close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Munâfikûn Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ raeytehum tu’cibuke ecsâmuhum(s) ve-in yekûlû tesma’ likavlihim(s) ke-ennehum ḣuşubun musennede(tun)(s) yahsebûne kulle sayhatin ‘aleyhim(c) humu-l’aduvvu fahżerhum(c) kâtelehumu(A)llâh(u)(s) ennâ yu/fekûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onları gördün mü, bedenleri hoşuna gider; ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin; sanki onlar, dayanmış kerestelerdir; her bağrışı, kendi aleyhlerine sanırlar; onlar düşmandır, artık sakın onlardan, Allah gebertsin onları, nelere de kapılıyorlar.
Münafıkların başı Ubeyy oğlu Abdullah'la arkadaşları, iriyarı adamlardı.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Sen onları (münafıkları) gördüğün zaman, (düzgün ve bakımlı) endamları (zahiri kalıpları ve tavırları) Senin hoşuna gidip beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlemeye (değer sanırsın. Oysa bunlar sözlerine, kıyafetlerine ve zahir görünüşlerine aşırı dikkat gösterip, suni ve sahte davranışlarla takva ve tarafsızlık numarası yapmakta ustalaşmışlardır. Aslında) Onlar sanki (sütun misali) dayandırılmış düzgün ahşap-kütükler gibi (şuursuz ve vicdansızdırlar. Bu kofluklarından ve korkularından dolayı da) Her çıkışı ve çağrıyı (her yaygarayı ve konuşulanı) kendileri aleyhlerine sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının (münafıkları tanımaya çalışın ve onlara karşı tedbirli ve dikkatli olun). Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevriliyorlar ve dönekleşip duruyorlar. [Bakara: 204, 205 ve 206 bu ayetin izahıdır.]
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şimdi sen onları gördüğünde dış görüntüleri hoşuna gider. Söz söylerlerse, sözleri yaldızlı ve etkileyici oluşundan söylediklerini dinlemek istersin. Sanki onlar ruhsuz kalıplar, akılsız bedenler gibi duvara dayandırılmış kütüklere benzerler, korkaklık ve içlerindeki hainlikleri sebebiyle duydukları her haykırışı, sesi, gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Onlar müslüman görünseler de, hem sana hem mü'minlere tam anlamıyla düşmandırlar. Onlardan sakın, Allah onların belalarını versin, doğru yoldan sapıklığa nasıl da döndürülüyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki çizgili Yemen kumaşından mamul elbiseler giydirilmiş kütükler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine yönelik bir hareket sanırlar. Onlar katıksız hak düşmanıdırlar. Onlara karşı ihtiyatlı ol, onlardan kendini koru. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan ayrılıp, küfre döndürülüyorlar?
bk. Kur’an-ı Kerim, 9/30; 33/19.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerini dinlersin. Onlar adeta sıralanmış kütükler gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerine sanarlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) uzaklaştırılıyorlar!
Ali Bulaç
swap_vert close
Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sen o münâfıkları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider ve söylerlerse, dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar, direk olmuş keresteler gibidirler. (Asker arasında çıkan) her gürültüyü, (korkularından) kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandırlar; onun için (kendilerine emniyet etme), onlardan sakın. Allah kahretsin onları!... Hakdan nasıl çevriliyorlar?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onları gördüğün zaman, cisimleri hoşuna gider. (Çok yakışıklıdırlar.) Bir şey söylerlerse, onları dinlersin. (Çok güzel konuşurlar. Fakat içleri koftur.) Onlar sanki duvara dayatılmış ahşaptırlar. Her sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Düşmandırlar, onlardan sakın. Allah onların canını alsın! Nasıl da (haktan) döndürülüyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onları gördüğünde, bedenleri hoşuna gider. Konuşsalar sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar gerçek düşmanlardır. Onlardan sakının; Allah, onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!
Besim Atalay
swap_vert close
Sen onları görünce, kalıplarına bakıp da şaşıyorsun, konuşacak olurlarsa, sözlerini dinliyorsun; onlar, dayalı odun gibidirler, her gürültünün, kendi üzerlerine yapıldığın sanırlar, onlar düşmandır, sakın onlardan, Allah yok etsin onları, nice yalan söylerler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onları gördüğün zaman kalıpları (görünüşleri) senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verir (onları samimi zanneder)sin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar (İslam'a ve Müslümanlara) düşmandırlar. Bu yüzden onlara karşı dikkatli olun! Allah onları kahretsin! Sürekli sapkınlık içinde bâtıl davalar peşinde nasıl da koşturuluyorlar. 
Bkz. 2/204  
Cemil Said
swap_vert close
Sen ânları gördiğin vakit zâhirleri ta’accübini mûcib olur. Söz söyledikleri vakit memnûniyetle dinlersin, bunlar divârlara istinâd teşkîl iden içi boş kirişlere benzerler. Küçük bir patırdı olsa kendi ’aleyhlerine zann iderler. Bunlar senin düşmanlarındır, ânlardan hazr it. Allâh ânları helâk itsün ne kadar sahtedirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlara şöyle bir baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?  
 Tasdik ettiklerini dilleriyle söyledikleri halde, kalpleriyle inkâr eden, böylece söyledikleri, inançlarının aksi olan münafıkların cüsseli, iri yarı ve yakışıklı kişiler olduğu belirtilmekle, münafıkların reisi, Abdullah b. Übey, Muğîs b. Kays ve Cedb b. Kays’a işâret edilmiştir. Gerçekten bunlar gösterişli vücutlarıyla Hz. Peygamber’in meclisine gelir, duvara dayanır, fasih ve tesirli konuşmalar yaparlardı. Bunlar bu tutum ve davranışlarıyla elbise giydirilmiş kütüklere veya duvara dayatılmış kerestelere benzetilmişlerdir. Kalıpları var, fakat kalp ve idrakleri yoktur, iki yüzlülüklerinden dolayı çok korkaktırlar. Buna rağmen onlar en tehlikeli düşman bilinmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, dikilip dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanarlar; onlar gerçek düşmandır; onlardan sakın. ALLAH onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da döndürülüyorlar?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sen onları gördüğün vakıt cisimleri tuhafına gider ve söylerlerse dediklerine kulak verirsin, sanki «Huşubi müsennede» dayanmış keresteler gibidirler, her sayhayı sanırlar ki aleyhlerindedir, onlar düşmandırlar, onun için onlardan sakın, onları Allah gebertsin nereden çevriliyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onları gördüğün zaman dış görüntüleri hoşuna gider, (dillerinin akıcılığından dolayı) konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar (îmân, ilim ve fikirden mahrum bir takım akılsız cisimler gibi) sanki duvara dayan (dırıl) mış kütükler gibidirler. (Korkaklıklarından dolayı) her bağırtıyı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar (İslâm’a ve müslümanlara) düşmandır. Onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan/hakikatten) yüz çeviriyorlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri belki) hoşuna gider. Eğer söylerlerse sözlerini dinlersin. (Halbuki) onlar (çubuklu Yemen kumaşı) giydirilmiş (kocaman) odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. (Asıl) düşman onlardır. O halde onlardan sakın. Allah gebertsin onları. Nasıl olub da (Hakdan) döndürülüyorlar?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar (duvara) dayanmış keresteler gibidirler! Her (kuvvetli) sesi (nifaklarından dolayı)aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır; artık onlardan sakın! Allah onları kahretsin! (Haktan)nasıl çevriliyorlar?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve sen onları (münafıkları) gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. Onlar, yere (sağlam şekilde) dikilmiş kütükler gibi (olduklarına emin görünseler de) her sesi (çığlığı) kendilerine (yönelik) sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, öyleyse onlara dikkat et. (İşte bu yüzden) Allah onları dışlamıştır (rahmetinden uzaklaştırmıştır), nasıl da (haktan) çevriliyorlar! *
(*) (قاتل – قاتلا – قاتلوا الخ) ‘’Katele’’ hem geçmiş fiil kipi hem de haber cümlesi olup bunun beddua ve inşa cümlesi ile bir alakası yoktur. Haşa Allah sılogan mı atıyor, aciz midir ki beddua ediyor? Not: Geçmiş fiil kipi olan (قاتل) ‘’katele’’yi gerçek anlamından saptırarak beddua şekline çeviren meallerin tümü hatalıdır… Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir) . {قَاتَلَهُمُ ٱللَّهُ} أي لعنهم الله؛Yani ‘’Allah onları (rahmetinden) dışlamıştır.’’ şeklindedir. Bu nedenle ne burada ne de başka bir ayette beddua diye bir şey yoktur. {قَاتَلَهُمُ ٱللَّهُ} أي لعنهم الله؛ قاله ابن عباس وأبو مالك (الجامع لاحكام القرآن) قوله: {قَاتَلَهُمُ ٱللَّهُ} إخبار بهلاكهم أو... قوله: (أهلكهم) وقيل: معناه لعنهم وأبعدهم عن رحمته (حاشية الصاوي – تفسير الجلالين) قَوْلُهُ تَعَالَى: {قَاتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ}؛ أي لعَنَهم اللهُ وأخزَاهم وأحَلَّهم محلَّ مَن يقاتلهُ عدُوّاً قاهراً له،( التفسير الكبير للطبراني - النكت والعيون ) اللعن هو الطرد والابعاد عن رحمة الله قال الراغب الأصفهاني: (اللعن: الطرد والإبعاد على سبيل السخط، وذلك من الله في الآخرة عقوبة، وفي الدنيا انقطاع من قبول رحمته وتوفيقه، ومن الإنسان دعاء على غيره). واللعن في اللغة الطرد والابعاد (لعن - ويكيبيديا)... إعراب القرآن للدعاس - الموسوعة الشاملة)«(قاتلهم الله» فعل ماض  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider ve eğer (her hangi bir konu da) konuşurlarsa, konuşmalarını dinlersin. Onlar yan yana konmuş kütüklere benzerler. Kendilerine seslenilen her sesi işittiklerinde, (seslenenleri) kendilerine düşman zannediyorlar. Onlara dikkat et. Allah canlarını alsın. Nasıl da aldatılıyorlar?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların dıştan görünüşlerini beğenirsin, sözlerine kulak verirsin. Ancak, onlar dayalı merteklere benzerler. Her kopan gürültüyü kendilerine karşı koptu sanırlar. Düşman onlardır. Onun için onlardan çekinin. Allah’tan bulsunlar! Nasıl olup da doğru yoldan saptırıyorlar?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen onları gördüğün zaman gövdeleri, hoşuna gider, söz söylerlerse sözlerine kulak verirsin [⁷], onlar sanki duvara dayatılmış ağaçlardır [⁸]. Her gürültüyü korkularından kendi aleyhlerinde sanırlar [⁹], onlar sana ve mü/minlere düşmandırlar; kendilerinden çekin. Allah/tan bulsunlar, nasıl haktan ayrılıyorlar?
[7] Münafıkların zenginlerinin boyları posları güzel, sözleri düzgündü.[8] Boylarına, poslarına, sözlerine bakmayın. Onlar sanki içi kof odunlardır, ruhsuz âletlerdir.[9] Nifakları peygambere ve mü'minlere şayi olacak zannıyle ödleri kopar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Sanki onlar elbise giydirilmiş [musennedetun] kütükler gibidirler. (Duydukları) her sesi [sayha] kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakınınız. Allah onları kahretsin! Doğru yoldan nasıl da çevriliyorlar!
Kadri Çelik
swap_vert close
Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar, dayandırılmış ahşap kütük gibidirler. Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakın. Allah onları kahretsin, nereye çevriliyorlar?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider,konuştukları zaman da kendilerini dinletirler, sen onların sözlerine kulak verirsin. Fakat ne yüreklerinde —o gösterişli bedenlerine uygun— cesâret, ne de yaldızlı sözlerinde samîmiyet vardır! O kadar duygusuz, o kadar ruhsuzlardır ki,tıpkı duvara dayanmış kütüklere benzer onlar. Herkesi kendileri gibi hâin zannettiklerinden, herkesten ve her şeyden şüphe duyar, işittikleri her seslenişi kendi aleyhlerinde sanırlar. Ey Müslüman, onlar en azılı düşmandır; onlara karşı dikkatli ol! Allah kahretsin onları; nasıl dagöz göre göre haktan, hakikatten çevriliyorlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onları gördüğün zaman cisimleri seni hayrete düşürür. Konuşurlarsa, sözlerini dinlersin. Sanki onlar, dayanaklandırılmış (dikili) kütüklerdir. Her bir sayhayı / yüksek sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar Düşman’dır; onlara uyanık ve tedbirli ol! Allah onları kahretsin! Nasıl da çevriliyorlar?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kalıplarına bakınca kendilerini adam sanırsın. Konuştuklarını duysan, konuşma demezsin. Odun gibi laflar. Her sesi, kendilerine düşman bilip pirelenirler. Resulüm! iki yüzlülere dikkat et! Kahrolasıcalar fena kıvırtıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin! Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da gerçeklerden yüzlerini çeviriyorlar!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onları (münafıkları) gördüğün zaman görünüşleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, sanki giydirilmiş kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar! [*]
Kur’an’da münafıkların özellikleriyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:8-20; Âl-i İmrân 3:152-154, 167-168; Nisâ 4:137-145; Tevbe 9:64-68, 74-87, 97-101; Nûr 24:47-53; Ahzâb 33:12-20; Muhammed 47:29-31; Munâfikûn 63:1-8.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen, onları görünce onların kalıpları hoşuna gider ve konuştukları zaman da söylediklerini dinlemek istersin. Hâlbuki onlar, yontulmuş kereste gibidirler.¹ İşte bu hak düşmanları, her söylenileni kendilerinin aleyhine sanırlar. Onun için onlardan sakın. Allah, onları kahretsin. Onlar (dünyada haktan) işte böyle çevriliyorlar.
1 Onlara dıştan bakınca giyimleri kuşamları, şıklıkları, güzellikleri ile bedenlerinin süsü ve manzarası hoşuna gider. İmreneceğin tutar. Ve konuşurlarsa konuşmalarına kulak verirsin, dillerinin fesahati, sözlerinin akıcılığı, tatlılığı ve konuşma sanatına olan merak ve yatkınlıkları hasebiyle güzel laf ederler. Konuşmaya başladıkları zaman mecliste bulunanların dinleyesi gelir. Medine münafıklarının başları olan Abdullah b. Übeyy, Mugis b. Kays, Cedd b. Kays ve arkadaşları hep böyle iri vücutlu, yakışıklı, giyim ve kuşamlarına itina gösteren, düzgün konuşan, dilleri ve dış görünüşleri alımlı kimseler idiler. Ya Rasulallah! diye söze başladıkça Hz. Peygamber de sözlerini dinlerdi. Onlar ise kendilerine söz söylendiği zaman resmî bir tavırla ve dıştan ağır başlı bir vaziyette yontulmuş keresteler gibi dinler ve sessizce dururlardı. Oturdukları yerde dayanmış ahşap keresteler gibi dışları, endamları düzgün, hareketsizce kurulur otururlardı. Ancak içleri bilgi ve şuurdan, yetişme ve gelişme kabiliyetinden mahrum, sağlamlık ve dayanıklılıktan uzak, boş, kuru tahtalara ve direklere benzerdi. Yalan söylemeye de alışkın olduklarından lehlerinde söyleneni de yalan kabul ederek hep aleyhlerinde mânâ çıkarırlardı. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Şimdi sen onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider; ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. ⁴ Onlar, yere [sağlam şekilde] dikilmiş kütükler gibi [olduklarına emin görünseler de] her çığlığı kendilerine [yönelik] sanırlar. Onlar [bütün inançlara] düşmandırlar, öyleyse onlara karşı dikkatli ol. [Ve bedduayı hak ederler:] “Allah onları kahretsin!” ⁵ Akılları nasıl da (hakikatten) sapıyor! ⁶
4 Lafzen, “onlara kulak verirsin”: yani, ikiyüzlüler insanları baştan çıkarmayı amaçladıklarından genellikle saygın bir dış görünüş arzederler.5 Parantez içindeki “Ve bedduayı hak ederler” ifadesini koymam konusunda bkz. 9:30’un sonundaki aynı cümle ile ilgili not 45.6 Bkz. sure 5, not 90.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen onlara baktığında dış görünüşleri hoşuna gider, konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin ama aslında onlar elbise giydirilmiş kalaslar gibidir. Kuşku ve korkularından dolayı her fısıltıyı kendi aleyhlerine zannederler. Onlar azılı düşmandırlar onlardan sakınmaya bak! Allah kahretsin onları nasıl da savruluyorlar! 2/204-205, 4/61-62, 9/64
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider; konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin: elbise giydirilmiş[⁵¹¹⁵] kalas gibidir onlar.[⁵¹¹⁶] Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar; onlar kökten düşmandırlar: artık onlara karşı dikkatli ol! Allah kahretsin onları: Nasıl da savruluyorlar![⁵¹¹⁷]
[5115] Musennedeh, “uzun bir gömleği kısa bir gömleğin altına giymektir” (Lisân). Ağaç köküyle irtibatını kaybedince haşeb olur. Yani: Münafık, fıtrat ve ruh köküyle bağını koparmış kişidir. [5116] Abdullah b. Ubey, Muğis b. Kays, Ced b. Kays ve benzeri tipler içlerindeki kokuşmuşluğu dışlarına yaptıkları yatırımla kapatırlardı. Böyle yapmak, değerden yırtıp fiyata yamamak, hakikati imaja kurban etmekti. Zımnen: Kâfirin tipik özelliklerinden biri, imanı bırakıp imaja yatırım yapmasıdır. [5117] Çevirimizin gerekçesi için bkz: 35:3, not 8.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onlara baktığında, kalıpları hoşuna gider, konuştuklarında da, dinleyesin gelir. Oysa onlar -çubuklu yemen kumaşı- giydirilmiş kütükler gibidir. (Suçlu oldukları için) herhangi bir gürültü olsa kendi aleyhlerine sanırlar, onlar -müminlerin- düşmanıdır, onun için onlardan sakın. (Onlara karşı ihtiyatlı bulun) Allah onları kahretsin. (Onlar bu bedduayı hak etmişlerdir, bu kadar uyarılara rağmen) Nasıl oluyor da (imandan küfre) döndürülüyorlar?
Osman Fırat
swap_vert close
Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır, ) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış kereste gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakin. Allâh onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onları gördüğün vakit onların cisimleri seni taaccübe düşürür ve söyleyecek olurlarsa onların lâkırdılarını dinlersin, onlar sanki dayatılmış odunlardır. Onlar her gürültüyü kendi aleyhlerinde zannederler. Düşman olan onlardır, artık onlardan sakın. Allah, onları helâk etsin, nasıl oluyor da (Hak'tan) çevriliyorlar?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar. [9, 30; 33, 19]
Onlar hakkında “Allah belalarını versin!” ifadesi beddua olmayıp, onların cezaya müstahak olduklarının Allah tarafından bildirilmesidir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?
Sözlerini allayıp pullayarak konuşurlar, dinletirler.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onları gördiğin vakit cisimleri seni ta'acüb itdirir. Söz söyler iseler sözlerini dinlersin. Onlar dayak yapılmış direkler gibidirler. Her sayhayı kendi 'aleyhlerine zan iderler. (Nifâkları cihetiyle dâimâ kulak asarlar). Onlar size düşmandırlar. Onlardan hazr idin. Allâh kahr itsün. Neden doğrı yoldan dönerler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları gördüğünde kılık kıyafetleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Oysa duvara dayalı kalas gibidirler[*]. Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar. Asıl düşman onlardır; onlara karşı dikkatli ol. Allah canlarını alsın, nasıl da yalana sürükleniyorlar!
[*] Bir yere dayanmadan duramazlar. Bağlantıları zayıf olduğu için de her an düşebilirler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onları gördüğünde dıştan hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmiş kereste gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan söylüyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Onlar elbise giydirilmiş keresteler gibidir. Her gürültüyü aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır; onlardan sakın. Allah kahretsin onları, nasıl da dönüveriyorlar!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onları gördüğünde gövdeleri hoşuna gider. Bir şey konuşsalar sözlerine kulak verirsin. Onlar birbirine dayandırılmış keresteler/Hint kumaşı giydirilmiş kütük parçaları gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerinde zannederler. Düşmandır onlar; sakın onlardan! Allah onları kahretsin! Nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan göresin anları ŧañladur seni tenleri anlaruñ daħı eger söyleyeler işidürsin sözlerini. taman anlar aġaçlardur söykenilmiş. śanurlar her ün virmegi anlaruñ üzere. anlar düşmān pes saķın anlardan! la'net eylesün anlara Tañrı nite döndürülürler!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan anları görseñ, tenlerini begenürsin ve ḳaçan söyleseler sözle‐rine ḳulaḳ dutarsın. Ṣanaṣın anlar söykenmiş aġaçlardur. Ṣanurlar herḳıġırmaġı özleri üstinedür. Düşman anlardur. Pes anlardan ṣaḳın. La‘net eyle‐di anlara Tañrı Ta‘ālā. Nite yalan söylerler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Sən onları gördükdə cüssələri (boy-buxunları, gözəllikləri) xoşuna gəlir, danışanda sözlərinə qulaq asırsan. Onlar, sanki (divara) söykədilmiş dirəklərdir (ruhsuz bədən, müqəvva kimidirlər). Onlar (ikiüzlülüklərinin Peyğəmbərə və mö’minlərə əyan olacağından qorxub) hər bir qışqırığın (səs-küyün) öz əleyhlərinə olduğunu zənn edirlər. Onlar düşməndirlər, sən onlardan həzər et! Allah onları öldürsün, necə də haqdan döndərilirlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when thou seest them their figures please thee; and if they speak thou givest ear unto their speech. (They are) as though they were blocks of wood in striped cloaks. They deem every shout to be against them. They are the enemy, so beware of them. Allah confound them! How they are perverted!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When thou lookest at them, their exteriors(5469) please thee; and when they speak, thou listenest to their words. They are as (worthless as hollow) pieces of timber propped up,(5470) (unable to stand on their own). They think that every cry is against them.(5471) They are the enemies; so beware of them. The curse of Allah be on them! How are they deluded (away from the Truth)!
5469 The Hypocrites at all times are plausible people, and so were the Hypocrites of Madinah. They present a fine exterior; they dress well; they can usually afford fine equipages; they try to win the confidence of everyone, as they have no scruples in telling lies, and apparently expressing agreement with everyone. Their words are fair-spoken, and as truth does not check their tongues, their flattery and deception know no bounds. But all this is on the outside. As they have no sincerity, nothing that they say or do is worth anything. 5470 Good timber is strong in itself and can support roofs and buildings. Hollow timber is useless, and has to be propped up against other things. The Hypocrites are like rotten timber. They have no firm character themselves, and for others they are unsafe props to rely upon. 5471 Their conscience always troubles them. If any cry is raised, they immediately get alarmed, and think it is against themselves. Such men are worse than open enemies.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
رَاَيْتَهُمْ
onları gördün
تُعْجِبُكَ
hoşuna gider
اَجْسَامُهُمْۜ
kalıpları
وَاِنْ
ve eğer
يَقُولُوا
söylerlerse
تَسْمَعْ
dinlersin
لِقَوْلِهِمْۜ
sözlerini
كَاَنَّهُمْ
onlar sanki
خُشُبٌ
odunlardır
مُسَنَّدَةٌۜ
dayanmış
يَحْسَبُونَ
sanırlar
كُلَّ
her
صَيْحَةٍ
sayhayı
عَلَيْهِمْۜ
aleyhlerine
هُمُ
onlardır
الْعَدُوُّ
düşman
فَاحْذَرْهُمْۜ
artık onlardan korun
قَاتَلَهُمُ
onları kahretsin
اللّٰهُۘ
Allah
اَنّٰى
nasıl
يُؤْفَـكُونَ
çevriliyorlar
Sen onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Eğer konuşurlarsa (öyle bir üslûpla konuşurlar ki) onların sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki (köklerinden kesilip duvara) dayanmış kütükler gibidir (hakikatle bağları kopmuş sadece cehennem ateşinde yanmaya yarayan odunlardır). (Onlar bir de hain oldukları için hep korku içinde yaşarlar ve bu sebeple duydukları) Her sayha (ve gürültü)yü kendi aleyhlerine sanırlar. (İşte asıl) Düşman onlardır. Kendini onlardan koru! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) döndürülüyorlar!
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَعْجَبَ
Fiil-IV
ع ج ب
Hoşuna gitti, tuhafına gitti, gururlandırdı
جِسْم
İsim
ج س م
Beden, kalıp
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
كَاَنّ
Harf-i nasb
كَاَنّ
Sanki
خُشُب
İsim
خ ش ب
Odunlar
مُسَنَّدَة
Edilgen fiil-II
س ن د
Dayanmış
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
صَيْحَة
İsim
ص ي ح
Sayha
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
حَذِرَ
Fiil-I
ح ذ ر
Sakındı, çekindi, hazırlandı, korundu
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَنَّى
İsim
ا ن ي
Nasıl, nereden, nerede, ne (fayda)
اَفَكَ
Fiil-I
ا ف ك
Çevirdi, döndürdü, uydurdu, vazgeçirdi