close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 50. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vece’alnâ-bne meryeme ve ummehu âyeten ve âveynâhumâ ilâ rabvetin żâti karârin vema’în(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Meryemoğlunu ve anasını kudretimize birer delil olarak yaratmış, onları düz, otlak ve sulak bir tepede barındırmıştık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz, Meryem’in oğlunu (Hz. İsa’yı) ve annesini de bir ayet (babasız dünyaya gelen ibretlik mucize) kıldık ve ikisini barınmaya elverişli bulunan ve akan suyu olan bir tepede yerleştirdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Meryem'in oğlunu ve annesini de kudretimize bir alamet kıldık ve o ikisini, pınarlı düz bir tepe olan, Beyti Makdis civarında barındırdık veya pınarların bulunduğu güzel cennetlerdeki makamlarına eriştirdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Meryem'in oğlunu, Îsâ'yı ve annesini de sınırsız kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk. Onları yerleşmeye elverişli akarsuyu bulunan bir tepeye, yaylaya yerleştirdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 19/22; 21/91.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Meryem oğlunu ve annesini de bir ayet kıldık ve onları oturmaya uygun ve çeşmeli bir tepeye yerleştirdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Meryem'in oğlu İsa'yı da annesiyle (kudretimize delâlet eden) bir alâmet kıldık; (çünkü onu babasız yarattık, annesine bir insan dokunmamıştı). İkisini düz ve suyu bulunan yüksek bir yerde barındırdık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Meryemoğlu İsa’yı ve anasını bir mucize kıldık. Onları, kalmaya elverişli, çeşmeli bir tepeye sığındırdık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Meryem oğlunu ve annesini de bir ders kıldık; onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.[356]
[356] Hz. Meryem ve Hz. İsâ hakkında kısa bir bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 233-236.  
Besim Atalay
swap_vert close
Biz Meryem'in oğluyla anasını bir belge kıldık, biz onları yüksek, sulu bir yerde barındırdık da
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Meryem'in oğlunu (İsa'yı) da annesiyle bir sembol kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Bkz. 19/24  
Cemil Said
swap_vert close
Meryem’in oğlı ve kendisi ile insânlara mu’cize gösterdik, her ikisine ikâmetgâh olmak üzere yüksek, emîn ve suyı mebzûl bir mahal virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Meryem oğlu ile annesini de bir mûcize yaptık; ikisini de kalmaya elverişli, kaynak suyu bulunan yüksekçe bir yere yerleştirdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Meryem oğlunu ve annesini bir işaret kıldık, ve onları yerleşmeye elverişli ve pınarı olan bir tepede barındırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İbni Meryemi de anasiyle bir âyet kıldık ve ikisini bir oturaklı ve temiz sulu bir tepeye barındırdık
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz, Meryem oğlunu ve annesini (kudretimize delâlet eden) bir mu‘cize kıldık ve ikisini barınmaya elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Meryem oğlunu ve annesini bir âyet¹ kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.
1- Kanıt, mucize.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Meryemin oğlunu da, anasını da (kudretimize) bir âyet (ibret) kıldık. Onları düz (ya'ni oturmıya yarar) ve akar suya mâlik bir tepede barındırdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Meryemoğlunu (Îsâ'yı) da, annesini de bir mu'cize kıldık ve onları barınmaya elverişli ve suyu akan bir tepeye yerleştirdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (babasız olarak dünyaya getirdiğimiz) Meryem’in oğlu (İsa’yı) ve anasını (kudretimize) birer ayet (alamet) kılmış, (Yahudilerin İsa’yı öldürme girişiminden sonra da eceliyle vefat edene kadar zalimlerden korumak üzere) onları (gözlerden uzak) düz, otlak ve sulak bir tepede barındırmıştık.*
(*) Gerek burada gerekse başka âyetlerde İsa yerine veya İsa ismiyle birlikte Meryem oğlu denilerek, dolaylı bir ifadeyle, İsa’yı Allah’ın oğlu sayan hıristiyan inancı reddedilmiş bulunmaktadır. İsa ve annesinin yerleştirildiği bildirilen yerin neresi olduğu hakkında Kudüs’teki İlya, Ramallah, Mısır, Dımaşk gibi farklı yerlerden söz edilmektedir (Râzî, XXIII, 103; bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Îsâ”, DİA, XXII, 465-472). Ayrıca metni aşağıya alınan (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) tefsirde de anlatıldığına göre, Hz. İsa yakalanıp idam edilmekten kurtulduktan sonra annesi ile birlikte kimseye görünmeden bulunduğu yeri terk ederek, ayette de özellikleri zikredildiği gibi yerleşip barındığı yer; Dımaşk’ın/ Şam’ın/ ve Salhia’nın kuzeyinde bulunan Kasiyun Dağı olup bugün orada Mescidi Rabwah adında küçük bir mescid de bulunmaktadır. Yine metinleri aşağıya alınan (تاريخ دمشق ) ile (رحلة ابن جبير) adlı eserlerde de şöyle deniliyor: Cenab-ı Hak, İsa’ya ve annesine Şam’daki o tepeye yerleşip barınmalarını emretti. Tepenin coğrafi konumu: Qasioun Dağı, batı Suriye sıradağlarının coğrafi bir uzantısıdır ve bu dağ, tarih boyunca kentsel etkinliği ile ayırt edilmiştir, ancak Yüce Allah’ın ona lütfettiği dini statü en önemlisi olmaya devam etmektedir. Kur’an, Yahudilerden kaçan Mesih ve annesinin sığınıp barındıkları Qasioun Dağı’nın en batısında bulunan bu tepeden bahsetmektedir. - (وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً) على قدرتنا إذ ولد من غير أب (وَآوَيْنَاهُمَا) بعد قصّة الصلب (إِلَىٰ رَبْوَةٍ) بالشام (ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ) أي وماء معين ، القرار جمع قرارة ، وهي نقرة يجتمع فيها الماء من منبع صغير في أسفلها ولكن لا يجري ماؤها ، أو يجتمع فيها ماء المطر - وقد بنى الناس في تلك الربوة مسجداً صغيراً يسمّى اليوم مسجد الربوة ، في آخر جبل قاسيون ، وفيه ساقية حسنة ، ويقع هذا الجبل شمالي دمشق والصالحية . (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل بقلم محمد علي حسن الحلي (رحمه الله تعالى) وقال المفسرون للآية الكريمة: أن الله تعالى قد أمر عيسى وأمه أن يسكنا تلك الربوة بدمشق. وبدمشق في لحف جبل قاسيون موضع ليس في الدنيا أنزه منه ،لأنه في لحف جبل تحته سواء نهر بردى وهو مبني على نهر ثورا، وهو مسجد عال يشرف على بردى ، وفي رأسه نهر يزيد، وفي ناحية من ذلك المسجد كهف صغير، يزعمون أنه المذكور في القرآن - موقع الربوة جغرافياً : يعد جبل قاسيون امتداداً جغرافياً لسلاسل الجبال السورية الغربية، وقد تميز هذا الجبل بنشاطه العمراني عبر التاريخ، لكن تبقى المكانة الدينية التي متّعه الله عز وجل بها هي الأهم ،.فالقرآن تحدث عن هذه الربوة التي آوت المسيح وأمه هرباً من اليهود، في أقصى الغرب لجبل قاسيون - ... وقال الرحالة ابن جبير (614 ): دمشق حرسها الله تعالى أنها تشرفت بأن آوى الله تعالى إليها المسيح وأمه، صلى الله عليهما ، إلى ربوة منها ذات قرار ومعين وظل ظليل ، وماء سلسبيل ... المصادر- 1 : تاريخ دمشق / ابن عساكر - تقويم البلدان / لياقوت الحموي.- 2 - رحلة ابن جبير / لابن جبير - القلائد الجوهرية / لابن طولون.،  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Meryem’in oğlunu ve annesini de bir ibret yaptık. Meryem ve oğlunu oturmaya elverişli ve su kaynağı olan bir tepeye yerleştirmiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz Meryemoğlu’nu da, anasını da bir belge kıldık. Onları oturulabilir, düz, akarsuyu olan yüksek bir tepede barındırdık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz Meryem oğlunu, anasını da kudretimize bir alâmet kılmıştık, onları barınacak düz, suyu akar bir tepede barındırmıştık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz Meryem oğlunu ve annesini bir mucize [âyet] yaptık. Her ikisini de yerleşmeye uygun ve suyu bulunan görkemli bir tepeye yerleştirdik.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akarsuyu olan bir tepede yerleştirdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve ayrıca, küçücük bir çocukken İsa’yı ve annesi Meryem’i de sınırsız kudret ve merhametimizi gözler önüne seren birer mûcize kıldık ve her ikisini de zâlimlerden korumak üzere, gözlerden uzak bir yerde, pınarların kaynadığı, oturmaya elverişli yemyeşil ve bir yaylada barındırdık.İşte ey insan; gördüğün gibi, bütün Peygamberler hep aynı gerçeği dile getirmiş, aynı mesajı sunmuşlardı. Çünkü biz, hepsine aynı şekilde seslenmiştik:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Meryem’in oğlunu ve onun annesini de âyet yaptık. İkisini de su kaynağı ve yerleşim yeri (durak) bulunan yüksekçe bir yere (hüyük, gözetleme yolu, tepelik bir yere) doğru yerleştirerek barındırdık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Meryemoğlu İsa ile anasını da simge yaptık. Her ikisini, akar suyu olan yüksekçe ve sakin bir yere yerleştirdik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Meryem oğlu İsa’yı ve annesini kudretimizi anlamanız için delil kıldık. İkisini oturmaya elverişli akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Meryem oğlunu ve (onun) annesini [*] de bir ayet (mucize) kılmıştık. [*] Onları yerleşime elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirmiştik. [*]
Buradaki oğul Hz. İsa, anne ise Hz. Meryem’dir.,Hz. Meryem’in ve Hz. İsa’nın “âyet” yani birer mucize oluşları hakkında Meryem 19:16-25 ve Enbiyâ 21:91’de bilgiler verilmektedir. Hz. Meryem vücut yapısıyla, Hz. İsa da babasız doğumu ve sonrası hayatıyla sıra dışı bir özellik sahibi olarak yaratılmışlardır. Bu nedenle, Yüce Allah onlara ayrıcalıklı bir yer ve önem atfederek vahyinde kendilerine oldukça geniş yer vermiştir.,Buradaki kelimelerin verdiği anlamlara bakıldığında kastedilen dünyada yani Filistin yöresinde Kudüs civarında veya Şam’da ya da Mısır’da bir yer olabileceği gibi, mahşerde yükseklerde yaratılacak olan bir cennet de olabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, Meryem’in oğlunu ve annesini tek bir mûcize¹ kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akarsuyu olan bir tepeye² yerleştirdik.
1 Hz. Îsâ ve Hz. Meryem ayrı ayrı değil, ikisi birden bir mûcizedir.2 Bu tepenin yeri hakkındaki rivâyetler çok çelişkili olduğu için âyette olduğu gibi isim belirtmeden tercüme etmeyi uygun gördük.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [Musa’yı nasıl onurlandırdıysak] Meryem oğlunu ve anasını da [rahmetimiz için] bir sembol ²⁵ kıldık: Ve o’nların her ikisini de ebedî esenliğin, berrak çeşmelerin bulunduğu yüce bir makama eriştirdik. ²⁶
25 Âyet sözcüğü için burada benimsediğimiz “sembol” karşılığı için bkz. 19. sure, 16. not. Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem burada özellikle “hakkı inkara şartlanmış olanlar” tarafından zulüm ve iftiraya maruz bırakıldıkları için bahse konu edilmektedirler.26 Yani, cennete. Me‘în sözcüğü “berrak çeşmeler/gözeler” yahut “akarsular” anlamındadır (Taberî’nin kaydına göre İbni ‘Abbâs; ayrıca Lisânu’l-‘Arab ve Tâcu’l-‘Arûs); ve dolayısıyla, cennet, “içlerinde derelerin çağıldadığı hasbahçeler” kavramıyla bitişen manevî arınmışlığı simgelemektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Meryem oğlu İsa’yı da, annesini de bir delil kıldık. O ikisini de yaşamaya elverişli su kaynakları bulunan yüksek bir yere yerleştirdik. 43/57...61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine (aynı amaçla) Meryem oğlunu ve annesini de birer âyet kıldık; ve o ikisini kalıcı bir güzelliğin görkemli makamına[²⁹²⁷] ve esenliğin bereketli kaynağına[²⁹²⁸] yerleştirdik.[²⁹²⁹]
[2927] Rabve, bir arazinin en verimli ve görkemli yeri. Bu kelime, 11. âyette geçen ve bir anlamı da “cennetin en görkemli yeri” olan firdevsi çağrıştırmaktadır (Krş: Âyet 11, not 8). [2928] Veya: “berrak suların çağladığı bir yere..” Tercih ettiğimiz anlam kelimenin kökeninin “iyilik, esenlik, bağış, ikram, yararlı şey” anlamına gelen el-mâ‘ûndan (el-ma‘n) türediği yorumuna dayanmaktadır. Buna göre ma‘în sıfat-ı müşebbehedir; niteliğin devamlılığını ve değişmezliğini ifade eder. Tercihimiz, kalıbın bu özelliğine dayanır. Eğer kelimenin “akarsu, su gözesi, çağlayan” anlamındaki el-‘uyundan türediği varsayılırsa, alternatif anlam geçerli olur (Krş: Ferrâ ve Lisân). [2929] Allah Rasûlü’ne zımnen: Eğer ilâhî kudret delîli, insanların hidayeti için tek başına yeterli olsaydı, İsa ve annesi yeterdi. Ama yetmedi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz Meryemoğlu'nu ve anasını da, (kudretimize) bir alamet kıldık!.. Ve her ikisini de, akar sulu, oturmaya elverişli bir beldeye yerleştirdik!..
Osman Fırat
swap_vert close
Meryem oğlu İsa’yı ve annesini bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Meryem'in oğlunu ve anasını bir harika kıldık ve ikisini bir oturaklı ve akar sulu yüksek bir mekanda barındırdık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Meryem'in oğlunu ve annesini birer ibret vesilesi kıldık ve onları pınarları akan ve yerleşmeye elverişli yüksekçe bir yere yerleştirdik. [21, 91; 19, 22]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Meryem oğlunu ve annesini bir mu'cize kıldık ve onları oturmaya uygun, çeşmeli bir tepeye yerleştirdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz 'Îsâ'yı ve vâlidesini kudretimize delâlet ider bir âyet kıldık. Ve onları akarsuları olan mürtefi' ve düz bir yerde iskân iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Meryemoğlu’nu ve annesini birer belge yaptık. Oturmaya elverişli olan ve gözesi bulunan bir tümseğe yerleştirdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Meryem'in oğlunu da, annesini de bir belge kıldık. O; İkisini akar sulu, yüksek ve meskun bir yere yerleştirdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Meryem oğlu ile annesini de bir âyet yaptık ve kalınabilecek sulak bir tepede barındırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Meryem'in oğluyla annesini birer ayet kıldık ve onları oturmaya uygun pınarlı bir tepeye yerleştirdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķılduķ meryem oġlın daħı anasın bir nişān. daħı yir virdük ol ikiye yüce yirdin yaña dölenecek yir issi daħı aķar śu issi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Meryem oġlı‐y‐la anası[nı] āyet eyledük. Daḫı yirlendürdük ikisini biryüce depe[ye] ki ṭuracaḳ yirdür, aḳar ṣuludur, çoḳ ni‘metlüdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məryəm oğlunu (İsanı) və (bakirə) anasını (qüdrətimizdən yaranmış) bir mö’cüzə etdik. Onları abad (rahat) və axar sulu uca bir yerdə yerləşdirdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We made the son of Mary and his mother a portent, and We gave them refuge on a height, a place of flocks and water springs.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We made the son of Mary and his mother as a sign:(2906) We gave them both shelter on high ground, affording rest and security and furnished with springs.(2907)
2906 The virgin birth of Jesus was a miracle both for him and his mother. She was falsely accused of unchastity, but the child Jesus triumphantly vindicated her by his own miracles (19:27-33), and showed by his life the meanness of the calumny against his mother. 2907 There is no need to look far for the place where mother and child were given secure shelter. It is described in 19:22-26. It was the place to which she withdrew to be delivered when the time drew near. There was a fruitful palm tree, evidently on high ground, for beneath it flowed a spring. She retired there in seclusion, and she and her child rested there until it was time for her to go to her people with her child.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
ابْنَ
oğlunu
مَرْيَمَ
Meryem
وَاُمَّهُٓ
ve an- nesini
اٰيَةً
bir âyet
وَاٰوَيْنَاهُمَٓا
ve ikisini yerleştirdik
اِلٰى رَبْوَةٍ
bir tepeye
ذَاتِ
sahibi
قَرَارٍ
yerleşme
وَمَع۪ينٍ۟
ve akarsu
Biz, Meryem oğlu (Îsâ'y)ı ve annesini de bir âyet (kudretimize bir delil ve mucize) kıldık ve her ikisini de (dünyada belli bir süre) oturmaya elverişli, suyu akan bir tepeye yerleştirdik.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
اُمّ
İsim
ا م م
Anne, esas, merkez
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اٰوٰى
Fiil-IV
ا و ي
Barındırdı, yerleştirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَبْوَة
İsim
ر ب و
Tepe
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
قَرَار
İsim
ق ر ر
Varılacak yer, karargâh, kalınacak yer
مَعِين
İsim
ع ي ن
Akarsu, kaynak