close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne hum lizzekâti fâ’ilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve öyle kişilerdir onlar ki zekatlarını verirler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar (kurtulacak olanlar) zekât (verecek şekilde helâl kazanmak ve zekât vergisini uygulayacak adil bir düzeni kurmak) için çalışıp gerekli çabayı sarf edenlerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Arınmak için yapılması gereken zekatı, gerektiği şekilde yerine getirirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mü'minler vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekât verir duruma gelmek, zekâtı vermek ve hayırları çoğaltmak, vicdanları temizlemek için çalışanlardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 41/6-7; 91/9-10.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar zekâtı verirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar ki, zekâtlarını verirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ki, zekât için çalışırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Arınmak için çalışırlar.
Besim Atalay
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. Namazlarında gönülleri titreyen; boş işlerden kaçınan; zekât veren; eşleriyle, odalıkları olmadıkça, utanç yerlerin koruyanlar; inanlılar kurtulurlar, bunlar ayıplanmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, zekât vermek için çalışırlar.
“Onlar, zekât vermek için çalışırlar” söylemi; “Mü’minler, mallarını, ruh ve bedenlerini arındıran; dayanışmaya, kaynaşmaya, berekete vesile olan zekât verir duruma gelmek ve bu yolla hayırlara vesile olmak, vicdanları temizlemek, uhuvvet duygularını geliştirmek için çaba harcarlar” demektir.5-6-7. Bkz. 70/30  
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar zekatlarını verirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar ki, zekâtı öderler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Zekâtı verirler;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar ki, zekâtı verirler;
Edip Yüksel
swap_vert close
Zekatı pratiğe geçirirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar ki zekât vermek için çalışırlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar zekâtı (sadakayı) verirler.
İslâm’ın beş temel şartından biri olan zekât ibadetinin, Mekkî olan bu sûrenin inmesinden sonra, hicretin 2. yılında Medine’de farz kılındığı bilinmektedir. Şu hâlde buradaki “zekât” kelimesi geniş anlamıyla “sadaka” yerine kullanılmış olmalıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de “zekât” ve “sadaka” kelimelerinin zaman zaman birbirinin yerine kullanıldığı görülür. Nitekim farz olan zekâtın, kimlere verileceğini açıklayan âyet-i kerîmede de, “zekât” yerine “sadaka” kelimesi kullanılmıştır (Tevbe 9/60).  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve onlar, zekât için¹ çalışanlardır.
1- Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Öyle mü'minler) ki onlar zekât (vazîfe) lerini yapanlardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve o kimseler ki, onlar zekât (vermek) için çalışanlardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (yine) onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki her zaman (toplumun yoksul, işsiz ve muhtaç kesimine) zekâtlarını vererek (hem servetlerini hem de gönüllerini temizlemeyi) devam ettirirler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Her zaman zekâtlarını vererek (mallarını temizlemeyi) devam ettirirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O inananlar ki zekatlarını verirler,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.
[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar arınmak için [zekât]¹ çaba sarf edenlerdir.
1 Zekât vermek, Kur’an’da “âti’z-zekât” (zekâtı vermek, getirmek) şeklinde ifade edilir. Burada ise “zekât” yalın hâlde gelmiştir. Kök manası “arınmak” olduğu için, çeviride bunu tercih ettik. Ayrıca, bu sûre Mekkîdir. Zekât vermek, Medine’de farz olmuştur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, zekâtı ifa edenlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar ki, hem kendilerini, hem de başkalarını arındırmak üzere, İslâm toplumunun sosyal güvencesi olan zekâtı bir kurum hâlinde yaşatma ve yaygınlaştırma görevini yerine getirir ve ayrıca, zekât verecek bir duruma gelmek için meşrû çerçevede çalışır, gayret gösterirler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Zekât’a / Arınma’ya yatkın olanlar!
Mehmet Çakır
swap_vert close
zekatı / aklama vergisini verenler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Zekât-ı ikame ederek; her türlü haramdan, pislikten, kötü hareketlerden, gıybetten, iftiradan, dedikodudan, haksızlık yapmaktan, dünyevi çıkarcılıktan uzak dururlar. Varlıklarını ihtiyaç sahibi olan fakirlerle, yoksullarla, yolda kalmışlarla, yetimlerle paylaşırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar arınmak için çalışanlardır. [*]
Bu cümle kötü, yanlış ve batıl olan her türlü şeyden arınmak için çalışmayı içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
2,3,4. O (mü’minler) namazlarında huşu¹ sahibidirler ve boş söz (ve yararsız şeyler)den yüz çevirirler, zekât² (görevlerini) yerine getirirler.
1 Huşû: Korkmak, boyun eğmek ve iltifatı terk etmek anlamlarına gelir. Terim olarak huşû: Allah’ın azameti karşısında kişinin kendi küçüklüğünü göstererek, Onun emirlerine boyun eğip korku, sevgi ve saygı hissi duyması, tevazu göstermesi demektir. Burada bahsedilen “namazdaki huşû” ise; secde yerine bakıp sağa sola, şuna buna iltifat etmemektir. Huşû’un aslı, namazın şartlarından olan niyetin tam yapılmasıyla, görüntüsü ise namazın adap ve tadil-i erkân ile alâkadardır. Rasulullah (s.a.v.) ve ashabı namazda gözlerini semaya kaldırırlardı, bu âyetin nüzulü üzerine önlerine eğdiler ve namazlarını biraz daha uzattılar. Aişe (r.a.)’nin annesi Ümm-i Rûman: “namazımda sallanıyordum, Ebû Bekir bu durumu gördü, beni azarladı ve Rasulullah’ın: ‘her hangi biriniz namaza durduğunda her tarafı sakin olsun. Yahudiler gibi sallanmasın. Zira namazda sakin olmak namazın tamamındandır.’ buyurdu” dedi. (Buharî, Müslim) 2 Buradaki zekât’tan, temizlik de anlaşılabilir. O zaman bu âyet, “(nefsî, bedenî ve malî) temizliklerini yerine getirirler.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
arınmak için yapılması gerekeni yaparlar; ¹
1 Lafzen, “[içsel olarak] arınmaya çalışanlar” yahut “arınmak için çaba harcayanlar” -Zekat’ın bu anlam örgüsü içindeki anlamı budur (Zemahşerî; Ebû Müslim’in yorumu da aynı yöndedir).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar ki, zekât ile arınmak için çaba gösterirler. 2/267- 271, 9/60, 76/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
onlar ki, arınmak için gerekeni yaparlar;
Orhan Kuntman
swap_vert close
Zeka t görevlerini yerine getirirler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar ki, zekâtı öderler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o mü'minler ki, onlar zekatı da ifâ edenlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar zekâtı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar). [91, 9-10; 41, 6-7]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar zekatı verirler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zekâtlarını virirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar zekât için[*] çalışırlar.
[*] Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, arınmak için hareket edenlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar zekât için çalışırlar.(2)
(2) Zekât alan değil, veren kimse olmak için çalışırlar. Çalışmalarının asıl amacı yutup büyümek, biriktirip yığmak değil, Allah’ın kullarına yararlı olmaktır. Ayrıca, zekâtın, mal dışında, Allah tarafından verilmiş olan her türlü nimeti kapsadığı da unutulmamalıdır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Zekâtı vermek için faaliyettedir onlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim zekātı eyleyicilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlar kim zekātı virür, ḫayr işlerler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, zakat verərlər;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And who are payers of the poor due;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Who are active in deeds of charity;
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
o kimseler ki
هُمْ
onlar
لِلزَّكٰوةِ
zekâtı
فَاعِلُونَۙ
yapanlardır
Onlar ki zekâtı ver(erek nefislerinin cimriliğini temizl)erler.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
فَاعِل
Etken fiil
ف ع ل
Yapan