close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muhammed Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fehel yenzurûne illâ-ssâ’ate en te/tiyehum baġte(ten)(s) fekad câe eşrâtuhâ(c) fe-ennâ lehum iżâ câet-hum żikrâhum
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, kıyametin gelmesinden, apansızın başlarına kopuvermesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçekten de alametleri geldi; onlara gelip çatınca ibret almaları neye yarar?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Artık onlar (inkârcılar ve münafıklar, va’ad edilen hezimet) saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun (Mehdiyet ve kıyametin bazı alâmet ve) işaretleri (gerçekten) gelmeye (bile) başlamıştır. Fakat (bu acı ve alçaltıcı an) kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlayacaktır?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yoksa onlar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Oysa onun alametleri gerçekten gelmiştir. Onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Artık onlar, yalnız cezalandırılacakları ânın, kıyametin kopacağı ânın ansızın kendilerine gelmesine mi bakıyorlar? Kıyameti doğuracak şartlar kesinlikle gerçekleşiyor, alâmetleri kesinkes geliyor. Kıyamet gelip çattıktan, felâketle yüz yüze geldikten sonra, ondan ibret almaları neye yarar?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/1; 21/1; 34/52; 53/56-57; 54/1; 89/23.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? İşte onun alametleri gelmiştir. (Kıyamet) kendilerine geldikten sonra öğüt almaları onlara ne yarar verir?
Ali Bulaç
swap_vert close
Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Artık onlar, yalnız o kıyametin kopmasını, onun birdenbire kendilerine gelivermesini bekliyorlar. İşte onun alâmetleri (sayılan ahir zaman Peygamberi) gelmiştir. Fakat o (kıyamet ansızın) başlarına geldiği vakit, anlamaları kendilerine ne fayda verir?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ancak kıyametin aniden kendilerine gelmesini bekliyorlar. İşte kıyametin (ön) şartları çıkmıştır. Kıyamet kendilerine geldikten sonra, artık öğüt almaları nasıl mümkün olur?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Şüphesiz onun geleceği şimdiden haber verilmiştir. Kıyamet koptuğunda, geçmiş günahlarını hatırlamalarının onlara ne faydası olacaktır?
Besim Atalay
swap_vert close
Kıyametin ansızın gelmesini mi beklemekteler? Belgeleri gelmiştir, öğüt almış olmaları o gelince neye yarar?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O (inkârlarında ısrar eden)ler kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları saat kendilerine gelip çatınca öğüt almaları neye yarar?
Cemil Said
swap_vert close
Neye intizâr idiyorlar? Bağteten gelecek olan sâ’ate mi? Zâten o günün ba’zı ’alâmâtı belürdi, lâkin bu haberler ânlara fâide virmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Şüphesiz onun alametleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar (yola gelmek için) kıyamet vaktinin ansızın gelivermesini mi bekliyorlar? Halbuki onun alâmetleri geldi. O gelip çatınca akıllarını başlarına devşirmeleri neye yarar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!  
 Mekke kâfirlerinin kıyametin kopmasını beklemelerini kınayan âyet, kıyametin alâmetlerinin geldiğini hatırlatmaktadır. Hz. Peygamber’in gönderilmesi, ayın ikiye ayrılması gibi olaylar bu cümledendir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Kuşkusuz onun alametleri gelmiş bulunuyor. Onlara gelip çatınca kendilerine gelen mesajın ne yararı olur?
Kuran, son kitap olduğundan dünyanın 2280 tarihinde son bulacağını ön işaretleriyle birlikte bildirmektedir. Bak 20:15; 15:87.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Artık onlar yalnız o saate, onun birdenbire kendilerine gelivermesine bakıyorlar, çünkü işte alâmetleri geldi, fakat o başlarına geldiği vakıt anlamaları kendilerine ne faide verir?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar (kâfirler), kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Şüphesiz onun (kıyametin) alâmetleri (nden olan son peygamber) gelmiştir (ama öğüt almıyorlar. Kıyamet) geldikten sonra, (o anda pişmanlık duyarak) öğüt almanın/îmân etmenin onlara ne faydası olur ki!
Erhan Aktaş
swap_vert close
İlle de o Sa'at'in¹ ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir.² O gelecek olduktan sonra, öğüdü dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?
1- Kıyamet'in kopması. 2- Onun geleceği şimdiden açıklanmıştır. Sa'at'in gelmekte olduğuna dair birçok belirti ortaya çıkmıştır. Örneğin, Kur'an'ın son Kitap olması, nebinin son nebi olması. Özellikle Mekki surelerde söz konusu edilen Kıyamet sahneleri. Diğer bir tespite göre de “sa'at'ten ve onun belirtilerinden” maksat, müşriklerin sonlarının yakın olması, yenileceklerinin belirtileri olarak giderek güç kaybetmeleri; inananların ise giderek güçlenmeleridir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Haalâ onlar o sâatden ve onun kendilerine ansızın geleceğinden başkasını mı bekliyorlar? işte onun alâmetleri gelmişdir, öyleyse bu, onlara geldiği vakit düşünüb ibret almaları kendilerine ne fâide verecek?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Artık (onlar), kıyâmetin ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Hâlbuki onun alâmetleri gerçekten gelmiştir!(1) Fakat (kıyâmet) başlarına geldiği zaman ibret almaları kendilerine ne fayda verir?
(1)“Îman ve teklif (emir ve yasaklara itâatle vazîfeli olmak) ihtiyar (irâdeyle tercîh edebilme)dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsâbaka (yarışma) olduğundan, perdeli ve derin ve tedkīka(araştırmaya) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî (düşünerek görülebilen) mes’eleleri, elbette bedîhî (apaçık)olmaz. Ve herkes ister istemez tasdîk edecek derecede zarûrî (mecbûr edici) olmaz. Tâ ki Ebû Bekir’ler (ra)a‘lâ-yı illiyyîne (en yüksek mertebelere) çıksınlar, Ebû Cehil’ler esfel-i sâfilîne (aşağıların en aşağısına)düşsünler. Eğer ihtiyâr kalmazsa teklîf olamaz. Bu sır ve bu hikmet içindir ki, mu‘cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte (imtihan dünyasında) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet ve eşrât-ı saat (kıyâmet alâmetleri), bir kısım müteşâbihât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın teşbih ve benzetmeli âyetleri) gibi kapalı ve te’villi oluyor (îzâhı gerekiyor). Yalnız, güneşin mağribden (batıdan) çıkması, bedâhet derecesinde (apaçık) olup herkesi tasdîke mecbûr ettiğinden, tevbe kapısı kapanır; o zaman daha tevbe ve îman makbûl olmaz. Çünki Ebû Bekir’ler (ra), Ebû Cehil’ler ile tasdikte berâber olurlar. Hattâ Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmın nüzûlü (inmesi) dahi ve kendisi Îsâ Aleyhisselâm olduğu, nûr-ı îmânın (îmân nûrunun) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.” (Şuâ‘lar, 5. Şuâ‘, 72)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Artık onlar (o bencil arzularına uymuş inkârcılar), kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? Şüphesiz onun işaretleri (kıyamet vaktinin geleceğini açıklayan delilleri) gelmiştir. Fakat kendilerine (o kıyametin işaretleri) geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar? *
(*) Burada (اشراط)’’eşrat’tan’’maksat, kıyametin gerçekleşebileceğini gösteren deliller olabilir. Bkz: Aşağıdaki (التفسير الكبير) ‘’Razı’’ tefsirine ait metne… Ayrıca bu âyette zikri geçen, inkârcıların bilhassa kendi kıyametlerinin kopması manasını anlamak daha makuldür. Bu şartlar, Sûrenin ilk ayetlerinde gösterildiği üzere Muhammed (s.a.v.)’e indirilene iman edip güzel güzel çalışmakta olan mü’minlerin günden güne ilerlemeleri ve ona küfredip Allah yolundan sapan kâfirlerin Mekke’deki şirk devletlerinin günden güne yok oluşunu ve şaşkınlığını anlatan alâmetlerin olması da mümkündür. (Elmalılı)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar, kıyamet saatinin ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar? O kıyamet saatinin şartları oluşup da, başlarına geldiği zaman, onların öğüt almalarının ne önemi olabilir ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onların bekledikleri, azabın birdenbire gelip çatmasından başkası mıdır? İşte onun geleceğini gösteren belirtiler görülüyor. Artık onların uslanmaları ne işe yarıyacak?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar kıyametin ansızın kendilerine gelip çatmasından başka bir şey beklemiyorlar. İşte kıyamet alâmetleri belirdi, onlara kıyamet gelip çatınca ibret alıp tövbe etmeleri neye yarar!
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar kıyametin [es-sâ’at] kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Muhakkak onun şartları oluşmuştur.⁸ Fakat başlarına gelip çatınca öğüt almaları neye yarar?
8 Başta Elmalılı olmak üzere bazı müfessirler bu kıyametin orta kıyamet yani toplumun kıyameti olduğu kanaatindedirler. Müşriklerin sonunun geldiğini, artık şartlarının oluştuğunu, başlarına gelecek büyük bir savaş veya felaketle tarihten silineceklerini beyan etmektedir. Biz de aynı kanaatteyiz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Artık onlar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? Şüphesiz onun işaretleri gelmiştir. Fakat (uyarıldıkları kıyamet) kendilerine geldikten sonra (hakikati) anlayıp düşünmeleri onlara ne fayda sağlar?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yoksa onlar, hiç farkında olmadıkları bir anda, ölüm meleğinin karşılarına dikilmesini veya kıyâmetin ansızın kopmasını mı bekliyorlar? Zaten onun bazı belirtileri gelmiş bulunuyor. İşte bu Kur’an, kıyâmetin gerçekleşeceğinin en büyük işâretlerinden biridir. Öyleyse, gelin iş işten geçmeden tövbe edip Rabb’inize yönelin! Çünkü Son Saat gelip çattıktan sonra, günahkârların gecikmiş pişmanlıkları kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Saat’in onlara ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Kesinlikle onun şartları geldi. Onlara kendi hatırlatmaları geldiği zaman artık nerede, onlar için öğüt almak!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba bunlar, felaketin birden bastırmasını mı bekliyorlar? Aslında şartlar oluşmuştur, ama beklenen başa gelince neye yarar ki...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler kıyametin ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak kıyametin işaretleri gelmiştir. Ancak onlar işaretleri görmek istemiyorlar. Kıyamet başlarına geldiğinde pişmanlıkları hiçbir işe yaramayacak. Bilmiyorlar mı? Her insanın kendi kıyameti kendi ölümünden ibarettir. O gün gelince dünya hayatı son bulur. Elbet dünyanın sonu olan kıyamet günü de gelecektir. O gün insanların tümümün hayatı sona erecektir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar, o (Son) Saat’in ansızın kendilerine gelmesinden başka ne bekliyorlar ki! [*]Elbette onun alâmetleri gelmiştir. [*] Kendilerine gelip çatınca (gerçeği) hatırlamaları neye yarar! [*]
Son Saat’in ansızın geleceğiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:187; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; ‘Ankebût 29:53; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66.,Geldiği bildirilen alametler “Hz. Muhammed”, “Kur’an” veya “Hz. Muhammed’den önceki son peygamber Hz. İsa” olabilir. Bu cümle Son Saat’in yani kıyametin bütün alametlerinin gelip bittiğini belirtmektedir ki ansızın gelecek olan bir olayın artık alameti olamaz.,Benzer mesajlar: Nisâ 4:18; En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe’ 34:52; Mü’min 40:85; Duhân 44:13.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (kâfirler) farkında değillerken işaretleri beliren¹ kıyamet gününün, kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Fakat o gün kendilerine geldikten sonra, anlamalarının onlara hiç yararı olur mu?
1 Eşrat: “Şarat”ın çoğulu olarak “alâmetler demektir.” Bu alametlerin başında Âhir zaman Peygamberi Hz Muhammed (s.a.v.)’in gönderilişi ve Kur’an mucizesi, ayın yarılması, isra ve diğer mucizeler vardır. Kâfirler, böyle alâmetler geldiği halde iman etmediler. Demek ki o kıyametin bilfiil başlarına birdenbire gelivermesini bekliyorlar. Bu âyette zikri geçen, kâfirlerin bilhassa kendi kıyametlerinin kopması manasını anlamak daha makuldür. Bu şartlar, Sûrenin ilk ayetlerinde gösterildiği üzere Muhammed (s.a.v.)’e indirilene iman edip güzel güzel çalışmakta olan mü’minlerin günden güne ilerlemeleri ve ona küfredip Allah yolundan sapan kâfirlerin Mekke’deki şirk devletlerinin günden güne yok oluşunu ve şaşkınlığını anlatan alâmetlerin olması da mümkündür. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Öyleyse onlar, [kalpleri mühürlenmiş olanlar,] Son Saati mi bekliyorlar, onun ansızın gelmesini mi? Şüphesiz o(nun geleceği) şimdiden haber verilmiştir! ²² O bir kez başlarına geldikten sonra, [geçmiş günahlarını] hatırlamalarının onlara ne faydası olacak? ²³
22 Lafzen, “onun işaretleri şimdiden gelmiştir”: Son Saat’in kaçınılmazlığı ile ilgili bir çok Kur’ânî habere ve aynı zamanda, her önyargısız zihnin, bütün mahlukatın maddî anlamdaki gelip-geçiciliğini görmesini sağlayan açıklığa işaret.23 Yani, “Son Saat gelip çattığında, günah işlediklerinin farkına varmaları ve gecikmiş pişmanlıkları onlara ne fayda sağlayacaktır?”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şimdi onlar, başlarına ansızın o saatin bu dünyanın sonunun geleceğinden başka neyi bekliyorlar? Oysa onun tüm şartları ortada görüp duruyorlar. Fakat kaçınılmaz o son saat başlarına gelip çattığı zaman gerçeği anlamış olmalarının onlara ne faydası olacak? 7/187, 23/99...108
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şimdi onlar, (hesaplaşma) saatinin ansızın gelip kendilerini bulmasından başka bir şey mi bekliyorlar?[⁴⁵⁶⁰] Doğrusu, işte onun tüm alametleri gelmiş bulunuyor: Hal böyleyken, o geldikten sonra ders çıkarmak onlara nasıl bir yarar sağlar?
[4560] Buradaki es-sâah, muhtemelen âhiretin Son Saati değil, müşriklerin defterini dürecek “hesap kesme saati” kastedilmiş olsa gerektir. Nitekim sûredeki üslup değişiminden, sûrenin iniş zamanının Muhammedi davette bir dönüm noktası teşkil ettiğini anlıyoruz. Bu âyetlerin inişinin üzerinden çok geçmeden gerçekleşen Bedir savaşı, âyetteki tehdidi doğrulayacaktır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O kâfirler hala, kıyamet saatının ansızın kendilerine gelip çatmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Kuşkusuz onun alametleri belirmiştir.(Cenab-ı Hak insanlara son Peygamber’ini göndermiş, imana gelmeleri sâlih ameller işlemeleri için son bir imkan tanımıştır) O saat geldiğinde pişman olup, tevbeye koşmaları hiçbir yarar sağlar mı ?
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun (kıyametin kopacağının) işaretleri gelmiştir, (Kıyamet koptuğunda) kendilerine gelen öğüt ne fayda verecek?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar, Kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şeye muntazır bulunmuyorlar. İşte muhakkak ki, onun alâmetleri gelmiştir. Artık onlara geldiği vakit düşünmeleri (anlamaları) kendilerine ne faide verecektir?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yoksa onlar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi gözlüyorlar? Zaten alâmetleri geldi bile! Ama kıyamet gelip çattıktan sonra, ibret almaları neye yarar ki! [53, 56-57; 54, 1; 16, 1; 21, 1; 89, 23; 34, 52]
Kur’ân’ın mûcizeli beyanı, Hz. Peygamberin tertemiz hayatı ve eğittiği ashabı ile sürdürdükleri yaşama tarzı ortada iken, hâlâ iman etmeyen kimsenin beklediği tek şey kıyamettir. Kıyametin başlıca alâmeti, âhir zaman Peygamberinin gelmesidir. Nitekim o, şehadet ve orta parmağını göstererek: “Benimle kıyametin durumu, bunların yakınlığı gibidir.” buyurmuştur. Maksat, kendisinden sonra kıyamete kadar başka bir peygamber gelmeyeceğini bildirmektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(İnanmayanlar) İlle (helak edilecekleri) sa'atin ansızın kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları sa'at kendilerine geldikten sonra artık öğüt almaları nereden mümkün olsun?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Kureyş'in müşrikleri), kıyâmetin üzerlerine bağteten gelmesine mi intizâr iderler? O kıyâmetin eşrâtı ('alâmetleri) gelmişdir. O geldiği zamân onların mütenebbih olub tevbelerinde ne fâide olur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlar kıyamet saatinin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Onun bütün şartları ortadadır. O gelince, akıllarını başlarına alsalar neye yarar?
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmiştir. Kendilerine geldiği zaman nasıl öğüt alacaklar?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kıyametin âniden başlarına gelmesinden başka birşey mi bekliyorlar? Onun alâmetleri şimdiden gelmiştir. Kıyamet koptuğunda ibret almaları neye yarar?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden başka neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmiştir. O onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar?!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes hįç güyerler mi illā ķıyāmete kim gele anlara añsuzda pes bayıķ geldi 'alāmetleri. pes nitedür anlaruñ ķaçan geldi anlara ögütlenmekleri?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar muntaẓır olmazlar, illā ḳıyāmet gelmegine ‘alā ġafleti. Taḥḳīḳgelüpdür ḳıyāmet ‘alāmetleri. Pes nice olur ḥālleri kendülere ögüt virilen nes‐ne geldükde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar (kafirlər) ancaq o saatın (qiyamət saatının) qəfildən başlarının üstünü almasınımı gözləyirlər? Onun əlamətləri artıq gəlmişdir. (Qiyamət saatı) onlara gəlib yetişdiyi zaman ibrət almaları (peşman olub tövbə etmələri) onlara nə fayda verər?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Await they aught save the Hour, that it should come upon them unawares? And the beginnings thereof have already come. But how, when it hath come upon them, can they take their warning?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Do they then only wait(4839) for the Hour,- that it should come on them of a sudden? But already have come some tokens(4840) thereof, and when it (actually) is on them, how can they benefit then by their admonition?
4839 Cf. 43:66, and n. 4665. 4840 The sands of time are always running, and when a wrong is done, the time for its punishment is approaching every moment. No one should therefore wait. The time for repentance is Now at any given time. When the punishment comes, it is too late for repentance, and all admonition would be useless. Looking to the particular time when this Surah was revealed, viz., about a year after the Hijrah, already there were Signs that the plans of the Pagans to crush Islam were crumbling to pieces. The Hijrah showed how much good will there was in Madinah for the Prophet of Allah, and how many people from Makkah adhered to him. The battle of Badr showed that they could hold their own against odds of three to one.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَهَلْ يَنْظُرُونَ
artık bekliyorlar mı
اِلَّا
ancak
السَّاعَةَ
saatin
اَنْ تَاْتِيَهُمْ
kendilerine gelmesini
بَغْتَةًۚ
ansızın
فَقَدْ
andol- sun ki
جَٓاءَ
geldi
اَشْرَاطُهَاۚ
alâmetleri
فَاَنّٰى
fakat nerede
لَهُمْ
onlar için
اِذَا
o za-man
جَٓاءَتْهُمْ
onlara geldi
ذِكْرٰيهُمْ
hatırlamaları
O (nefislerinin arzu ve isteklerine tabi ola)nlar, (kıyamet) saatin(in) ansızın kendilerine gelip çatmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Andolsun ki onun alâmetleri (belirmeye başlayıp) gelmiştir. Fakat (ölüm) kendilerine geldiği zaman (bu uyarı ve ikazlarımızı) hatırlamaları neye yarar!
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
بَغْتَة
İsim
ب غ ت
Ansızın
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اَشْرَاط
İsim
ش ر ط
Alâmetler
اَنَّى
İsim
ا ن ي
Nasıl, nereden, nerede, ne (fayda)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
ذِكْرٰى
İsim
ذ ك ر
Hatırlama, zikir, ihtar, öğüt, nasihat, uyarı, anma