close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Murselât Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
‘Użran ev nużra(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Özürle suçu yok etmek hususunda olsun, yahut korkutma hususuna ait bulunsun.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece (hiç kimsenin "bilmiyordum, başka türlü sanıyordum" gibi) bir bahanesi ve mazereti (kalmasın), veya (herkes apaçık şekilde) uyarılsın! (diye gerçekleri, hem de gerekçeleriyle birlikte ortaya koyanlara yemin olsun ki,)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
onlar kulların Allah katında ileri sürebilecekleri delilleri kalmaması için özrü ortadan kaldırmak veya azap ve ceza ile kulları korkutmak üzere gelirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanların özür dilemeleri, tevbe etmeleri veya sorumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılmaları için vahyi peygamberlere tebliğ edenlere.
Ahmet Varol
swap_vert close
Mazeret [1] veya uyarı için.
1.Yani Allah tarafından ilahi bir mazeret olarak, insanların sapıklığı seçme konusunda kendilerini mazur görecekleri bir sebebin kalmaması için.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
5,6. Hak sahiblerine özür, yahud haksızlara azab olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
5, 6. Kötülüğü önlemek yahut uyarmak için vahiy getiren meleklere andolsun ki;
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [703][704]
Besim Atalay
swap_vert close
5,6. Gerek özür, gerek kocundurma yoluyla öğüt verenlere ant olsun ki
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Arındırmak ve sakındırmak için
Cemil Said
swap_vert close
5,6. ’özür veyâ ihtâr sözleri îrâd iyleyenlerin nâmına kasem iderim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
5-6. Mazereti ortadan kaldırmak veya uyarmak için vahyi iletenlere;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
5, 6. (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için öğüt telkin edenlere;
Edip Yüksel
swap_vert close
Bir müjde veya uyarı olarak...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Gerek özriçin olsun gerek inzar
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2-3-4-5-6. Birbiri ardınca gönderilenlere, esip savuranlara, yaydıkça yayanlara, (hak ile bâtılın arasını hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde) ayırdıkça ayıranlara, (îmân ve tövbe ile hakka yönelenleri) mazur kılıp arıtmak ve (isyan edenleri) sakındırmak üzere, (emrimizle, peygamberlere,) zikri (vahyi) ulaştıranlara kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Özür veya uyarı için,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
5,6. kötülüğü imhaa ye, azâb ile tehdide çalışan peygamberlere vahyi getiren (melek) lere,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
5,6. Hem (tevbe edenleri) ma'zur kılmak veya (günah işleyenleri) korkutmak için(peygamberlere) zikir (vahiy) bırakanlara!
İhsan Aktaş
swap_vert close
5,6. Özür (bahaneleri boşa çıkarmak) veya uyarmak için (gönüllerde) zikri uyandıranlara kasem ederim ki, (*)
(*) Her ne kadar bu ayetler hakkında farklı görüşler varsa da doğrusu yüce Allah buradaki bütün ifadelerle rüzgârları kast etmiştir diye şeklindeki tefsirler daha isabetli, daha mantıklı ve birbirleriyle uyumlu olduğu görülmektedir. Şöyle ki: Allah azap rüzgârları gönderir, onlar her şeyi kırar geçirir. Rahmet rüzgârları gönderir, bunlar da havada bulutu yayarlar. Sonra da bunları ayırırlar, zikre sebebiyet verirler. Çünkü akıllı kimse bunların esmesini ve eserlerini görünce evrene koyduğu kanunlarıyla bunları oluşturan Allah’ı anar ve O’nun kemâl-i kudretini tezekkür eder. (الله اعلم) Açıklaması ve Arapça metni aşağıya alınan’’ Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu-l-Gayb,’’ adlı tefsirine bakınız: a) İkinci Görüş: Bu ilk beş ifadenin beşi ile de, rüzgarlar kastedilmiştir. Allah Teâlâ, tıpkı bir at yelesinin kıllarından olduğu gibi, azap rüzgarlarını peşpeşe, ardarda göndermesine yemin etmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, (Hacc, 22) "Rüzgarlar gönderdik…" buyurmuştur. Sonra, bu rüzgârlar, o denli hızlı hareket ederler ki, böylece havada bulutları yayan ya şiddetli esen rüzgâr ya da şiddet rüzgârı halini alırlar. Nitekim Cenâb-ı Hak, "O, rüzgârları, rahmetinin öncesinde müjdeleyici olarak gönderendir" (Araf, 50) ‘’Allah O’dur ki; rüzgârları gönderir, böylece bunlar bulutu sürükleyip kaldırır da, onu nasıl dilerse gökte öyle yayıp-dağıtır (böylece su buharlarını toplatıp taşıtır) (Rum-48) buyurmuştur. Şöyle de denilebilir: Rüzgârlar, yayılması-dağılması ve bitmesi konusunda bitkilere, ekinlere ve ağaçlara yardımcıdırlar. Çünkü onlar, aşılama işini yaparlar. Dolayısıyla da bitkiler bu sayede biter, ortaya çıkarlar. Nitekim Hak Teâlâ da, "Biz rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik" (Hicr, 22) buyurmuştur. İşte bu yolla, o rüzgârlar, bitkileri "neşr" edici (yayıcı) olmuş olurlar. Rüzgârların "fârikât" (ayırıcılar) olmaları hususunda da açıklamalar vardır. Yani rüzgârlar, bulutları da birbirinden ayırırlar… b) Mürselât´ın, Kur´an Kelimelerinden Karşılığı: Üçüncü Görüş: Bazı kimseler de bu ilk beş ifadeyi ´Kur´an-ı Kerim manasına almışlardır... Buna, göre, "mürselât" ile,"Cebrail (a.s)´in lisanında ifadesini bulan o peşpeşe gönderilmiş ayetlerin, Hz. Peygamber (s.a.s)´e indirilmesi" kastedilmiştir. Buna göre, "urfen" ifadesi de, "Bu ayetler, her türlü marufu, yani iyi-güzel-hoş olan her şeyi getirmiştir" demektir. Bu ayetler, kurtuluş yoluna ileten, bütün hayırlara ulaştıran bir özellikte olduğuna göre bu niçin böyle olmasın? Asıfat? ifadesiyle de? İslam ve Kur´ân devletinin başlangıçta zayıf iken, daha sonra büyüyüp de diğer millet ve dinlere galip gelmesi" kastedilmiş olabilir. Böylece bu demektir ki Kur´an devleti, diğer devlet, millet ve dinler üzerine, kuvvetli bir rüzgâr gibi esmiş, onları mağlup etmiş ve onları kısır döngü gibi batıl hale getirmiştir. (الله اعلم) إنّ هذه الأيمان الخمسة إشارة إلى الرياح والعواصف التي لها الأثر البالغ في كثير من مسائل الطبيعة في العالم، فيصبح معنى الآيات حينئذ: أُقسم بالريح المتوالية الهبوب - وأُقسم بالرياح المذكّرة بالله بهذه المعطيات النافعة (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) القول الثاني: أن المراد من هذه الكلمات الخمس بأسرها الرياح، أقسم الله برياح عذاب أرسلها عرفاً، أي متتابعة كشعر العرف، كما قال: { يُرْسِلُ ٱلرّيَاحَ } [الروم: 46] { { وَأَرْسَلْنَا ٱلرّيَاحَ } [الحجر: 22] ثم إنها تشتد حتى تصير عواصف ورياح رحمة نشرت السحاب في الجو، كما قال: { وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرّيَاحَ بُشْرًاَ بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِ } [النمل: 63] وقال: { ٱللَّهُ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَاباً فَيَبْسُطُهُ فِى ٱلسَّمَاء } [الروم: 48] ويجوز أيضاً أن يقال: الرياح تعين النبات والزرع والشجر على النشور والإنبات، وذلك لأنها تلقح فيبرز النبات بذلك، على ما قال تعالى: { وَأَرْسَلْنَا ٱلرّيَاحَ لَوَاقِحَ } [الحجر: 22] فبهذا الطريق تكون الرياح ناشرة للنبات وفي كون الرياح فارقة وجوه أحدها: أن الرياح تفرق بعض أجزاء السحاب عن بعض ... وقوله: {فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْراً } معناه أن العاقل إذا شاهد هبوب الرياح التي تقلع القلاع، وتهدم الصخور والجبال، وترفع الأمواج تمسك بذكر الله والتجأ إلى إعانة الله، فصارت تلك الرياح كأنها ألقت الذكر والإيمان والعبودية في القلب، ولا شك أن هذه الإضافة تكون على سبيل المجاز من حيث إن الذكر حصل عند حدوث هذه ... القول الثالث: من الناس من حمل بعض هذه الكلمات الخمسة على القرآن، وعندي أنه يمكن حمل جميعها على القرآن، فقوله: {وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ } المراد منها الآيات المتتابعة المرسلة على لسان جبريل عليه السلام إلى محمد صلى الله عليه وسلم، وقوله: {عُرْفاً } أي نزلت هذه الآيات بكل عرف وخير وكيف لا وهي الهادية إلى سبيل النجاة والموصلة إلى مجامع الخيرات {فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفاً } فالمراد أن دولة الإسلام والقرآن كانت ضعيفة في الأول، ثم عظمت وقهرت سائر الملل والأديان، فكأن دولة القرآن عصفت بسائر الدول والملل والأديان وقهرتها، وجعلتها باطلة دائرة، وقوله: {وٱلنَّـٰشِرٰتِ نَشْراً } المراد أن آيات القرآن نشرت آثار الحكمة والهداية في قلوب العالمين شرقاً وغرباً، وقوله: {فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقاً } فذلك ظاهر، لأن آيات القرآن هي التي تفرق بين الحق والباطل، ولذلك سمي الله تعالى القرآن فرقاناً، وقوله: {فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْراً } فالأمر فيه ظاهر، لأن القرآن ذكر، كما قال تعالى: { ص وَٱلْقُرْءانِ ذِى ٱلذّكْرِ) فظهر أنه يمكن تفسير هذه الكلمات الخمسة بالقرآن، وهذا وإن لم يذكره أحد فإنه محتمل (.مفاتيح الغيب).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Suçlarından dolayı özrün nasıl yapılacağını veya uyarmayı yapanlara yemin olsun ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
suç siliciler, uyarıcılar hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlar, ya özür dilemek veya korkutmak içindir [⁵].
[5] Yani âyetler tövbe edip itizar edenler hakkında rahmet, inatçılar hakkında Allah azabıyle tahvif içindir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Suçtan vazgeçme [uzr] veya uyarı olarak,
Kadri Çelik
swap_vert close
Bahaneleri boşa çıkarmak ya da uyarmak amacıyla.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu öğüt ve hatırlatmaları, kendileri için bir mâzeret, yahut tebliğ edilenler için uyarı olarak yapanlara…
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Mazeret veya uyarı olmak üzere!
Mehmet Çakır
swap_vert close
5,6. Acı tatlı // öğüt verenler aşkına derim ki:
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsana ne oluyor ki? Öğüt alacakken isyan ediyor. Üstelik özür de dilemiyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
5,6. Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki [*]
Bu ayetlerdeki yeminler ile kastedilen, vahiy ve vahyin çeşitli etkinlikleri olarak yorumlanabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle¹ kopacaktır.²
1 Buradaki (اِنَّمَا) hasr edatı olmayıp (اِنَّ) ve (مَا)’nın bitişik yazılış şeklidir ve tercüme ona göre yapılmıştır.2 İlk beş âyette sayılan sıfatların, mevsufları zikredilmediği için bunların ne olduğunu tam olarak bilmek, mümkün değildir. Ancak yukarıda, parantez içlerinde bu sıfatlardan hareket edilerek bunların ihtimâl dâhilinde olan mevsufları, birer örnek olarak belirtilmeye çalışılmıştır. Bunların tamamının, melek isimleri olmaları da mümkündür. Her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
suçlardan arınma[yı vaad eden] veya bir uyarı[da bulunan]! ³
3 Yani, suçtan arınmayı sağlayan şeyi -başka bir deyişle, doğru davranışın prensiplerini- ve ahlakî olarak yanlış olan ve kaçınılması gereken şeyleri göstererek.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Mazereti veya uyarıyı ulaştıranlara. 9/124, 14/44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...
Orhan Kuntman
swap_vert close
5,6. Gerek (haklı olanların yapacağı) özrü kabul için, gerek (haksızları, başlarına gelecek azap ile) uyarmak için olsun (peygamberlere) vahyi indiren (melek)lere andolsun ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Özür yahut uyarmak için.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Özür dilemek veya korkutmak için.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6. Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:
Süleyman Ateş
swap_vert close
Özür yahut uyarmak için.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kur'ân tevbe ve i'tizâr idenlere rahmet ve mu'ânidlere inzârdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O bilgi, özür için de uyarı için[*] de olabilir.
[*] Buna şu olay örnek verilebilir: Yahudilerde cumartesi günü av yasağı vardır. Davûd (a.s.) zamanında sahil kenti Eyle'de Yahudiler yaşardı. Yılın bir ayında oraya ba­lıklar akın eder, neredeyse su görün­mez olurdu. Sadece cumartesi günleri balık gelirdi. Deniz kena­rında ha­vuzlar kazıp arklar açtılar. Cumartesi balıklar havuz­lara doldu, pazar günü avladılar. Cezalanacakla­rından korka korka balıklardan ya­rarlandılar. Zamanla evlatlar ba­balarının yo­lundan gitti, mal mülk edindiler. Bu işi hoş karşılamayan bazı gruplar, onları uyardı ama vazgeçmediler, "Ne zamandır biz bu işi yapıyoruz, bunun için Allah'tan hiçbir ceza gelmedi." dediler. Onlara: "Aldanmayın, belki size bir azap gelir, yok olursu­nuz." dendi. Bir sabah alçak maymunlar gibi oldular. Üç gün böyle yaşadılar, sonra yok olup gittiler. [Fahrüddin er-Râzî, Tefsir-i Kebîr]. Bir bölük onlarla müca­dele ederken, "İçlerinden bir topluluk şöyle demişti: "Allah'ın yok edeceği ya da şiddetli azap vereceği bir kavme niye öğüt veriyorsunuz?" Dediler ki: "Rabbinize karşı özrümüz olsun diye, belki de çekinirler"(Araf 7/164)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Özür veya korkutmak için..
Ümit Şimşek
swap_vert close
5,6. Özür veya uyarı olsun diye zikri ulaştıranlara.(2)
(2) Kabul eden için özür, inkâr edecek olanlar için bir uyarı olmak üzere vahyi peygamberlere ulaştıranlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Özür yahut uyarı için,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
5-6. daħı bıraġıcılar ḥaķķı-y-içün vaḥy ma'zur dutmaķ yā ķorķıtmaķ
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Öẕr olmaġ‐ıçun ḥaḳ üstine olanlara.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Mö’minlər tövbə edib) üzr diləmək və ya (kafirləri) qorxutmaq üçün (olan vəhyi çatdıranlara) ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
To excuse or to warn,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Whether of Justification or of Warning;-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
عُذْراً
özür için
اَوْ
ya-da
نُذْراًۙ
uyarmak için
(5-6) (Kıyamet günü insanların) Özür (mazeretini ortadan kaldırmak) ya da uyarı olmak üzere (Allah'ın) Zikri (olan âyetlerini gönüllere) ilka edenlere andolsun ki,
عُذْر
İsim
ع ذ ر
Özür
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
نُذْر
İsim
ن ذ ر
Uyarma