close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Murselât Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felmulkiyâti żikrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öğütleri telkin edenlere.
Maksat meleklerdir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ve gelecek nesillere de) Bir zikir ve öğüt (olacak eserler) bırakanlara!
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öğüt getirip sunan meleklere ki,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, vahyi, kutsal kitapları peygamberlere tebliğ edenlere, yazdıranlara, öğüt telkin edenlere!
bk. Kur’ân-ı Kerim, 27/6; 28/86.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Zikri (vahyi) bırakanlara,
Ali Bulaç
swap_vert close
Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
5,6. Hak sahiblerine özür, yahud haksızlara azab olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
5, 6. Kötülüğü önlemek yahut uyarmak için vahiy getiren meleklere andolsun ki;
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [703][704]
Besim Atalay
swap_vert close
5,6. Gerek özür, gerek kocundurma yoluyla öğüt verenlere ant olsun ki
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İlahi mesajı ulaştıranlara,
Cemil Said
swap_vert close
5,6. ’özür veyâ ihtâr sözleri îrâd iyleyenlerin nâmına kasem iderim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
5-6. Mazereti ortadan kaldırmak veya uyarmak için vahyi iletenlere;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
5, 6. (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için öğüt telkin edenlere;
Edip Yüksel
swap_vert close
Mesajı verenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir öğüt bırakanlara,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra bir ögüt bırakanlara
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2-3-4-5-6. Birbiri ardınca gönderilenlere, esip savuranlara, yaydıkça yayanlara, (hak ile bâtılın arasını hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde) ayırdıkça ayıranlara, (îmân ve tövbe ile hakka yönelenleri) mazur kılıp arıtmak ve (isyan edenleri) sakındırmak üzere, (emrimizle, peygamberlere,) zikri (vahyi) ulaştıranlara kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve de öğüdü ulaştıranlara,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
5,6. kötülüğü imhaa ye, azâb ile tehdide çalışan peygamberlere vahyi getiren (melek) lere,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
5,6. Hem (tevbe edenleri) ma'zur kılmak veya (günah işleyenleri) korkutmak için(peygamberlere) zikir (vahiy) bırakanlara!
İhsan Aktaş
swap_vert close
5,6. Özür (bahaneleri boşa çıkarmak) veya uyarmak için (gönüllerde) zikri uyandıranlara kasem ederim ki, (*)
(*) Her ne kadar bu ayetler hakkında farklı görüşler varsa da doğrusu yüce Allah buradaki bütün ifadelerle rüzgârları kast etmiştir diye şeklindeki tefsirler daha isabetli, daha mantıklı ve birbirleriyle uyumlu olduğu görülmektedir. Şöyle ki: Allah azap rüzgârları gönderir, onlar her şeyi kırar geçirir. Rahmet rüzgârları gönderir, bunlar da havada bulutu yayarlar. Sonra da bunları ayırırlar, zikre sebebiyet verirler. Çünkü akıllı kimse bunların esmesini ve eserlerini görünce evrene koyduğu kanunlarıyla bunları oluşturan Allah’ı anar ve O’nun kemâl-i kudretini tezekkür eder. (الله اعلم) Açıklaması ve Arapça metni aşağıya alınan’’ Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu-l-Gayb,’’ adlı tefsirine bakınız: a) İkinci Görüş: Bu ilk beş ifadenin beşi ile de, rüzgarlar kastedilmiştir. Allah Teâlâ, tıpkı bir at yelesinin kıllarından olduğu gibi, azap rüzgarlarını peşpeşe, ardarda göndermesine yemin etmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, (Hacc, 22) "Rüzgarlar gönderdik…" buyurmuştur. Sonra, bu rüzgârlar, o denli hızlı hareket ederler ki, böylece havada bulutları yayan ya şiddetli esen rüzgâr ya da şiddet rüzgârı halini alırlar. Nitekim Cenâb-ı Hak, "O, rüzgârları, rahmetinin öncesinde müjdeleyici olarak gönderendir" (Araf, 50) ‘’Allah O’dur ki; rüzgârları gönderir, böylece bunlar bulutu sürükleyip kaldırır da, onu nasıl dilerse gökte öyle yayıp-dağıtır (böylece su buharlarını toplatıp taşıtır) (Rum-48) buyurmuştur. Şöyle de denilebilir: Rüzgârlar, yayılması-dağılması ve bitmesi konusunda bitkilere, ekinlere ve ağaçlara yardımcıdırlar. Çünkü onlar, aşılama işini yaparlar. Dolayısıyla da bitkiler bu sayede biter, ortaya çıkarlar. Nitekim Hak Teâlâ da, "Biz rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik" (Hicr, 22) buyurmuştur. İşte bu yolla, o rüzgârlar, bitkileri "neşr" edici (yayıcı) olmuş olurlar. Rüzgârların "fârikât" (ayırıcılar) olmaları hususunda da açıklamalar vardır. Yani rüzgârlar, bulutları da birbirinden ayırırlar… b) Mürselât´ın, Kur´an Kelimelerinden Karşılığı: Üçüncü Görüş: Bazı kimseler de bu ilk beş ifadeyi ´Kur´an-ı Kerim manasına almışlardır... Buna, göre, "mürselât" ile,"Cebrail (a.s)´in lisanında ifadesini bulan o peşpeşe gönderilmiş ayetlerin, Hz. Peygamber (s.a.s)´e indirilmesi" kastedilmiştir. Buna göre, "urfen" ifadesi de, "Bu ayetler, her türlü marufu, yani iyi-güzel-hoş olan her şeyi getirmiştir" demektir. Bu ayetler, kurtuluş yoluna ileten, bütün hayırlara ulaştıran bir özellikte olduğuna göre bu niçin böyle olmasın? Asıfat? ifadesiyle de? İslam ve Kur´ân devletinin başlangıçta zayıf iken, daha sonra büyüyüp de diğer millet ve dinlere galip gelmesi" kastedilmiş olabilir. Böylece bu demektir ki Kur´an devleti, diğer devlet, millet ve dinler üzerine, kuvvetli bir rüzgâr gibi esmiş, onları mağlup etmiş ve onları kısır döngü gibi batıl hale getirmiştir. (الله اعلم) إنّ هذه الأيمان الخمسة إشارة إلى الرياح والعواصف التي لها الأثر البالغ في كثير من مسائل الطبيعة في العالم، فيصبح معنى الآيات حينئذ: أُقسم بالريح المتوالية الهبوب - وأُقسم بالرياح المذكّرة بالله بهذه المعطيات النافعة (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) القول الثاني: أن المراد من هذه الكلمات الخمس بأسرها الرياح، أقسم الله برياح عذاب أرسلها عرفاً، أي متتابعة كشعر العرف، كما قال: { يُرْسِلُ ٱلرّيَاحَ } [الروم: 46] { { وَأَرْسَلْنَا ٱلرّيَاحَ } [الحجر: 22] ثم إنها تشتد حتى تصير عواصف ورياح رحمة نشرت السحاب في الجو، كما قال: { وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرّيَاحَ بُشْرًاَ بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِ } [النمل: 63] وقال: { ٱللَّهُ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَاباً فَيَبْسُطُهُ فِى ٱلسَّمَاء } [الروم: 48] ويجوز أيضاً أن يقال: الرياح تعين النبات والزرع والشجر على النشور والإنبات، وذلك لأنها تلقح فيبرز النبات بذلك، على ما قال تعالى: { وَأَرْسَلْنَا ٱلرّيَاحَ لَوَاقِحَ } [الحجر: 22] فبهذا الطريق تكون الرياح ناشرة للنبات وفي كون الرياح فارقة وجوه أحدها: أن الرياح تفرق بعض أجزاء السحاب عن بعض ... وقوله: {فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْراً } معناه أن العاقل إذا شاهد هبوب الرياح التي تقلع القلاع، وتهدم الصخور والجبال، وترفع الأمواج تمسك بذكر الله والتجأ إلى إعانة الله، فصارت تلك الرياح كأنها ألقت الذكر والإيمان والعبودية في القلب، ولا شك أن هذه الإضافة تكون على سبيل المجاز من حيث إن الذكر حصل عند حدوث هذه ... القول الثالث: من الناس من حمل بعض هذه الكلمات الخمسة على القرآن، وعندي أنه يمكن حمل جميعها على القرآن، فقوله: {وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ } المراد منها الآيات المتتابعة المرسلة على لسان جبريل عليه السلام إلى محمد صلى الله عليه وسلم، وقوله: {عُرْفاً } أي نزلت هذه الآيات بكل عرف وخير وكيف لا وهي الهادية إلى سبيل النجاة والموصلة إلى مجامع الخيرات {فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفاً } فالمراد أن دولة الإسلام والقرآن كانت ضعيفة في الأول، ثم عظمت وقهرت سائر الملل والأديان، فكأن دولة القرآن عصفت بسائر الدول والملل والأديان وقهرتها، وجعلتها باطلة دائرة، وقوله: {وٱلنَّـٰشِرٰتِ نَشْراً } المراد أن آيات القرآن نشرت آثار الحكمة والهداية في قلوب العالمين شرقاً وغرباً، وقوله: {فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقاً } فذلك ظاهر، لأن آيات القرآن هي التي تفرق بين الحق والباطل، ولذلك سمي الله تعالى القرآن فرقاناً، وقوله: {فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْراً } فالأمر فيه ظاهر، لأن القرآن ذكر، كما قال تعالى: { ص وَٱلْقُرْءانِ ذِى ٱلذّكْرِ) فظهر أنه يمكن تفسير هذه الكلمات الخمسة بالقرآن، وهذا وإن لم يذكره أحد فإنه محتمل (.مفاتيح الغيب).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın zikrini ulaştıranlara,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
gönül bilgisi getirenler hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Vahyi ümmetlere telkin eden peygamberler hakkı için [⁴],
[4] Veya birbiri ardınca gönderilmiş melekler hakkı için; sertlik gösteren melekler hakkı için, kütüp ve şerayii lâyıkıyle neşreden melekler hakkı için, hak ve bâtılı ayıran melekler hakkı için Kur'an'ı peygamberlere ilka eyleyen melekler hakkı için Veya peyderpey nâzil olan, habis kalblere nurunu vermeyen, hidayet nurunu neşreden, hak ile bâtılı ayıran, mü'minlerin kalbine nasihat ilka eden âyetler hakkı için.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Öğüt bırakanlara!..
Kadri Çelik
swap_vert close
Zikri (vahyi) ilka edenlere.
(Bu beş ayette zikredilen tüm sıfatlardan kastedilenler meleklerdir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve ardından, bir öğüt ve hatırlatmada bulunan;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir zikir / anma / öğüt Bırakanlar’a!
Mehmet Çakır
swap_vert close
5,6. Acı tatlı // öğüt verenler aşkına derim ki:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar insanlara güzel öğütler vererek yaşamlarına anlam kazandırırlar. İnsanlara yaratılış amacını anlatırlar. Hâlbuki insan dünyaya nedensiz geldiğini zanneder. Bu inancını kendine yol edinir. Onlar görmüyorlar mı? Etraflarında olan hiçbir şey nedensiz değildir. Her yarattığımız varlık birbirini tamamlar. İnsan düşünmez mi? Yarattığımız her varlık birbirine bağlıdır. Varlıklar arasında bilmedikleri bir denge mevcuttur. Yaratılış yasamızla biz onların bilemeyeceği nice kurallar doyduk. Yasalarımızla birbirine bağladık. İnsan zanneder ki öylesine boşu boşuna dünyaya geldi. Amaçsız nedensiz yaşamını sürdürüp gidecektir. Hayır! Andolsun ki insanlara öğüt veren elçilerimiz, gönderdiğimiz ayetler; insanlara gerçeği açıklamaktadır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
5,6. Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki [*]
Bu ayetlerdeki yeminler ile kastedilen, vahiy ve vahyin çeşitli etkinlikleri olarak yorumlanabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır.2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve sonra bir öğüt ve hatırlatmada bulunan,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ardından bu ilahi mesajı/Kuran’ı insanlara ulaştıranlara. 2/159...162, 3/186
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;
Orhan Kuntman
swap_vert close
5,6. Gerek (haklı olanların yapacağı) özrü kabul için, gerek (haksızları, başlarına gelecek azap ile) uyarmak için olsun (peygamberlere) vahyi indiren (melek)lere andolsun ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Ve (insanları Allah’ın) öğüdüyle buluşturanlar,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra bir öğüt bırakanlara.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6. Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:
Süleyman Ateş
swap_vert close
Öğüt bırakanlara:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve rûh'ı götüren melekler hakkıyçün
(Diğer bir kavle göre "Peyderpey esen, 'azâb içün şiddetle giden, rahat ve mülâyim vezân olan, bulutları sevk iden, Hakkın zikrini bâdî olan rüzgârlar hakkıyçün.")  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
ve arkalarında doğru bir bilgi bırakanlar[*]; işte bütün bu kişiler önemlidir.
[*] İlk ayetlerindeki kelimeleri, tefsir bilginleri meleklerin veya rüzgarın özelliği saymışlardır. Allah'ın yaptığı yeminler, bir şeyin önemini ortaya koymak içindir. Ayetler böyle tefsir edilince yeminlerin bir anlamı kalmaz. Kur'an, insanlara indiğinden o kelimeler, bazı kişilerin önemini göstermeli ki herkes dersini alsın. Bize göre onlar, kadın erkek her insanı içine alan النفوس =en-nüfus yani kişiler sözünün sıfatıdır; başkası uygun düşmez..  
Şaban Piriş
swap_vert close
Uyarıyı/zikri ulaştıranlara..
Ümit Şimşek
swap_vert close
5,6. Özür veya uyarı olsun diye zikri ulaştıranlara.(2)
(2) Kabul eden için özür, inkâr edecek olanlar için bir uyarı olmak üzere vahyi peygamberlere ulaştıranlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Öğüt ulaştıranlara/Kur'an'ı ulaştıranlara,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
5-6. daħı bıraġıcılar ḥaķķı-y-içün vaḥy ma'zur dutmaķ yā ķorķıtmaķ
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı vaḥy indürici melekler ḥaḳḳı‐çun nebīler üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun vəhyi (peyğəmbərlərə) çatdıranlara-
M. Pickthall (English)
swap_vert close
By those who bring down the Reminder,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then spread abroad a Message,(5866)
5866 If we understand the reference to Prophets or Messengers of Allah, or the verses of Revelation which would be particularly appropriate for verses 5-6, we also get a satisfactory solution of the Allegory. (1) The Prophets have followed one another in a series: the verses of the Qur'an came, one after another as needed; in both cases it was for man's spiritual profit; (2) they caused great disturbance in a spiritually decadent world; they pulled down evil institutions root and branch, and substituted new ones; (3) they proclaimed their truths far and wide, without fear and without favour; (4) through them were sorted out men of Faith and rebels against Allah's Law; and (5) they gave a Message, through which just men were justified through repentance, and evil men were warned of their sins. Some Commentators take one or other of these allegories, and some apply one allegory to a few of these verses, and another to another few. In my opinion the Allegory is wide enough to comprehend all the meanings which I have sketched. I wish a translation could do justice to those marvellously terse sentences in the original.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَالْمُلْقِيَاتِ
ve ilka edenlere
ذِكْراًۙ
bir zikiri
(5-6) (Kıyamet günü insanların) Özür (mazeretini ortadan kaldırmak) ya da uyarı olmak üzere (Allah'ın) Zikri (olan âyetlerini gönüllere) ilka edenlere andolsun ki,
مُلْقِيَات
Etken fiil-IV
ل ق ي
İlka edenler
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)