O halde bil ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar (ile ilgili günahlar) için mağfiret dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de, duracağınız yeri de bilir.
(İslam’ın insana kazandırdığı ahlaki değerlerden biri de, kulun Rabbine ibadet ve kulluk görevlerini yerine getirmesi, O’nun dini uğruna cihad etmesi, gücü yettiği kadar gayret etmesi, “Üzerime düşeni yaptım” diyerek yaptıklarını asla yeterli görmemesi, tersine daima “Rabbimin benden istediklerini ve üzerimdeki hakkını yerine getiremedim” diye düşünmesi ve her zaman kendi hatalarını itiraf ederek Allah’a, “Sana kullukta yaptığım kusurları bağışla” diye dua etmesidir. İşte bu duygunun özü, Allah’ın mezkûr ayetinde ifade edilmiştir: Bu, Hz. Peygamber’in (s.a.a) gerçekte herhangi bir günah ve hata yaptığını ifade etmez. Aksine en doğru ifadesiyle şöyle denmek istenmektedir: “Rabbine karşı kulluk görevlerini bütün kullardan daha fazla yerine getiren Peygamber’in derecesi, yerine getirdiği görevler karşılığında gönlünden en küçük bir öğünme duygusuna kapılmamasını ve de bütün büyük hizmetleri ve başarılarına rağmen Rabbinin huzurunda kusurlarını itiraf etmesini gerektirir. Bu ayet nedeniyle Hz. Peygamber (s.a.a), Allah’tan sürekli ve çok çok mağfiret dilerdi. Ebu Davud, Nesai ve Müsned-i Ahmed’deki rivayetlere göre Hz. Peygamber (s.a.a), “Ben her gün Allah’tan yüz kere mağfiret diliyorum” buyurmuştur.)