Onlara (o münafıklara): “Gelin (gerçekten iman edin de), Allah’ın Resulü sizin için (Allah’tan) af dilesin” denildiği zaman, sen onların başlarını döndürdüklerini ve büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. *
(*) Not: Hz. Peygamberin onlar için istiğfarda bulunması, onlara şefaat etmesi anlamındadır. Yani şefaat bu dünyada oluyor, ahirette değil. Ahiret ise, sadece dünyada yapılan o istiğfarın/şefaatin fayda verip vermeyeceği yerdir. Yani (الشفاعة في الدنيا وحصادها في الاخرة)‘’şefaat dünyadadır, hasadı/ürünü elde etmek/ise ahirettedir. Demek ki geleneksel iddianın aksine ahirette şefaat yoktur. Ahirette ki şefaat, yardım anlamında olup o da sadece Allah’ın yardımıdır. Çünkü o gün hiçbir kimse başkasına yardım edemez ve ona bir yarar sağlayamaz. Zaten her peygamber dünyada iken ümmetlerinin bağışlanmasını yüce Allah’tan dilemişler, yani şefaatte bulunmuşlar. Artık gerisi yüce Allah’a kalmıştır. İşte bunun gibi dünyada iken birbirlerine dua eden müminler, birbirlerine şefaat ediyorlar. Yüce Allah’ın iznine bağlanan şefaat ise dünyadaki istiğfar ve dualardır. Bu istiğfarın/şefaatin/ izni ise sadece muvahhid kimseler içindir.