close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mulk Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve lekad zeyyennâ-ssemâe-ddunyâ bimesâbîha ve ce’alnâhâ rucûmen lişşeyâtîn(i)(s) ve a’tednâ lehum ‘ażâbe-sse’îr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki biz, en yakın olan dünya göğünü ışıklarla bezedik ve onları, Şeytanlara atılacak şeyler olarak halkettik ve Şeytanlara, yakıp kavuran bir azaptır, hazırladık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun, Biz en yakın olan semayı (dünya göğünü) kandil (misali yıldızlar ve gezegenlerle) süsleyip-donattık ve bunları(n bir kısmını), şeytanlar için taşlama araçları (rücum) kıldık. (Her gün görevli meleklere dağıtılan kader programından kulak hırsızlığı yapıp, gaybı biliyor havası atarak insanları saptırmak isteyen kötü cinnleri kovalayıp uzaklaştırmak üzere "yıldız kayması" denilen meteor taşlarını kullandık.) Ve onlar için çılgınca yanan alevli ateş azabını hazırladık.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve andolsun ki, biz en yakın olan dünya göğünü ışıklarla bezedik, bu yıldızları ilâhî haberleri çalmaya çalışan şeytanlara atış taneleri yaptık ve yine o şeytanları yakıp kavuracak bir azap da hazırladık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz dünya semasını sizin tasavvur edemeyeceğiniz güçlü ışık hüzmeleriyle süsledik. Bunları şeytanlara, şeytanî güçlere karşı göğü koruyan alev yalımları olarak kullandık; şeytan tıynetlilerin gelecekle ilgili haber uydurmalarına, tahmin yürütmelerine konu yaptık. Onlara bir de körüklenen, alev püsküren, dehşetli cehennem ateşi azâbı hazırladık.
bk. Kur’an-ı Kerim, 37/5-6.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki biz en yakın göğü kandillerle (yıldızlarla) süsledik, onları şeytanlar için taşlama araçları kıldık ve onlar için alevli ateş azabı hazırladık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, Biz en yakın göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip-donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama-birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Celâlim hakkı için, biz en aşağı semayi, (kandil gibi ışık veren) yıldızlarla donattık. Bir de onları, şeytanlara, (Şihab= akan yıldız gibi) taş atmalar kıldık. O şeytanlara (Ahirette) çılgın ateş azabı hazırladık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz yakın göğü lambalarla süsledik ve onları şeytanları recmetmek için (birer mermi) yaptık. O şeytanlara ayrıca şiddetli ateş azabını hazırladık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, biz en yakın göğü kandillerle süsledik. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz dünyanın gök yüzünü, çırağlarla bezedik, bunları şeytanlara atmalık da yarattık, cehennem azabı da hazırladık onlara
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki Biz yeryüzüne en yakın olan göğü kandillerle süsledik ve onları şeytanların boş ve anlamsız spekülasyonlarına aracı yaptık. Ve onlar için ateşli bir azap hazırladık. 
Bkz. 15/16-17 ve dipnotu, 37/6-10  
Cemil Said
swap_vert close
Dünyâya en yakın olan semâyı meş’ale gibi yıldızlar ile tezyîn iyledik. Bunları oralardan şeytânı def’ itmek içün vaz’ iyledik. Bu şeytânlar içün ’azâb-ı şedîd ihzâr iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.[552]
Yıldızların şeytanlara atılan taşlar yapılması ile, ya mahiyetini yalnızca Allah’ın bildiği bir şekilde şeytanların taşlanması kastedilmekte; ya da, insanlardan şeytanî özellikler taşıyan ve yıldızlara bakıp gaybden haber veriyormuş gibi insanları birtakım yalanlarla, saçma-sapan şeylerle kandırmaya çalışan falcıların ve kâhinlerin hiçbir bilgiye dayanmayan atıp tutmalarına işaret edilmektedir. Ayrıca bakınız: Hicr sûresi, âyet,15-18; Sâffât sûresi, âyet, 6-10.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gerçek şu ki biz yakın göğü kandillerle süsledik. Ayrıca bunlarla şeytanların taşlanmasını sağladık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.  
 Bazı tefsirlere göre burada, havada parıldayan, bir ateş tanesi gibi hızla ve tek istikamette hareket edip sönen «şihâb»lar kasdedilmektedir. Bu konuda, Hıcr sûresinin 16-18. âyetlerine ve Sâffât sûresinin 6-10. âyetlerine bak.  
Edip Yüksel
swap_vert close
En aşağı göğü lambalarla süsledik ve onları şeytanlar için bir taşlama kıldık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için biz o Dünya Semayi takım takım kandillerle donattık ve onları Şeytanlar için (rucum) atmalar yaptık, hem onlar için o çılğın ateş azâbını hazırladık (ki azâbı Seıyr)
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz dünyaya en yakın olan semâyı, (kudretimiz ile) kandillerle (yıldızlarla) süsledik. *Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (âhirette de) onlara (şeytanlara) alevli ateş azabını hazırladık.
* “Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık”; Âyet-i kerîmedeki bu ifadeden maksat, “onlara yıldızların kütleleri atılır” demek değildir. Yıldızlardan bir şulenin ayrılıp o şeytanları yakmasıdır ki bunlar da, “şihâb” denilen ve yıldızdan kopan alevlerdir. Bu, yanmakta olan ateşten alınan bir kora benzer.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar¹ için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.
1- Aldatıcılardan olan kâhinler, falcılar; yıldızları kullanarak uydurdukları yalanlarla insanları aldatmaktadırlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz yere en yakın olan göğü kandillerle donatdık. Bunları şeytanlara da atış taneleri yapdık ve onlara çılgın ateş (cehennem) azâbı hazırladık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, dünya semâsını kandillerle süsledik ve onları (kulak hırsızlığı yapan)şeytanlar için (atılacak) taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azâbını hazırladık!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz biz dünya semasını (dünya ve güneş sisteminin de içinde bulunduğu uzay mekânı) ışık yansıtanlar (gezegenler, bunların uyduları, kuyruklu yıldızlar, asteroit kuşağı, Kuiper kuşağı, Oort bulutu ve milyarlarca küçük gök cisimleri) ile donattık. Ve biz orayı (dünya semasını) şeytanların kovulma ortamı yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık. *
(*) Ayette yıldız ifadesi yoktur. Çünkü Arapça da yıldızlara (نجوم) ‘’nücûm’’, gezegenlere de, (كواكب)’’kevakib’’ denir. Bu ayette nücum (yıldızlar) değil, mesabih ifadesi kullanılmıştır. Fakat aynı konuyu anlatan Saffât- 6. ayette (الكواكب) ‘’kevakib’’, yani gezegenler ifadesi kullanılmıştır. Demek ki, buradaki (مصابيح) mesabih de, yine (الكواكب) ‘’kevakib’’, yani çıplak gözle yıldızlar gibi parlayan ve güneşten ışık yansıtan gezegenler olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu ayette ‘’dünyaya yakın gök…’’diye bir ifade de yoktur. Zaten dünyanın kendisi de sema, yani Güneş sisteminin de içinde bulunduğu uzay içindedir. Bu nedenle bu semaya dünya seması denilmiştir. Yani burada dünyanın da içinde bulunduğu Güneş Sistemi kastedilmiştir. Demek ki burada yıldızlardan değil, güneş sisteminde bulunan gezgenler, onların uydularından vs. söz edilmiş olabilir. Ayrıca 1. Sema, yani dünya seması, Güneş sistemi ile birlikte temsil ettiğimiz uzay mekânıdır, bu sema yaklaşık olarak 6. 5 trilyon km’dir. Kaynak: (Kur’an-ı Kerim’den Ayetler ve İlmi Gerçekler- Dr. Nurbaki) İşte dünyamız da bu sema (bu manyetik uzay mekânı) içindedir, bu nedenle buna dünya seması denilmiştir. Yedi (7) sema ile ilgili detaylı bilgi için Bakara-29. ayetin açıklamasına bakabilirsiniz. (الله اعلم) Ayrıca maalesef burada mealciler hatalı olarak ( وجعلناها) ‘’ve cealnaha’’daki (ha) zamiri mesabiha raci yapmışlardır, hâlbuki bu zamir, mesabiha değil, dünya semasına gider. Nitekim bazı müfessirler (جَعَلْنَاهَا )‘’ce’alnaha’’ daki zamiri, mesabiihe değil, semaya raci yapmışlardır, doğrusu da budur. Ayette geçen rucum kelimesinin çoğulu meracım ise (مساجد - منازل) (رجوما - أي مراجم ‘’Mesacid-Menazil’’ gibi ismi mekân anlamına da gelir. Bu nedenle buradaki ayete göre (سماء )‘’Sema’’ şeytanların atılma ve kovulma ortamı’’ kılınmıştır. Bu konuda aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. İşte doğru meale göre ne yıldızlar ne de gezegenler şeytanlara atılır. Zira şeytanlara atılan metafizik şihaplardır. Şeytanlar da melekler gibi gözle görülmeyen metafizik varlıklar olduğundan, melekler tarafından kendilerine atılan bu metafizik şihaplar da gözle görülmezler ve dolayısıyla bu olayın da meteor taşlarıyla hiçbir alakası da yoktur. Ayrıca Kur’an’ın genel şiirsel ve edebi dili kapsamında; bu gök cisimleri için süs benzetmesi yapılmasında sıradışı bir durum bulunmamaktadır. Kozmik gözden gök cisimleri devasa yapılar olsa da, dünyadan bakan insan açısından göze hoş gelen, adeta karanlık gökyüzünü süsleyen noktacıklar olarak görülebilir. Bu nedenle Kur’an da insana gönderilmiş bir kitap olduğundan, onun bakış açısına göre bir benzetme barındırmasında bir tuhaflık yoktur. Ayrıca) ( جعلناها’’cealnaha’’daki zamirin semaya gittiğine dair bazı müfessirlerin görüşleri de aşağıdadır. وجعل بعض المفسرين الضمير المنصوب في ( جعلناها ) عائدا إلى السماء الدنيا (التحرير والتنوير - اللباب في علوم الكتاب) وجعلنا ها = اي سماء الدنيا = رجوما للشياطين = اي مراجم - والظاهر أن المراد الكواكب المضيئة بالليل إضاءة السراج من السيارات والثوابت بناء على أنها كلها في أفلاك ومجار متفاوتة قربا وبعدا في ثخن السماء الدنييا (روح المعاني – تفسير الالوسي) -- و عودة الى قوله تعالى (( و لقد زينا السماء الدنيا بمصابح و جعلناها رجوما للشياطين )), فيبدو ان الاشكال وقع من الضمير في جعلناها انه عائد على النجوم, حيث هي المصابيح و هي ايضا الرجوم ... و هذا ليس بذلك الاشكال لانه يمكن دفعه بعدة تفسيرات, لا يهمني في هذا المقام ان اختار تفسيرا معينا بقدر ما يهمني ازالة اللبس, فأبسط تفسير يتوافق مع ما هو مشاهد و مع بقية الايات, ان الضمير عائد على السماء و ليس على النجوم. و هذا ليس اختراعا من عندي بل هو موجود في التفاسير القديمة. اي لقد زينا السماء الدنيا بمصابيح, و جعلناها (اي السماء) رجوما للشياطين. و هذا التعبير ليس بغريب فهو مشابه لتعبير "ستكون ارضنا مقبرة للغزاة (وجعلناها رجوما ) مراجم ( للشياطين (- تفسير الجلالين ) فالضمير فى قوله تعالى: «وجعلناها» يعود إلى السماء (التفسير القرآني للقرآن) المَصَابِيحُ - الكَوَاكِبُ العَظِيمَةُ المُضِيئَةُ.( أيسر التفاسير- ) بمصابيح} وهو الكواكب،( تفسير الأعقم) (وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ )، فالقول واقع على السماء الدنيا و ليس على سبع سماوات فالزينة المقصودة هي الكواكب السيارة و المذنبات التي تسبح في السماء الدنيا، وما ينتج عنها من حبيبات أو حصى أو حجارة تأتي على مسار الأرض لتسقط عليها ثم لتشتعل نتيجة الإحتكاك بالأوكسجين والغلاف الجوي لتتحول الى وقود ملتهب، فنراها نحن في السماء تضيئ و كأنها ألعاب نارية أو كما قال عنها القدماء (رد شبهة في سورة الملك – رجوم الشياطين) - تحرير موضع الشبهة ؟ وإذا ما عدنا إلى موضوعنا، فإن تلك الشهب هي أجرام يمكن رصدها ما دامت حواسنا تصل إليها، ولكن الشياطين كائنات غيبية لا يمكن رصدها، ولذلك فلا يصح أن نفهم الأمر وكأن رجم الشياطين بالشهب هو عملية فيزيائية يمكن من خلالها قياس أبعاد الشيطان وكتلته ثم حساب شدة ارتطام الشهاب به.. الخ. وإنما رجم الشياطين هو وظيفة غيبية لهذه الأجرام لا يمكننا تكييفه، لأنه ببساطة يقع على تلك الكائنات الغيبية غير الفيزيائية.ولا شك أن تلك الشهب ظاهرة قديمة جدا، وإنما وظيفة رجم الشياطين هي وظيفة طارئة كما يتضح من الآية 9 من سورة الجن: "وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ الْآنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَّصَدًا". ولهذا فليس كل شهاب نراه فهو بالضرورة يرجم شيطانا.وخلاصة القول أننا نؤمن بوقوع الرجم دون أن نخرجه من الحالة الغيبية، بالضبط كما نؤمن بأن الكائنات تسبح لله دون أن ندرك تسبيحها، وكما نؤمن بوجود الروح في الكائن الحي حيث لا تقوم الحياة إلا بها مع أنها غيبية لا نعلم حقيقتها ولا يمكننا رصدها أو رصد نشأتها في الجنين مع قدرتنا على رصده فيزيائيا (ويحتمل حفظ السماء نفسها: بالملائكة، وهو ما ذكر: {وَيُقْذَفُونَ...} الآية.( تأويلات أهل السنة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz dünyanın semasını lambalarla donattık ve gökyüzünü aldatıcı güçler (şeytanlar) için ateş parçaları haline getirdik ve o şeytanlar için ateşli bir azap hazırladık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz dünya göğünü ışıldaklarla donattık. Onlarla şeytanları taşladık. Onlar için alevli bir ateş de düzdük.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz yere en yakın olan göğü çırağlarıyle [⁴] donattık. Onları [⁵] Şeytanlara atılacak şeyler kıldık [⁶]. Böyleleri için alevli ateş azabını hazırladık,
[4] Yıldızlarla.[5] Yıldız gibi görünen şu'leli ateş parçalarını.[6] Yahut şeytan sıfatlı olan müneccimine gaybe taş atılacak şeyler yaptık.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz bu dünya göğünü kandillerle donattık. Onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık.³ Onlar için çılgın alevli ateşin [sa’îr] azabını hazırladık.
3 Krş. Hicr, 15/16-18; Sâffât, 37/6-10; Cin, 72/8-9. Eski Arap inancına göre, kâhinler, özel cinleriyle gökten haber çaldıklarını söyleyerek birtakım gelecekle ilgili haberler verirlerdi. Kur’an bu ayetlerle bu nevi inançlara rağbet edilmemesi mesajını verir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama vesileleri kıldık. Onlar için çılgın ateşli bir azap hazırladık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Andolsun Biz dünyaya en yakın göğü, parlak birer inci demeti gibi ışıldayan yıldızlar ve benzeri gök cisimlerinden oluşan kandillerle süsledik ve onları, gelecekten haber verdiklerini iddia edenlerin haber kaynağı olan şeytanlar için bir taşlama kıldık. Şeytanlar ne zaman melekler arasında geçen konuşmaları dinlemek için semaya yükselecek olsalar, üzerlerine atılan alev toplarıyla kavrulup küle çevrilirler (15. Hicr: 17,18 ve 37. Sâffât: 7-10).Bu, onlara dünyada verilen cezadır. Ayrıca Biz onlara, âhirette de alevli ateş azâbını hazırladık! Sadece cinlere mi? Hayır:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Yakın Göğü / Dünya Seması’nı kandillerle donattık! Onları Şeytânlar için taşlamalar yaptık. Saîr’in / Çılgın Alevli Ateş’in azâbını onlar için hazırladık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Dünya semasını ışıl ışıl kandiller ile süsledik. Bunları şeytanî güçleri püskürtmek için yaptık. Bu şeytanlar için alevli silahlar hazırladık;
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! En yakın göğü yıldızlarla donattık. Yıldızları şeytanlaşan insanların üzerine atılacak taşlar yaptık. Onlar günü gelince bütün şeytanlaşanların üzerine düşecekler. Biz şeytanlaşanlara alevli ateş azabını hazırladık.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz yakın göğü kandillerle süsledik [*] ve onları şeytanlar için kovucular yaptık. [*] Onlar için kavurucu azabı hazırladık.
Benzer mesajlar: Hicr 15:16; Sâffât 37:6; Fussilet 41:12 Benzer mesajlar: Hicr 15:17; Sâffât 37:7-9; Cinn 72:8-9.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz Biz, (size) yakın olan gökyüzünü¹ parlak kandillerle² donattık ve bunları, şeytanlar³ için zanna dayanarak, rasgele konuşma aracı kıldık⁴ ve onlar için (bir de) çılgın ateşin azabını hazırladık.
1 Dünya: Dünya kelimesi, yakın olmak mâna¬sına gelen “dünüv” kökünden türemiş en yakın anlamındaki (أَدْنَى) ismi tafdilinin müennesi olup, “en yakın” yahut “pek alçak” manasına bir sıfattır. (السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا) terkibi, "dünyanın göğü" şeklinde isim tamlaması zannedilerek çoğunlukla yanlış anlaşılmıştır. Doğrusu, “dünya” sıfat, “sema” mevsuf olarak bir sıfat tamlamasıdır. Dünya kelimesi Kur’ân’da hep sıfat tamlaması olarak yer almıştır. Şu halde (الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا) hayat-ı dünya; “Dünya’nın hayatı” değil “dünya denilen hayat” yani “aşağılık ve alçak hayat” anlamınadır. (السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا) ise, “(size) yakın olan gökyüzü” demektir. Dünya kelimesinin al¬çaklık, kötülük mânasındaki “denâet” kö¬künden geldiği de ileri sürülmüştür. Kur’an’da yer ve yeryüzü için “arz” kelimesi kullanılmış, şu anda yaşa¬nılan hayata “el-hayât’üd-dünyâ”, sonraki hayata da “dâr’ü’l-karâr” gibi ismi veril¬miştir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’de “arz” coğrafî, “dünya” ise dinî ve ahlâkî bir te¬rim olarak yer almıştır. Geniş bilgi için Bk. (Bakara: 86) 2 Mesâbih: “Sirâc” yani kandil demek olan “mısbâh”ın çoğuludur. Kandiller, yıldızlardan mecaz yapılıp, sonra da çoğul yapılmıştır. “Mesâbih” kelimesinin nekre olarak getirilmesi de ta’zim içindir ki bu, sizin bildiğiniz kandiller gibi değil, büyük kandiller demektir. Esasen kastedilen de geceleyin kandilin ışık vermesi gibi etrafa ışık veren gezegen ve sâbit olarak görünen yıldızlar gibi tüm yıldızlardır. 3 Bu şeytanlar; gerek insanlardan, gerekse cinlerden, şeytanlık özelliğini kazanmış şahıslar veya aynı özelliklere sahip düşünce sistemleri, olabilir.4 Rücûm: Kelimesi, mecâzen, “zanna dayanarak rasgele konuşmak, tahmin yürütmek” anlamlarında kullanılır. Burada kastedilen ise; “medyumlar, astrologlar, falcılar veya Peygamberler dışında gökten kendilerine bilgi geldiğini iddiâ eden sahtekâr, şeytan rûhlu kimseler” olabilir. “Şeytanlara atmak”, onları yerin sınırlarından yukarı çıkarmamak, göğü şerlerinden korumak için mermiler demektir ki, en meşhur mânâ da budur. Hicr 16-17. ayetlerde: “Yemin olsun, (bir de) Biz, gökte burçlar yarattık ve o (göğü) seyredenler için süsledik. Ve onu bütün lânetlenmiş şeytanlardan koruduk.” buyurulmaktadır. Buna rağmen o şeytanlar, şeytanlaşmış kimseler, sistemler ve ilimler yeryüzünde birtakım kimseleri, Allah tarafından gönderilmiş bir ilham vasıtası imiş gibi mıknatıslayarak ispritizma, manyetizma, psişizm ve metapsişizm gibi tamamı yalan olan kâhinlik, murakabe, uyduruk kerametler ve cincilik kabilinden acayip bazı ruhi hayallerle aldatıp meleklere, peygamberlere rekabet etmek isterlerse de, Allah onları o yüksekliğe yaklaştırmaz, istediklerinde muvaffak etmez, yalancılıklarını yüzlerine vurarak ateş alevleriyle defeder. En doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz, yeryüzüne en yakın olan gökleri ışıklarla ⁴ süsledik ve onları [insanlar arasında bulunan] şeytan-ruhluların boş ve anlamsız spekülasyonlarına ⁵ konu yaptık: ve onlar için yakıcı alevden bir azap hazırladık;
4 Lafzen, “lambalarla” -yani yıldızlarla: karş. 37:6, “Biz yeryüzüne en yakın olan gökleri yıldızların güzellikleriyle süsledik”.5 Şeyâtîn’in -ki bu bağlamda özel olarak “insanlar arasındaki şeytanlara, yani astrologlara/medyumlara” işaret etmektedir (Beydâvî)- daha geniş bir anlamı için bkz. sure 15, not 16. Lafzen “[bir şeyi] taş gibi -yani rastgele- fırlatma”yı ifade eden recm (çoğulu rucûm) terimi, çoğu zaman mecazî olarak “zanna dayanarak konuşma” yahut “[bir şeyi] zan/tahmin konusu yapma” anlamlarında kullanılır (Cevherî, Râğıb -ikincisi bu mecazın yukarıdaki ayetle anlam ilişkisini kurar- Lisânu’l-‘Arab, Kâmûs, Tâcu’l-‘Arûs, vb.). Karş. aynı zamanda 37:6-10.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz yakın gökyüzünü kandiller yıldızlarla süsledik. Yıldızlardan çıkan ışığı şeytanları kovma aracı yaptık. Ayrıca biz onlara alevler püskürten bir ateş azabı hazırladık. 15/16-17, 41/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu[⁵²⁰⁴] Biz, en yakın göğü kandillerle süsledik;[⁵²⁰⁵] onları, şeytan(lığa soyunan)lar[⁵²⁰⁶] için gayba dair spekülasyon aracı kıldık;[⁵²⁰⁷] ve onlara layık yakıp kavuran[⁵²⁰⁸] bir azap hazırladık;
[5204] Zımnen: Kâhinlerin, medyumların, falcıların söylediği yalan; doğrusu şu ki… (Krş: 37:6-7; 15:16-17.) [5205] es-Semâu’d-dunyâ ile kâinat da kastedilmiş olabilir, “ay altı âlem” de denilen atmosfer içi gök de. Bu takdirde, “kandiller”, yıldızların orada olmasına değil, ışıklarının orada görülmesine hamlolunur. Bunlar meteor olarak da düşünülebilirse de, Sâffât sûresinin 6. âyeti bu ihtimali dışlamaktadır. [5206] Yani, “uzak oldu” kökünden türetilen şeytan isminin de tedai ettirdiği gibi, “hakikatten uzaklaşan, haddini aşan ve en sonunda kendine yabancılaşan insanlar için kullanılır. [5207] Rucûm, tıpkı mahluk mânasına kullanılan halk gibi, mef’ul mânasına mastardır. Gaybî konulara dair spekülasyon, tahmin, zan ifade eder. (Bkz: racmen bi’l-ğayb 18:22.) Kur’an her tür gaybdan haber verme teşebbüsünü şeytanlık olarak mahkûm etmiştir. [5208] Sa‘îr, “tutuşturulmuş, kızgın”. Si’r, “bir şeyin fiyatı”. Zımnen: Cehennem ne kadar ucuz da alınsa yine de pahalıdır: el yakar, yürek yakar. Cennet ne kadar pahalı da alınsa yine de ucuzdur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz, -dünyaya- en yakın göğü kandillerle donattık, bunları şeytanlara ateş taneleri yaptık (ki şeytanlar yüksek melekler topluluğunu dinleyemezler) ve onlara (ahirette) alevli ateş (cehennem) azabı da hazırladık.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz, dünya göğünü ışıklarla donattık Ve onu şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki en yakın olan göğü kandiller ile bezedik ve onları şeytanlar için atılacak şeyler kıldık ve bunlar için alevli ateş azabı hazırladık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz yere en yakın semayı lambalarla donattık. Onları şeytanlara atılan mermiler yaptık. Hem onlara alevli ateş hazırladık. [37, 5-6]
En yakın gök: Yıldız ve gezegenleri vasıtasız olarak görebildiğimiz gökyüzüdür. Onun ötesi ancak araçlar vasıtasıyla görülebilir. Daha ötesi, cihazlar vasıtasıyla bile görülemez. Cin şeytanları yüce gayb âlemini dinleyip, haber çalarak onları dünyadaki yoldaşları kâhin ve falcılara vermek isteyince onlar şihaplarla (alevlerle) kovalanırlar [37,8-10]. Şihaplar meteorlarla ilgili olabilir. Gayb âleminde cereyan eden hadiselere, görünen âlemde alâmet koymak Cenab-ı Allah’ın âdetinde bulunan bir şeydir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz, en yakın göğü lambalarla donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve o(şeyta)nlara da çılgın ateş azabını hazırladık.
Haber çalmak için göğe çıkan cinler, meteor taşlarıyle, ışınlarla karşılaştılar. Artık bu göğü delip ötesine geçmeyi, gayb haberlerini çalmayı başaramadılar. Bir başka tefsîre göre yıldızları şeytânların, zan ve hayallerine göre saçma şeyler söylemelerine vesîle yaptık. Müneccimler (astrologlar) bunlara bakıp birtakım şeyler saçmalarlar.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz semâ-yı dünyâyı kandiller gibi yıldızlarla tezyîn iyledik ve onları şeytânlara recm kıldık ve şeytânlara cehennem 'azâbını da hazırladık.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
En yakın göğü kandillerle (yıldızlarla) süsledik. Orayı şeytanlar için taşlama yeri yaptık[1] ve onlara alevli bir ateş hazırladık.
[1] "En yakın göğü süs ile yıldızlarla süsledik ve her hayırsız şeytandan koruduk. Onlar Mele-i a'lâ'yı dinleyemezler; her taraftan atılırlar. Bu onları uzaklaştırmak içindir. Onlar için sürekli bir azap vardır. Bir an için kulak hırsızlığı yapan olursa onun arkasına, delip geçen bir ateş takılır." (Saffât 37/6-10)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Gerçekten biz, en yakın göğü ışık veren yıldızlarla donattık. Onlarla şeytanların bertaraf edilmesini sağladık. Onlar için bir de çılgın alev azabını hazırladık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz Dünya semâsını(2) kandillerle donattık. Şeytanlar için o kandilleri birer taş yaptık;(3) onlara bir de alevli ateş azabı hazırladık.
(2) Yahut “yakın semâyı.” Bu takdirde Güneş Sistemi veya Samanyolu kastedilmiş olur. Ancak burada yeryüzü sakinlerine yönelik bir “donatma” fiili üzerinde vurgu yapılmış olması daha güçlü bir ihtimal olarak görünüyor.(3) Burada sözü geçen taşların, 15:18’tekilerden farklı olduğu anlaşılıyor. Çünkü orada şihab, burada misbah sözcükleri kullanılmıştır. Gerçi her ikisinin de bildiğimiz göktaşlarıyla yakın bir ilişkisi bulunduğunu düşünmek zordur. Çünkü çoğunluğu kuyrukluyıldız artığından oluşan göktaşlarının içinden Dünyamızın ne zaman geçeceği ve senenin hangi günlerinde göktaşı yağmurlarının izleneceği, büyük ekseriyetiyle bellidir. (15:18’in açıklamasına da bakınız.) Bu konuda bir söz söylemeyi zorlaştıran iki önemli neden vardır: (1) Haberin bir tarafı görünen âlemle ilgili olmasına rağmen, bu konudaki bilgilerimiz daha yeni yeni gelişmekte ve hergün değişmektedir. Meselâ on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar, meteorlar tamamen atmosferik bir olay olarak düşünülüyor ve bunların uzayla bir ilişkisinin olabileceği, kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu. Yirminci yüzyılın başlarında da âlem Samanyolundan ibaret zannediliyordu. Bu bakımdan, konuyla ilgili olarak yapılmış yorumların, ne kadar yaygınlaşmış olursa olsun, büyük çoğunluğuyla, bugünkünden çok farklı bir âlem anlayışının egemen olduğu zamanlardan kalma yorumlar olduğu dikkatten uzak tutulmamalıdır. (2) Bu haberlerin diğer tarafı da gayb âlemleriyle ilgilidir ki, bu konuda, Kur’ân ve Hadisin bildirdiklerinden ötede söyleyecek bir sözümüz olamaz. Fakat Kur’ân ve Hadisin bildirdikleri de çoğu zaman müteşabihat kabilinden olduğu için, yine kesin birşey söylemek mümkün olmuyor. Sonuçta, yapılan yorumlar, meçhulümüz olan birşeyi, yine meçhulümüz olan bir başka şeye kıyaslayarak yapılan yorumlardan ibaret kalıyor ki, kesinlik ifade edemiyor. Yalnız, sınırlayıcı olmamaya özen göstererek şu kadarını söylemekte bir sakınca bulunmasa gerektir: Kendi küçücük dünyasında, küçük kaygıları ve küçük kavgaları içinde boğulmuş olan günümüz insanı, başını kaldırıp da kendi ışıklarının arkasında gizlediği gökkubbenin şu göz kamaştırıcı süslerine bir bakacak ve gerçekte nasıl bir âlem içinde yaşadığını düşünecek olsa, bütün ins ve cin şeytanlarının o kandillerle taşa tutulduğunu ve İlâhî egemenliğin bütün parlaklığıyla gözü önünde belirdiğini görecektir. Diğer yandan, Elmalılı’nın işaret ettiği bir anlam da yabana atılacak gibi değildir: “Şeytanlar için taş” olarak nitelenen bu yıldızlar, “astroloji” adı altında bir “gayb taşlama” âletine dönüşmekte ve “halkı iğfal ve idlâl eden bir şeytanet vesilesi olarak” da kullanılmaktadır. (Hak Dini Kur’ân Dili, c. 7, s. 5208.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve onları şeytanlara ateş taneleri yaptık. O şeytanlar için çılgın ateş azabını da hazırladık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ bezedük yaķın gögi çıraġlar-ıla daħı ķılduķ anları atmaķlar şeyŧānlar içün. daħı yaraķladuķ anlaruñ içün ŧamu 'aźābını.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz bezedük dünyā gögini çerāġlar‐ıla ve anları şeyṭānlara atmaġ‐ıçunyaratduḳ ve anlara yaraḳladuḳ cehennem ‘aẕābını.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun ki, Biz dünya səmasını (yerə ən yaxın olan göyü) qəndillərlə (ulduzlarla) bəzədik, onları şeytanlara atılan mərmilər etdik və onlar (şeytanlar) üçün yandırıb-yaxan alovlu atəş əzabı hazırladıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily We have beatified the world's heaven with lamps, and We have made them missiles for the devils, and for them We have prepared the doom of flame.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And we have, (from of old), adorned the lowest heaven(5561) with Lamps, and We have made such (Lamps) (as) missiles to drive(5562) away the Evil Ones, and have prepared for them the Penalty of the Blazing Fire.
5561 Lowest (or, nearest) heaven: see 37:6. 5562 The phenomenon of the shooting stars has been explained in 15:16-18, notes 1951-54; and in 37. 6-10 and notes thereon. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
زَيَّنَّا
süsle- dik
السَّمَٓاءَ
semasını
الدُّنْيَا
dünya
بِمَصَاب۪يحَ
kandillerle
وَجَعَلْنَاهَا
ve onları kıldık
رُجُوماً
taşlar
لِلشَّيَاط۪ينِ
şeytanlar için
وَاَعْتَدْنَا
ve hazırladık
لَهُمْ
onlara
عَذَابَ
azabını
السَّع۪يرِ
alevli ateş
Andolsun ki Biz dünya semâsını kandillerle (yıldızlarla) süsledik. Onları (gökteki gayb haberlerini dinlemek isteyen) şeytanlar için (atılacak) taşlar yaptık ve o (şeytan)lara (kıyamet günü) alevli ateş azabını hazırladık.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
زَيَّنَ
Fiil-II
ز ي ن
Süsledi
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
مِصْبَاح
İsim
ص ب ح
Kandil
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
رُجُوم
İsim
ر ج م
Taşlar
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
اَعْتَدَ
Fiil-IV
ع ت د
Hazırladı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
سَعِير
İsim
س ع ر
Alevli ateş