close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mulk Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Huve-lleżî ce’ale lekumu-l-arda żelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû min rizkih(i)(s) ve-ileyhi-nnuşûr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O, öyle bir mabuttur ki yeryüzünü, size karşı aşağı gönüllü, münkat ve sakin bir halde yaratmıştır, köşesinde, bucağında dolaşın artık ve yiyin mabudunuzun rızkından ve dönüp gideceğiniz yer, gene onun tapısıdır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren (onu ziraate ve madenciliğe uygun hale getiren) O’dur. Şu halde onun (dünyanın) omuzlarında (her tarafında) yürüyüp gezin (ekip biçin ve kazılara girişin) ve O’nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O’nadır. (Buna göre davranın.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O yeryüzünü rahat yaşayabilmeniz için size sunandır. Artık onun köşe ve bucaklarında gezip dolaşın ve size verdiği her türlü rızıklardan yiyin, ölümden sonra da O'na döneceğinizi bilin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O, size yeryüzünü boyun eğdirendir. İmkânları müsait, rahat ticarî ilişkiler kura-bileceğiniz, özgür, elverişli bölgelerinde seyahat ederek bilgi ve becerilerinizle yeryüzünde istediğiniz gibi tasarruf edin. Allah'ın ihsan ettiği rızık ve servetten pay alın, yeyin. Ölümden önceki vasıflarla diriltilerek O'nun huzuruna varıp hesaba çekileceksiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sizin için yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. O halde onun üzerinde yürüyün ve O'nun rızkından yeyin. Son gidiş O'nadır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde omuzlarında (arz üzerinde) yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O Allah'dır ki, sizin (istifadeniz) için arzı uysal kıldı. O halde, O arzın sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında) yürüyün de Allah'ın rızkından yeyin. Fakat sonunda dönüş O'nadır. (İhsan ettiği nimetlerin şükründen size sorar).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yalnız ve yalnız O’dur, yeri sizin için uysal bir hayvan gibi yapmış. Artık o yerin sırtlarında yürüyün, Allah’ın size verdiği rızıkları yiyin. Diriliş, toplanış ve dönüş O’nadır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, yeryüzünü yaşanmaya elverişli bir yer yapmıştır. Öyleyse onun her tarafını dolaşıp Allah'ın verdiği rızıktan yiyiniz. Dönüşünüzün O'na olacağını unutmayınız.
Besim Atalay
swap_vert close
Yeryüzünü size uygun kılan O'dur, çevresinde geziniz, azığından yiyiniz, yeniden yayılış yine O'na dır!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yeryüzünü sizin (istifadeniz) için yaşamanıza elverişli kılan O'dur. O halde, arzın sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında) yürüyün de O'nun rızkından yararlanın. (Ve unutmayın ki) sonunda diriliş ve dönüş O'na olacaktır.
Cemil Said
swap_vert close
Sizin içün arzı düz ve alçak yaradan odur, etrâf ve civârında geziniz Allâh’ın ihsân itdiği erzâkdan müstefîd olunuz, nihâyet âna rücû’ ideceksiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yeryüzünü sizin için kullanışlı hale getiren O’dur. Üzerinde dolaşın ve Allah’ın rızkından yiyip için; (ama unutmayın ki) dönüş yalnız Allah’adır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.  
 Burada, yeryüzünün insanların faydalanmalarına hazır ve uygun bir durumda yaratıldığını ifade eden bir temsil mevcuttur. Yeryüzü, omuzlarında dolaşılacak bir halde emre âmâde kılındığına göre, artık dünyada insanlara boyun eğmeyecek hiçbir maddi varlık yok demektir. Bu âyet-i kerimede insanlığı ve özellikle müslümanları daima yükselmeye bir teşvik vardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
O ki yeri emriniz altına verdi. Yeryüzünü dolaşın ve onun besinlerinden yeyin. Son dönüş O'nadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O size yeri boyun eğer kıldı. Haydi onun omuzlarında (dağlarında, tepelerinde) yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O Hâlıktır ki o, size Arzı zelûl (munkad) kıldı, haydin, o Arzın omuzlarında yürüyün de o yaradan lâtîfi habîrin rızkından yeyin, onadır fakat nihayet nüşûr
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sizin için yeryüzünü boyun eğdiren (istifadenize veren) O’dur. Yeryüzünü dolaşın ve Allah’ın (sizin için takdir ettiği) rızkın (ız) dan yiyin. Dönüş ancak O’ (nun manevi huzuru) nadır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, yeri, sizin fâidenize, hor (ve müsahhar) kılandır. O halde onun omuzlarında yürüyün. (Allahın) rızkından yeyin. (Fakat şunu dâima hatırlayın ki) son gidiş ancak Onadır (Allâhadır).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O, yeri sizin için itâatkâr kılandır; artık onun omuzlarında (yeryüzünde) yürüyün ve(Allah'ın) rızkından yiyin! Dönüş ise, ancak O'nadır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (Allah’tır) ki, sizin (yaşamanız) için (uzayın derinliklerinde yüzüp gitmekte olan) yerküreyi (tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle emrinize amade kılarak) uysal kıldı (hizmetinize sundu). O hâlde, (rızkınızı temin etmek için) onun (o arzın) sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında huzur ve güven içinde gezip) dolaşın da onun rızkından (yarattığı her türlü gıdadan) yiyin. (Ve unutmayın ki) sonunda dönüş ve diriliş onadır. *
(*) Burada, yerkürenin insanların faydalanmalarına hazır ve yaşam için uygun bir durumda yaratıldığını ifade eden bir temsil mevcuttur. Yerküre, omuzlarında dolaşılacak bir hâlde emre âmâde kılındığına göre, artık yerkürede insanlara boyun eğmeyecek hiçbir maddi varlık yok demektir. Bu âyet-i kerimede insanlığı ve özellikle müslümanları daima öğrenmeye, araştırmaya ve yükselmeye bir teşvik vardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O, yeryüzünü sizin kullanmanız için boyun eğdirmiş, sizde yürünecek yerlerinde (rızkınızı elde etmek için) yürüyün. Yeryüzünün rızıklarından yiyin. Yeniden dirilip toplanma O’nun huzurunda olacak.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yeryüzünü ayaklarınızın altına seren Odur. Öyleyse yerin sırtında dolaşın, Onun azıklarından yiyin. Dönüş ancak Allah’a olacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yeri, üzerinde gezilebilecek bir halde yapan O/dur. Artık yerin ötesinde, berisinde gezin, tozun, Allah/ın verdiği rızktan yiyin. Tekrar dönüş O/nadır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yeryüzünü sizin için boyun eğdiren [zelûlen] O’dur. Öyleyse onun üzerinde yürüyünüz/dolaşınız ve O’nun rızkından yiyiniz. Dönüş ancak O’nadır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. O halde onun omuzlarında (üzerinde) yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Yeniden diriliş O'nadır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Uzayın derinliklerinde yüzüp gitmekte olan her türlü konforla donanmış şuyerküreyi, tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle emrinize amade kılaraksize boyun eğdiren O’dur. Öyleyse, onun omuzları üzerinde huzur ve güven içinde gezip dolaşın ve Allah’ın bahşettiği tertemiz nîmetlerden yiyin için! Yeter ki, şu gerçeği aklınızdan çıkarmayın: Gün gelecek bu nîmetleri terk edecek ve eninde sonunda, yaptıklarınızın hesabını vermek üzere O’nun huzurunda toplanacaksınız!Hal böyleyken, ne cüretle Rabb’inize başkaldırıyorsunuz?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O’dur ki Yer’i sizin için ayakaltına serdi; sırtlarında yürüyün! O’nun rızkından yiyin! Nüşûr / Yeniden Diriltip Yaymalar O’na doğrudur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yeryüzünü tam size göre ayarlamıştır. Dünyayı kıyı bucak dolaşıp Allah'ın nimetlerini görün, çünkü bir gün ona hesap vereceksiniz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi! Onun üzerinde yürüyün! Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak onadır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O, yeri sizin için boyun eğdirmiştir. Her tarafını dolaşıp O’nun (Allah’ın verdiği) rızkından yiyin! Dönüş, yalnızca O’nadır.
Mehmet Türk
swap_vert close
O (Allah) yeryüzünü sadece size boyun eğdirdi.¹ Öyleyse haydi onun omuzla rında² yürüyün³ ve Allah’ın rızkından yiyin. (Sonunda) dönüş Onadır.
1 Zelûl: Uysal, istenildiği gibi çekilip götürülmeye müsâit olan şey, demektir. Yani bu uysallık, hakir ve hor anlamına değil, kolaylık ve uygunluk anlamınadır. Bir şey zelûl olmakla beraber şerefli de olabilir.2 Menakib: Omuz anlamına gelen “menkib”in çoğuludur. Burada kelimenin ikil değil de çoğul kullanılmasından, bunun normal omuz değil de mecâzen, “uysallıkta ve itaatte aşırılık” anlamına geldiği anlaşılmaktadır.3 Bu ifâde iki şekilde anlaşılabilir. a- Onun sınırları içerisinde yürümek. b- Onun üzerinde, bir binit üzerinde gibi yürümek. (Yani yürüyen Arz, onun üzerinde dolaylı olarak yürüyen de biz, olmuş oluruz.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O, yeryüzünü yaşanması kolay bir yer yapmıştır: ¹⁴ öyleyse onun her tarafını dolaşın ve Allah’ın verdiği rızıktan pay almaya çalışın: ama [hiçbir an aklınızdan çıkarmayın ki] yine O’na döneceksiniz.
14 Lafzen, “yeryüzünü size boyun eğdiren (zelûlen) O’dur”: yani, insana bahşettiği zekanın yönetimine teslim eden.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yeryüzünü sizin için yaşamaya elverişli hale getiren ve hizmetinize amade kılan Allah’tır. Öyleyse yeryüzünün dağlarında ovalarında gezin ve rızkından yararlanın ama unutmayın ki sonunda dönüş Allah’adır. 2/29, 7/10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yeryüzünü sizin için emre âmâde kılan O’dur;[⁵²¹⁶] artık onun her tarafını dolaşın[⁵²¹⁷] ve O’nun rızkından nasiplenin: ama O’na döndürüleceğinizi asla (unutmayın)!
[5216] Yeryüzü zillden türetilmiş olan zelîl değil, zullden türetilmiş olan zelûldür. Mesela at zelûl, katır zelîldir. Köpeklerin bir kısmı zeluldür bir kısmı zelil, kurt ne zeluldür ne zelil, tilki sadece zelildir. [5217] Lafzen: “Omuzlarına binin”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yeryüzünü (diğer yaratıklara değil) size boyun eğdiren O’dur. O halde onun (yeryüzünün) omuzunda (üzerinde) yürüyün. (*) Ve Allah’ın rızkından yeyin! (**) Dönüş ancak Onadır.
(*) Her tarafını gezin araştırın -toprak taş maden olsun, bitki olsun, hayvan olsun- diğer yaratıklarını tanıyın, onlardan yararlanmaya çalışın. Fakat gök kubbede olduğu gibi, yeryüzünde de, Rabbinizin eşsiz bir düzen takdir buyurduğunu da görün, o dengeyi bozmayın, yoksa fayda yerine zarar görürsünüz. Çünkü, Rabbiniz, yeryüzünü hizmetinize sunmuştur, size boyun eğer ama zelil değildir, at da sahibine karşı itaatkardır, ufak bir işaretten anlar, fakat zelil değildir. Kullanmasını bilmeyeni dinlemez, silker üzerinden atıverir. (**) Rabbinizin size sunduğu nimetlerden yararlanın, geçiminizi -helal kaynaklardan- sağlayın, birbirinizin hakkını yemeyin. Rabbinizin, yeryüzünde olduğu gibi sizler arasında da, bir denge, adalet düzeni takdir buyurduğunu ve diğer yaratıklardan farklı olarak sizleri yaptıklarınızdan sorumlu tuttuğunu görün ve o adalet düzenini bozmayın. Biliniz ki hayatınız sırf dünya hayatı değildir, aranızda kurduğunuz mahkemelerden yalancı şahitle kurtulabilirsiniz, ama mahşer günü Rabbinizin huzurunda yaptığınız her şeyin hesabını tek tek vereceğinizi unutmayın, çünkü.  
Osman Fırat
swap_vert close
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun omuzları üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O, O'dur ki, sizin için yeri münkat kıldı, artık onun (yeryüzünün) omuzlarında yürüyün ve rızkından yeyin ve dönüş de O'nadır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yeryüzünü size hizmete hazır, uysal bir binek gibi kılan da O'dur. Haydi öyleyse siz de onun omuzları üstünde rahatça dolaşın. O'nun takdir ettiği rızıklardan yiyin, istifade edin. Ama ölümden sonra dirilip O'nun huzuruna çıkacağınızı da bilin.
Yer uysal bir binek gibi insana hizmet ediyor. Omuzlar atın en hassas azasıdır. Binicisinin omuzuna basmasına pek razı olmaz. Arzın, omuzları üzerinde yürünürse, bunun mânası, onda itaat etmeyen hiçbir tarafın kalmadığıdır. Cenab-ı Allah, barındırdığı milyonlarca tür mahlûkata göre küçücük olan bu dünyayı, onların sayılara sığmayan fertlerine hazırlanmış yüzbinlerce çeşit erzak ve ihtiyaç maddeleri ile doldurmuştur. Bu yerküreyi, bir gemi gibi uzay okyanusunda hızla hareket ettirip mevsimlere uğratarak, bahar ve yaz mevsimini, yüz binlerce yiyeceklerle doldurup, her kış erzakı tükenen canlıların, imdadına, erzak gemisi halinde göndermektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O size yeri boyun eğer yaptı. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. (Sonunda) Dönüş O'nadır (size verdiği ni'metlere karşı şükredip etmediğinizi sizden soracak, sizi hesaba çekecektir).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Allâh Te'âlâdır ki arzı sizin içün münkâd, yumuşak kıldı. (Onda istediğiniz gibi hareket idersiniz.) Onun her taraf ve civârında gezin ve yürüyün. Ve Allâh'ın rızkından yiyin. Ve nihâyet O'nun 'indine toplanırsınız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. (Yeryüzünün) omuzlarında dolaşın ve rızkından yiyin. Topraktan çıkış[*] O’nun huzuruna olacaktır..
[*] Yeniden yaratılıp topraktan çıkarak Allah'ın huzurunda toplanma, mahşer günü, hesap günü  
Şaban Piriş
swap_vert close
Yeri sizin için, üzerinde yürüyün ve rızkından yiyin diye alçak kılan O'dur. Dönüş de O'nadır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sırtında dolaşın ve rızkından yiyin diye yeryüzünü sizin için O uysallaştırdı. Dönüş de yine Onadır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O, yeri sizin için boyun eğer yaptı. Haydi, onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızıklarından yiyin. Dönüş O'nadır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol oldur kim ķıldı sizüñ-içün yiri ħor ya'nį muŧį' pes yüriñ ķıranlarında yirüñ yā ŧaġlarında daħı yiñ rūzısinden. daħı andın yaña dur girü dirilmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol Allāhdur size yirleri muṭī‘ eyleyen. Pes yürüñüz ḳırañlarında veyiñüz anuñ rızḳından. Daḫı ‘āḳıbet varmaḳ anuñ ḥażretinedür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yeri (Yer kürəsini) sizə ram edən Odur. Onun qoynunda gəzin, (Allahın) ruzisindən yeyin. Axır dönüş də Onadır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He it is Who hath made the earth subservient unto you, so walk in the paths thereof and eat of His providence. And unto Him will be the resurrection (of the dead).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is He Who has made the earth manageable(5571) for you, so traverse ye through its tracts and enjoy of the Sustenance which He furnishes: but unto Him is the Resurrection.(5572)
5571 Dhalul is used in 2:71 for an animal trained and tractable; here it is used to qualify the earth, and I have translated 'manageable'. Man has managed to make paths through deserts and over mountains; through rivers and seas by means of ships; through the air by means of airways; he has made bridges and tunnels and other means of communication. But this he has only been able to do because Allah has given him the necessary intelligence and has made the earth tractable to that intelligence. 5572 In describing Allah's gifts and mercies and watchful care in this our temporary sojourn on this earth, it is made clear that the ultimate end is the Hereafter. The real Beyond, which is the goal, is the life after the Resurrection.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
هُوَ
O
الَّذ۪ي
O zattır ki
جَعَلَ
kıldı
لَكُمُ
sizin için
الْاَرْضَ
yeryüzünü
ذَلُولاً
boyun eğen
فَامْشُوا
şu hâlde yürüyün
ف۪ي مَنَاكِبِهَا
omuzlarında
وَكُلُوا
ve yiyin
مِنْ رِزْقِه۪ۜ
rızkından
وَاِلَيْهِ
ve O'nadır
النُّشُورُ
diriliş
O, yeryüzünü size boyun eğdirendir. Şu hâlde onun omuzları (üzerin)de yürüyün ve (Allah'ın) rızkından yiyin. Ve (unutmayın ki sonunda kabirlerden) diriliş (ve dönüş) ancak O'nadır.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
ذَلُول
İsim
ذ ل ل
Boyunduruk altında bulunan, boyun eğen
مَشَى
Fiil-I
م ش ي
Yürüdü, gezip dolaştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَنَاكِب
İsim
ن ك ب
Omuzlar
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رِزْق
İsim
ر ز ق
Rızık, yiyecek
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
نُشُور
İsim
ن ش ر
Çıkarma, dirilme, dağılma