close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Munâfikûn Sûresi 6. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Sevâun ‘aleyhim estaġferte lehum em lem testaġfir lehum len yaġfira(A)llâhu lehum(c) inna(A)llâhe lâ yehdî-lkavme-lfâsikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Birdir onlara, yarlıganmalarını dilesen de, yahut dilemesen de; Allah kesin olarak yarlıgamaz onları; şüphe yok ki Allah, buyruktan çıkmış topluluğu doğru yola sevketmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Artık mağfiret dilesen de dilemesen de onlar için aynıdır. (Çünkü vicdanları bozulduğundan, boş bir gurura kapıldıklarından ve geri dönüşü giderek imkânsızlaşan bir karanlık yola daldıklarından; artık davet ve nasihat onlara fayda sağlamayacaktır.) Bu nedenle Allah da (CC) onlara asla mağfiret buyurmayacaktır. Doğrusu Allah (CC) böylesine fasık (ve münafık) bir topluluğu hidayete ulaştırmayacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de, dilemesen de aynıdır. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah kendi yolundan çıkmış topluluğa rehberliğini ulaştırmaz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar için, Allah'tan af, koruma kalkanına alınma dilesen de, dilemesen de farketmez. Allah onları asla bağışlamayacak, koruma kalkanına almayacak. Allah doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden fâsık, âsi, bozguncu bir toplumu doğru yola sevketme lütfunda bulunmaz, başarıya ulaştırmaz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de, onlar için birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Doğrusu Allah fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez.
6.Yine İbnu Cerir`in Urve`den rivayet ettiğine göre: "Onlar için ister mağfiret dile ister dileme. Sen onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır" (Tevbe, 9/80) mealindeki ayeti kerime inince Resulullah (a.s.): "Ben yetmişten fazla mağfiret dileyeceğim" diye buyurdu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasık bir kavme hidayet vermez.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de haklarında müsavidir; Allah o münafıkları asla bağışlamaz ve Allah (böyle) fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, (İlahî) yasaları çiğneyen bir toplumu doğru yola iletmez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar için af dilesen de dilemesen de birdir. Çünkü Allah, onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah, böylesi yoldan çıkmış toplumu doğruya iletmez.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen onlar için, yarlıganmak istesen de, istemesen de hepsi birdir, Allah hiç yarlıgamaz onları, buyrumdan dışarı çıkmış olanlara Allah doğru yolu göstermez
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de bağışlanma dilemesen de fark etmez. (İman etmedikçe) Allah onları asla bağışlamayacaktır. Şüphesiz ki Allah, ilâhî sınırı aşan sapıkları (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) doğru yola eriştirmez.
Bkz. 9/80  
Cemil Said
swap_vert close
Senin ânlar içün Allâh’dan mağfiret taleb itmen veyâ itmemen ânlarca müsâvîdir. Allâh ânları ’afv itmeyecekdir. Allâh fâsık kavme hidâyet itmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar için, bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bağışlamayacaktır. Doğrusu Allah, yoldan çıkmış milleti doğru yola eriştirmez.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bağışlanmaları için Allah’a dua etmişsin veya etmemişsin onlar için birdir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah günaha saplananları doğruya eriştirmez.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.  
 Hz. Peygamber, Benî Mustalik seferinde iken Müreysi suyu başında Cehcâh b. Saîd (r.a.) ile Sinan-ı Cühenî arasında kavga çıkmış, fakir muhacirlerden biri, Cehcâh lehine kavgaya müdahale etmişti. Münafıkların reisi Abdullah b. Übey de muhacirlere ağır hakaretler savurarak, yardım edilmemesini söylemişti. Henüz pek genç yaşta bulunan Zeyd b. Erkam (r.a.), bu küstahça sözleri işitmişti. Keyfiyeti Hz. Peygamber’e haber verdi. Hz. Peygamber de İbni Übey’i çağırtarak söylediklerini soruşturdu. İbni Übey, muhacirlerle ilgili suçlamalarını inkâr edince Hz. Peygamber ve sahâbe yanında yalancı duruma düşmekten son derece üzülen Zeyd’in doğruluğu bu sûrenin inişiyle ortaya çıktı. İbni Übey ise, âyette belirtildiği gibi, kendisine teklif edilen istiğfar taleplerini reddetti. Hz. Peygamber’in huzuruna gitmeyi gururuna yediremedi. Aradan çok zaman geçmeden de çetin bir hastalığa tutulup öldü.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; ALLAH onları bağışlamıyacaktır. ALLAH yoldan çıkmış topluluğu doğruya ulaştırmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu yola iletmez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar için istiğfar etsen de etmesen de aleyhlerinde müsavidir, Allah onlara aslâ mağfiret etmez ve Allah fâsıklar gürühunu doğru yola çıkarmaz
Emrah Demiryent
swap_vert close
5-6. Onlara (munâfıklara), “Gelin, (kalben îmân edin ve günahlarınıza tövbe edin de) Allah’ın Resûlü sizin için (Allah’tan) bağışlanma dilesin” denildiği zaman, sen onların (inatla) başlarını çevirdiklerini ve büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. (Resûlüm! O munâfıklar, kalben îmân edip, günahlarına tövbe ederek senin yanına gelmedikleri müddetçe) onlar hakkında bağışlanma dilesen de dilemesen de onlar için birdir. (Kalben îmân etmedikleri için) Allah onları asla bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah, fâsıklar (kâfirler) topluluğunu (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe) doğru yola iletmez.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Zaten onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, böyle fasık¹ halkı asla doğru yola iletmez.
1- Resul'ün çağrısına karşı büyüklük taslayarak, çekip giden, günah işlemeyi kanıksamış olan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar için ha istiğfar etmişsin, ha onlara istiğfar etmemişsin, haklarında birdir. Allah onları kat'iyyen yarlığamaz. Şübhe yok ki Allah faasıklar güruhuna hidâyet etmez.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kendileri için mağfiret dilesen de, onlara mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allah onları aslâ bağışlamayacaktır. Şübhesiz ki Allah, o fâsıklar topluluğunu (küfürlerindeki ısrarları sebebiyle) hidâyete erdirmez.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o münafıklar) için bağışlanma dilesen de (şefaatte bulunsan da), bağışlanma dilemesen de (şefaatte bulunmasan da) kendilerine için birdir. (Onlar münafık olup gönülden iman etmedikleri sürece) Allah onları asla bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah fasıklar topluluğunu (doğru yoldan sapmış olanları o hâl üzere bulundukları sürece) doğru yola iletmez. *
(*) İşte burada Allah Resulûnün istiğfarı/şefaati münafık olanlara (gerçekten inanmamış olanlara) hiçbir faydası olmamıştır. Yine bundan anlaşılıyor ki, Hz. Peygamberin dua ve istiğfarı/şefaati dünyadadır, ahirette değil. Ama dünyada yaptığı o istiğfarın/şefaatin ahiret gününde faydası ise ancak yüce Allah’ın dünyada istiğfar/şefaat için izin verdiği muvahhid /mümin kimseler için geçerlidir. Yani muvahhid olmayanlar için dünya hayatında Allah resulüne istiğfar/şefaat izni verilmemiştir. Zaten iman, ameli salih, ibadet, dua ve istiğfar/şefaat dünya hayatındadır, ahirette değil. Zira dünya hayatı olan imtihan süreci bittikten sonra, yani ahirette iman etmenin, dua ve istiğfarda/şefaatte bulunmanın hiçbir kimseye faydası olmayacaktır. İstığfarın, yani şefaatin yapıldığı yer dünya hayatı olduğuna dair işte birkaç örnek: 1- Hz. İbrahim kendi babası için istiğfarda/şefaatte/bulunmak istemişti, ama onun babası müşrik olduğundan yüce Allah onun için izin vermemişti. 2- Yine Hz. Nuh oğlunun kurtuluşu için dua etmek/şefaatte bulunmak istemiş, ama yüce Allah onun için de izin vermemişti. 3 - Hz. peygamber de münafıkların cenaze namazını kılıp onlara dua ve istiğfarda/şefaatte bulunmak istiyordu, ama yüce Allah ona da izin vermiyordu. Çünkü yüce Allah ancak muvahhid kimseler için dua ve istiğfar/şefaat iznini veriyor. İşte bu nedenle yüce Allah’ın izin verdiği şefaat bu dünyadadır, ahirette değil. Ama maalesef şefaat konusu hep yanlış anlatılmaktadır. Ayrıca ahiret günündeki şefaatle ilgili rivayetlerin tutarsız ve çelişkili ve hatta Kur’an’a aykırı olduklarından hepsi de uydurma ve yalandır. (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İstersen, onlar için Allah’dan bağışlama dile, istersen bağışlanma dileme fark etmez. Çünkü Allah, onları asla bağışlayıp affetmeyecek. Şüphe yok ki Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu kesinlikle bağışlamaz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar için yarlıganma dilesen de biridir, dilemesen de. Ne de olsa Allah onları yarlıgamıyacaktır. Çünkü Allah karıştırıcılar takımını doğru yola iletmez.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar için yarlıganmak istesek de, istemesek de onlar hakkında birdir. Allah onları asla yarlıgamayacak. Allah zalim kişilere hidayet etmez.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de onlara göre birdir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Muhakkak ki Allah yoldan çıkmış kavmi doğru yola eriştirmez.³
3 Krş. Mâide, 5/108; Tevbe, 9/24, 80; Saf, 61/5  
Kadri Çelik
swap_vert close
Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasık olan bir kavme hidayet vermez.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Sen onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir.Çünkü kendileri tövbe etmedikleri sürece, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Hiç kuşkusuz Allah, bilerek ve isteyerek yoldan çıkan bir topluluğu doğru yola iletmez.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar için bağışlanma diledin veya dilemedin, onlara göre eşit düzeydedir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Allah, Yoldan Çıkıp Sapmış (Fâsık) Kavm’i hidayete eriştirmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Artık onlar için af dilesen de dilemesen de farketmez. Çünkü Allah onları, asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, başına buyruk toplumlara yol vermez.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah gerçeklere karşı bozgunculuk yapan topluluğu doğru yola iletmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara (onlar için) bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah onları elbette bağışlamayacaktır. Şüphesiz ki Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. [*]
Benzer mesaj: Tevbe 9:80.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen, onların bağışlanmasını istesen de istemesen de onlar için birdir. Çünkü Allah, onları kesinlikle affetmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasıklar toplumunu, asla hak yola ulaştırmaz.
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilemen ile dilememen aynıdır: Allah onları bağışlamayacaktır, çünkü Allah, böyle sapkın bir halka rehberliğini bahşetmez. ⁷
7 Karş. 9:80 ve ilgili not 111.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez zira Allah onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah yoldan çıkmış fasık toplumu umduklarına kavuşturmaz. 9/24, 9/80, 32/18...20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar için mağfiret dilesen de mağfiret dilemesen de, hiçbir şey değişmez: Allah onları asla bağışlamayacaktır; çünkü Allah yoldan çıkmış bir topluluğa rehberliğini bahşetmez.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sen onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü, Allah yoldan çıkmış bir topluluğu doğru yola iletmez.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allâh onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allâh, yoldan çıkan topluluğu yola iletmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar için istiğfarda bulunsan da veya onlar için istiğfarda bulunmasan da onlara karşı müsavîdir. Elbette Allah, onlar için mağfiret buyurmayacaktır. Şüphe yok ki Allah fâsıklar olan kavmi hidâyete erdirmez.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ha mağfiret diledin, ha dilemedin, onlara göre birdir. Allah onları asla affetmeyecektir. Çünkü Allah, fâsıklığı tabiat haline getirenleri hidâyet etmez, emellerine ulaştırmaz. [9, 80]
Hidâyet istemeyen, doğru yola dâvet edildiğinde kibirlenerek reddeden kimseyi zorla hidâyete getirmek Allah’ın âdeti değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkan topluluğu yola iletmez.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar içün istiğfâr itsen ve istiğfâr itmesen müsâvîdir. Allâh onları mağfiret itmez. Tahkîk Allâh fâsık olan kavmi hidâyet itmez.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İster bağışlanmalarını dile ister dileme, fark etmez; Allah onları bağışlayacak değildir. Allah, yoldan çıkmış durumda olanları yola getirmez.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları bağışlamayacaktır. Allah fasıklar topluluğuna yol göstermez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar için af dilesen de birdir, dilemesen de. Allah onları bağışlayacak değildir. Çünkü Allah o yoldan çıkmışlar güruhunu emellerine ulaştırmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sen onlar için ha af dilemişsin ha dilememişsin. Aleyhlerindeki sonuç aynı kalacaktır. Allah onları asla affetmeyecektir. Çünkü Allah, sapıklar topluluğunu doğruya ve güzele iletmez.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
berāberdür anlaruñ üzere yarlıġamaķ diledüñ-ise anlaruñ içün yā [295a] yarlıġamaķ dilemedüñ ise anlaruñ içün hergiz yarlıġamaya Tañrı anları. bayıķ Tañrı ŧoġru yol göstermez ķavma fāsıķlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Berāberdür anlar üstine, anlar[a] istiġfār eyleseñ, istiġfār eylemeseñ daḫı.Anlara Tañrı Ta‘ālā ‘afv eylemez. Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmez fāsıḳ ḳavm‐lere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sən onların bağışlanmasını diləsən də, diləməsən də, fərqi yoxdur. Onsuz da Allah onları bağışlamayacaqdır. Şübhəsiz ki, Allah fasiq qövmü doğru yola yönəltməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Whether thou ask forgiveness for them or ask not forgiveness for them, Allah will not forgive them. Lo! Allah guideth not the evil living folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is equal to them whether thou pray for their forgiveness or not.(5473) Allah will not forgive them. Truly Allah guides not rebellious transgressors.
5473 The stiff-necked rejecters of Allah's Truth have made a wide gulf between themselves and Allah's Grace. No prayer for them will help them. In the attitude of rebellion and transgression they cannot obtain Allah's forgiveness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَوَٓاءٌ
eşittir
عَلَيْهِمْ
onlara
اَسْتَغْفَرْتَ
mağfiret diledin
لَهُمْ
onlar için
اَمْ
ya da
لَمْ تَسْتَغْفِرْ
mağfiret dilemedin
لَهُمْۜ
onlar için
لَنْ يَغْفِرَ
asla mağfiret etmeyecektir
اللّٰهُ
Allah
لَهُمْۜ
onları
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
لَا يَهْدِي
hidâyete erdirmez
الْقَوْمَ
toplulu- ğunu
الْفَاسِق۪ينَ
fâsıklar
(Resulüm! Sen) Onlar için mağfiret dilesen de dilemesen de onlar için birdir. Allah onları asla mağfiret ed(ip bağışla)mayacaktır. Çünkü Allah, fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.
سَوَٓاء
İsim
س و ي
Eşit, dümdüz, orta yol
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık