close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Munâfikûn Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Humu-lleżîne yekûlûne lâ tunfikû ‘alâ men ‘inde rasûli(A)llâhi hattâ yenfaddû(k) veli(A)llâhi ḣazâ-inu-ssemâvâti vel-ardi ve lâkinne-lmunâfikîne lâ yefkahûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, öyle kişilerdir ki Allah'ın Peygamberinin yanında olanlara bir şey vermeyin de derler, sonunda dağılıp gitsinler ve Allah'ındır hazineleri göklerin ve yeryüzünün ve fakat münafıklar, anlamazlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Münafıklar kendi aralarında) Allah Elçisinin (ve Hakk dava temsilcisinin devamlı) yanında bulunan (Ona tam bir teslimiyetle bağlanıp savundukları halde, fakir ve yetkisiz durumda olan kimseleri kastederek) "Bunlar için hiçbir infak-harcama yapmayın (onlara imkân ve fırsat sağlamayın, ekonomik ve sosyal yardımda bulunmayın, adam yerine koymayın ve sahip çıkmayın ki, Onun etrafından) dağılıp gitsinler" diye (konuşup fısıldaşmaktadırlar). Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat (ne yazık ki) münafıkların (bu gerçeğe akılları yatmamakta) ve kavrayamamaktadırlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunlar o kimselerdir ki; “Allah'ın peygamberinin yanında bulunanlara hiçbir şey vermeyin ki, O'nun etrafından dağılıp gitsinler” derler. Göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır ama bu gerçeği münafıklar anlayamazlar, kavrayamazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıklar, hamiyyetli müslümanlara: “Allah'ın Rasulünün yanında olanların, yiyeceklerini, içeceklerini karşılamayın, ihtiyaçlarını görmeyin ki, dağılıp gitsinler.” diyenlerdir. Göklerin ve yerin hazineleri Allah'ın tasarrufundadır. Fakat münâfıklar bunu anlayamıyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar: "Allah'ın Peygamberi'nin yanında bulunanlara harcamada (infakta) bulunmayın ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır ama münâfıklar anlamazlar.
7-8.Buhari, Zeyd bin Erkam (r.a.)`ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Abdullah bin Ubey`in: "Allah`ın Peygamberi`nin yanında bulunanlara harcamada (infakta) bulunmayın ki dağılıp gitsinler. Andolsun ki, eğer Medine`ye dönersek en yüce olan en aşağı olanı oradan çıkaracaktır" dediğini duydum. Bunu amcama söyledim. Amcam da bunu Resulullah (a.s.)`a söyledi. Resulullah (a.s.) beni yanına çağırdı. Ben de olanları kendisine bildirdim. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) Abdullah bin Ubey ve arkadaşlarını çağırdı. Adamlar böyle bir şey söylemediklerine yemin ettiler. Resulullah (a.s.) da onu (yani Abdullah`ı) doğruladı beni doğrulamadı (O zaman Zeyd (r.a.) daha küçük yaşta olduğundan böyle yapmış olabilir). Bundan dolayı ben o zamana kadar duymadığım bir şekilde rahatsızlık duydum. Evde oturmaya başladım. Amcam gelip: "Ben Resulullah (a.s.)`ın seni yalan çıkarmasını ve sana kızmasını istememiştim" dedi. Bu olay üzerine bu ayeti kerimeler indirildi." Ardından Resulullah (a.s.) bana adam gönderip yanına çağırdı. Bu ayeti kerimeleri okudu ve: "Allah seni doğruladı" diye buyurdu.Bu rivayet değişik tarıklardan nakledilmiştir. Bazı rivayetlerinde bu olayın Tebük savaşı esnasında meydana geldiği bildirilmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar ki: 'Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,' derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki: “- Rasûlüllah'ın yanındakilere harcayıb yedirmeyin; tâ ki dağılsınlar.” diyorlar. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır; fakat münafıklar anlamazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar öyleleridir ki; “Resulullah’ın yanındakilere nafaka vermeyin ki dağılsınlar” diyorlar. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar anlamazlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, “Allah'ın peygamberinin yanında bulunanlara yardım etmeyiniz ki etrafından dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Göklerin ve yerin bütün hazineleri yalnız Allah'ındır. Fakat münafıklar bu gerçeği anlamazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
«Allahın peygamberinin yanında bulunanlara: «yedirmeyiniz, dağılıp gitsinler!» diyenler işte bunlardır, göklerin de, yerin de hazneleri Allahın, münafık olanlarsa anlamıyorlar!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki (Medineli hemşehrilerine): “Allah'ın Resulü'nün yanında bulunan (fakir)lere yardımda bulunmayın ki dağılıp gitsinler!” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri bütünüyle Allah'a aittir. Fakat münafıklar (bu gerçeği) anlamazlar.
Medine’deki münafıkların lideri olan Abdullah b. Ubeyy, Hz. Peygamber’in Medine’ye gelmesiyle liderliği kaybetmiş ve toplum içindeki itibarını yitirmişti. Tekrar eski günlerine dönebilmek için Hz. Peygamberin konumunu zayıflatacak ve onu gölgede bırakacak bir strateji geliştirmeliydi. Hz. Peygamber, siyasi gücünü, büyük ölçüde kendisiyle beraber hicret eden Mekkeli Müslümanlara yardımlarını esirgemeyen Medineli Müslümanlardan (Ensar’dan) alıyordu. Bundan yararlanmak isteyen Abdullah b. Ubeyy ve oligarşisi, hemşerilerini verdikleri desteği geri çekmeleri konusunda ikna etmeye çalışıyordu. Yukardaki ayet akıllı ve dikkatli olmaları konusunda inananlara uyarı niteliğindedir.  
Cemil Said
swap_vert close
(Medînelilere): "Peygamber ile berâber olanları infâk itmeyiniz ki ânı terk itmeğe mecbûr olsunlar" diyenler bunlardır. Semâvât ve arzın hazîneleri Allâh’ındır lâkin münâfıklar anlamazlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunlar: "Allah'ın Peygamberinin yanında bulunanlara bir şey vermeyin de dağılıp gitsinler" diyen kimselerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği anlamazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar, “Resûlullah’ın yanındakilere geçimlik bir şeyler vermeyin ki etrafından dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır; ama münafıklar anlamıyorlar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar: Allah'ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar, "ALLAH''ın elçisinin yanında bulunanlara yardım etmeyin ki dağılıp gitsinler," diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri ALLAH'a aittir; ama ikiyüzlüler kavrayamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki: "Allah'ın elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler." diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlardır ki «Resulullâhın yanındakilere nafaka vermeyin tâki dağılsınlar» diyorlar. Halbuki Göklerin ve Yerin hazineleri Allahındır ve lâkin Münafıklar anlamazlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar (munâfıklar), “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (fakir muhâcirlere, infakta bulunarak) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler!” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır, fakat munâfıklar (bu hakikati) anlamazlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, Allah'ın Resûl'ünün yanında bulunanlara, “Yardım etmeyin ki, dağılıp gitsinler.” diyenlerdir. Oysa göklerin ve yeryüzünün bütün hazineleri Allah'ındır. Ancak, münafıklar, bu gerçeği kavrayamıyorlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki «Allahın peygamberi nezdinde bulunan kimseleri beslemeyin. Tâki dağılıb gitsinler» diyorlardı. Halbuki göklerin ve yerin hazîneleri Allahındır. Fakat o münafıklar ince anlamazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki: “Allah'ın Resûlünün yanında bulunanlara (fakir Muhâcirlere) bir şey vermeyin ki, dağılıp gitsinler!” diyorlar. Hâlbuki göklerin ve yerin hazîneleri Allah'ındır; fakat münâfıklar anlamazlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar; “Allah Resulü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere), bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler”diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerkürenin hazineleri Allah’ındır. Ama münafıklar (bu gerçeği) kavramaya çalışmazlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar “Allah’ın elçisinin yanında bulunanlara, Allah’ın elçisini terk edinceye kadar, onlara yardımda bulunmayın” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’a aittir. Fakat ikiyüzlüler bunu anlamıyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki: "Allah2ın elçisinin yanında bulunan kimselere geçimlik vermeyin ki dağılsınlar" derler. Oysaki yerlerin, göklerin bütün hazineleri Allah’ındır. Ancak iki yüzlüler bunu kavrıyamazlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ensar/a «— Tanrı peygamberinin yanında bulunan muhacirîn/e nafaka vermeyin ki dağılsınlar» diyen onlardır. Halbuki göklerde ve yerde olan hazineler Allah/ındır. Fakat münafıklar anlamazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, “Allah’ın elçisinin yanındakilere/muhacirlere yardımda bulunmayın ki, dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’a aittir. Fakat ikiyüzlüler anlamazlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, “Allah'ın resulünün yanında bulunanlara hiç bir infakta bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramazlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, Medîneli hemşehrilerine, “Allah’ın Elçisinin yanında bulunan Mekkeli Müslümanlardan maddî desteğinizi kesin ki, böylece onun etrafından dağılıp gitsinler!” diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır ve onu dilediğine dilediği ölçüde verir fakat ikiyüzlüler, bu gerçeği idrâk etmezler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki “Allah’ın rasûlünün yanındaki kimselere infâk etmeyin; sonunda dağılıp giderler!” diyorlar. Oysa Yer’in ve Gökler’in hazineleri Allah’ındır; ama Münâfıklar inceden inceye düşünmezler / anlamazlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Neden mi? Çünkü: " Resulüllah’a yakın olanlara yardım etmeyin ki dağılsınlar " diyen onlardır. Halbuki göklerin, yerin hazineleri Allah'ındır. ama, münafıklar bunu kavrayamazlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar "Allah Resul’ünün yanında bulunan ve Medine’ye dışarıdan gelenlere bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler!" diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat Münafıklar bunu anlamaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar “Allah’ın Elçisi’nin yanında bulunanlara infak etmeyin (vermeyin) ki dağılıp gitsinler!” diyenlerdir. [*] Oysa göklerin ve yerin hazineleri yalnızca Allah’a aittir. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.
Münafıklar dünyaya düşkün oldukları için müslümanların da öyle olduğunu sanarak böyle bir teklifte bulunmuşlardı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (münâfıklar): “Allah’ın Elçisinin yanında bulunanlara hiç bir şey vermeyin de sonunda (onun etrafından) dağılıp gitsinler.” diyorlar. Oysa göklerin ve yerin tüm hazineleri Allah’ındır, fakat münâfıklar bunu anlamıyorlar.²
1 Zeyd b. Erkam (r.a)’den: Bir savaşta idim. Abdullah b. Übey’in; “Peygamberin yanındakilere hiçbir şey vermeyin de etrafından dağılsınlar...” dediğini işitince bunu, amcama söyledim. O da Peygamberimize söylemiş. Peygamberimiz beni çağırttı, ben de anlattım. Efendimiz, Abdullah b. Übey ve arkadaşlarını çağırtıp bunu sordu. Onlar da söylemediklerine yemin ettiler. Bunun üzerine Rasûlüllah, beni yalancılıkla itham edip onları tasdik etti. Ben de bundan dolayı öyle üzüldüm ki gittim evime oturdum. Amcam bana; “kendini Rasûlullah’a karşı yalancı çıkaracak kadar ileri gitmekten ne istedin?” dedi. Bunun üzerine Allah, “münafıkun sûresini” indirdi. Peygamberimiz, adam gönderip, beni çağırttı ve “Allah seni tasdik buyurdu ey Zeyd” dedi. (Buha-rî, Tirmizî, Müsned) Bu sûre nâzil olunca, Rasûlullah Zeyd b. Erkam’ın kulağını tuttu ve “Allah, bunun kulağına vefa verdi.” buyurdu. Abdullah b. Übey’in oğlu Abdullah, babasının bu durumunu öğrenince, Peygamberimizin huzuruna geldi ve; “Ey Allah’ın Elçisi! Bu sözünden dolayı, babamı öldürmeyi emretmişsin. Şâyet onu öldürteceksen bunu, bana emret. Ben, onun başını sana getireyim... Korkarım ki benden başka birisine emredersiniz ve o da babamı öldürürse, nefsim buna tahammül edemez. Bir Müslüman’ı bir kâfire bedel olarak öldürmüş olur, bu sebeple de cehenneme girerim.” dedi, Rasûlullah; “Hayır! Biz, ona iyilikle muamele ederiz, beraberimizde bulunduğu sürece de iyilikle sohbet ederiz.” buyurdu.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar, [hemşehrilerine ⁸ ]: “Allah’ın Elçisi ile birlikte olanlara hiçbir şey vermeyin ki belki o’nu terk et[mek zorunda kal]ırlar” derler. ⁹ Göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır: ama bu gerçeği ikiyüzlüler kavrayamaz.
8 Yani, genelde Medine halkına, özel olarak da ensâr’a (bkz. bir sonraki not).9 Medine’deki ikiyüzlülerin lideri Abdullah b. Ubeyy, Hz. Peygamber’i, daha önce kendisinin Medine halkının gözünde sahip olduğu güçlü liderlik statüsünü gölgede bıraktığı için asla affetmedi. Hz. Peygamber’in politik gücü, büyük ölçüde, kendisini Medine’ye hicretinde izleyen Mekkeli Müslümanlara bağlı olduğundan, İbni Ubeyy, hemşehrilerini -ki çoğu, ellerindeki bütün imkanlarla yeni gelenleri destekliyordu- bu maddî desteği çekmeleri ve böylece çoğu fakir olan muhâcirleri Medine’yi terk etmeye zorlamaları için ikna etmeye çalıştı: başarılı olması halinde Hz. Peygamber’in konumunu önemli ölçüde zayıflatabilecek olan bir strateji idi bu. Elbette ikiyüzlülerin liderinin bu teklifi ensâr tarafından reddedildi.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar, Medinelilere; “Allah’ın elçisinin etrafındakilere yardım etmeyin ki dağılıp gitsinler” derler. Oysa göklerin ve yerin tüm hazineleri/rızık kaynakları Allah’a aittir fakat bu ikiyüzlü münafıklar bunu kavrayamıyorlar. 33/12...18
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar, “Rasulullah’ın yanındakilere yardımda bulunmayın ki (etrafından) dağılıp gitsinler” diyen kimselerdir. Bakın, göklerin ve yerin hazineleri Allah’a aittir; fakat münafıklar (bu gerçeği bile) kavramazlar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar, "Allah'ın peygamberinin yanında bulanan fakirlere hiçbir yardımda bulunmayın da dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazîneleri Allah’ındır, ama o münâfıklar bunu idrak edemezler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki: "Allâh’ın Elçisinin yanında bulunanlara infakta bulunmayaın ki dağılıp gitsinler" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allâh’ındır, fakat münâfıklar anlamazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar o kimselerdir ki, «Allah'ın Peygamberinin yanında bulunanlara nafaka vermeyin, tâ ki dağılsınlar,» derler. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat o münafıklar anlamazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar: “Resulullahın etrafındaki fakirlere infak etmeyin, destek olmayın ki dağılsınlar! ” diyen bedbahtlardır. Halbuki göklerin ve yerin bütün hazineleri Allah'ındır, lâkin münafıklar bunu bilmezler, anlamazlar.
Münâfıkların önderi Abdullah İbn Übey idi. Peygamberimizin hicretinden önceki liderlik konumu sarsıldığı için, ömrünün sonuna kadar onu çekemedi. Her fırsatta Medineli hemşehrilerini, yabancı durumda olan muhacirler aleyhine kışkırtmaya çalıştı. Dünyevî şartlarda, her iki tarafı da tahrik edip çarpıştırmak pek kolaydı. Zaman zaman kritik, gergin anlar yaşandı, fakat Allah müminleri korudu. Peygamber Efendimizin rehberliği, Ensar ve Muhacirlerin basiretleri muhtemel olayları önledi. Hicretin 5. yılında gerçekleşen Benî Mustalık seferinde, suyu daha önce alma meselesinden dolayı Mekkeli Cehcah ile, Medineli Sinan arasında kavga çıkınca her biri kendi hemşehrilerini yardıma çağırdı. İbn Übey olayı fırsat bilerek, “Besle kargayı oysun gözünü!” kabilinden sözler söyleyerek muhacirler aleyhinde kışkırtmaya başladı. Bunları işiten pek genç yaştaki Zeyd İbn Erkam (r.a) derhal durumu Hz. Peygamber (a.s.)’a iletti. Huzura çağırılan İbn Übey yaptığı işi inkâr etti. Zeyd zor duruma düştü. Vahyin gelişi ile durum kesinleşti. İbn Übey, Efendimizin huzuruna varıp özür dilemeyi ve Allah’a istiğfar etmeyi gururuna yediremedi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki: "Allah'ın Elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar.
Sûre, Benû Mustalik Gazvesinde geçen şu olay üzerine inmiştir: Mustalik Oğullarının, müslümanlara karşı savaşacaklarını duyan Allah Elçisi, ordusuyla hareket etti. Sahil tarafında bulunan Kadîd nâhiyesi yöresinde Muraysi' adlı su başında Mustalik Oğullarını bozguna uğrattı. Hz. Ömer'in atını süren Cahcâh adlı bir ücretlisi vardı. Bu cahcâh ile, Avf ibn Hazrec Oğullarının andlısı Sinân el-Cuhenî, su başında, suyu daha önce alma yüzünden kavga ettiler. Cahcâh Mekkeli, Sinân Medîneli idi. Sinân: "Ey Ensâr!" diye bağırırken, Cahcâh da: "Ey Muhâcirler!" diye bağırıp yardım istedi. Münâfıkların başı olan Abdullah ibn Übeyy, Mekke'den gelen peygamber'i ve arkadaşlarını kasdederek: "Bize geldiler, barındılar. Vallâhi bizim asıl düşmanımız, şu Kureyş artıklarıdır. Onlara yiyecek vermeyin ki dağılıp gitsinler. Bunlarla olan durumumuz, tıpkı 'Köpeğini semizlet, seni yesin!' diyen adamın durumu gibidir. Ama Medîne'ye dönersek, üstün olan, alçak olanı çıkaracaktır!" dedi. Henüz küçük bir çocuk olan Zeyd ibn Erkam orada bulunuyordu. Duydğu bu sözleri gelip Allah'ın Elçisine haber verdi. Abdullah ibn Übeyy, sözlerinin Hz. peygamber tarafından duyulduğunu anlayınca, gelip böyle bir şey söylemediğine; çocuğun yalan söylediğine yemîn etti. Zeyd ibn Erkam, kendisinin yalancı çıkarılmasına çok üzülmüştü. Allah'ın Elçisi, orduya hareket emri verdi. Medîne'ye geldiklerinde münâfıkların durumunu açıklayan bu sûre indi. Abdullah da bu olaydan sonra fazla yaşamadı ve öldü. Allah'ın Elçisi, ona giydirilmek üzere kendi gömleğini verdiği gibi, gidip cenâze namazını da kıldırdı.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar, Rasûlullah'ın yanında bulunanlara "İnfâk itmeyin ki onun yanından dağılsunlar" dirler. Göklerin ve yerin hazîneleri Allâh Te'âlâ'nındır. Lâkin münâfıklar bunı idrâk itmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, şu sözü söyleyebilen kimselerdir: "Allah'ın elçisinin yanında yer alanlara bir şey vermeyin ki dağılsınlar!" Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, ama münafıklar bunu anlamazlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar;-Allah'ın Resulünün yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır; ama münafıklar anlayamazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Allah Resulünün yanındakilere birşey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyen de onlardır. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır; lâkin o münafıklar bunu anlayamıyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar: "Allah resulünün yanındakilere infak edip bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler!" diyen kişilerdir. Oysaki göklerin ve yerin hazineleri, Allah'ın tekelindedir. Ama münafıklar bunu anlamazlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar anlardur kim eydürler “nafaķa eylemeñ aña kim Tañrı yalavacı ķatındadur tā ŧaġılalar.” daħı Tañrı’nuñdur gökler ħazįneleri. daħı yirün velįkin münafıķlar añlamazlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar ol kimselerdür ki eydürler: Ḫarc eylemeñüz resūlu’llāh ḳatında olankişilere, ḥattā ki ṭaġılalar. Daḫı Allāhuñdur ḫazīneleri göklerüñ ve yirlerüñ. Lākin münāfıḳlar fehm eylemezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar: “Allahın Peyğəmbəri yanında olanlara bir şey verməyin ki, dağılıb getsinlər!” – deyən kimsələrdir. Halbuki göylərin və yerin xəzinələri Allaha məxsusdur, lakin münafiqlər (bunu) anlamazlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They it is who say: Spend not on behalf of those (who dwell) with Allah's messenger that they may disperse (and go away from you); when Allah's are the treasures of the heavens and the earth; but the hypocrites comprehend not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They are the ones who say, "Spend nothing on those who are with Allah's Messenger,(5474) to the end that they may disperse (and quit Medina)." But to Allah belong the treasures of the heavens and the earth; but the Hypocrites understand not.
5474 The Muhajirun, who had come to be with the Prophet in Madinah in exile, were received, helped, entertained by the Ansar (Helpers). The Hypocrites in Madinah did not like this, and tried in underhand ways to dissuade the good folk of Madinah from doing all they could for the exiles. But their tricks did not succeed. The small Muslim community grew from strength to strength until they were able to stand on their own resources and greatly to augment the resources of their hosts as well. It is goodness that produces strength and prosperity, and Allah holds the keys of the treasures of man's well-being. It is not for Allah's enemies to dole out or withhold the unbounded treasures of Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
هُمُ
onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
يَقُولُونَ
derler
لَا تُنْفِقُوا
harcamayın
عَلٰى مَنْ
o kimselere ki
عِنْدَ
yanın- dadır
رَسُولِ
resulünün
اللّٰهِ
Allah'ın
حَتّٰى
ta ki
يَنْفَضُّواۜ
dağılıp
gitsinler
وَلِلّٰهِ
oysa Allah'ındır
خَزَٓائِنُ
hazineleri
السَّمٰوَاتِ
göklerin
وَالْاَرْضِ
ve yerin
وَلٰكِنَّ
fakat
الْمُنَافِق۪ينَ
münafıklar
لَا يَفْقَهُونَ
fıkhedemezler
Onlar öyle kimselerdir ki, "Allah'ın resulünün yanında bulunanlara hiçbir şey vermeyin ki (onun etrafından) dağılıp gitsinler" derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'a aittir; fakat münafıklar fıkhed(erek apaçık ortada olan bu hakikati düşünüp idrak ed)emezler.
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِنْفَضَّ
Fiil-VII
ف ض ض
Dağıldı, dağılıp gitti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
خَزَٓائِن
İsim
خ ز ن
Hazineler
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
مُنَافِقُون
Etken fiil-III
ن ف ق
Münafık erkekler
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı