5,6. Özür (bahaneleri boşa çıkarmak) veya uyarmak için (gönüllerde) zikri uyandıranlara kasem ederim ki, (*)
(*) Her ne kadar bu ayetler hakkında farklı görüşler varsa da doğrusu yüce Allah buradaki bütün ifadelerle rüzgârları kast etmiştir diye şeklindeki tefsirler daha isabetli, daha mantıklı ve birbirleriyle uyumlu olduğu görülmektedir. Şöyle ki: Allah azap rüzgârları gönderir, onlar her şeyi kırar geçirir. Rahmet rüzgârları gönderir, bunlar da havada bulutu yayarlar. Sonra da bunları ayırırlar, zikre sebebiyet verirler. Çünkü akıllı kimse bunların esmesini ve eserlerini görünce evrene koyduğu kanunlarıyla bunları oluşturan Allah’ı anar ve O’nun kemâl-i kudretini tezekkür eder. (الله اعلم) Açıklaması ve Arapça metni aşağıya alınan’’ Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu-l-Gayb,’’ adlı tefsirine bakınız: a) İkinci Görüş: Bu ilk beş ifadenin beşi ile de, rüzgarlar kastedilmiştir. Allah Teâlâ, tıpkı bir at yelesinin kıllarından olduğu gibi, azap rüzgarlarını peşpeşe, ardarda göndermesine yemin etmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, (Hacc, 22) "Rüzgarlar gönderdik…" buyurmuştur. Sonra, bu rüzgârlar, o denli hızlı hareket ederler ki, böylece havada bulutları yayan ya şiddetli esen rüzgâr ya da şiddet rüzgârı halini alırlar. Nitekim Cenâb-ı Hak, "O, rüzgârları, rahmetinin öncesinde müjdeleyici olarak gönderendir" (Araf, 50) ‘’Allah O’dur ki; rüzgârları gönderir, böylece bunlar bulutu sürükleyip kaldırır da, onu nasıl dilerse gökte öyle yayıp-dağıtır (böylece su buharlarını toplatıp taşıtır) (Rum-48) buyurmuştur. Şöyle de denilebilir: Rüzgârlar, yayılması-dağılması ve bitmesi konusunda bitkilere, ekinlere ve ağaçlara yardımcıdırlar. Çünkü onlar, aşılama işini yaparlar. Dolayısıyla da bitkiler bu sayede biter, ortaya çıkarlar. Nitekim Hak Teâlâ da, "Biz rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik" (Hicr, 22) buyurmuştur. İşte bu yolla, o rüzgârlar, bitkileri "neşr" edici (yayıcı) olmuş olurlar. Rüzgârların "fârikât" (ayırıcılar) olmaları hususunda da açıklamalar vardır. Yani rüzgârlar, bulutları da birbirinden ayırırlar… b) Mürselât´ın, Kur´an Kelimelerinden Karşılığı: Üçüncü Görüş: Bazı kimseler de bu ilk beş ifadeyi ´Kur´an-ı Kerim manasına almışlardır... Buna, göre, "mürselât" ile,"Cebrail (a.s)´in lisanında ifadesini bulan o peşpeşe gönderilmiş ayetlerin, Hz. Peygamber (s.a.s)´e indirilmesi" kastedilmiştir. Buna göre, "urfen" ifadesi de, "Bu ayetler, her türlü marufu, yani iyi-güzel-hoş olan her şeyi getirmiştir" demektir. Bu ayetler, kurtuluş yoluna ileten, bütün hayırlara ulaştıran bir özellikte olduğuna göre bu niçin böyle olmasın? Asıfat? ifadesiyle de? İslam ve Kur´ân devletinin başlangıçta zayıf iken, daha sonra büyüyüp de diğer millet ve dinlere galip gelmesi" kastedilmiş olabilir. Böylece bu demektir ki Kur´an devleti, diğer devlet, millet ve dinler üzerine, kuvvetli bir rüzgâr gibi esmiş, onları mağlup etmiş ve onları kısır döngü gibi batıl hale getirmiştir. (الله اعلم)
إنّ هذه الأيمان الخمسة إشارة إلى الرياح والعواصف التي لها الأثر البالغ في كثير من مسائل الطبيعة في العالم، فيصبح معنى الآيات حينئذ: أُقسم بالريح المتوالية الهبوب - وأُقسم بالرياح المذكّرة بالله بهذه المعطيات النافعة (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) القول الثاني: أن المراد من هذه الكلمات الخمس بأسرها الرياح، أقسم الله برياح عذاب أرسلها عرفاً، أي متتابعة كشعر العرف، كما قال: { يُرْسِلُ ٱلرّيَاحَ } [الروم: 46] { { وَأَرْسَلْنَا ٱلرّيَاحَ } [الحجر: 22] ثم إنها تشتد حتى تصير عواصف ورياح رحمة نشرت السحاب في الجو، كما قال: { وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرّيَاحَ بُشْرًاَ بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِ } [النمل: 63] وقال: { ٱللَّهُ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَاباً فَيَبْسُطُهُ فِى ٱلسَّمَاء } [الروم: 48] ويجوز أيضاً أن يقال: الرياح تعين النبات والزرع والشجر على النشور والإنبات، وذلك لأنها تلقح فيبرز النبات بذلك، على ما قال تعالى: { وَأَرْسَلْنَا ٱلرّيَاحَ لَوَاقِحَ } [الحجر: 22] فبهذا الطريق تكون الرياح ناشرة للنبات وفي كون الرياح فارقة وجوه أحدها: أن الرياح تفرق بعض أجزاء السحاب عن بعض ... وقوله: {فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْراً } معناه أن العاقل إذا شاهد هبوب الرياح التي تقلع القلاع، وتهدم الصخور والجبال، وترفع الأمواج تمسك بذكر الله والتجأ إلى إعانة الله، فصارت تلك الرياح كأنها ألقت الذكر والإيمان والعبودية في القلب، ولا شك أن هذه الإضافة تكون على سبيل المجاز من حيث إن الذكر حصل عند حدوث هذه ... القول الثالث: من الناس من حمل بعض هذه الكلمات الخمسة على القرآن، وعندي أنه يمكن حمل جميعها على القرآن، فقوله: {وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ } المراد منها الآيات المتتابعة المرسلة على لسان جبريل عليه السلام إلى محمد صلى الله عليه وسلم، وقوله: {عُرْفاً } أي نزلت هذه الآيات بكل عرف وخير وكيف لا وهي الهادية إلى سبيل النجاة والموصلة إلى مجامع الخيرات {فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفاً } فالمراد أن دولة الإسلام والقرآن كانت ضعيفة في الأول، ثم عظمت وقهرت سائر الملل والأديان، فكأن دولة القرآن عصفت بسائر الدول والملل والأديان وقهرتها، وجعلتها باطلة دائرة، وقوله: {وٱلنَّـٰشِرٰتِ نَشْراً } المراد أن آيات القرآن نشرت آثار الحكمة والهداية في قلوب العالمين شرقاً وغرباً، وقوله: {فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقاً } فذلك ظاهر، لأن آيات القرآن هي التي تفرق بين الحق والباطل، ولذلك سمي الله تعالى القرآن فرقاناً، وقوله: {فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْراً } فالأمر فيه ظاهر، لأن القرآن ذكر، كما قال تعالى: { ص وَٱلْقُرْءانِ ذِى ٱلذّكْرِ) فظهر أنه يمكن تفسير هذه الكلمات الخمسة بالقرآن، وهذا وإن لم يذكره أحد فإنه محتمل (.مفاتيح الغيب).