, çünkü Allah çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.³
1 Bu âyetten namazda kıraatin farz olduğu anlaşılmaktadır. Bunun en az miktarı; Ebû Hanife’ye göre, üç kısa âyet, ya da uzun bir âyet olmalıdır. 2 Bu ifâde; a- namazda Kur’an’dan kolayınıza geleni, b- gece Kur’an okurken kolayınıza geleni, c- Namazda veya namaz haricinde sizi yormayacak, kadar Kur’an okuyun, şekillerinde de anlaşılabilir. 3 Bu âyetin daha sonra Medîne’de nâzil olup bu sûrenin 3, 4 ve 5. âyetlerindeki emri hafiflettiğinde ve değiştirdiğinde ittifak vardır. Mekkî olduğunu söyleyenler varsa da ayetin muhtevası ve nüzül sebebi ile ilgili rivayetlerin çokluğu bunun çok da kuvvetli olmadığını göstermektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[EY PEYGAMBER!] Rabbin, senin ve beraberindekilerin ¹¹ gecenin üçte ikisini, yahut yarısını, yahut üçte birini [namaz için] uyanık geçirdiğini bilir. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü koyan Allah, sizin onu küçümsemeyeceğinizi ¹² bilir: ve bu sebeple O rahmetiyle size yaklaşır. O halde Kur’an’ın kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun. Allah, zaman zaman içinizde hastalar, Allah’ın lütfunu aramak için yola koyulanlar ve Allah yolunda savaşa çıkanlar ¹³ olacağını bilir. Öyleyse ondan [yalnızca] kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun, namazınızda devamlı ve dikkatli olun ve karşılıksız harcamada bulunun ¹⁴ ve [böylece] Allah’a güzel bir borç verin: çünkü kendi adınıza güzel ne iş yaparsanız karşılığını aynen Allah katında görürsünüz; evet, daha iyi ve daha zengin bir ödül olarak. Ve [daima] Allah’ın bağışlayıcılığını arayın: kuşkusuz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!
11 Lafzen, “seninle birlikte olanların”. Bu son pasajla, yeniden ilk ayetlerin ele aldığı temaya, yani gece vakti ibadet etmenin büyük manevî değerine dönülmektedir.12 Lafzen, “saymayacağınızı”, yani gece ibadetlerinizin uzunluğunu.13 Bu “Allah yolunda savaşma”ya yapılan atıf, birçok yorumcuyu, 20. ayetin tümünün Medine’de, yani surenin diğer kısımlarından yıllar sonra nazil olduğunu düşünmeye yöneltmiştir: çünkü “Allah yolunda savaşma” (cihâd) prensibi, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra telaffuz edilmeye başlanmıştı. Ancak bu faraziyenin hiçbir geçerliği yoktur. Cihâd’ın ilk defa Medine döneminde emredildiği tartışmasız ise de üzerinde durduğumuz cümle açıkça gelecek zaman kipinde ifade edilmiştir -“savaşacak olanları” (se-yekûn)- ve bu nedenle, İbni Kesîr’in işaret ettiği gibi, gelecekte olacakların bir öngörüsü olarak anlaşılmalıdır. Bütün bunlarla birlikte yukarıdaki pasaj, kişinin kendini ibadete vakfetmesinde bile her türlü aşırılıktan kaçınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.14 Zekât teriminin -ki bu, Kur’an’daki ilk kullanılışıdır- bir açıklaması için bkz. sure 2, not 34.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz ki Rabbin, senin ve seninle birlikte olan bir grubun bazen gecenin üçte ikisi, bazen yarısı, bazen de üçte biri kadar bir süreyi uyanık geçirdiğini biliyor. Gecenin ve gündüzün sürelerini belirleyen Allah’tır. O, sizin her gece bunun üstesinden gelemeyeceğini bildiği için size rahmetiyle yönelmiş ve yükünüzü hafifletmiştir. Artık Kuran’dan kolayınıza gelen kadarını okuyun. Çünkü Allah biliyor ki ileride içinizden bazıları hasta olacak, bazılarınız Allah’ın lütfundan nasiplerini aramak/geçimini temin etmek için yollara düşecek, bazılarınız da Allah yolunda savaşa çıkacak. Evet, hangi durumda olursanız olun yine de Kuran’dan kolayınıza gelen kadarını okuyun, namazı kılın, zekâtı verin ve Allah yolunda güzel bir harcamada bulunun. Zira. Kendiniz önceden ne iyilik yaparsanız Allah katında ondan daha iyisini ve ödül olarak daha büyüğünü bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin, çünkü Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 17/12, 54/17, 2/177, 2/110, 59/18, 39/53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY NEBİ!) Elbet Rabbin, senin ve yanındakilerden bir kısmının[⁵³⁹⁵] gecenin üçte ikisinden daha azını, ve yarısını, ve üçte birini uyanık geçirdiğini bilmektedir.[⁵³⁹⁶] Gecenin ve gündüzün miktarını belirleyen Allah, sizin onun üstesinden gelemeyeceğinizi de bilmiş ve size rahmetiyle yönelmiştir.[⁵³⁹⁷] Artık Kur’an’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun! Allah, ileriki zamanlarda[⁵³⁹⁸] içinizden hastalar, Allah’ın verdiği rızkı aramak için yola koyulanlar, Allah yolunda savaşa çıkan daha başkalarının olacağını bilir. Şu halde ondan, kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazınızı kılın, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli ödeyin[⁵³⁹⁹] ve Allah’a güzel bir borç verin; zira kendi adınıza ne hayır işlerseniz, Allah katında onu daha hayırlı ve daha büyük bir ödül olarak bulursunuz. İmdi Allah’tan mağfiret dileyin: İyi bilin ki Allah, tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[5395] Min harfinin teb‘idiyye vurgusuyla. Beyaniyye vurgusuyla “yanındakilerin” anlamına gelir. [5396] Zımnen: Sûrenin başında verilen emri uyguladığını bilmektedir. Sûrenin 4. âyetindeki ev edatının seçenek mânası olan “ya da” değil, ve bağlacı olduğuna bu âyet delildir. Bu durumda, Allah Rasûlü’nün ve bazı mü’minlerin, emir hafifletilmeden gece üç kez uykularını böldükleri sonucuna ulaşılır. [5397] Lafzen: “Sayamayacağınızı”. Zımnen: Geceyi uzatamazsınız, kendinizi zorlamayın ve ilâhî yasaları gözetin! Allah Rasûlü’nün nafile ibadette kendini zorlayan birine “Sen usanmazsan Allah usanmaz” demesi, bu mesajın alındığını gösterir. [5398] Seyekunudeki sin edatı, gelecek ifade eder. Bu bir önceden haber vermedir. Sırf zekât ve cihaddan söz ettiği için âyetin Medine’de indiği iddialarına, kuşkuyla bakılmalıdır. [5399] Bu âyet, muhtemelen Kur’an’da zekâtın “verme” yardımcı fiiliyle kullanıldığı ilk yerdir. Zekât Kur’an’da hem “vermek” yardımcı fiiliyle (âtu’z-zekât), hem “yapmak” yardımcı fiiliyle (lizzekâti fâilûn), hem de yardımcı fiilsiz olarak tezekka, yetezekka, zekka (91:9) formlarında gelir. Yalnızca “karşılıksız harcamak” değil, ondan daha öte “arınmak için fedakârlık etmek”, “arınmak için bedel ödemek” anlamlarına gelir. Bu da zekâtın sadaka ile buluştuğu yerdir. Bu mânanın en belirgin olduğu âyet şudur: “Onların (Allah’a sadâkatlerini ifade için) mallarından bir miktar sadaka al; bu sayede, onların temizlenmelerine ve inkişafına yol açmış olursun” (9:103). Burada, verilen şey sadaka olarak adlandırılmakta, sadakanın amacının da zekât (arınma) olduğu vurgulanmaktadır. Bizce âtu’z-zekât formları, “arınmanın bedelini ödeyin” anlamına gelir ki, bu bedeli de sünnet açıklamıştır (Bkz: 7:156; 27:3).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Şüphe yok ki Rabbin senin, gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı veya üçte biri kadar süresinde (namaza) kalktığını (ve dua niyazda bulunduğunu) ve beraberinde bulunan bir topluluğun da (sana uyarak böyle yaptığını) biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden ancak Allah’tır. O, (hepinizin bu gece ibadetini) başaramayacağını bildiği için ruhsat verdi, sizi bağışladı. (Zaten gece ibadeti onların üzerine değil senin üzerine farz kılınmıştı) Bundan böyle (ey Peygambere tabi olanlar) Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. (Geceleri kolayınıza gelen miktarda teheccüd namazı kılın, Kur'an ayetlerini okuyun, siz bu hususta muhayyersiniz Çünkü beş vakit namaz bunun yerine kâim olmuştur Rabbiniz kuşkusuz ) Bilir ki, içinizde hastalananlar olacak, bir kısmınız Allah’ın lütfundan rızık aramak için yeryüzünde dolaşacak, bir kısmınız da Allah yolunda savaşacaktır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. (Hayır işlerinde harcamalar yapın) Kendiniz için hayırdan ne takdim ederseniz, Allah katında onun mükâfatını kat kat ve daha hayırlı olarak bulursunuz ve Allah'tan bağışlanma dileyin, şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!..
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmında, yarısında ve üçte birinde kalktığını biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü takdir eder. Sizin buna gücünüzün yetmeyeceğini bildi tevbenizi kabul etti artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda savaşacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında onu bulursunuz. Bu daha hayırlı ve daha azim bir mükafattır. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak senin Rabbin biliyor ki, şüphe yok sen gecenin üçte ikisinden biraz eksik ve yarısı ve üçte biri kadar kalkıyorsun ve seninle beraber olanlardan bir tâife de ve Allah geceyi ve gündüzü takdir eder. Bildiği, siz bunu sayıp başaramıyacaksınız. Artık size ruhsatla irca-ı nazar buyurdu, imdi Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Bilmiştir ki sizden hasta olanlar olacaktır, başkaları da Allah'ın fazlından bir kâr aramak için yeryüzünde yol tekzîp edeceklerdir ve başkaları da Allah yolunda cihadda bulunacaklardır. Artık ondan kolay olanı okuyunuz ve namazı dosdoğru kılınız ve zekâtı veriniz ve Allah için güzelce ödünç vermekle ödünç veriniz ve nefsiniz için hayırdan ne takdim eder iseniz onu Allah indinde daha hayırlı ve mükâfaatça daha büyük olarak bulursunuz ve Allah'tan mağfiret isteyin, şüphe yok ki Allah gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Senin Rabbin, gecenin bazen üçte ikisine yakın bir kısmını, bazen yarısını, bazen üçte birini ibadetle geçirdiğini, senin yanında yer alan müminlerden bir cemaatin da böyle yaptığını elbette biliyor. Gece ve gündüzü yaratıp sürelerini belirleyen Allah'tır. O sizin bu gece ibadetini gözetemeyeceğinizi bildiği için, lütuf ve merhametiyle size yeniden bakıp muaf tuttu. Artık Kur'ân'dan kolayınıza gelen miktarı okuyun. Allah bilmektedir ki aranızda hastalananlar olacaktır. Kimileri Allah'ın lütfundan nasiplerini aramak için yol tepecek, dünyanın çeşitli yerlerinde dolaşacaklardır. Bazıları Allah yolunda muharebe için sefere çıkacaklardır. Haydi artık Kur'ân'dan, kolayınıza gelen miktarı okuyun. Namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve bir de Allah'a güzel ödünç takdim edin! Unutmayın ki kendi iyiliğiniz için âhirete hazırlık olarak her ne gönderirseniz mutlaka onu Allah'ın nezdinde bulursunuz. Hem daha üstün ve daha hayırlı, mükâfatı kat kat artmış olarak! Allah'tan af dileyin. Muhakkak ki Allah gafurdur, rahîmdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur). [2, 245]
Bu âyet, sûrenin başındaki gece kıyamını tekrar ele alıp, daha önce farz olan gece namazını, hafifletip sünnet yani nafile ibadete dönüştürmektedir. Dolayısıyla bu âyetin, ilk hükmü neshettiği söylenir. Nesheden bu 20. âyetin Medine’de mi, Mekke’de mi nâzil olduğu konusunda farklı görüşler varsa da, kuvvetli ihtimale göre Medine’de inmiştir. Savaşma izni ve zekât emri, bu ihtimalin karinelerindendir. Bu âyetin hepsi değilse de en azından bir iki cümlesi Medine’de inmiş olmalıdır. Hicretten az önce Mekke’de beş vakit namaz farz kılındıktan sonra, akşam ve yatsı namazları, gece ibadetinin bir parçası olarak kalmış ve teheccüd namazının vaciplik hükmü nâfileye çevrilmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesabedip gecenin belli sa'atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sa'at gözetmeden) Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. Onun için Kur'an'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükafatça daha büyük bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Rabbin senin ve seninle berâber olanlardan bir tâifenin gicenin iki sülüsünden biraz noksanını ve nısfını ve sülüsüni 'ibâdetle kâim oldığınızı bilir ve Allâh gice ve gündüzün evkât ve sâ'atini takdîr ider ve sizin bu vakitleri sayub takdîr idemediğinizi de bilir. Bunun üzerine size gice 'ibâdetini 'afv itdi. (Gice 'ibâdeti farz iken bu âyetle kılub kılmamakda muhayyer bırakıldı.) Namâzda, size Kur'ân'dan kolay olanı okuyun. Allâh Te'âlâ sizden hastalar oldığını, Allâh'ın fazlından kâr ve temettu' isteyerek arzda seyahat ider diğerleri bulundığını ve fîsebîlillâh cihâd ve kıtâl ile meşgûl olan bir cemâ'atin de vücûdını bilir. İmdi gice namâzından size kolay oldığı kadarını kılın. Ve üzerinize farz olan beş vakit namâzı edâ idin ve zekâtı virin ve Allâh Te'âlâ'ya karz-ı hasen ikrâz iyleyin (zekâtdan başka sadakât) nefsiniz içün hayırdan evvelce gönderdiğiniz şeyi Allâh'ın 'indinde daha hayırlı ve ecri daha büyük olarak bulursunuz ve Allâh'a istiğfâr idin, Allâh gafûr rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Senin ve seninle beraber olanlardan bir kısmının, gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini uyanık geçirdiğini Rabbin elbette biliyor. Gece ile gündüzün ölçüsünü koyan Allah’tır. Sizin bunu tam başaramayacağınızı bildiği için yüzünüze baktı (da işinizi kolaylaştırdı). Artık Kur'ân’ı kolayınıza geldiği zaman[*] okuyun. O, içinizden hastaların olacağını, kiminizin Allah'ın lütfundan yararlanmak için yeryüzünü dolaşacağını, kiminizin de Allah yolunda vuruşacağını bilir. Öyleyse Kur’an’ı, kolayınıza geldiği zaman okuyun. Namazı tam kılın, zekâtı verin ve Allah için güzel bir ödünç ayırın. Bugün kendiniz için yaptığınız her hayrı, yarın Allah katında daha iyisiyle ve çok daha büyüğü ile bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah’ın bağışlaması çok, ikramı boldur.
[*] Suredeki bütünlüğün bozulmaması için مَا تَيَسَّرَ'deki ما'yı, fiile mastar ve vakit anlamı yükleyen bağlaç (mevsul) saymak gerekir. Ona "kolayınıza geldiği zaman" anlamı vermemiz bundandır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz Rabbin, seni ve seninle birlikte olanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinde, yarısında ve üçte birinde kalktığını biliyor. Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin onu iyi hesaplayamayacağınızı bildiği için sizi bağışlamıştır. Öyleyse Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp, Allah'ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın ve zekatıverin ve Allah'a güzel bir ödünçte bulunun. Kendiniz için hayır olarak ne hazırlarsanız, onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir ödül olarak hazır bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rabbin biliyor ki, sen ve beraberindekilerden bir topluluk, gecenin üçte ikisine yakın bir kısmını yahut yarısını veya üçte birini ibadetle geçiriyorsunuz. Geceyi de, gündüzü de ölçüp biçen Allah'tır. Bu kadarına güç yetiremeyeceğinizi bildiği için sizi bağışladı. Artık Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun.(1) Allah şunu da biliyor ki, içinizden hastalar olacak; bir kısmınız Allah'ın lütfundan nasibini aramak için yeryüzünde dolaşacak; bir kısmınız da Allah yolunda savaşa çıkacak. Onun için, Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a güzel bir borç takdim edin.(2) Kendiniz için hayır olarak önden ne gönderirseniz, Allah katında onu daha hayırlı ve sevabı daha da artmış olarak bulursunuz. Bir de Allah'tan bağışlanma isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(1) “Gece namazından kolayınıza geldiği kadarını kılın.” Beş vakit namaz farz olduktan sonra gece namazı zorunlu bir ibadet olmaktan çıkmış; ancak, 17:79’da bildirildiği gibi, teheccüd namazı Peygamberimize özgü bir namaz olarak devam etmiştir. Namazdan “Kur’ân okumak” şeklinde söz edilmesi ise, bunun namazdan bir rükün olduğunu ve içinde Kur’ân okunmayan bir namazın sahih olmayacağını göstermektedir.(2) 2:245’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde Kur'an'dan, kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah'ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde Kur'an'dan, kolay geleni okuyun! Namazı/duayı yerine getirin! Zekâtı verin. Güzel bir ödünçle Allah'a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin. Hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ uşbu [305] ögütdür. pes her kim diler ise duta çalabı’sındın yaña yol. bayıķ çalabuñ bilür kim bayıķ sen ŧurursın azıraķ iki ülüsinden dünüñ daħı yarsından daħı üç ülüde birinden daħı bir bölük artlardan kim senüñ iledür. daħı Tañrı endāze eyler giceyi daħı gündüzi. bildi kim hergiz başarımayasız anı pes döndi üzerüñüze ya'nį 'afv eyledi. pes oķıñ anı kim geñez oldı ķur’ān’dan. bildi kim bayıķ ola sizden śayrular daħı ayruķlar kim çalıştırlar yirde isterler Tañrı fażlından daħı ayruķlar kim çalışurlar Tañrı yolında. pes oķıñ anı kim geñez oldı andan daħı dururuñ namāzı daħı virün zekātı daħı ödünç virüñ Tañrı’ya ödünç görklü. daħı ol kim ilerü duttuñuz gendüzilerüñüz içün ħayırdan bulasız anı Tañrı ķatında ol yigrek daħı uluraķ müzddin yaña. daħı yarlıġamaķ dileñ Tañrı’dan bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Senüñ Tanrıñ yā Muḥammed bilür ki sen durursın gicenüñ iki ẟülüẟe yaḳınve buçuġına ve ẟülüẟine yaḳın, bir ṭā’ife daḫı senüñ eṣḥābuñdan. DaḫıAllāh taḳdīr eyler gice‐y‐ile gündüzi. Bildi ki siz anı iḥṣar idemezsiz. Sizetevbe var‐ıdı ruḫṣat virmeg‐ile. Pes oḳuñuz size ḳolay olanı Ḳur’āndan. Bildi ki sizden ḫastalar olacaḳdur, özgeler daḫı ki sefer iderler yir yüzinde, isterler Tañrı rızḳından, daḫı özgeler ki ġazālıḳ iderler Allāh yolında. Pesoḳuñuz size ḳolay olanı andan. Daḫı durġuruñ namāzı, virüñüz zekātı ve borçvirüñ Allāha yaḫşı borç virmek. Daḫı nesne ki ilerü iletseñüz nefsüñüz‐çünḫayrdan, anı ṭaparsın Allāh ḳatında, ol size yigrekdür. Daḫı Tañrıyaistiġfār eyleñüz. Tañrı Ta‘ālā ‘afv idicidür ve raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Həqiqətən, Rəbbin bilir ki, sən (yatağından) qalxıb bə’zən gecənin təqribən üçdə ikisini, bə’zən yarısını, bə’zən də üçdə birini namaz qılırsan. Səninlə birlikdə olan bir zümrə (yaxın səhabən) də belədir. Gecəni də, gündüzü də ölçüb-biçən ancaq Allahdır. O sizin bunu (gecə vaxtlarını və saatlarını) ölçüb saya bilməyəcəyinizi (yaxud bütün gecəni oyaq qalıb ibadət edə bilməyəcəyinizi) bildiyi üçün sizi əfv etdi (sizə rüsxət verdi). Qur’andan sizə müyəssər olanı oxuyun. (Allah) bilir ki, içərinizdə xəstələr də olacaq, bə’ziləri Allahın lütfündən ruzi axtarmaq üçün (ticarət məqsədilə) yer üzünü gəzib dolaşacaq, digərləri isə Allah yolunda vuruşacaqdır (cihada gedəcəkdir). Elə isə ondan (Qur’andan) sizə müyəssər olanı oxuyun, namaz qılın, zəkat verin və Allah yolunda gözəl (könül xoşluğu ilə) bir borc verin. Özünüz üçün öncə (dünyada) nə yaxşı iş görsəniz, Allah dərgahında onun daha xeyirli və daha böyük mükafatı olduğunu görəcəksiniz. Allahdan bağışlanmağınızı diləyin. Həqiqətən, Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! thy Lord knoweth how thou keepest vigil sometimes nearly two thirds of the night, or (sometimes) half or a third thereof, as do a party of those with thee. Allah measureth the night and the day. He knoweth that ye count it not, and turneth unto you in mercy. Recite, then, of the Qur’an that which is easy for you. He knoweth that there are sick folk among you, while others travel in the land in search of Allah's bounty, and others (still) are fighting for the cause of Allah. So recite of it that which is easy (for you), and establish worship and pay the poor due and (so) lend unto Allah a goodly loan. Whatsoever good ye send before you far your souls, ye will surely find it with Allah, better and greater in the recompense. And seek forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third(5771) of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof.(5772) So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur´an(5773) as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting(5774) in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur´an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan.(5775) And whatever good ye send forth for your souls,(5776) ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is(5777) Oft-Forgiving, Most Merciful.
5771 Cf., above, 73:2-4. The Prophet, and a zealous band of his disciples, were often up, two-thirds of the night, or a half, or a third, rejecting sleep and giving themselves up to Prayer and Praise and the reading of the Qur'an. They are told that this was too severe a tax on them, especially if their health was affected, or they were on a journey, or they were striving, with might and main, in other ways, for the cause of Allah. See the lines following. 5772 The usual meaning taken is that the counting of the exact hours of night and day may not be possible for ordinary people, in order to determine exactly the half, or the third, or the two-thirds of a night. The length of the night and day varies everyday of the solar year, and the precise hour of midnight can only be determined by exact observation in clear skies or by chronometers, which is not possible for everyone. But I understand it in a wider meaning. Allah fixes night and day in due proportions; for rest and work, and according to seasonal variations. For prayer and praise no meticulous observations of that kind are necessary or possible. Allah's service can be done in many ways as detailed below. But we must give some time to devotion, as may be most easy and convenient to us, in various circumstances of health, travel, and the performance of various duties. 5773 The reading of the Qur'an here is a part of Prayer and religious devotion. This is not to be made into an obsession or a burden. Cf. 20:2: "We have not sent down the Qur'an to thee to be an occasion for thy distress." We must do it wholemindedly, but not by formal mechanical computations. 5774 This refers to Jihad. The better opinion is that this particular verse was revealed in Madinah, long after the greater part of the Surah. The reference, further on, to canonical Prayers and regular Charity (Zakah), points to the same conclusion. 5775 Cf. 2:245, and n. 276, where the meaning of "a Beautiful Loan" is explained. See also 57:18. The "Beautiful Loan" should be that of our own souls. We should expect no returns in kind, for that is not possible. But the reward we shall find with Allah will be infinitely greater and nobler. Cf. the biblical phrase, "Lay up for yourselves treasures in heaven" (Matt. vi. 20). 5776 Any good that we do raises our own spiritual status and dignity. We must not think that when we speak of Allah's service or Allah's Cause, we are doing anything for His benefit: He is independent of all needs whatsoever. 5777 This emphasises the need of Allah's Grace. Whatever good we do, our own merits are comparatively small. Allah's Grace must lift us up and blot out our shortcomings. Even in piety there may be an arrogance which may become a sin. We should always seek Allah's Mercy in all humility.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak-kak ki
رَبَّكَ
Rabbin
يَعْلَمُ
biliyor
اَنَّكَ
şüphesiz sen
تَقُومُ
kalkı-yorsun
اَدْنٰى
daha azı
مِنْ ثُلُثَيِ
üçte ikisinden
الَّيْلِ
gecenin
وَنِصْفَهُ
ve yarısı
وَثُلُثَهُ
ve onun üçte biri
وَطَٓائِفَةٌ
ve bir topluluğun
مِنَ الَّذ۪ينَ
o kimselerden ki
مَعَكَۜ
seninle beraber
وَاللّٰهُ
ve Allah
يُقَدِّرُ
takdir eder
الَّيْلَ
geceyi
وَالنَّهَارَۜ
ve gündüzü
عَلِمَ
bildi
اَنْ
şüphe-siz
لَنْ تُحْصُوهُ
onu asla sayamazsınız
فَتَابَ
ve bağışladı
عَلَيْكُمْ
sizi
فَاقْرَؤُ۫ا
artık okuyun
مَا
o şeyi ki
تَيَسَّرَ
kolay geldi
مِنَ الْقُرْاٰنِۜ
Kur'ân'dan
عَلِمَ
bildi
اَنْ سَيَكُونُ
olacağını
مِنْكُمْ
sizden
مَرْضٰىۙ
hastalar
وَاٰخَرُونَ
ve başkaları
يَضْرِبُونَ
dolaşacaklar
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
يَبْتَغُونَ
arayacaklar
مِنْ فَضْلِ
fazlından
اللّٰهِۙ
Allah'
ın
وَاٰخَرُونَ
ve başkaları
يُقَاتِلُونَ
savaşacaklar
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِۘ
Allah
فَاقْرَؤُ۫ا
o hâlde okuyun
مَا
o şeyi ki
تَيَسَّرَ
kolay geldi
مِنْهُۙ
ondan
وَاَق۪يمُوا
ve ikâme edin
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتُوا
ve verin
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَاَقْرِضُوا
ve borç verin
اللّٰهَ
Allah'a
قَرْضاً
bir borç
حَسَناًۜ
güzel
وَمَا
ve o şey ki
تُقَدِّمُوا
takdim ediyorsunuz
لِاَنْفُسِكُمْ
kendiniz için
مِنْ خَيْرٍ
hayırdan
تَجِدُوهُ
onu bulursunuz
عِنْدَ
katında
اللّٰهِ
Allah'ın
هُوَ
o
خَيْراً
daha hayırlı
وَاَعْظَمَ
ve daha büyük
اَجْراًۜ
mükâ-fatça
وَاسْتَغْفِرُوا
ve mağfiret dileyin
اللّٰهَۜ
Allah'
tan
اِنَّ اللّٰهَ
şüphesiz Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
(Resulüm!) Senin; gecenin üçte ikisinden azında, (bazen) yarısında, (bazen de) üçte birinde kalktığını (Kur'ân'ı tertil üzere okuduğunu, Rabbini zikrettiğini) ve seninle beraber olan bir topluluğun da (böyle yaptığını) muhakkak ki Rabbin biliyor. Allah gece ve gündüzü takdir ed(ip düzenl)er. O, sizin bunu hesap edemeyeceğinizi (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete dayanamayacağınızı) bildiği için sizin tövbe (edip O'na dönüşü)nüzü (rahmetiyle) kabul etti. Artık Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyu(p hayatınıza geçiri)n! (Allah) İçinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın fazlından (lütuf ve ihsanından rızık) aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda savaşacağını bilmektedir. O hâlde o (Kur'ân)dan kolayınıza geleni okuyu(p hayatınıza geçiri)n! Namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)ın, zekâtı ver(erek nefsinizin cimriliğini temizley)in ve (karşılığını sadece Allah'tan almak üzere malınızdan infak ederek) Allah'a güzel bir borç verin! (Allah'ın rızasını gözeterek) Hayır namına kendiniz için her neyi (âhirete gönderip huzura) takdim ederseniz Allah katında onu bulursunuz. Hem o, (dünya malından) daha hayırlı ve mükâfatça çok daha büyüktür. Allah'tan mağfiret dileyin; çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
قَامَ
Fiil-I
ق و م
Dikildi, ayakta durdu, kalktı, kıyamda durdu
اَدْنٰى
İsim
د ن و
Daha yakın, aşağılık, daha az
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ثُلُث
İsim
ث ل ث
Üçte bir
لَيْل
İsim
ل ي ل
Gece, geceleyin
نِصْف
İsim
ن ص ف
Yarısı
ثُلُث
İsim
ث ل ث
Üçte bir
طَٓائِفَة
İsim
ط و ف
Grup, bölük, kısım, taife, topluluk, zümre
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَدَّرَ
Fiil-II
ق د ر
Takdir etti, ölçtü biçti, tayin etti
لَيْل
İsim
ل ي ل
Gece, geceleyin
نَهَار
İsim
ن ه ر
Gündüz
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
اَحْصٰى
Fiil-IV
ح ص ي
Saydı, döktü, kuşattı, hesap etti, sayıp yazdı
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَرَاَ
Fiil-I
ق ر ا
Okudu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَيَسَّرَ
Fiil-V
ي س ر
kolay geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَرِيض
İsim
م ر ض
Hasta
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِبْتَغَى
Fiil-VIII
ب غ ي
İstedi, arzuladı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَرَاَ
Fiil-I
ق ر ا
Okudu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَيَسَّرَ
Fiil-V
ي س ر
kolay geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
اَقْرَضَ
Fiil-IV
ق ر ض
Borç verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَرْض
İsim
ق ر ض
Borç
حَسَن
İsim
ح س ن
Güzel
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَدَّمَ
Fiil-II
ق د م
Takdim etti, hazırlık yaptı, sundu
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
اَعْظَم
İsim
ع ظ م
Daha büyük
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli