close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'min Sûresi 56. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne yucâdilûne fî âyâti(A)llâhi biġayri sultânin etâhum(ﻻ) in fî sudûrihim illâ kibrun mâ hum bibâliġîh(i)(c) feste’iż bi(A)llâh(i)(s) innehu huve-ssemî’u-lbasîr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine hiçbir kesin delil gelmemişken çekişmeye girişenlerin gönüllerinde, ancak ulaşmalarına imkan olmayan bir büyüklenme duygusu var; artık Allah'a sığın, şüphe yok ki o, duyar, görür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir (kuvvetli ve geçerli) delil olmaksızın, Allah’ın ayetleri(ni ve hükümlerini değiştirmek ve dejenere etmek) konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine asla ulaşamayacakları bir büyüklük (arzusundan, şeytani kibir ve gururdan) başkası bulunmamaktadır. (Bu yüzden sapıtıp Hakk’tan kaymışlardır.) Artık Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O hakkıyla İşiten, hakkıyla Görendir. (Güvenilip dayanılacak yegâne makamdır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine hiçbir kesin delil gelmemişken, çekişmeye girişenlerin gönüllerinde, ancak ulaşmalarına imkan olmayan bir büyüklenme duygusu var. Sen her türlü şeyden olduğu gibi, bunların şerrinden de Allah'a sığın. Şüphe yok ki O, herşeyi duyar ve herşeyi görür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine gelmiş kesin bir delil, bir ferman, bir yetki olmaksızın, Allah'ın âyetleriyle ilgili tartışanların kalplerinde, asla sahip olamayacakları ille de bir büyüklük hevesi vardır. Sen Allah'a sığın. Kesinkes o işitir, bilir görür; duana icabet eder, doğru yolu gösterir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine gelmiş açık bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, onların göğüslerinde erişemeyecekleri bir büyüklükten başka bir şey yok. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, duyandır, görendir.
56.Ka`bu`l-Ahbar (r.a.)`dan rivayet edildiğine göre bu ayeti kerime yahudilerin Deccal hakkındaki iddiaları ve tartışmaları hakkında indirilmiştir.Buna benzer bir rivayet de Ebu`l-Aliye`den nakledilmiştir. Ebu`l-Aliye`den rivayet edildiğine göre yahudiler Resulullah (a.s.)`a gelerek Deccal`dan söz ettiler, onun kendi aralarından çıkacağını, büyük işler çevireceğini ileri sürdüler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu rivayete göre ayeti kerimede: "Artık sen Allah`a sığın" denirken Resulullah (a.s.)`ın Deccal`ın fitnesinden Allah`a sığınması istenmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiç bir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kendilerine (Allah'dan) gelmiş bir delil olmaksızın Allah'ın ayetlerini inkâr edenlerin kalblerinde ancak tekebbür var. Onlar, o tasarladıkları büyüklüğe asla eremiyeceklerdir. Sen, hemen (sana fenalık düşünenlerden) Allah'a sığın. Muhakkak ki O, Semîdir= sözlerini işitendir, Basîr'dir= yaptıklarını görendir...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendilerine güçlü bir delil gelmeden Allah’ın ayetlerine karşı mücadele edenlerin ise, gönüllerinde hiçbir zaman ulaşamayacakları bir büyüklük vardır. Artık sen (onlara karşı) Allah’a sığın. Şüphesiz O, (her sesi) işiten ve (her ihtiyacı) görendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kendilerine gelmiş herhangi bir delil olmadan Allah'ın âyetleri konusunda mücadele edenlerin gönüllerinde, asla ulaşamayacakları büyüklenme arzusundan başka bir şey yoktur. Artık sen, Allah'a sığın! Şüphesiz O, her şeyi işitir; görür.
Besim Atalay
swap_vert close
Onların, kendilerine gelmiş olan hiçbir hüccet yok iken, Allahın âyetlerinde tartışmış olanların, içlerinde kasalma var, ona hiç eremezler, Allaha sığınasın, O işitir, O görür
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kendilerine ulaşmış hiçbir belge ve yetki olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri tartışanlar, içlerinde taşıdıkları ama hiçbir zaman ulaşamayacakları büyüklük ve üstünlük özentisi sebebiyle böyle yapmaktadırlar. Sen (onların şerrinden) Allah'a sığın. Şüphesiz O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla görendir.
Cemil Said
swap_vert close
Hiç bir delîl olmadığı halde Allâh’ın âyâtı hakkında mücâdele idenlerin elinde kibirden başka ne vardır? Fakat maksadlarına nâil olamayacaklardır. Sen Allâh’a ilticâ it o her şeyi işidir, görir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ellerinde hiçbir kesin delil olmadan Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlara gelince, onların içlerindeki, hedefine asla ulaştıramayacakları bir büyüklenme duygusundan başka bir şey değildir. Öyleyse sen Allah’a sığın; kuşkusuz her şeyi işiten, gören yalnız O’dur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hiç bir delile sahip olmadan ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı tartışanların göğüslerinde, erişemiyecekleri bir büyüklenme vardır. Öyleyse ALLAH'a sığın. O İşitendir, Görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kendilerine gelmiş kat'î bir bürhan olmaksızın Allahın âyetlerinde mücadele edenler muhakkak ki onların sîynelerinde ancak yetişemiyecekleri bir kibir vardır sen hemen Allaha sığın, çünkü o, semî odur, basîr o
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz kendilerine (Allah’tan) gelmiş hiçbir delil olmaksızın Allah’ın âyetleri hakkında (tenkîdte bulunmak veya Kur’ân’ı büsbütün yalanlamak üzere) mücadele eden (kâfir) ler var ya, onların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir kibir hastalığı vardır. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla görendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yetkili kılınmadıkları¹ halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
1- Allah tarafından, kendilerinde mesajını insanlara iletme görevi (elçilik) verilmediği halde. Ayette “sultan” sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcüğü “delil” olarak çevirmek doğru değildir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan “Sultan” sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendilerine gelmiş kat'î bir delîl (ve salâhiyyet) olmaksızın (körü körüne) Allahın âyetleri hakkında mücâdele edenlerin göğüslerinde, hiç şübhe yok ki, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük (hevesin) den başka bir şey yokdur. Hemen sen (onların şerrinden) Allaha sığın. Çünkü O, (dediklerini) bizzat işiden, (yapdıklarını) hakkıyle görendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz o kimseler ki, kendilerine gelmiş bir delîl olmaksızın Allah'ın âyetleri hakkında mücâdele ederler. Onların sînelerinde, kendisine ulaşamayacakları bir kibirden (sana üstün gelme arzusundan) başka bir şey yoktur. (Sen) hemen Allah'a sığın! Çünki Semî'(herşeyi işiten), Basîr (hakkıyla gören) ancak O'dur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz, kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın Allah’ın âyetleri hakkında ileri geri tartışanlar, içlerinde taşıdıkları ama hiçbir zaman ulaşamayacakları büyüklük ve üstünlük özentisi vardır. Artık (onların her türlü hile, desise ve tuzaklarından) Allah’a sığın. Şüphesiz O, (her şeyi hakkıyla) işitendir, (her şeyi hakkıyla) görendir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendilerine gelmiş sağlam bir kanıtları olmadığı halde, Allah hakkında çekişip duranların kalplerinde, hiçbir zaman ulaşamadıkları bir büyüklük duygusu vardır. (Bu büyüklük duygularından) Allah’a sığın. Şüphesiz ki O her şeyi işiten ve her şeyi görendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
kimseler ki kendilerine verilmiş hiç bir kanıt yokken Allah’ın belgeleri üzerinde çekişip dururlar, onların içinde doymak nedir bilmiyen bir büyüklük tutkusu vardır. Artık sen Allah’a sığın. Çünkü O, işiticidir, görücüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kendilerine gelmiş hiçbir burhan yokken Allah/ın âyetlerinde yaygara edenler yok mu, onların yüreklerinde kibir ve tama/ duygusundan başka bir şey yoktur. Onlar asla istediklerine [⁴] eremeyeceklerdir. Sen de onların şerrinden Allah/a sığın. Çünkü O, onların her sözlerini işitir? Her hallerini görür.
[4] Reislik, peygamberlik, peygambere uymamak gibi hallere.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Allah’ın ayetlerine karşı, kendilerine gelmiş bir delil [sultân] olmaksızın, mücadele edenlerin içlerinde hiçbir zaman ulaşamayacakları/tatmin edemeyecekleri bir kibir vardır. Sen sadece Allah’a sığın. Muhakkak ki O, Semî’dir, Basîr’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz kendilerine gelmiş bulunan hiç bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenler (var ya), onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklenmeden başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiçbir ikna edici delile dayanmaksızın, sırf önyargılardan yola çıkarak Allah’ın ayetleri hakkında körü körüne tartışmaya girişenler var ya; onların yüreklerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir kibir, bir kendini beğenmişlik duygusundan başka bir şey yoktur! İşte bütün itirazlarının altında yatan gerçek sebep budur! Öyleyse, ey Müslüman! Bu gibi kimselerin şerrinden yalnızca Allah’a sığın! Hiç kuşkusuz O, her şeyi işiten, her şeyi görendir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın onlara gelmiş âyetleri hakkında bir sültan / delil dışında tartışanlar, evet onların göğüslerinde sadece erişemeyecekleri bir kibir vardır. Artık, Allah’a sığın! Gerçekten O, Gören İşiten’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kuran aleyhinde atıp tutanların, bilimsel bir dayanakları yoktur. Hepsinin içinde asla ulaşamayacakları bir büyüklükhastalığı vardır. Resulüm sen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi duyup gören sadece odur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendilerine kesin bir delil gelmediği halde, Allah’ın ayetleri hakkında münakaşa edenler var ya; hiç şüphe yok ki onların kalplerinde asla ulaşamayacakları büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Onlar hiçbir şekilde Rabbimizden gelen ayetleri işittik kabul ettik demezler. Kibirli kibirli, bilgiçlik taslayarak ayetlerimizi tartışırlar. Tartışmalarından da bir şey çıkmaz. Sadece benliklerindeki şeytanlığı ortaya çıkarırlar. Sen ayetlerimizi tartışanlardan Allah’a sığın! Kuşkusuz Allah her şeyi işiten ve görendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı hâlde Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, [*] onların göğüslerinde (kalplerinde), asla ulaşamayacakları bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah’a sığın! Şüphesiz ki -O’dur O- duyan; gören.
Benzer mesaj: Mü’min 40:35.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz ellerinde kendilerine gelen bir delil bulunmaksızın, Allah’ın âyetleriyle mücadele edenlere gelince; onların içerisinde, asla tatmin olmayan küstahça bir kendini beğenmişlik duygusundan başka bir şey yoktur.¹ Sen hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O (Allah) her şeyi işitendir, görendir.²
1 Yani, onların gönüllerinde hakkı kabule tenezzül etmek istemeyen, ne şimdi ne de ileride sonucuna asla yetişemeyecekleri, kuru bir büyüklük duygusu ve kuruntusu vardır. Çünkü Allah’ın âyetlerinin üstüne asla çıkılamaz, Peygamberliğe çalışmakla yetişilemediği gibi, Allah’ın vermediği şerefe ve ancak Allah’ın verebileceği bir güce de asla ulaşılamaz.2 Bu âyet: 1. Kureyş müşrikleri hakkında indirilmiştir. 2. Yahûdîler hakkında indirilmiştir. (Esbâb-ı Nüzûl - Suyûtî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ın mesajlarını hiçbir delilleri olmadan sorgulayanlara ³⁹ gelince: onların içinde hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri ⁴⁰ küstahça bir kendini beğenmişlik (duygusun)dan başka bir şey yoktur; öyleyse sen Allah’a sığın; çünkü her şeyi işiten, her şeyi gören yalnız O’dur!
39 Bkz. yukarıdaki not 25.40 Lafzen, “hiçbir zaman yetiş[e]meyecekleri” yahut “yerine getiremeyecekleri”. Bu, birçok bilinemezciyi (agnostic) insanın “kendi kendine yeterli” olduğu ve bu nedenle, başarılarının sınırı olmadığı ve daha üstün bir Güc’e karşı sorumlu olduğunu varsaymanın gereksiz bulunduğu düşüncesine yönelten kibirlenmeye bir atıftır. Karş. bu bağlamda Kur’ânî vahyin ilklerinden biri olan 96:6-7: “İnsan ne zaman kendini yeterli görse fütursuzca azar.” Bu “kendi kendine yeterlilik” tamamen bir yanılsama olduğundan, dünya görüşlerini onun üstüne bina edenler, “aşırı büyüklenme duygularını hiçbir zaman tatmin edemezler”. (Karş. aynı zamanda yukarıda 35. ayetteki “kibirli, küstah kalpler”e atıf.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kendilerine ulaşan hiçbir bilgi ve belge olmadığı halde Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanlar var ya işte onların içlerinde hiçbir zaman ulaşıp tatmin olamayacakları bir kibir ve üstünlük tutkusu vardır. Artık sen sadece Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işiten ve her şeyi görendir. 18/27, 40/75
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’ın âyetleri hakkında kendilerine ulaşmış hiçbir etkin belge ve yetki olmadan tartışanlara gelince: onların içinde hiçbir zaman erişip (tatmin) olamayacakları bir büyüklenme tutkusu vardır, başkası değil.[⁴²⁰⁹] Artık sen sadece Allah’a sığın: çünkü O, evet O’dur her şeyi işiten, her şeyi görüp gözeten.
[4209] Yani: Büyüklük tasladıkça küçülüyorlar ve aradaki fark hiçbir şeyle kapatılamayacak kadar çift taraflı açılıyor. Bu da tatminsizliği besleyip büyütüyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmadığı halde; Allah’ın ayetleri hakkında tartışanların kalplerinde; asla elde edemeyecekleri büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur! Sen (o gibi kimselerin şerrinden) Allah'a sığın; şüphe yok ki O, her şeyi hakkıyle işitendir ve her şeyi hakkıyle görendir!
Osman Fırat
swap_vert close
Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allâh’ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah’a sığın, çünkü işiten, gören O’dur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok o kimseler ki, kendilerine gelmiş bir kat'i bürhan olmaksızın Allah'ın âyetlerinde mücadelede bulunurlar, onların sinelerinde kendilerinin yetişemeyecekleri bir böbürlenmeden başka bir şey yoktur. Sen hemen Allah'a sığın, şüphe yok ki bihakkın işitici, görücü olan O'dur O.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerine ulaşan hiçbir delil olmaksızın Allah'ın âyetleri hakkında ileri geri tartışanların içlerinde olan duygu, sırf bir büyüklük kompleksinden başka bir şey değildir, ama onlar o özendikleri dereceye asla ulaşamazlar. Sen onların şerrinden Allah'a sığın. Çünkü O, her şeyi tam mânasıyla işitir ve bilir.
Şunu iyi bilmelidir ki; kâfirlerin girişmek istedikleri kısır tartışmanın ötesinde, Kur’ân’ın hakikatlerini açıklamak, müşkillerini gidermek, mütaşabihlerini aydınlatmak, inkârcıların onun aleyhindeki itirazlarını cevaplandırmak, mümine yakışır tarzda mücadele etmek, taatlerin başında gelir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın, çünkü işiten, gören O'dur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara virilmiş bir hüccet ve burhân olmaksızın Allâh'ın âyetlerinde mücâdele idenlerin sînelerinde ancak kibir vardır. Arzularına irişemezler. Onların şerrinden Allâh Te'âlâ'ya sığın. O işidir ve görir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ellerinde bir delil (dayanak) olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenlerin göğüslerinde, asla ulaşamıyacakları bir büyüklük duygusu vardır. Sen Allah'a sığın. O dinler ve görür.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendilerine gelen hiç bir delilleri olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların gönüllerinde kibirden başka bir şey yoktur. Onlar, ona ulaşamazlar. Öyleyse sen, Allah'a sığın. Çünkü O, işiten ve gören O'dur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine ulaşmış bir delile dayanmaksızın Allah'ın âyetleri hakkında tartışmaya girenlerin gönüllerinde yatan şey, hiçbir zaman erişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden ibarettir. Sen Allah'a sığın. Çünkü O herşeyi işiten, herşeyi görendir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendilerine gelmiş hiçbir kanıt olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışıp duranlar var ya, onların göğüslerinde, asla ulaşamayacakları bir büyüklüğün kuruntusu vardır. Artık Allah'a sığın! O'dur Semî, O'dur Basîr.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim ŧartıştırlar Tañrı āyetlerinde ḥüccetsüz kim geldi anlara degül gögüzleri içinde illā kibr degül anlar iriciler aña. pes śıġın Tañrı’ya bayıķ ol işidicidür göricidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki çekişürler Tañrı Ta‘ālā āyetlerinde delīlsüz bāṭıl üstine. Anlaruñ yüreklerinde tekebbürlik vardur. Anlar aña yitişmezler. Pes TañrıTa‘ālāya ṣıġın. Oldur her nesne[yi] işidici, görici.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, (Rəbbindən) özlərinə bir dəlil gəlmədən Allahın ayələri barəsində mübahisə edənlərin ürəyində ancaq bir təkəbbür (böyüklük iddiası, sənə qarşı həsəd) vardır. Onlar heç vaxt Ona (böyüklüyə, peyğəmbərlik dərəcəsinə) çatmayacaqlar. Sən Allaha pənah apar. Həqiqətən, O, (hər şeyi) eşidəndir, görəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! those who wrangle concerning the revelations of Allah without a warrant having come unto them, there is naught else in their breasts save pride which they will never attain. So take thou refuge in Allah. Lo! He, only He, is the Hearer, the Seer.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who dispute about the signs of Allah without any authority bestowed on them,- there is(4430) nothing in their breasts but (the quest of) greatness, which they shall never attain to: seek refuge, then, in Allah. It is He Who hears and sees (all things).
4430 The Disputes are actuated by nothing but the desire for self-glory and selfaggrandizement. Their desire is not likely to receive fruition, but others should take warning from it.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
يُجَادِلُونَ
mücadele ederler
ف۪ٓي
hak- kında
اٰيَاتِ
âyetleri
اللّٰهِ
Allah'
ın
بِغَيْرِ
olmak- sızın
سُلْطَانٍ
kesin bir delil ki
اَتٰيهُمْۙ
kendileri- ne gelmiş
اِنْ
yoktur
ف۪ي صُدُورِهِمْ
sinelerinde
اِلَّا
an- cak
كِبْرٌ
bir kibir ki
مَا هُمْ
onlar değildir
بِبَالِغ۪يهِۚ
ona ulaşanlar
فَاسْتَعِذْ
öyleyse sığın
بِاللّٰهِۜ
Allah'a
اِنَّهُ
muhak- kak O
هُوَ
O
السَّم۪يعُ
Semî’'dir
الْبَص۪يرُ
Basîr'dir
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenler var ya, hiç şüphe yok ki onların sinelerinde asla erişemeyecekleri bir kibirden (büyüklük hevesinden) başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın! Muhakkak ki O, Semî''dir, Basîr'dir (her şeyi, herkesi işiten ve gizli, açık her şeyi görendir).
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَادَل
Fiil-III
ج د ل
Mücadele etti, tartıştı, uğraştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صَدْر
İsim
ص د ر
Göğüs, sine
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
كِبْر
İsim
ك ب ر
Büyüklük, kibir
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
بَالِغ
Etken fiil
ب ل غ
Ulaşan, erişen, varan
اِسْتَعِذ
Fiil-X
ع و ذ
Sığın
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü