Muhakkak ki, biz insanı (insan türünü) balçığın (nemli organik ve inorganik toprağın) özünden yaratırız. *
(*) İnsanın “balçıktan”, “topraktan” yahut yukarıdaki ayette geçtiği gibi,“balçığın özünden (sulâleh)” yaratıldığına dair çok sayıdaki Kur’an’i atıflar insan bedeninin toprakta yetişen ya da toprağın bileşiminde bulunan muhtelif organik ve inorganik unsurlardan teşekkül ettiğine, toprakta yetişen besinlerin özümlenmesi yoluyla bu unsurların sürekli olarak canlı ve üretken hücrelere dönüştüğüne (Râzî) işaret etmekte ve böylece insanın bedensel menşeinin ya da özünün basitliğini ve buna bağlı olarak da, ona akıl ve duygu donanımı bahşeden Allah’a karşı insanın ödemesi gereken şükran borcunu dile getirmektedirler. Not: 12-14. ayetlerde kullanılan geçmiş zaman kipi (mazî), bu yaratılış evrelerinin hepsinin Allah tarafından öngörülüp gerçekleştirildiğini ve bu sürecin insanın O’nun tarafından yeryüzüne çıkarıldığı günden bu yana hep tekrarlanıp durduğunu vurgulamak içindir; bu anlam örgüsü içinde söz konusu tekrar tekrar vukuun başka bir dile şimdiki zaman kipinde aktarılması yerinde olacaktır. (M. Esed 12. Ayet Açıklaması) Yani 12-14. ayetlerde geçen mazi sigaları, bu yaratılış başından kıyamete kadar devam ettiğinden, muzari (geniş zaman) anlamı taşımaktadırlar. Bu nedenle bu vb. ayetlerdeki mazi fiil kiplerinin, muzari gibi geniş zaman anlamını taşıdığından bu ve bunlara benzer fiil kiplerine bu şekilde meal vermeyi uygun bulduk. Çünkü yaratılış kıyamete kadar devam ediyor. Ayrıca İnsanın balçıktan yaratılmasının hem elementer hem embriyolojik hem de doğduktan sonraki biyolojik varlık süreçlerinin tamamını toprağa borçlu olduğunun bir ifadesidir. Çünkü başta genetik malzemenin yapıtaşlarını teşkil eden hidrojen, oksijen, karbon ve azot olmak üzere, insan bedeninde var olan elementlerin tümü, toprağın da özünü teşkil eden elementlerdir. İşte gerçek şu ki, her bir insan, yağmurlarla ekime hazır hale gelmiş toprakta bulunan ve onda yetişip, gıda olarak babaların ve annelerin vücuduna giren madenî, nebatî ve hayvanî unsurlardan yaratılıyor. Yani bu vb. ayetlerde buna vurgu yapılmaktadır. Ayrıca sonraki ayetlerden de anlaşılıyor ki, burada ki (الْإِنسَانَ)’’ el- insan’’, insan türüdür, yani bütün insanlardır. الله اعلم) Konuyla ilgili İbn Abbas ve Mücahid’in görüşleri aşağıdadır. والمراد بالإنسان يجوز أن يكون النوعَ الإنساني، وفسر به ابن عباس ومجاهد، فالتعريف للجنس. وضمير {جعلناه} عائد إلى الإنسان (التحرير والتنوير) وفيه وجه آخر، وهو أن الإنسان إنما يتولد من النطفة وهي إنما تتولد من فضل الهضم الرابع وذلك إنما يتولد من الأغذية، وهي إما حيوانية وإما نباتية، والحيوانية تنتهي إلى النباتية، والنبات إنما يتولد من صفو الأرض والماء فالإنسان بالحقيقة يكون متولداً من سلالة من طين، ثم إن تلك السلالة بعد أن تواردت على أطوار الخلقة وأدوار الفطرة صارت منياً، وهذا التأويل مطابق للفظ ولا يحتاج فيه إلى التكلفات.( مفاتيح الغيب - الرازي) ونحو هذا قوله عز وجل: {ألم تر أن الله أنزل من السماء ماء فتصبح الأرض مخضرة} ، فقد عدل عن لفظ الماضي {أنزل} إلى المستقبل {فتصبح الأرض مخضرة}، ولم يقل: (فأصبحت) عطفاً على {أنزل}؛ لإفادة بقاء أثر المطر زماناً بعد زمان، فإنزال الماء مضى وجوده، واخضرار الأرض باق لم يمض،)